Okurken, özellikle sonlara doğru gözyaşlarımı tutamadığım bir kitapti. Cok guzeldi, ama tekrar okuyacak cesaretim ne yazik ki yok. Gayet akici bir dille, ustalikla yazilmış.
Bir masal düşünün, masal gibi ama bizim zamanımızı anlatan bir masal. Etrafımızda olan duman adamlar ve akıp giden bir zaman. Hepimiz Beppo ya da Gigi kadar şanslı değiliz, karşımiza Momo çıkmayabilir ama içimizdeki saat çiçeklerini koruyabiliriz.
Kısaca güzel ve anlamlı bir kitaptı, beni çok etkiledi.
Duman adamlara dikkat
Biraz önce okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Hem sevdim hem de sevemedim. Şoyle soyleyim; herkesin birbirine saygili oldugu kuzular donemi hem iyi hem sagliksizdi. Tabi bu noktada yazar iyi bitirdi kitabi. Ne kuzu ne kurt biz insaniz dedi. Burayi begendim ama gelelim begenmedigim kisima.
Yazar, 3. Bir iradeden bahsediyordu. Yaptıranın iradesi. Belki doğrudur ama örneği doğru bulmadım. Tecavüz örneğine geleyim. Bir kişi bir kadına tecavüz ettiği zaman bunda kadınında iradesi oldugunu soyledi. Yani tecavuz olayini dolayli olarak kadinin da az da olsa neden oldugunu belirtmiş. Asla dogru bulmuyorum. Ya biz ne haberler okuduk. Agaca, hayvana tecavuz edeni gorduk. O yüzden bu kısım sevmediğim kisimdi.
Sadece bir elestiri, yanlış bir şey yazdıysam affola.
Çok güzel bir kitaptı ve oldukça eğlenceli︎ Gilderoy Lockart'ın olduğu yerler özellikle aşırı komikti. Çok beğendim.
Bize aslında kim olduğumuzu gösteren şey, yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir.
En sevdiğim öykü Viyolonsel oldu. Diğer öyküler ise, insanı üzerinde düşünmeye sevk eden anlamlı öykülerdi. Severek okudum.
Ve öyle şeyler çalıyordu ki adaşım, onları anlatmaya bizim kullandığımız kelimelerin takati yoktur. Bazan okşayan, ısıtan bir sabah güneşiydi... Fakat derhal yüzümüzü yırtan, gözümüzü kör eden, içindeki ateşleri kum tanesi gibi etrafa saçan bir çöl fırtınası oluyor, yahut bağrımıza işleyen bir bıçak haline geliyordu.
Kitabın içerisinde altı çizilecek öyle güzel cümleler var ki hepsini buraya eklemem biraz zor olur. ︎