Yaşam tarzı feminizm, ne kadar kadın varsa feminizmin o kadar biçimi olabileceği fikrine kapı açıyor. Bir anda feminizmin politika içeriği yavaş yavaş boşaltılmaya başlandı. Dahası, siyasi görüşü her ne olursa olsun, ister muhafazakâr ister liberal her kadının, feminizmi kendi yaşam tarzı içine yerleştirebileceği varsayımı hızla kabul gördü. Bu bakış elbette feminizmi daha kabul edilebilir kıldı; zira altında, kadınların kendilerini ya da kültürü temelden sorgulamadan veya değiştirmeden feminist olabilecekleri düşüncesi yatıyordu. Örneğin, kürtaj meselesini ele alalım. Eğer feminizm cinsiyetçi baskıyı sona erdirmeyi amaçlayan bir hareket ise ve kadını üremeye ilişkin karar haklarından mahrum bırakmak da cinsiyetçi baskı biçimlerinden biriyse, demek ki kişi hem kürtaj yaptırmayı tercih etmeyeceği hususunda ısrar etmekle beraber kadınların kürtajı tercih etme hakkını savunabilir ve hâlâ feminist politikanın savunucusudur.
Oysa biz beyni tuzla buz etmeden önce kusursuz bir hale getiririz. Eski despotluklar, 'şunu yapacaksınız, bunu yapmayacaksınız.' Diye buyuruyordu. Totaliterler,'şöyle yapacaksın,böyle yapacaksın' diye dayatıyorlardı. Biz ise,insanlara, 'sen aslında şunun,aslında şöyle düşünüyorsun, şuna inanıyorsun' diye bastırıyoruz.
Bizim geçmişteki zorbalardan farklı olduğumuzu söylemedim mi sana? Biz zoraki boyun eğilmesinden de, kölece boyun eğilmesinden de hoşlanmayız. Bize özgür iradenle teslim olmalısın. Biz, sapkınları bize direniyor diye yok etmeyiz;direndikleri sürece asla yok etmeyiz. İnançlarından döndürür, kafalarının içini ele geçirip yeniden biçimlendiririz. İçlerindeki tüm kötülükleri, tüm yanılgıları silip atar, lafta değil, canıgönülden saflarımıza katılmalarını sağlarız . Öldürmeden önce bizden biri yaparız. Ne kadar gizli ve güçsüz olursa olsun hiçbir yanlış düşüncenin bu dünyada barınmasına katlanamayız. Ölüm anında bile herhangi bir sapmaya izin vermeyiz.