Artık biliyoruz erkin neler yapabileceğini menfaati uğruna; kimleri ve neleri sınırsızca feda edebileceğini de. Neyseki tarih kitapları ne kadar tarafsız yazamazsada yazdıklarını, muhtemelen daha çok edebi cümlelerden kaçındıkları için olacak, her şey neredeyse apaçık. Milliyetlerini övdükleri düzeyde aşağılıklar, pohpohladıkları düzeyde krallarını ve katı kurallarını, kahramanlarını ki öldürmekten ve ileri düzeyde silah kullanmayı bildiklerinden başka hiç bir şey bilmiyorlar. Kangölleri üstüne ve cesetlerinin tam olarak kime ait olduğu bilinmeyen yığınlar üzerine kurulu ülkelerin en modern çağını yaşıyoruz şu an, yani sonu, sona en yakın zamanları kaçınılmaz olarak. Her nefes alışımız bir önceki çağda verilen kurbanlardan çalıntı, bunu tarih kitapları ve çoğunluğu gizli yapılmış uluslararası antlaşmalar söylüyor dolaylı olarak çoğunlukla dolaysız. Dertsiz tasasızmışız gibi ve kapkara vicdanlara sahip kapkara cahiller gibi günü ve yarını har vurup harman savururcasına yaşamaya tahammül edemedikçe en basitiyle yaşamayı beceremiyoruz ve tükeniyoruz, mürekkep ve terebentin soluyorak, tualin ve saman kağıtlarının huzurunda, giderek daha da huzursuz, kusursuz bir şeyler umarak renklerden ve kelimelerden...