"Kadınlara bahşedilen yetenek nedir biliyor musun?"
"Nedir?"
"Olası sonuçları görmek. Bir erkek daha burnunu uzatmadan, aklı başında bir kadın yolun en sonunu bile görüp olacakların kokusunu alır."
"Fazla iyi biridir o. Başkalarının hep iyi yönlerini görmek ister ve bazen de bunun için düş kırıklığına uğramayacağını umarak onlara güvenme yolunu seçer, ama yine de uğrar."
"Figüranın repliğini söylemesi zordur" derdi Özlem, "saatlerce konuşmadan durur sahnede, ustalarının tiratlarını dinlerken kendi sesini bile unutmuştur. Kısacık bir cümle söyleyecektir. Başrolün hayranlık yaratan oyununa devam etmesini sağlayacak küçük bir cümle. O cümleyi yanlış söyler, doğru düzgün bir tonlama yapamaz, yılların aktörlerini kızdıracak bir zamanlamayla açarsa ağzını ikinci bir şansı yoktur. Başroldeki, uzun konuşmalarından birinde şaşırsa bile dert etmez, bir sonraki repliğinde toparlar durumu. Ama figüranın tek şansı vardır, beş-altı saniye sürecek bir replik. O yüzden bil ki ben her oyunun sonunda sadece figüranlara alkışlarım. Asıl zoru onlar başarmıştır çünkü."
"Nejat Bey, pencerenin önündeki kanepede yatıyor. Yüzü oksijen maskesinin ardında. Saçları dağınık, sakalları uzamış. Üstünde pembe pike var. Sol ayağı pikeden dışarı çıkmış. Sarı tırnakları mide bulandırıcı. Ama Nejat Bey, çirkinliklerini gönlünce sergileyebilir. Ne de olsa o, çirkinlikleri, arızaları, hataları, yalanları örtbas edilen erkekler ülkesinin değerli bir üyesi. O bir erkek."