Arkadaşlar ,
Söze nerden başlayayım bilmiyorum. Kitabın kapağını az önce kapattım ve boğazımda hala yumru var. Sonlara doğru gerçekten bazı noktalarda kendimi tuttum ağlamamak için.
Kitaba ilk başladığımda klasik ''eski zamanın'' gelin kaynana anlaşmazlıkları, kaynana olarak adlandırdığımız kişinin evli oğlundan kopamayışı, kısaca kitaba başlamadan önce yorumlarda incelediğim gibi ''yeşil çam'' da izlediğimiz klasik olaylar burda da vardı. Yine de okuması akıcı olduğu için kısa zaman içinde bitirdim. Diğer karakterler neyse de, nazan'ın kendini bu kadar hor görmesine, kimsesizliğin getirdiği o özgüvensizliği kabul etmesine çok kızdım ama bir o kadar da üzüldüm. Nazan'ın sonunun böyle olması beni mahvetti gerçekten şuan bile ağlayabilirim. Tüm kötü olayları kabullendi ve daha da kötüye battı, gittikçe kötüleşti, gittikçe kötüleşti. En son bir zamanlar evli olduğu ve mutlu olduğu eve gelip bakması, yüreğindeki ince sızıyı derinden hissettim. Yani böyle bir sona bende bir son cümle kuramıyorum. Bu kitap zaten var olan empati duygumu daha ince bir çizgi haline getirdi, zamanın acımazlığı, bir zamanlar mutlu olduğun yerden, insanlardan artık çok uzakta olmak, tarif edemediğim ama yüreği sızlatan duygular. Okursanız eğer size ne katar bilmem ama bana çok şey kattı .. keyifli okumalar şimdiden