• Yanıyor yanıyor Madımak yanıyor!!!
    Yansın Madımak , aydın diye geçinen aleviler ile dolu, yakın dinsizleri!!
    Aziz Nesin yakın kafiri, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabının reklamını yapıyor Humeyni Salman Rüşdi nin idamı fermanını verdi, siz de gebertin Aziz Nesin’i..

    ‘’Sen bu şiiri okurken
    Ben belki başka bir şehirde ölürüm’’
    Yıl 2018 Aralık ayı, 1988 –Mart ayı Eylül kitabının ilk baskısı var şu an elimde. Ben bu kitabı okuduğum zaman sen 1993 yılının Temmuz ayında Madımak’da yakılarak katledildin. Sen Madımak otelinde ateşler içinde iken de aynı şehirde değildik seninle. Ben Ankara’da senden 6 ay kadar önce aracına yerleştirilen bomba ile öldürülen Uğur Mumcu’nun şüphelilerin araştırıldığı artık kaldırılan DGM mahkemelerine görevli gidip geliyordum. Aynı mahkemeye senin yakılma olayının şüphelilerinin duruşması için de aylarca gidip geldim. İlk şark görevine gittiğim tarihlerde de devam etti duruşman hatta başka başka illere bile alındı güvenlik sebebiyle.
    Duruşmalarda getirilen şüpheliler her mahkeme öncesi farklı kılıkta idi biliyor musun? İlk geldiğinde saçlı sakallı olan sonrakinde dımdızlak kel, traş kaydı sakalsız idi. Gözlüklü olan gözlüksüz, paçoz olan takım elbiseli sanki her mahkemede yeni imaj sergisi çabasında. Niye diye mi soruyorsun? Teşhis edilmekte tanıkları yanıltırız avallığı..
    Doktormuşsun okudum hayatını şimdi değil ama taa o mahkemeler döneminde kimdi Madımak ateşine verilenler diye merak ettim de hepsinin hayatını okudum.
    Yanık Ağıt başlıklı bir şiirin var;
    ‘’Beş işçi elektrik ceryanına
    Kapılarak can verdi, behiç bey
    İstasyonda hat bakımı yapan’’
    Mısralarının olduğu. Bu dizeleri yazarken hiç aklına gelir miydi ateşler içinde seninle birlikte;
    Muhlis Akarsu- 45 yaşında, sanatçı
    Muhibe Akarsu - 45 yaşında,
    Muhlis Akarsu'nun eşi Gülender Akça - 25 yaşında
    Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı
    Sehergül Ateş - 30 yaşında
    Erdal Ayrancı - 35 yaşında
    Asım Bezirci- 66 yaşında araştırmacı, yazar
    Belkıs Çakır- 18 yaşında
    Serpil Canik - 19 yaşında
    Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
    Nesimi Çimen- 62 yaşında, şair, sanatçı
    Serkan Doğan - 19 yaşında
    Hasret Gültekin- 22 yaşında şair, sanatçı
    Murat Gündüz - 22 yaşında
    Gülsüm Karababa -22 yaşında
    Uğur Kaynar- 37 yaşında, şair
    Emin Buğdaycı-18 yaşında şair
    Asaf Koçak- 35 yaşında, karikatürist
    Koray Kaya – 37 yaşında, şair

    Emin Buğdaycı-18 yaşında şair
    Asaf Koçak- 35 yaşında, karikatürist
    Koray Kaya - 12 yaşında
    Menekşe Kaya - 15 yaşında

    Handan Metin - 20 yaşında
    Sait Metin - 23 yaşında
    Huriye Özkan - 22 yaşında
    Yeşim Özkan - 20 yaşında
    Metin Altıok - 53 yaşında, şair, yazar, felsefeci
    Carina Cuanna Thuijs - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
    Ahmet Özyurt - 21 yaşında
    Nurcan Şahin - 18 yaşında
    Özlem Şahin - 17 yaşında
    Asuman Sivri - 16 yaşında
    Yasemin Sivri - 19 yaşında
    Edibe Sulari- 40 yaşında, sanatçı
    İnci Türk - 22 yaşında

    33 aydın birlikte yakıldı. Gelmezdi değil mi nereden gelsin? Gelmiş olsa bu kadar kendinden emin
    YARIN DİYE BİR ŞEY VAR başlığında;
    ‘’Bir yanı var ömrümüzün
    Belki bir gün gülecek
    Selam verip
    Selam alacak
    Barışa kardeşliğe’’ mısraları dökülür müydü yüreğinden?
    Aziz Nesin’i bir kere mahkemede görme şansım oldu ama çok üzgün her biriniz için ayrı ayrı akıyor gözyaşları anlatırken yaşananları. Senden 2 sene kadar sonra o da vefat etti zaten.
    Bir şiirin daha var kitapta ilgimi çeken; BİR YALNIZ NAR AĞACI başlıklı
    ‘’Bir başka çocuklar
    Türkiye’yi konuşacaklar’’
    Mısralarının olduğu. Arkandan arkanızdan çok şeyler yazıldı, konuşuldu belgeseller çekildi, tiyatro oyunları sergilendi. Anma günleri düzenlendi hatta senin adının verildiği Türk Tabipleri Birliği tarafından oluşturulan Behçet Aysan Şiir Ödülü yarışmaları da yapılıyor. Bunlar güzel şeyler unutmamak unutturmamak yaşatmak adına ama en kötü olarak gördüğüm hatırlatma ise Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ardından ‘’O dondu biz yandık’’ sloganlarının kullanıldığı afişler idi.
    Ölümlere sevinebilmek acıları alaycılık ile ses duyurmak!!
    Yıl evet 2018 değişen ne var bilmiyorum , neler değişecek bilmiyorum. Kalan ömrümde ırk, dil, din, mezhep ayrımı olmaksızın huzurlu yıllar yaşamak istiyorum.
    Keyifli okumalar.
    https://www.youtube.com/watch?v=_fNu6jgqUN8
  • 6 küçük 🌱hikaye
    -----:-:-:-:-:----
    🌾
    { 1 }
    Günün birinde köy halkı yağmur duasına çıkmayı kararlaştırdılar
    ... o gün geldiğinde sadece küçük bir çocuk elinde şemsiyesi ile gelmişti
    👇
    İşte bu
    İnançtır
    -----------------
    🌾
    { 2 }
    NE ZAMAN Kİ bir bebegi sevmek icin havaya firlatsan bebek kahkahalar atar çünkü o bilir ki siz onu tutacaksınız .
    👇
    İşte bu
    GÜVENDİR
    ------------------
    🌾
    { 3 }
    Her gece rahat bir şekilde yatağa gideriz. Sabaha uyanacagimiza bir garantimiz yoktur ama yine de alarmı kurarız.
    👇
    İşte bu
    ÜMİTTİR
    -----------------
    🌾
    { 4 }
    BİZ, Yarınlar için büyük planlar yaparız fakat gelecegimiz sadece tahminlerden ibarettir ve sıfır bilgiye sahibizdir.
    👇
    İşte bu
    Güven ve rahatlıktır.
    -------------------
    🌾
    { 5 }
    Biz ayrılıkları ve evliliklerdeki problemleri görürüz fakat yine de evleniriz.
    👇
    İşte bu
    AŞKTIR.
    --------------------
    🌾
    {6}
    Şimdi siz bunu sizinle paylaşan için özel biri olduğunuza göre, siz de cimri davranmayın ve dostlarınızla paylaşın.
                       👇
    İşte bu
    Önemsemektir.
    --------------------------
    ❌ "Yapacağım" demeyin,
    ✔ "inşaAllah" deyin.

    ❌ "vaav" demeyin
    ✔ "SübhanAllah" deyin

    ❌ "Mükemmel" demeyin
    ✔ "MaşaAllah" deyin

    ❌ "İyiyim" demeyin
    ✔ "Elhamdulillah" deyin

    ❌ "Görüşürüz bay" demeyin
    ✔ "Allaha emanet ol" deyin

    ❌ "Ben geldiiim" demeyin,
    ✔ "Esselamu aleykum ve Rahmetullah ve Berakatuh" deyin.

    🍀🍀🍀🌙

    Her an için Allah'a teşekkür etmek için güzel bir dua:

    "Allahumma e'inni ala zikrike ve şukrike ve husni ibadetike"

    "Allah'ım, Seni hatırlamamda ve Sana minnettar olmamda ve Sana mükemmel bir şekilde ibadet etmemde bana yardım et."
    (اللَّهُمَّ أَعِنِّيْ عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ)
  • Genç adam da ararmış Aşkı ararmış
    O kitaplarda okuduğu filimler de seyrettiği
    Hayalini kurduğu rüyalarda gördüğü aşkı aramış yıllar boyu

    Bir gün bir kütüphaneden bir kitap almış
    Oturmuş sabaha kadar okumuş yutmuş o kitabı ezberlemiş
    Bazen sayfaları birbiri ardınca çevirmiş
    Tekrar okumuş Tekrar okumuş
    Ve o kitapta ki aşka vurulmuş genç adam
    Sonra kitabı kapatmış sabaha karşı düşünmeye başlamış
    Acaba böyle aşıklar gerçekten var mıdır?
    Böyle bir aşık Böyle bir maşuk Böyle bir çift göz gerçekte de var mıdır?

    Kitabın kapağını kaldırıp bakmış ki
    Kendinden önce okuyanların isimleri var
    Bir tane bayan ismi Acaba? demiş
    Bir ömür beklediğim aradığım acaba o olabilir mi?
    O da bu kitabı okurken filan sayfada benim düşündüğümü düşünmüş müdür?
    Falanca sayfayı okurken böyle bir tebessüm etmiş midir?
    Falan yerde gözlerinden yaşlar süzülmüş müdür bir bir?

    Hayaller kurmaya başlamış
    Sabah olduğunda genç adam Aradığım sevgiliyi buldum! demiş
    O kadın benim bir ömür aradığımdan başkası değil
    Göreceğim onun gözlerini, onun gözlerinin kapısından gireceğim yüreğine

    Sabah olunca o isimde ki herkese birer tane mektup yazmış
    Adresleri bulmuş fihristten
    Göndermiş mektupları ve beklemeye başlamış
    Bir iki üç dört beş

    Günler günleri kovalamış haber yok
    Bir sabah eve geldiğinde posta kutusu
    Kalbi güm güm atmaya başlamış çıkartmış o
    Ondan bir mektup
    Hemen alelacele merdivenleri koşarak çıkmış
    Bir taraftan zarfı açmış okumuş cevap
    Genç adam sizi tanımıyorum bir kez bile görmedim yüzünüzü Zaten görmem de gerekmez bir tek gördüğünü sevmez gözler ama itiraf edeyim yazdıklarınıza vuruldum Sizde benim hoşuma gittiniz

    Genç adam hemen bir cevap karalamış oracıkta
    Cevabını beklemeye koyulmuş, iki üç gün
    Hani beklerken de zaman geçmez
    Koşmuş gelmiş bakmış posta kutusunda bir mektup
    Hemen bir cevap
    Bir mektup bir cevap
    Beş yıl boyunca karşılıklı mektuplaşmışlar
    Birbirlerinin ne yüzünü ne de gözünü görmemişler bu zaman diliminde
    Delikanlı dayanamamış artık yakmış hasret yüreğini
    Bir mektup yazmış
    Hanımefendi sizi görmek istiyorum Yüzünü görmeden özüne vurulduğum kadını merak ediyorum Ne olur buluşalım
    Cevap gelmiş
    Hay hay Filan gün falan sahil kasabasında falan yerde bekliyorum Beni tanımanız için yakamda da kırmızı bir gül olacak

    Zaman geçmek bilmemiş
    Genç adam şiirler okumuş türküler söylemiş
    Nihayet o sabah geldiğinde iki saat evvelden belki
    Koşturup o sahil kasabasına gelmiş, beklemeye başlamış

    Martıların sesi bir başka
    Dalgalar bir başka vurmakta sahile
    Simitçi çocuk bile o gün bir başka güzel
    Yüreği alt üst pır pır
    Vakit yaklaştıkça yerinde duramaz olmuş
    Karşıdan gelenlere Acaba o mu? Belki de budur
    Hepsinin yakasına bakıyor Yok o değildir! O değildir!'
    En son bakmış ki karşıdan birisi geliyor.
    Muhteşem bir endam saçlar bellere kadar dökülmüş

    Bakışlar alıp insanı asırlar ötesine kıtalar ötesine götürecek kadar güzel
    Ve o kadar tatlı bir tebessümle genç adama doğru yürüyerek geliyor ki
    İşte demiş İşte biliyordum o
    Ona doğru yürümeye başlamış yaklaşmış,
    Tam karşı karşıya gelmişler göz göze bakmışlar
    Genç kız bir tebessüm edip delikanlının önünden sıyrılıp geçmiş ki;
    Arkada ellili yaşlarda kalın camlı gözlükleri olan, yüzü çiçek bozuğu,
    Seksen kilo kadar 1,50 boylarında, yakasında kırmızı bir gül olan bir kadın

    Dönüp bakmış giden kıza
    Gel! der gibi bakmakta o güzellik
    Diğerinin gözlerine bakmış yalvararak bakıyor
    Hayır! demiş Ben bir anda vurulduğuma değil
    Yüzünü görmeden özüne vurulduğum kadına gideceğim
    İhtiyar kadının önüne gelmiş durmuş elini uzatmış
    Merhaba demiş Ben filanca Kadın tebessüm etmiş
    Delikanlı sizi tanımıyorum ama şu karşı kaldırımda ki kız var ya sizi görünce gözleri ışıl ışıl oldu Yakasında ki gülü çıkartıp benim yakama taktı ve dedi ki
    Şşş Teyze imtihan! imtihan
    Delikanlı dönüp bakmış ki! genç kız kollarını açıp kendisine doğru gelmekte

    Bazen yıllar sürer bir gözün kapısından içeri girmek bazen bir an
    Ve o imtihanı verenler o kapıdan içeri girip
    O gönülde bir ömür misafir olurlar
    Gözler ki aşk kapısının tokmağıdır gözler ki aşkın kapısıdır
    Girmesini bilene...

    Serdar Tuncer
  • Leviathan'ın ağzından "ateşten kıvılcımlar fışkırır...
    Nefesi kömürü ateşe verir ve ağzından alevler çıkar". ..
    Vahiy'de yedinci mühür açıldığında dolu ve ateş yeryüzünü mahveder, uçurum açılır, içinden duman ve çekirgeler çıkar, bağlı oldukları yerden Fırat Nehri tarafından çözülen
    dört melek ateşten zırhlar kuşanmış büyük kitlelerden oluşan ordulada harekete geçerler.
  • Yaşar Kemal'in bizlere Çukurova'dan bir kesit sunduğu ince uzun hikaye kitabıdır. Kitabı E-kitap olarak okudum. Yaşar Kemal genel olarak eserlerindeki Anadolu’yu, doğa ve insanların yaşadıkları haksızlıkları, onların adalet arayışını, para ağalarının zulmüne uğramalarını kaleme alıp bizlere aktaran değerli bir yazardır. Yaşar Kemal okuyan okurun genel anlamda izleyeceği bir yol vardır; kitabı okumaya başlar, karakterleri tanır, benimser ve doğa tasvirleri ile kitabın gerçekçi dünyasında kaybolur.
    Yazarın anlatım tarzı, betimlemeleri kullandığı dil o kadar okuyanı içine alıyo rki okurken bende Çukurova’da ekmek parası kovalayan, biçare köylü işçilerin yanındaymışım, onları seyredip bir şey yapamıyormuşum hissini oluşturdu.
    Yaşar Kemal bu eserini yazarken karakterleri eserin yazıldığı dönemin iyi ve kötü insan profillerinden seçerek oluşturmuş gibi geldi bana. Bu profiller, zannediyorum ki dönemin Türkiye’sini, günümüzden anlayabilmek adına okur nezdinde büyük bir öneme sahip olsa gerek.
    Buradaki hikayede de Çukurova’da çeltik ağalarının daha çok kazanç uğruna yaptıkları kanunsuz işlerin (pirinç ekip tüm köyü sular altında bırakıp, insanların sıtmaya yakalanarak hayatlarını hiçe saymaları) anlatılıyor. Konu itibariyle dönemin idealist insanlarının, yönetimin baskı rejimi ve bu rejimin doğurduğu çıkarcı insanlar arasında ki mücadeleyi anlatır. Çıkarcı insanlar neyi gözetir diye bir soru düşer okurun aklına. Kitaptaki çıkarcı insanlar, rejimin açıklıklarından faydalanarak haksız fazla kazanç sağlayan bireylerdir. Haksız fazla kazanç sağlamak bir nebze anlaşılabilir bir durumdur; her zaman var olmuş, oluyor ve olacak olan “İnsan Talihsizliği’dir.” Ancak bu noktada usta yazarın değindiği çok daha farklı bir olay vardır. Bir insan haksız kazanç sağlamak için insan hayatını önemsemiyor, saygı duymuyor ve onurunu hiçe sayıyorsa bu insan net bir şekilde kötüdür.

    Roman,bir kasaba var. Bu kasaba, Anadolu'nun Çukurova'nın bir kenarında. "Bir Anadolu kasabası... Uçsuz bucaksız. Ağaçsız, otsuz, yangın yeri bozkırların ortasında bir kasaba... Çamur içinde..."Yoksulluğun, adaletsizliğin, yoksulun hor görüldüğü, din,iman kalmayan, ahlaksızların ahlaklı olduğu bir kasaba!İnsanlara değer verilmeyen, adi,şerefsiz insanların "aga" olduğu bir kasaba!

    Roman Resul efendi karakteriyle başlıyor. Resul efendi,çeltik ağalarının zorbaca girişimlerinden yılmış, emekliliği için gün sayan, kaymakam vekilliği yapan birisidir. Bu görevden o ve zorbacı çeltik ağalarının zorbalıklarından o kadar çok sıkılmış ki yeni gelecek kaymakamı dört gözle beklerken, yeni kaymakamın atamasının yapıldığı öğrenilir. Genç, deneyimsiz ve idealist kaymakam Fikret Irmaklı yeni kaymakamdır. Yeni kaymakamın atanması ile zorbacı çeltik ağaları, eşraf kaymakam kaymakamı ele geçirme planlarını yapmışlar. Bu kapsamda, geldiğinde hürmetle karşılanır, el pençe divan gösterileri, memnuniyet sözcükleri bol keseden harcanır. Bu durum kaymakamın çok hoşuna gider. Hatta babasının nasihatlarını unutmaktan ve kendisinin önyargılarını bile dile getirmekten çekinmez. Hiç böyle tahmin etmezdim, gelmeden evvel kasabanızı tahlil ettirdim, yobazlar, eşkıyalar, devlet tanımazlar olduğunu bilirdim der. Oysa gördükleriyle aklındakiler birbirini tutmamaktadır. Köy halkı kaymakamı için canını verecek kadar kadar candan görünmektedirler!

    Zamanla resul efendinin bilgilendirmesi ile çeltik ağalarının gizli ve sinsi planlarını ve zulümlerini öğrenen genç kaymakamla ve ağalar arasında savaş başlar. Hakkın hukukun sorgulandığı, silindiği, gücün aslında kimde baskınsa o tarafın sözünün geçtiğinin bir hayat gerçeği ve acımasızlığının içinde buluruz kendimizi.
    Genç kaymakam tüm zorluklara rağmen halkın , hakkın yanında olması rağmen ağalar kanun bilmez ve kazanç elde etmek için köylüleri, insanların sağlığını düşünmez uygulamarını türlü yalanlarla Ankara’da dile getirmişler güçlerini kullanarak genç kaymakamın başka kasabaya tayinini çıkarmayı sağlamışlardır.
    Genç kaymakam doğru ve kanunu uyguladığı için , baskın,zorbacı, adaletsiz ağalarla girdiği şavaşı siyasi güç sebebiyle kaybetmiştir.Sonuç olarak arkasından ağalar teneke çaldırarak kasabadan ayrılmasını sağlamışlardır.
    Bu mücadelenin ve adaletin romanını mutlaka ve mutlaka okumanızı tavsiye ediyor, böyle muazzam kitaplarla kalmanızı diliyorum.Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim
  • Kıssa dan hisse . Birgün hz. Süleyman as. Bir dostu ile sohbet eder sonra azrail as. İnsan kılığında huzura gelir selam verir ve hz süleyman as.'ın arkadaşının yüzüne soğuk bir bakış atar bu durum onu korkutur nihayetinde azrail as. Gider arkadaşı hz süleyman as. Derki o kimdi beni çok korkuttu süleyman as.derki azrail as di o adam dahada korkar ve süleyman as. Yalvarır beni dünyanın öbür ucuna gönder diye süleyman as. 'nın emrinde olan rüzgara emreder ve adami hindistana gönderir adam gider ertesi gün orada vefaat eder aradan zaman geçer azrail as. Hz süleymanın yanına gelir hz. Süleyman da ya azrail sen o gün geldiğinde arkadaşımı çok korkutmuştun sebebi nedir bunun azrail as . Derki ben onun canını ertesi gün dünyanın öbür ucunda alacaktım yanında görünce şaşırdım o kadar mesafe var arada nasıl olacaktı diye şaşkınlıkla baktım..
  • Çiçeği görünce kopartasın gelmiyor,
    bir gün sevdiğin geldiğinde anlatmak
    için eğilip o kokuyu aklında tutasın geliyor...!