• Nurettin Topçu, komünizmle ilgili tüm görüşlerini, Ahlâk Nizamı başlıklı eserinde toplamıştır. Ahlâk Nizamı, yazılış itibariyle hayli ilginç bir eserdir ve dört bölümdür. Hatırlanacağı gibi Kavgam isimli eserinde Nasyonal Sosyalizm'i anlatan Adolf Hitler de, kitabını dört bölüme ayırmıştır. Bu iki kitabın arasındaki temel benzerlik bölüm sayısından kaynaklanmamaktadır kuşkusuz. Hitler, Kavgam'ı, "Doktrin, Nasyonal Sosyalist Hareket, Komünistlere Karşı Harp ve Yahudilerin Devletleri Birbirine Düşürmesi Taktiği" alt başlıklarına bölmüştü. Topçu da, Ahlâk Nizamı'nı, kendisi farklı başlıklar kullansa bile aynı mantık eşliğinde yazmıştır. İlk bölümde düzen eleştirileri ve doktrinini tanımlayan Topçu, ikinci bölümde Müslüman Anadolu Sosyalizmi'nin yapı taşlarını gündeme getiriyor, soyuttan somuta iniyor. Kitabın üçüncü bölümü Yahudilere ayrılırken son bölümde komünizme karşı verilecek savaşın ayrıntılarına giriliyor. Topçu'nun Hitler ve Mussolini sempatisi hatırlanıldığında, eserin bölümlenmesi sırasında, sadece tesadüflerin devreye girdiğini söyleyebilmek zorlaşıyor.
  • Cihadımız fikir ve ruh cephesinde ahlak ve iman cephesinde yapılacaktır. Bunu yapacak olanlar bütün memleket gençliği değil neslin hassa askerleridir.
  • 243 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Isyan Ahlaki, insani boyunduruk altina alan her turlu dusunce, davranış, orf adet gibi olumsuzluga iten ferdi ve sosyal baskilara baskaldiri icin yazilmisn, isyan ismi de burdan esinlenmistir. Sahsiyet egitiminee onem veren yazarimiz insanlari uzun yillar determinizm yoktur veya insanlar kati bir determinzm icindedir diyerek cuzi iradeyi i disarda birakaran filozoflarin tezlerinin eksikliklerini anlatmistir.Pek cok ahlak filozfunun da bahsesildigi kitap da iman, inanc , mistiklik, sanat, irade gibi kavramlari da gorusleri doğrultusunda irdelemistir. Sonuc olarak ahlakin icsel bir inkilaba tabi tutulmasi gerektigini davranıştan niyete kadar insanin kendisini tanimaya calismasini, iradesini disarda birakan her turlu ideolojiye isyan etmesini tavsiye etmistir.
  • Âlem, üç şeyin mecmuundan ibarettir: Varlık, düşünce ve hareket.

    Bunların hepsini kendinde toplayan insan, üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatın, hayrın ve güzelliğin.

    İnsan ruhunda bu üç şeye götüren üç yeti vardır: Zeka, duygu ve irade.

    Zeka üç yerde kullanılır: Kazanmada, hilede, ilimde.

    Duygunun üç dünyası vardır: Sanat, rüya ve sevda.

    İrade, üç âleme sığınma kudretidir: Hemcinsine, kendi samimiyetine ve Allah’a.

    Bu üç yetinin birlikte ve ahenkli olarak barındığı kalp, üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin ve imanın.

    Üç şeyi sevmeyen ruh, ölü odaları gibi karanlıktır: Çocuğu, tabiatı ve zalimle kavîden başkasına itaati.

    Üç kişiye acıyınız: Zenginlikten sonra fakir düşene, şerefli iken zelîl olana, cahiller arasında kalan âlime.

    Üç nesneden her yerde kaçmalıyız: Yersiz şiddetten, açlık bırakmayan tatminden, kendimize çevrilmeyen tehditten.

    Üç kişiden korkunuz: Merhametsizden, müraîden, mürtekipten.

    Üç musibetten uzaklaşınız: Zulümden, zelzeleden, ‘bilirim’ iddiasında olan cahilden.

    Üç kişiye el uzatınız: Hastaya, garibe, muhitinde anlaşılmayan bedbahta (bu yüzden kalabalığın arasında yalnız yaşayana.)

    Üç türlü davranış kaba ve sahtedir: Kendini belli eden sanat, nümayişçi ahlak, kendine güvenen dindarlık.

    Nurettin TopçuÜç şey saadetin sırrıdır: Tevazu, kanaat ve ölümün eşiğinde sık sık dinlenme zevki.

    Dünya üç şeyle Cennet olur: Elden, dilden ve gönülden vermekle; Allah’ın kullarını ta’n etmeyip affetmekle; zalime zulmetmeyip hidayet yolunu göstermekle.

    Üç kişi karanlıkta kalmıştır: Aşkından çok talâkatını kullanan, imanını iddia yapan, aklın meyvasından lezzet almayan.

    Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz: Kalbin, kaderin, ölümün.

    Üç yerde insan kendini tanır: Tövbede, zalimin kahrı altında, son nefesinde.

    Hayatın manası üç yerde hakkıyla anlaşılır: Aşk ile birleşen ümidde, vecd ile yapılan ibadette, yeri yurdu unutturan seyahatte.

    Gözyaşının üç yerde lezzetine doyulmaz: Vuslatta, mağfirette, merhamette.

    Üç yerde insan Allah ile sohbettedir: Kalabalıktan incinmeyen yalnızlıkta, bir ümidsizin yüzünü ümidle güldürdüğü yerde, zalimin zulmü kendinden şükür taşırdığı anda.

    İnsanlar içinde kendini bilenler şu üç kişidir: Rüzgârı bile incitmeyenler, kendi adlarını söylemekten utananlar, Allah’ın emaneti olan insanlara katı katı gözlerle bakmayanlar.

    Üç türlü insan Allah’tan uzaktır: Rahatlarını hesaplayarak hizmetten kaçanlar (hizmet ehli olmayanlar), duygulu olduklarını ileri sürüp de sefalet sahnelerinden uzak duranlar, sefil ruhlarda feyz arayanlar.

    Üç türlü insan Allah’ı göreceğinden müjdelenmiştir: Saf kalpler, gecenin karanlığında güneşi bulanlar, ölümü, hayatta iken, bütün hareketleriyle birleştirmiş olanlar.

    Üç şeyin hududunda durmasını bilmelidir: İsteklerin, aklın, hayatın.

    Üç şeyden ayrılınca diğer üç şeye geçmede acele etmelidir: İnsanlardan ayrılınca ibadete, hareketten çıkınca huzura, dünyaya vedalaşınca uhraya.
  • Televizyon bir iffet ve ahlak suçlusudur.
  • “Dini yaşayışı, yalnız ibadetlerin yapıldığı zamana sığdıranlar yanılıyorlar. İbadetler, irademizin yapısına sindikten sonra bizi hayatın her safhasında evde, okulda, işte, oyunda ve savaş yerinde bile idare edebilmelidir. Böyle olmayan ibadet, boş bir yorgunluk, belki de gösteriş veya korku vehminin harekete geçirdiği bir otomatlıktan başka bir şey değildir. “
  • “Çiçek vermek lazımdır; ahlâklılık ve menfaat göstermeyiş insan hayatının çiçekleridir. “