Nuray Durmuş profil resmi
188 okur puanı
19 Ara 2015 tarihinde katıldı.
  • Olabildiğince spoiler vermemeye çalışarak, öncelikle kitabın konusundan azıcık bahsetmek istiyorum.
    Harry Rawlins soygun ekibinin başı. Yıllardır soygun yaparak pahalı sanat eserleri, gümüş eşyalar ve mücevher üzerine uzmanlaşmış. Dostları tarafından oldukça sevilir ama işe sıra gelince ölümcül bir düşman. Şimdiye dek polise yakalanmamış fakat Müfettiş Resnick, Rawlins'i yakalamayı her şeyin önüne koymuş, kafasına takmış, yıllardır peşine koşsa bile hep eli boş geri dönmüş, acınacak hale gelip bir de üstüne Rawlins tarafından iftiraya uğrayınca iş hayatı da tehlikeye girmiş zavallı bir polis. Kitabın başında belirtildiği gibi, soyguna giderlerken Rawlins ve ekibi hayatlarını kaybetse de, Müfettiş Resnick bir hayaletin peşinde koşarak, kapanmamış dosyaları aydınlatmak, Rawlins'i çözülememiş düzinelerce soygundan sorumlu olduğunu ispatlamak amacıyla bu sefer Rawlins'in dul karısı Dolly'nin peşinde düşer. Resnick'in saçmaca davranışları, çizgiyi aşıp Rawlins olayına olan takıntısı yüzünden kendi sonunu da getirdiğinin farkında değildir ama işi çözmekte kararlı. Diğer taraftan dul kadınlar da eşlerinin ileriki tarihlerde soymak istedikleri yerleri öğrenip, her ihtimali hesaba katıp kusursuz soygunu planlayarak, kocalarının başladığı işi bitirmek amacıyla üç dul kendi aralarında anlaşır.

    Bazı kitaplarda ve filmlerde soygun senaryoları belli bir amaç için yapılır. İşte bu yüzden bir çoğumuz filmlerde ve kitaplarda yasadışı adamlara-kadınlara ilgi duyar onları destekleriz. Örneğin benim soygun planları yapan dul kadınlara ilgi duyup onları desteklemem gibi.

    Dul Kadınlar, oldukça heyecanlı, sırf fazla detaya girip o heyecanı yaratmak için saçma sapan uzatmalara girip okuyucuyu bıktırmayan, duygudan duyguya sürükleyip bir sonraki hamleyi düşündüren, zekâ dolu hamlelerin olduğu eşsiz bir kurguya sahipti. Hatta ara ara gülümsetti beni. Kitap bitti bitmesine ama ben herbir karakteri tek tek özleyeceğim.
  • Dr. John Montague, birkaç yıldır sürdürdüğü araştırmalar sonucunda psişik fenomenlerle ilgili ürettiği bazı teorileri sınama fırsatını değerlendirmek amacıyla Tepedeki Ev'i kiralar. Çünkü Tepedeki Ev'i kiralayan kişiler, birkaç gün kaldıktan sonra apar topar çıkmış, bu evin perili olduğunu iddia etmişlerdir. Dr. John Montagur, araştırmalarını bilimsellikten tamamen uzak tutarak, 'perili' olarak bilinen evdeki psişik hareketlerin etkilerini ve sebeplerini yazarak akademik bir ünvan kazanacağını düşünür.

    Bu tarz kitaplarda istenilen atmosferi yaratmak çok zordur elbette, Shirley Jackson Tepedeki Ev'de unutulmaz bir mekân kurgulamış. Hatta uzun zaman geçse, aklımdan çıkmayacak şekilde. Ev gizemli ve ürkütücü. Tanımlanamayan davranışlar, derinden gelen fısıltılar, geceleri meydana gelen anlaşılamayan olaylar, çocuk odasının diğer odalardan çok soğuk olması, bir şeyin kapılara vurması, ahşap kapıların titreyip sarsılması, nerden geldiği belli olmayan hafif ve delice bir gülüş, kısık sesle atılmış bir kahkaha vs.
    Kitap kısa yani sayfa sayısı az ama yoğun, yoğun fakat boğucu da değil. Kıvam çok iyi ayarlanmış. Ayrıca her karakterin iç dünyasına ışık tutmuş yazar. Bir de inandırıcılık yönünden oldukça başarılı. Havada süzülmek yerine, toprağa tüm ağırlığıyla basan bir hikâyesi var kitabın. Filmini yıllar önce izleyip pek sevmesem de tekrar izlemeyi düşünüyorum...
  • Son dönemde okuduğum en güzel psikolojik gerilimdi. Kitaba başladığım andan itibaren heyecanla cevirdim sayfaları. İlk sayfadan itibaren sırlarla dolu bir geçitten geçerek olayın merkezine dalıp birçok sorularla karşılaştım. Kitaptaki karakterlerin her birinin bir sırrı var. Dışarıdan bakınca mükemmel hayatları var ancak her şey yalan. Kitap iki karakterin ağzından anlatılıyor. Biri sosyal medyaya fena halde takmış durumda. Bir yandan evlatlık verdiği kızının tüm yaşamını takip ederken, diğer yandan da sahte hesaplar açarak bazı insanların yaşamlarını takip ediyor. Ne kadar şanslı olduklarını düşünüp onların hayatlarına imreniyor. Gerçi ülkemizde buna benzer davranışta bulunan birçok kişi var. Bana hiç yabancı gelmedi, şaşırmadım da. Her zaman iyi giyimli, hep gülümseyen, kahkaha atan, mutlu olan mükemmel insanlar var sosyal medyada. Hep bunu derim; resimler yalan söyler Gerçek değillerdir. Sadece bizim görmemize izin verilen şeyler. Ya o paylaşımların arkasındaki gerçekler. Aslında birçoğu palavra. Paylaşılan her şey çok renkli ve canlı çünkü çoğu insan yalnızca en keyif aldıkları anları paylaşıyor, ehh haliyle bu da o insanların hayatlarına imrenerek bakmamıza neden oluyor. Instaface'de hava her zaman güneşli, her ne kadar bu yapay bir güneş olsa da. Diğer karakter de çok güzel, çok zengin, yakışıklı bir kocası ve mükemmel hayatı var. Görünüşte tabi. Kitapta bir de sorunlu bir kız çocuğu var. Bir anne olarak ben o kadar sabırlı davranabilir miydim buna cevabım yok. ..
    Kitabı okurken filmi çekilse ne iyi olurdu diye birkaç kez içimden geçirmedim değil. İyi bir yönetmenle gişe rekoru kırabilecek bir kurgusu var. Kitap bir de olaylar üzerinden değil de karakterlerin iç dünyası üzerinden akıp gittiği için onların tüm hislerine ortak oluyorsunuz...
    Herkesin bildiği gibi, psikolojik gerimlerde tansiyon hat safhadadır. Öyle kanlı sahnelerin olduğu, yerinizden sizi hoplatıp korkutan sahneler olmaz. Psikolojik gerilimin nasıl bir şey olduğuna dair sağlam bir örnektir bu kitap. Yıllar önce bu tarz kitaplardan uzak dururdum, son zamanlarda müptelası oldum. Yaş ilerleyince zevklerde değişiyor galiba...
  • Kitap ilk satışa çıkınca hiç ilgimi çekmemişti. Hatta arka kapak yazısını bile okuma gereği duymamıştım. Kitabın merak uyandırmayan bir ismi var bence. Kapağı da aynı şekilde. Bir arkadaş ısrarla al oku diyene kadar da asla almayı düşünmüyordum. Kitaba başlar başlamaz daha ilk satırlarda adeta bir ahtapot misali, uzun kollarıyla beni sarıp kolayca vantuzlarına yapıştırıp beni kendine esir edeceğini hiç tahmin etmemiştim.
    Örneğin bir eski sandığı gözünüzün önüne getirin. Kırık dökük. Ama sandığı açınca en parlak hazineler çıkar, gözlerinize inanmaz şaşar kalırsınız ya; işte ben de kitabın kapağını açınca aynı duyguları yaşadım. İnanılmaz sürükleyici inanılmaz akıcı bir kitapla karşılaştım. Müthiş keyifli bir hafta sonu geçirdim kendisiyle. Şöyle bi başlayayım sevmezsem yarım bırakırım diye düşünüp, kafamı kaldırınca 135.sayfada olduğumu fark ettim. İlk sayfadan başlayan olaylar sel olup kattı beni önüne. Uzun süre toprak altında kalmış bir bitkinin ilk kıpırtıları gibi merak duygusu uyanmaya başladı içimde. Serin ve tatlı, adeta dondurma yermiş gibi kayarak akıp gitti tüm kelimeler. Yazar, polisiye gerilimi harmanlayıp adeta altın tepsiyle sunmuş önümüze.
    Bazı kitaplar vardır, okuduktan sonra özleyip, yeniden okuma arzusu duyduğunuz. Kızıl Kobra'da özlenecek, ara ara yeniden okumak isteyeceğiz kitaplardan. Yazarın diğer kitaplarını merakla bekliyor olacağım.
  • 23 yaşında şişman ve çirkin bir kadın olan Olive, annesiyle kız kardeşini küçük parçalar halinde doğramış ve bu parçaları mutfak döşemesine yayarak kanlı bir soyut tasarım oluşturmuştur. Sonra polisi aramış, olay yerine çağırmış ve avukat istemediğini belirterek mahkemede savunmayı reddetmiştir. Peki neden? Neden hafifletici sebepler öne sürerek cezasında indirim yapılmasını istememiştir. Suçu kendi mi işlemiştir yoksa birini mi korumuştur? Üstelik bazı kişilerin gözünde hantal, mizah duygusundan yoksun, son derece itici, mutsuz, sevgisiz, hiç gülmeyen ve çirkin bir kadındır.

    Kitap, bir yandan insanların psikolojisine ve toplumsal yaşam üzerindeki sonuçlarına odaklanarak diğer yandan da -bu kısma kesinlikle katılıyorum, birçok kişi ne yazık ki bu düşüncede - güzel insanların her yönüyle güzel olduklarını, çirkin insanların da her yönüyle çirkin olduklarını, zenginler yasalara uyma, cömert ve nazik olma lüksüne sahipken, yoksullar ve çirkinler bazı suçları işlemeye daha meyilli olduklarını belirtiyor.

    Heykeltıraş tam bi polisiye örneği. Polisiye kitapta olması gereken her şey bu kitapta var. Suç, gizem, merak, cinayete kurban giden maktul veya maktuller, olayı araştıran kişi( illâ polis olmak zorunda değildir), suçlunun psikolojik yapısı ve suçu neden işlediği, suçlunun kurbanla olan ilişkisi vs. Bunlara ek olarak bizlerde olayı araştıran kişiye eşlik ediyor, akıl yürütüp birtakım sonuçlar elde ediyor, olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyoruz.

    İnsanda devam etme arzusu uyandıran, son sayfaya kadar birçok tahminde bulunduğunuz, kısacası türünün özelliklerini başarıyla yansıtan bir romandı Heykeltıraş. Karakterler o kadar muazzam anlatılmış ki. Herbir karakterin kendine has konuşma biçimleri ve tavırları var. Sanki yanıbaşınızda, sizinle aynı masada, aynı koltukta, aynı hücrede. Çok ama çok beğendim. Yazarın diğer kitaplarını da bir an evvel okuma arzusu uyandırdı Heykeltıraş.
188 okur puanı
19 Ara 2015 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 217 kitap

  • Dul Kadınlar
  • Tepedeki Ev
  • Sakın Unutma
  • Kızıl Kobra
  • Heykeltıraş
  • Tekvin
  • Psikopati
  • Petekgözlü Adam
  • Deniz Katedrali
  • Ölü Oyuncaklar Yazı

Okuyacağı kitaplar 2 kitap

  • Casuslar Kitabı
  • Tebeşir Kız

Kütüphanesindekiler 220 kitap

  • Dul Kadınlar
  • Tepedeki Ev
  • Sakın Unutma
  • Kızıl Kobra
  • Heykeltıraş
  • Tekvin
  • İnce Memed
  • Psikopati
  • Petekgözlü Adam
  • Deniz Katedrali

Beğendiği kitaplar 150 kitap

  • Diriliş
  • Lanetli Topraklar
  • Monte Cristo Kontu
  • Kefaret
  • Çıkış
  • Uyuyan Güzeller
  • Kimse Sağ Çıkmayacak
  • Dürtü
  • Sessiz Kalma!
  • Gizli Tarih