“Kır şu bardağı,” diye düşündüm içimden. “Çünkü simgesel bir hareket bu. Benim kendi içimde bardaktan çok daha önemli şeyler kırdığımı, bunu yapmaktan da mutlu olduğumu anlamaya çalış. Kendi içinde yürüttüğün savaşımı düşün ve şu bardağı kır. Analarımız babalarımız bize bardaklara ve bedenlere özen göstermeyi öğrettiler. Çocukluk tutkularımızın olanaksız olanın alanına girdiğini, papazları yollarından döndürmemek gerektiğini, insanların mucize gerçekleştirmediklerini ve hiç kimsenin, nereye gittiğini bilmeden yola çıkmadığını öğrettiler. Bütün bunlara inat, kır şu bardağı, yalvarırım sana; ve bizi o lanetli ön yargılardan, her şeyi açıklama, öte yandan yalnızca başkalarının onayladığı şeyleri yapma saplantısından kurtar.”
-Paulo Coelho
“Piedra Irmağı’nın kıyısında oturdum ağladım.”