• 89 syf.
    ·7/10
    Daha öncesinde bir oturuşta bitirmek istediğim için yarım bıraktığım bu uzun soluklu mektuba dün gecemi ayırıp okudum, tanık oldum. Toplumun ahlak anlayışının, dilinin kurban ettiği bir yaşamı okuduk. Alexis’n karısına yazdığı bu mektup iç dökmelerden oluşuyor. Ve ona acımak, hislerini duygularını kabul etmek gibi bir isteği yoktu. Sadece anlaşılmak istedi. Alexis çocukluğundan itibaren keşfettiği cinsel kimliğiyle, yaşamı arasında sıkışmış biri. Toplumda hastalık olarak belirtilen bu durum yüzünden, utanmış, saklamış, kendini dışlamış, kendini diğerlerinden farklı hissetmiş biri. Talihsiz bir evlilik, istenmeyen bir çocuk. Alexis’in bu hüzünlü hayatı, mutluluğu bulamaması kendi kabuğunda sıkışması, yaşama sevincini öldürmüş günden güne. İnanılmaz etkileyici bir mektuptu. Yazarın kullandığı kelimeler ve üslubu Alexis’in o duygu durumunu o kadar güzel yansıtmış ki sanki Alexis gerçek dünya da onun gibi olan onun gibi hisseden bir sürü bireye hitap ediyormuş gibi titizlikle seçilmiş kelimeler yan yana getirilmiş. Bu kimlik hiçbir şekilde kitapta bariz olarak itiraf edilmemişte olsa okurken anlamak zor olmuyor. Yazarın önsözde mektubu ç yayınlamadan önce, nasıl zorlu bir süreçten geçtiğini bahsetmiş. Kitap yayınlanmadan önce yasaklanmış. Toplumun bu gericiliği, ahlak anlayışı karşısında bir serzenişte bulunmuş. O kısımda çaresiz bir yakarış gibiydi. Yazarın şu cümleleri bunu özetler nitelikteydi. “ Ne denirse densin, toplum ahlakı, bu romanın temel öğesinin çok eskimiş olamayacağı kadar az değişti. “
    Bu kitabı herkes okumalı!
  • Bu ümmetin fidanları çocuklarımız yazar Nurettin Yıldız.


    Öncelikle kitabın 2 ana temasını verip sonrasında başlıklar ve altında not aldığım maddeleri sıralayacağım.

    1.Aile Allah'ın onlara verdiği bir emanete sahip olduğu bilincinde olmalıdır.

    2.yarının ümmetine bir fert yetiştiriyorsun. Unutma! senin çocuğun yarınki ümmeti Muhammed'in şekli olacak.


    🔴Bir çocuk doğurmak🔴

    1.İnsan öldüğünde defteri kapanır ama salih çocuk yetiştireninki açık kalır.

    2.Mürüvvetini görmemiz evlenmeleri veya torunlarımızı onların kucağında seyretmemiz değil,Mezarın karanlığında iken onların bize göndermeye devam edecekleri namazlar sadakalar ve diğer sevaplara şahit olmaktır.

    Annelik babalık bizim gözümüzde budur böyle olmalıdır.

    3.Müslüman anne baba demek ile kastedilen; mezarda bile sevabının kesilmemesine vesile olacak nesli yetiştiren kimsedir.

    4.Bir çocuk doğurmak müslüman anne-baba için jinekologların yardımıyla çocuğu çıkarmak şeklinde değil, şeytanın bütün tasarruflarına karşı Allah'a kul olan, anne babaya mezarda hayat getirecek bir çocuk doğurma olarak anlaşılmalıdır.

    5. Çocuklarımız mezarımızda Umudumuz Cennet garantimizdir. Müslüman anne baba "sen şahit ol Allah'ım doğurduğum çocuğum beni cennete sokmaya vesile olsun da,Ben 20 sene boyunca ona hizmet edeyim,sadece kundakta iken değil ergenlik çağına kadar çocuğun en ayrıntılı hizmetleri ile ilgilenilmeli bunu almamalı bu hissiyatla çalıştıktan sonra işin gerisini Allah'a bırakıp,en azından niyetiyle kazanmış olmalıdır.

    6.Cennet gözümüzde kaç para ediyorsa dünyada çocuğumuza vereceğimiz emeğe bakışımız da o kadar olmalıdır.

    7. Ümmeti Muhammed'in fertleri çocuklarının her birine Kudüs'ü tek başına fethedecek bünye gücünde yetiştirmeli, hiç kimse Kur'an okumasa bile Mukaddes kitabımızı tek başına yaşatacak imanı taşıyacak çapla hazırlamakla mükelleftir. bir ellerine dünyayı Diğerlerine cenneti koyacak bir mantıkla hareket ederken sağlıkları ile de o ciddiyetle ilgileneceğiz.

    8. Oyunu ev içinde ki hareketleri bile şeriata göre Dizayn edilen bir çocuk Allah'ın izniyle aşın gölgesi için hazırlanan çocuktur.

    9. böyle bir çocuk için özel gayretimiz olacak namaz kılan ağzı besmeleli anne fiili bir duadır zaten.

    ☆Mümin anne baba son tahlilde cinsiyet tanımaz. Allah'ın emanetini tanır.

    10. mülk Allah'ındır ve o dilediği gibi yaratır. Çocuğun cinsiyetinden önemli;Onu yaratandır, teslimiyettir.Şura Suresi'nin 49 ayeti;göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır o dilediğini dilediğine verir.

    11. tabiin neslinden Muaviye bin kurrenin evladın doğunca tebliğe gelenlere ikramlarda bulunup sonrasında "Ben dua edeceğim sizde Amin deyin" demesi ve ilerleyen zamanlarda "o gün ben dua eder ve o sahabiler Amin diye icabet ederken neler söylediysem daha sonra hepsini çocuğum da gördüm" demesi bizim için bir örnek olmalı. Allah'a İtimat etmeli  ve duaya güvenmeliyiz.

    12.çocuk 7 gününe geldiğinde sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunup sana şu isim verdim diye babaları tarafından söylenmeli,saçları tıraş edilip ağırlığınca Gümüş de vermek sünnettir.

     14.çocuğa isim verilirken kesinlikle akıldan çıkarılmamalı ki herkes kıyamet günü ismi ile çağrılacaktır.


    🔴Allah'ın fidanları🔴

    1.imran'ın karısı hanne gibi bebek ta karnındayken Hedefini belirle.

     Ali İmran Suresi 35 37 ayetler şöyle demiştir; bir şekilde senin hizmetini adadım benim bu adamı kabul eyle.Şüphesiz duaları kabul eden niyetleri bilen Yalnız Sensin.-Çocuk dünyaya gelince- Rabbim ben kız doğurdum (Oysa Allah Zaten onun ne doğurduğunu biliyordu) erkek kız gibi değildir Onun adını Meryem koydum onu ve soyunu Lanetli şeytanın şerrinden senin korumana emanet ediyorum"

    2.bir  kadın imranın karısının bu sözünden sonra çıkıp bütün dünyaya ilan etse "Ey Havva'nın kızları Kadınlar sizin bir aradığınız Allah'a açılmış elleriniz dualarınız ve emekleriniz bütün insanlığın kıyamete kadar ki yürüyüşü ile oynayacak güç ve kudrettedir kendinizi bilin anne adayları kaderinizi bilin.Allah'a bu şekilde dua edin vs haksızlık mı etmiş olur?

    ☆ Ey ümmeti Muhammed'in kadınları! sizde doğuracağı çocukları Allah'ın fidanları olarak yetiştirin. O fidanlara Umut bağlayın. Siz de dünyanın kaderini değiştirecek Allah'ın yeryüzünde tecelli ettireceği kaderini sebep olacak çocukların anneanneleri olun babaanneleri olun.sebep siz olun.Kur'an yeniden inmeyecek sizin adınıza bir sure konmayacak olsa bile, göklerde melekler sizi Ahmet'in karısı Mehmet'in kızı demişti ki diye ansınlar demek değil midir?

    ☆Sabahlara kadar uykusuz kalma pahasına heyecanla teheccüde kalkıp"Rabbim Ben de Bu ümmetin Ahmet'in karısı olarak Mehmet'in karısı olarak karnımdaki ne sana adadım" niye demeyelim? farkımız ne?

     4. belki de o çocuk, o Lider, O Fidan senin çocuğun. Benmi diyen cahildir!

    5. Allah sana bir fidan verdi meyvesini yemek için çabala, asla vazgeçme! ana baba olarak çocuğumuz oldu demeden önce Rabbim bizim bahçemize bir fidan dikti Ben o Fidanı büyütüp meyve verdi günü görmek için uğraşıyorum demeye mecburuz.

    6. Hannenin sözlerini duyup Peki kabul ettim diyen Allah bizim de Allah'ımız dır.O günkü Adak Bugün de mümkündür.

    7.Artık benim oğlum benim kızım benim talebem benim kursum grubun talebesi sözleri iptal olmalı. Allah'ın fidanları denmelidir. Elhamdülillah Rabbim benim evime Bir Fidan verdi buna büyütüp ümmetimin bağrına dikeceğim İnşallah diye iman etmek gerekmektedir.

     8. her şey niyet ile başlıyor. Gerçekçi bir niyet ve o niyeti doğrulayan tavırlar olmalı

     9.samimiyete bak yüreğine bak dilini de dolaştırdığın sözlere bak ve Allah'a bak. Allah Ali İmran suresinde bu kadını senin önüne boşuna koymadı! bunu anladıysan nereye davetli olduğunu da anladın demektir. bunu anlamadıysan sözde  bitmiştir.


    🔴Çocuğun sahibi Allah'tır🔴

    1.Allah geçmiş şimdi ve gaybı en iyi bilendir. çocuklarımız asla bizim değildir, Allah'ındırlar.Biz ise emanetçileriyiz.

    2.çocuk planlarını Haşa Allah değil de teknoloji ve gelişen siyaset politikaları yüzünden yapılıyormuş zanetmekten vazgeç.

    3.Biz ümmetiz birimizin çocuğu hepimizindir.

     4.devletler kullanacakları memurlar ve robotlaştıracaklari insanlar aradıklarından böyle politika güdebilirler ama Biz Allah'ın kulu Ahmetler Ayşeler olarak gördüğümüz çocukları konuşmalıyız, eğitimleri ona göre vermeliyiz.

     5. Bir mümin olarak benim dünyanın en zeki çocuğunun babası olduğum zaman hissettiğim mutlulukla,dünyanın en zor engeliyle doğan çocuğun babası olduğunu da hissettiğim aynı değilse ortada pratiği bir türlü görülmeyen bir iman var demektir.Allah'ın beni görmek istediği gibi değilim demektir.

     6.ne kadar Yusuf güzellikteki çocuk Allah'ın cennetine girmemize sebep olmadıkça değerli değildir..

    《《《7 tespit 

    1. insanlık ilk defa Adem aleyhisselamdan bu yana çocukların anne babadan daha fazla bilgi sahibi oldukları dönemi yaşıyor bu konuda tedbir ve dikkat gereklidir.

    2.İnsanoğlu Allahü teâlânın yarattığı günden beri çocuğunu bugünkü kadar eşya yerine koymamıştır.her şey çocuklar için diyerek sorumluluk ondan ona ondan ona atılıyor.

    3.yine insanlık ilk defa hiçbir engel olmaksızın en küçük yaştan itibaren cinsel hürriyetine sahiptir.

    4 asrımızın büyük sorunlarından biri de farklı dillerin konuşulduğu evlerde yaşanıyor oluşudur.ana baba genç aynı evde farklı dil konuşmaktadır.

    5 israfın mübahlaşması günümüzde olduğu kadar tarihte hiçbir devirde böylesine ileri gitmemiştir.

    6 ebeveynlerin ilk defa böylesine yoğun halde başa geldiği için oturup düşünmeleri gereken bir diğer nokta da din içerikli tartışmalardır.bunlara kesinlikle fırsat verilmemelidir.

    7 Allah'a kulluğu bilmeyen çocuğunu feda etmeye razı ve hazır olmayan anne babalar o imparatorların önünde kesinlikle eğileceklerdir.espri için ifade ediliyor olsa daana babanın korkusudur;ekselansları sinirlenip Sabahleyin kahvaltı sofrasına oturmazsa değil mi?》》》

    7. Cihat meydanlarındayız birleşmeliyiz.

    çocuk psikolojisinden anlayan Hoca Efendiler olmalı. Çocuğun ne olmak istediği bir pedagog uzman tarafından yönlendirilerek yapılmalı ana baba istiyor diye değil.

     8 Nuh aleyhisselamın son gemisine binmeyi kabul etmediğini gördüğü halde oğluna yavrum diye hitap ettiği kulaktan çıkmamalı asla umudumuzu kesmemeliyiz.

    9 günü ezanla alay eden çocuğun peygamber terbiyesi ile Kabe'ye müezzin olduğunu ve bu örnekteki çocuğa davranış şeklimizi hep gözden geçirmeliyiz.

    10.Süfyan ibni üyeyne isimli bir Alim zat vardı.Ebu Hanife'nin arkadaşlarından Bu mübarek zat bir gün mescide ders anlatırken içeriye küçük bir çocuk giriyor o da Çocukla oyun oynamaya başlıyor.sonrasında alimlere dönüp öyle demiş; Bu çocukla ilgilenmem sizi rahatsız mı etti?Bir zamanlar bende çocuktum ve alimlerin Meclisine böyle girerdim alimlerin ortasında otururdum.Annem bana kalem verirdi ceviz kadar bir kalemim vardı ve onunla bir şeyler yazardım.Ben gelince meclisteki zatlar 'Şeyh efendiye yer açın'diye şakalaşırlardı.

    o gün beni büyük adam yerine koydukları için şimdi sizeleride okutuyorum. bu çocuğu da yarın onun Allah ve rasullullah diyebilmesi için büyük tutmam lazımdır.

    11.50 kere Eşek herif dediğin çocuğun Hafız olmasını isteyen iyi bilmelidir ki; Allah'ın kanununda eşeklere hafızlık yoktur eşek hayvan dönen kimse Hafız olmaz Alim olmaz insanda olmaz.


    🔴Çocuk insandır🔴

    1. Çocuklar bizim malımız ürünümüz değil birer insandır. 

    2. çocuklarımız insan olarak doğarlar insanlığın umudu olarak yaşarlar,her anne-baba 'hiç kimse secde etmiyor olsa da benim çocuğum secdeyi ayakta tutan Son Umut olacak' duası ile çocuğunu büyütmelidir.

    3.bizim çocuklarımız insandır ama aynı zamanda insanlığın umududur biz farklıyız.

     4.Ey Allah'ım sen verdin ya Ne güzel verdin diyen anne baba olmalıyız.

     5 çocuğun namaz kılmasını istiyorsan kendi namazına bak.çocuğun Kur'an okumasını istiyorsan kendi Kuran okuyuşuna bak. çocuğun kötü şey kullanmaması istiyorsan kendi kullanmamaya bak.çocuğun akraba kıymetini bilmesi istiyorsan sen bilip bilmediği ne bak!

     6 anne babalar evladı Allah'ın nimetlerinden bir nimet olarak görmeliyiz.

    7 önce kendimizi ıslah edeceğiz.Salih amel yapan anne-baba olacağız.

    8 çocuklarımız için Rabbimizden bir şeyler isteyeceğiz biz yapalım gerisini de Allah'a bırakalım.

    9 Her çocuğun kütüğü var. anne babalar Yardım almak için görüştüğü psikolog ve Hocaefendi aile büyüğü dışında çocuklarının ayıplarını yaptıkları yaramazlıkları hataları Kimseye anlatmamalidılar.

    11 çocukları birer pyt edinmemeliyiz.

    12 Fil Suresi Nuh Aleyhisselam İbrahim Aleyhisselam Musa Aleyhisselam'ın yaşadıklarını birer çocuk hikayesi değil aile kuralları haline getirmeliyiz. 

    ☆ Yakup aleyhisselamın örnek alınmadığı bir toplumda Müslümanlık çok zor.

     13 İbrahim Lut Nuh Yakup aleyhisselamın evimizin başöğretmeni yaptığımız gün Allah'ın rahmeti de bize gelecek ve ciddi şekilde Rabbimizin rahmeti ile tüm Zorluklara rağmen Allah'ın izniyle ümmeti muhammed kalitesinde çocuk yetiştireceğiz

     14 Peygamberimizin yaptıklarından davranışlarından dersler çıkarmalıyız 

    16 çocuk yetiştiren Her anne-baba Allah'ın izniyle Bedir mücahidi Uhud Mücahit Hendek kazan mücahittir

     16 yetiştirdiğimiz çocukların diplomaları olsun yakışıklı elbiseleri olsun her ay yeni ayakkabıları olsun ama rabbani olsunlar. Kula kulluk etmem Allah'tan başkasına secde etmem diplomaya tapınma hiçbir şekilde karşı cinse esir olmam ancak helal ederse Allah eş olurum diyen rabbaniye genç...

    17.17 yaşında bir yiğit Usame Bin Zeyd Hep örneğimiz olmalı.Peygamberimizin onu İslam ordularının başkumandanı yapması ve Arafat'ta akşam ezanı buradan gideceğiz diyen peygamberin 120000 kişiyi sırf Usame'yi göremeyince(abdestten geliyormuş)gelsin diye bekletmesi geldin mi yavrum diye buyurması Şimdi gidelim demesi efendimize oradakilerin burnu eğri çocuk için mi burada bekliyoruz demesi Evet bunun için bekliyoruz buyurması hep kulaklarınıza küpe olmalı..

    18 efendimizin şu sözleri unutmamalıyız;insanları parayla da doyuramazsınız tatlısöz ve Güler yüzünüz ve doyurun..

    ☆ hadisi şerif; Her doğan çocuk Fıtrat üzere doğar anne babası onu Yahudileştir hıristiyanlaştırır veya mecusileştir. Yani Hadis bize şunu söylüyor; çocuk 16 yaşına 20 yaşına geldi Hatta 30 yaşına geldi iyi bir ümmet olamadı ise ilk sorumluyu Efendimiz gösteriyor anne ve baba... Ayrıca bu sorumluluğumuzu başkalarına havale edip etmediğimizde incelemeliyiz..

    🔴En iyi çocuk🔴

    Bizler anne babalarımızın önüne onların kaderinin sonuçu olarak konduk. Herhangi birimiz Annesi veya babasının seçeneği değildir. bizim çocuklarımız da bizim seçeneğimiz seçeneklerimiz değillerdir. imtihanda olduğumuzu unutmamalıyız rabbim böyle münasip gördü.Başüstüne Rabbim deriz. 

    Sakatına seviniriz,Sağlamına endişeyle seviniriz. Endişemiz nedendir;acaba kazanabilecek miyim bu imtihanı? Çünkü sakat verdiyse imtihan edecek demektir. sağlam verdiyse gene imtihan edecek demektir. 

    ☆Asıl sıkıntımız söz sahibine gerçek sahibini unutup kendimizi yetkili makama koymamımızdadır.


    🔴Ha Çocuk Ha Cennet🔴

    1. Büyük düşün ve en büyük hedefin gayen; cennete yerleştirilmiş evlat olsun.

    2.Hanne gibi Allah'a adanmış evlat için çabala.

    3.Kadın hamile iken bilinçli olmalı.

    4 bir kızın gençlik çağından itibaren yatırımı başlamalıdır.

    5kendini Mücahit bil Hele ki üç kız evladın varsa ne mutlu.

     6 Sen cennete giriş biletini ya yırtarsın ya korusun.

    7.Elbette abdestsiz kıldığın namaz seni cennete sokmayacağı gibi berbat büyüttün bir çocuk da Cennet sebebin olmayacaktır.

     8.ha namaz Ha Çocuk, Ha Cihat ha çocuk, yani Cihat çocuk demektir.Kabe'nin etrafını tavafla İhya edecekler ve camileri ön safından arka safına kadar dolduracaklar; melekler değil insanlardır. Yani Cami yapmaktan evlâ değildir bir çocuk yetiştirmekten.

     10 çocuk belki Cennet Belki de cehennemimizdir. Ama Nuh Aleyhisselam oğlu yüzünden cehenneme girmedi.Lut Aleyhisselam karısı yüzünden cehenneme girmedi.

    Asiye Aleyhisselam kocası yüzünden cehenneme girmedi Çünkü üzerlerine düşeni yapan rahattır…

    ☆☆Dalgalar boğuyor dünyayı Sen neredesin? Nuh'un dalgaları internet dalgası oldu şimdi Medya dalgası oldu çevre dalgası oldu neredesin Anne? neredesin  sen ey Baba?

    ☆☆Allah'ın tesettür örtü hicap dediği şeyi erkeğin dikkatini çekecek hataya davetiye oluşturacak bir şey haline getirdin,bunu düşün! sen yatak odasında bile kullanılsa bir erkeği çıldırtacak kıyafeti tesettür diye bir genç kızın üstüne koydun!

    ☆☆çocuklarımız  cennettir.Her Çocuk bir cennet olmasaydı eğer Allah her doğurduğu yavrusuna karşılık olarak Annenin ayağına Cennet koymazdı. Neden Allah anaların ayaklarının dibine Cennet getiriyor? Doğurdun diyor? Eğer çocuk cennet demek olmasaydı Allah doğum yaparken acısından kıvranıp ölen bir kadına şehit saymazdı.



    🔴Ibadet donanımlı çocuk🔴

    1.Gayen Mümin yetiştirmek ama maksatın halin dünya olmasın.

     2 konuşurken Allah ve peygamberden konuşup iş yaparken paradan betondan Diplomadan konuşursan olmaz.

    3 melekler gördüğünü yazar ne yazdırdığı na dön bak.

    4 sahip değil emanetçisin unutma.

     5 vazifen ibadetten zevk alan çocuk yetiştirmek.. annelerin babaların öğretmenlerin muallimleri vazifesi Kur'an adamı yetiştirmektir.yorulunca hastalanınca bunalınca  stres başında duman olunca İki rekat namaz kılayım da atlatayım diyen insan yetiştirmek ve büyük Gaye asıl Hedef odur.

     İnşallah bunu yakalamanın anne baba Öğretmenler olarak vazifemiz olduğunu anlayacağız ve gayret edeceğiz.

    6. çocuğa öğrettiğin her ezber,secde imsak için sahura kalkması tuvalete götürüp tahareti öğretmen sadakadır, insan bilmeli ki 20 Sene 50 sene 100 sene sonrasının yatırımını yapan bir proje üzerindesin.

    7. ibadet olmalı öğretilmeli ama kuru kuru içi boş değil.

    8 vazifemiz kuran adam Olmaktır. Çocuklarımızı Kur'an donanımlı Kur'an ahlaklı insanlar olarak yetiştirmektir.

    9 hiçbir anne baba buluğ çağına kadar proje yapmamalıdır. bizim projemiz "Ya ben ya o kabre girinceye kadar" diye olmalıdır.

     10 öğreten ben olduğum için ölüp gitsem bile o namaz kıldığı sürece biiznillah melekler benim namazım devam ediyormuş gibi yazacak bilinci olmalıdır.

     11 Teknoloji sayesinde çocuğun öğretmene değil eğitilmeye lezzet alması için uğraşmaya ihtiyaçlardır.

    12 anne ve baba sen lezzet tohumu ekmeli.

    13 hamilelikte bilinçli ol.

     14.3 yaşına kadar anne çocuğa kendini verecek ve bir nevi Karantina altına alacak(melekler Allah dostları ile)

     3-5 yaş arası çevre biraz genişleyecek' hayır ve şer Gündem az az  verilecek,5-10 yaş arası öğretilme dönemi,10 yaş sonrası uygulama döneminde denetimi..

    15.Sen çevresi olmalısın.

    16 çevresini dezenfekte etmelisin.

     17.niye teyzemler halamla eniştemler geldiğinde haremlik selamlık otururuz diye sorduğunda Biz müminiz diyeceğiz bunu izah edeceğiz. niye biz Her gördüğümüz sucuğu almıyoruz dediğinde biz müminiz helal ve haram standardımız var niye bizde falanca kanal yok dediğinde Eee gözümüzün gördüklerinin hesabını vereceğiz. Biz müminiz mümin haram yemez harama bakmaz demeliyiz.


    🔴Işte Cennet🔴

    1.kız çocuğu Cennet garantisidir.

    2.kız çocuğu %100 cennettir.

    4 kız kardeşine bakan da cennettedir 5 bu sırları bizden önce öğrenen Şeytan da gayet iyi biliyor ki; bir kız çocuğunu batırır diploma ile lise lise gönderir,yabancı diyarlarda zillete rağmen okumaya devam ettirsem Müminler Bir Ana kaybetmiş olacak, ümmetin kaybettiği her ana Resulullah'ın gözünde bir damla yaş demektir bunun için şeytan tuzağına dikkat..


    ☆☆ Peygamberimizin kim üç kız çocuğuna bakar onların terbiyesini verirse ve onları vakti gelince evlendirirse ve onlarla iyi geçinmeye daha devam ederse onun cenneti vardır buyurmuştur. Burada üç noktaya vurgu yapılmaktadır;1.terbiyesi,2 evliliği,3 seni üzdüğü zaman bile edeceğin sabır.

    ☆☆Ahmed bin Hanbel'in kız çocuğu sevgisi.. oğlu diyor ki "babama bir kız evladı doğduğu haberini verdiğimde gözleri doldu Rabb'im sana şükürler olsun peygamberine de kız çocuğu Vermiştin Bana da kız çocuğu verdin diye secdeye kapanmıştı"



    🔴Kur'an aşısı🔴

    1.Kur'an'ı en çok konuşanlar onunla en az ilgisi bulunanlar olduğu zaman bunun adına münafıklık denir.

    2. Kur'an'ı sadece konuşmak da Müslümanlık değildir. Kur'an konuşmak için değil ruhlarımızı terbiye etmek için Ashabı ikram gibi Müslüman Olmak içindir.

    3.ne balı konuşmak ağzımızı tatlandırır ne de Kur'an'ı konuşmak imanımızı güçlendirir. Bal tatlıdır diye 100 defa Söylemek yerine kapağı açarak parmağı bandırıp diline sürenin bal tadı aldığı gibi bir kere Sabah namazına kalkmak bin kere Kur'an büyüktür demekten daha önemlidir. Kur'an büyük olduğunu söylememize muhtaç bir kitap değildir.

    4.Bir fitnenin içine düştük.

    Maşallah çocuklarımız Kuran hatmi ediyor ama kendinize sorun; çocuğun Kuran'ı hatim etmeden,Elif cüzü bilmeden önce kaç puanlık müslümandı ve Allah'a ne kadar yakındı? Kuran'ı hatim ettikten sonra ne değişti?

    5.çocuğu boğmamalıyız. çocuklarımıza  ekmeği bütün bütün olarak ağızlarına koyar gibi Hafız yapıp sonra bilgisayarların önüne salmamalıyız.

     6 Kuran'ımızı artık çocukluktan itibaren aşı yaptığımız gibi birbirlerimizi aşısını kontrol ettiğimiz sağlık kitabı haline getirmeliyiz.Rabbimin huzuruna çıktığımız da "Rabbim Biz ailece Aşılanmış tık Kur'an'dan ve bu kadar becerebildik" demeliyiz. Bu cevabımız kıyamet günü ama toplum çok kötüydü demekten çok daha iyidir.

    8 Kur'an aşısını verirken çocuğun anlayış seviyesine yaşına kapasitesine dikkat etmeliyiz.

    bir günde 1 fırın ekmek yedirmeye çalışıp çocuğumuzu boğmamalıyız.


    🔴Medine'de çocuk olmak🔴

    1.Efendimizin uygulamaları bir müthiş bir çocuk sevgisi vardı Onun yüreğinde.

    2. çocuklara bol bol dua ederdi.

    3 çocukları adam yerine koyardı.

     4 dağlar gibi sabırla çocuklara muamele etti.

    5 çocuklarla oyun  oynardı.

    6 önce anaları yetiştirdi sonra her ana kendi evladını yetiştirdi.

    ☆☆saksıda buğday yetişmez her kreş, Her okul saksıdır Seradır,ana ise bir vadidir.

     7.namazda nasıl örnek alıyorsak çocuk yetiştirmede de efendimizi örnek almalıyız.

     8 çocuklarımızı sevmeliyiz.Çünkü çocukları çok seven bir peygamberimiz vardı.

    9 bir anne bir baba evine ekmek taşıdığı kadar çocuklarının dosyasına da dua taşımalıdır.

    10 Çocuklarımızı nasıl görmek istiyorsak doğduğu günden itibaren çocuklara o beklentimizin gerektiği muameleyi etmeliyiz.

    11 Peygamberimizin aile hayatına yaptığı katkıları bilmeliyiz.

    12 rukü etmeyi öğreten Peygamber çocuk Öpmeyi de öğretiyor.

     13 Efendimiz hazır Pamuktan yastık yapmadı,kayaları öğüterek pamuk haline getirip yastık gibi kullandı. bugün evlerimizde Biz ne kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sabrını gösteriyoruz bir bakın?

    ☆Merhamet! Merhamet! Bu Merhameti gösteren anneye de Allah'tan rahmet

    14.ayetler gökten aşağıya azametle boşalıyorken Peygamber Aleyhisselam çocukları dizmiş yarış yapıyordu.Biz peygambere göre namaz kılar oruç tutar ona göre zekat veririz Hac yaparız kurban ona göre Keser teheccüte ona göre kalkarız Kur'an'ı ona göre okuruz ve onun büyüklüğü gibi de çocuk büyütürüz.

     15.gazabın şiddetin heybetin Allah'ın dini için olmalı.

    16 En sonunda da yine sabır! Nuh Aleyhisselam kadar sabredeceğiz! Bıkmak usanmak beddua etmek yok.


    🔴Musap gibi anne🔴

    1.biz anneliği sadece bebeğe en iyi sütü veren süt firması gibi görürsek neslimizi kaybederiz. En iyi sütü emziren çocuğuna bakışı ile bile susmasına vesile olacak derecede şefkat dolu anne gibi öğretmen asla bulunamaz,bilgi veren ciltler dolusu kitap Okutan bulabiliriz belki ama Allah'ın adını anınca tüyleri diken diken olacak yüreği veren kimse bulamayız.

    2 kafa karıştırmak için çocuğu sıraya oturtmak herkesin işi Allah derken ninni okur gibi mutluluk verecek Duygu ise ananın işidir.

     3 çocuğu en kirli zamanlarından bile ana olduğu için iğrenmeyen kadın çocuğuna 10000000 kere besmeleyi tekrar etse ve çocuğu öğrenmese 10 milyon bir kere yine tekrarlar ve Usanmaz Çünkü Analar Usanmaz Anadan başka herkes çocuktan Usanır.

     4 analarımız Allah dedirtmeyı bildikleri sürece İslam kıyamete dek payidardır.

    ☆Bu ümmetin ilk muallimleri Tıpkı Hira'dan geldiğinde korktuğunu söyleyen Efendimize ilk cesaret veren Anamız gibi Kur'an aşçıları annelerdir. Analara evlad emanettir ve her Anne musab olmak zorundadır yesripleşmiş yerleri Medine'ye dönüştürülmelidir.

     6.her sözün  zamanı kulağı vardır

    7 Allah'a secde edecek çocuk yetiştirmek üzere niyet halinde olmalıyız. Duamız "Rabbim musab ile yesribi yeşerttiğin gibi benim yavrumun imanına ve ibadetlerini de benim emeklerim İle yeşert"

    Böylece Ben hem doğurdum hem de onu seninle buluştrup durduğum için kıyamet gününde iki analık ile bilineyim diye Rabbine niyaz etmelidir.

    8.kan ve irin dolu bir göğüsten çıkıp bembeyaz sadece Çocuğun ağzına gidecek sütü Emziren anne 1001 haramla dolu şehrin içinde de Allah'a imanı çocuğunun kulağına koyabilir.

    9 annenin Hafız olması Arapça bilmesi şart değildir. Müslümanlığı namaz kılıyor oluşu yeterlidir.

     10 annelik Musap Olmaktır ve büyük bir şanstır anneler için.

    11 çocuğa nasıl ki 3 dakikada süt emziriyor ama yarım gün ağlamıyorsa 3 dakikalık bir eğitimin sonucu da bu orandan bile daha fazla meyve verebilir.

    12 musablaşma derdi taşıyan Analar asla umutsuzluğa yanaşmamalıdır. Şeytan'ın en sevdiği Müminler umudu kırık müminlerdir



    🔴Kız çocuğu rehberi

    1.Sabır tüm eziyetlerin karşılığının cennette muhakkak verileceğini unutma.

    2.bir Nimet büyüdüğü kadar sıkıntı doğurur.

     3 Allah kız çocuğuna direkt Cennet vaad ediyor,yetiştir Cennet Senin Olsun diyorsa peygamberlerin lisanında Kur'an'da da bu işaretler varsa bundan müslümanlığa anlar ki bir de yetiştiremez Sen Vay Halime o zaman dayandım işte.

     4 yetiştirilememiş kız çocuğu senin kaybettiğin bir cennet şansı demektir.

    5 Müslümanın evlat yetiştirirken Özellikle de kız çocuğu yetiştirirken en güçlü silahı sabırdır.

    6 ağzını açıp da beddua etmek için 910 sene beklemen lazım yoksa acele etmiş olursun.Tıpkı Nuh aleyhisselamın 950 sene sabrettiği gibi dönmeyeceksin bağırmayacaksın beddua etmeyeceksin. 

    ☆☆Erkek çocuğuna beddua etmek bedduadır da, kız çocuğuna beddua etmek Onun doğuracağına da beddua edip nesilden nesile zehir akıtmaktadır.

    8 cennetlik kız kuralları.

    A.Kız çocuğu sahibi olacağın da ilk tepkiyi melekler kaydedecek unutma sonrasında Kur'an kursuna gönderdik şu yaşta başını örtüp diye çok boğa çalarsın daha sen ilk günden Suratı asık bir ana baba değil miydin ki 

    B.kız çocuğu büyütmek ibadettir

    C. Ilk altına giren süt damlasından sonraki dönemlere kadar harama helale dikkat et

    D. Allah Kadın neslini erkeğe göre daha taklitçi yapmıştır O yüzden çocuğunun etkilendiği kişilere dikkat et çevrenin temizle

    E. Çocuklar arasındaki adaletsizlik zulümdür zulmün olduğu yerde Allah'ın rahmeti yoktur.

    F. Şu beş tehlikeye dikkat et bir çocuğun kontrolsüz boş vakti olmasın iki kötü örnekler göreceği çevresi Olmasın 3 çocuğun Şehitlerini takip altında olsun 4 çocuğun cahil almasına müsaade etme 5 ay olmadan annelikle ilgili Allah'ın ona verdiği fıtratı öğret

    G. Çocukların içe eğitiminde kız çocuğu için sorumluluk sıralamasında anne ilk Baba 2. Hoca ve eğitimci 3 sırada olmalı

    H. Kız çocuğuna tesettürden başörtüsü ve etekten önce Allah'ı tanıt 3 yaşından itibaren bu eğitimi başlat 5 yaşına kadar cennet cehennem Allah Konuş 67 yaşlarına çocuğun vazifelerinin bulunduğunu farklılığını Hissettir 7 yaşından itibaren de tesettür örneği olan verilebilecek kıyafetler çocuğa giydir

    I. Kız çocukları için fıkıh yani ilmihal bilgisi Kur'an bilgisinden önce gelmektedir öğret.


    Mümin genç kız🔴

    1.Kabe'nin İstanbul'da olmasını istemek nasıl çılgınlıksa erkek olsaydım kadın olsaydın demek de aynı hatta daha fena çılgınlıktır.

    2 Rabbimiz en güzel en gerekli ve en uygununu yapmıştır. kadın yarattıysa en uygunu o,erkek yarattıysa en uygunu o. Çocuk vermedi ise de en uygunu odur.zenginlik fakirlik de buna dahildir. her yaptığını güzel yaptı Allah'ımız.

     3 "İtiraz etmiyorum Ama şöyle olsa daha iyi olmaz mıydı"demez bir mümin. dili ile de demez içinden de demez. 

    4 kalbini şeytanın avucuna koymaz.

     5 hacdan dönene Ne mutlu sana diye gidiyorsan üç kızı olana da aynı mutlulukla tebrikle gitmeli Mümin kişi.

    Olan da aynı mutlulukla karşılamalı çocuğunu.

     6 Batı hilekardır ikiyüzlüdür kültürü bataklıktır.

    7 kız çocuğu üzerindeki yatırım bu ümmetin en büyük projesidir. En büyük umududur. Kızları yetiştiremeyenler koca koca camiler yaparak açık kalan boşlukları kapatacaklarını sanmak da kendilerini oyalamaktadılar.

    8 genç kız hayatın içinden gelmelidir özellikle kız çocuklarının 18 20 li yaşlarda Kur'an kursu bile olsa yurtlarda bırakmamalı eğitimlerini vermelidir.

    9 ilmihal hayatı kuşatan bir ilmin adı olmalıdır.

    10 kız çocuğu yetiştirmek ona Elbette Allah'a ilmihali öğretmektir. hayatı Öğretmek de kız çocuğuna yetiştirme mantığımızı içinde olmalıdır.

    11 internette bilgisayar başında helak olmuş nesil istemiyoruz ama hastaneye gittiğinde Kimlik bilgilerini dolduramayacak kadar yaşadığı Çağın Kültürü'nden anlamayan nesil de istemiyoruz.

    12 namazında tesettürün de dilinde etinde kusur olmadığı gibi kadınlığın da ve anneliğin dede leke olmayacak şekilde yetiştirilmelidir.

    13 genç Mümin kız ümmetin 100 sene sonrası demektir. 100 sene Kudüs'ün durumunu Afrika'daki Müslümanların vaziyetin merak edenler sıradan 3 müslüman Evin kapısını vursunlar owenin kızları ne durumda olduğuna baksınlar ümmetimiz 100 sene sonra da orada demektir.


    🔴Namaz eğitimi🔴

    1.peygamberimiz 7 yaşından itibaren çocuklarınıza namazı Emredin 10 yaşından itibaren de kılmazlar sa onlara hafifçe vurun demiştir.Ama bir günde kaç vakit namaz var 5 kameri aylar ile konuştuğuna göre Efendimiz bir yılda 354 gün var gün 5 defa ve 3 yıl Yani 5 x 354 x 3 eşittir 5310 Demek ki bir baba annenin çocuğuna namaz kılmıyor ye Tokat durabilmesi için 5310 defa namaz kıl yavrum demesi lazımdır. çocuğuna namazı 5310 defa hatırlatan Bir babanın sinirlenmeye hakkı vardır.

    Çocuklar Allah'ın emaneti namazda yine onun emridir.

    ☆☆Allah'ın emrini Allah'ın emanetine yaptıracağız bunun için çektiğimiz çile sıkıntı attığımız gözyaşı bir ibadettir.

     3. İki kazancımız olacak;kılması için mücadele ettik ama kaldıramadık,elde bir kazanç yine bizim nedir? Nuh aleyhisselam da çocuğuna namaz kıldıramadı. Lut Aleyhisselamın oğluna Kaldıramadı İbrahim Aleyhisselam da babasına Kıldıramadı.kaybetmediller ama... çünkü namazsizligin önünde pes etmediler.

     4. 29 Mayıs akşamı alnında Ne Güzel Adam yazan Sultan Mehmet Fatih ertesi gün 'sabah namazı gündüz uyanınca kılarız' deseydi onu Fetih bile kurtaramayacakdı kıyamet günü.

    5. Edirne'de top döktürüp öküzlere çektirip Kasımpaşa ya geçirirsin ama bundan daha ağır olan çocuğunu Sabah namazına alıştırma mücadelesidir.

    6. ihlasla davet etmeye devam etmelisin 

    7.Allah'ın emrini hatırlatıyorsun umutsuzluğu unut.

     8.ana baba ortak çalışmalı- alıştırmalıyız.

    9.Salih arkadaş açısından çevresiz kalmamalı.

    10.komşularla anlaşarak dönüşümlü çocukları camiye ısındırmalı.

    11.Eğer çocukları namaza alıştıracaksanız işe uyku ile başlamalısınız. namazın en sinsi düşmanı yataktır.

    12.Güneş endeksli bir yaşam tarzınız olmalı.En azından tavuklar kadar ciddi olmalıyız ve çocuğumuzu grip olmuş birinden uzak tuttuğumuz gibi namaz ciddiyeti olmayan aile çocuğundan da korumalıyız. namaz deyince cenneti hatırlamayanlar evimize misafir gelmeye bilirler hiçbir sakıncası yoktur..

    13.psikolojik açıdan sıkıntı varsa gerekiyorsa bu süreç 6 yıla kadar uzayabilir..

    🔴🔴Rabbimiz  bizi duamızdaki heyecanımız kadar görüyor, bizim ve çocuklarımızın kesiştiği yerdeki dua samimiyetimiz de ne kadar yardım gördüğümüzü ve göreceğimizi gösterecektir. Bir ömür süren, karanlık gecelerde ki,dua edilenle edenden başkasının bilmediği o Dualar var ya...🔴🔴
  • İşte gidiyor. O halde şunu düşün: İlk günden bu yana sende değişen neyse kârın odur. Sahi, ne değişti?
  • RAMAZAN İMSAKİYESİ

    1.Gün: Tefekkür et. Ramazanın niçin geldiğini ve sana nasıl bir etki yapacağını düşün.

    2.Gün: Sofranı bir dostuna aç. Kalbini de.

    3.Gün: Bir ayet seç kendine. Sana, sadece sana ne söylediğine dikkat kesil.

    4.Gün: Dışarıda iftar et. Dışarıda. Yani bir parkta, bir deniz kenarında, bir kırda… Ekmek, peynir ve karpuz olsun iftar menün.

    5.Gün: Bir mülteci çocuk vardır yakınlarında. Ne yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?

    6.Gün: Ekranı kapat. Ekranları kapat. İçini izle. Ramazan bunun için var.

    7.Gün: Orucu bozmayan şeyleri düşün. İnfak, isar, sadaka, tebessüm…

    8.Gün: Tahammül et. Orucu Allah için tutuyor, sevabını ondan umuyorsun zira.

    9.Gün: Sahura kaldır çocuğunu. Bir masal gibi gelsin ona sahur sofrası. Belki birkaç küçük sürpriz… Belki küçük bir oyuncak… Belki bir toka… Belki birkaç renkli kalem…

    10.Gün: Bir öğrenci evi vardır yakınlarında. Ne yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?

    11.Gün: Bir hadis seç kendine. Mesela 'din güzel ahlaktır' olsun. Düşün bunu. Uzun düşün ama. Saatlerce düşün.

    12.Gün: Bir caminin bahçesinde oturan ihtiyarlarla yarenlik et bir ikindi sonrası. Eski Ramazanları anlatsınlar sana.

    13.Gün: Bir Ramazan şiiri oku. Mesela Ahmet Murat'tan: 'ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi / bu marşla aksın e5 trafiği'

    14. Gün: Bir iftar sofrası davetini reddet. Evet, o beş yıldızlı otelde olanı. Ve evet, bunu niçin yaptığını bil.

    15. Gün: Annene iftar için yapmasını istediği yemeği sipariş et. Giderken tatlı, dönerken hayır dua al.

    16. Gün: Sonu gelmez fıkıh tartışmaları yapan iki Müslüman kardeşine gökyüzüne bakmalarını öner. Aradıkları hakikat orada olabilir.

    17. Gün: Sadece hurma, sadece su ve sadece ekmek. Önündeki nimetler, Allah'ın Resul'ünün nasıl iftar ettiğini unutturmasın sana.

    18.Gün: Gazze'de, Şam'da, Halep'te, Myanmar'da, Irak'ta bir mazlum var. Ne yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?

    19.Gün: Bir çocuktan tekne orucu satın al. Yüzündeki cennet yansımasını izle. Büyüyerek neyi kaybettiğini hatırla ve başarabilirsen iki damla gözyaşı dök.

    20.Gün: Müslümanların ne yaparlarsa 'güzel insan' olarak anılacakları hakkında düşün. Yapıp ettiklerinle sana 'güzel insan' diyen var mı etrafta? Bunu da.

    21.Gün: Evliysen eşine, bekarsan annene, kardeşine, arkadaşına yardım et. İftar sofrasını beraber kurun. Ezanı birlikte bekleyin. İftara saniyeler kala üzerinize çöken o eşsiz huzuru gülümseyerek karşılayın.

    22.Gün: Bir yardım organizasyonuna bedeninle katıl. Koli taşı, paket hazırla, adres yaz, araba sür, yemek dağıt.

    23.Gün: İstanbul'daysan köprüye denk getir iftarı. Sana çorba, ekmek, su ve hurma uzatan insanlara gülümse. Üç yudumda iç akşam ezanını.

    24.Gün: Bir kırmızı pabuçla bir elbiseye dünyalar onun olacaktır. Sadece kendi çocuğuna değil ama. Ona alırken aynısından bir mazluma da.

    25.Gün: Bir cümle seç kendine. 'Dünyanın gerçeği var oluşu, hakikati fani oluşudur' olabilir mesela. Düşün bunu. Ramazanla dünya arasında nasıl bir benzerlik var düşün.

    26.Gün: Şöyle dua et: 'Allah'ım bu, burada geçirdiğim son Kadir Gecesi olsun. Gelecek yıl özgür Mescid-i Aksa'da, özgür Emevi Camii'nde, özgür İmam-ı Azam türbesinde, özgür Urumçi Camii'nde ihya edeyim Kadir Gecesini.

    27.Gün: Aç ve susuzken, önünde türlü nimetler, buz gibi sular-şerbetler de varken üstelik; Allah'tan başka kim sana 'vaktin girmesini' bekletebilir? Düşün bunu.

    28.Gün: Helallik al Ramazandan. Üzerinde hakkı çoktur.

    29.Gün: İşte gidiyor. O halde şunu düşün: İlk günden bu yana sende değişen neyse kârın odur. Sahi, ne değişti?

    Ramazan mübarek.

    - İsmail Kılıçarslan
  • KENDİ KALEMİMDEN.

    Ben fil. Milyonlarca filden sadece biri. Atalarımız olan Mamutlardan sonra bizler kaldık dünyada. Düşünün neredeyse arşa değecek belki başımız. Adımlarımla ve ağırlığımla gurur duymuyorum ama bu güç içimde fırtınalar koparıyor, dinginleşiyorum. Güzel bir gün bugün. Timur'dan beri ağaçlarla aramız iyi. 1402 yılından beri ağaçlara olan mahçubiyetimiz bizle büyür, bizle yaşar.

    Aslanlar da kendini fasulyeden sayıyor ya ona yanıyorum. Haddinizi bilmiyorsanız cüssenizi bilin bir gergedanı, zürafayı bile toplaşmadan yıkamıyorsunuz, ne krallığı! Yelelerini sere sere geçiyorlar önümüzden şeytan diyor hortumu geçir boynuna sal bir o yana bir bu yana. Neyse ki şeytanı dinlemiyorum. Ormanda düzen esastır yoksa ben bilirdim onlara yapacağımı. Bugün güneş tam anlamıyla bizim muhiti kapsıyor. Hangi gölgeye sığınsam oraya geliyor güneş. Güneş uzakta olmasan ben sana yapacağımı bilirdim ama uzaktasın işte...

    Uzak diyarlarda yaşayan filler de varmış. Kafeslerde yaşarlarmış ancak yedikleri önünde yemedikleri arkasındaymış. Ne güzel! Bir de bizim halimize bak. Ormanda yaşamak zor anlayamazsınız. Haydi aslanlar neyse de şu fareler ve insanlar yok mu? İnsanların zekasından, farelerin burnuma girecek kadar küçük olmalarından tırsıyorum. Korkular esastır, diri tutar. Ben de yeterince korkuyorum, beni yanlış değerlendirmeyin. Cüssemin hakkını veririm. Hayatımın bir yerinde bir anım vardır ki, benim için her şey tamamen değişti.

    Bir gün karnım tok, sırtım pek ilerlerken, bilhassa salını salını yürürken aman Allahım nedir o? mini minnacık kıpır kıpır bir şey geçti önümden. Sarsılışımı tarif edemem. Cüssem büyük olabilir ancak sincap gibi hassas bir kalbim vardır. Ezmek için büyük çaba göstersem de bir şekilde kurtuldu koca ayaklarımdan. Ona o an çok üzüldüm, bir yandan da kıskandım. Üzüldüm çünkü sonsuz evrende minnacık bir alan kaplıyordu. Kıskandım çünkü çok hızlı ve atik ilerliyordu. Biz fillerin tatmin duygusu pek sınırsızdır. Kendime kızdım, dedim sen yüce bir filsin ne uğraşırsın böyle ufak meselelerle. Tekrar salını salını yürümeye başladım. Derken arkamdan bir ses yükseldi:

    -Başın arşa değmiş ancak sen olmamışsın fil kardeş.

    -Hoooaah! Kimsin? Nereden geliyor o ses?

    -Benim ben, daha yeni ezmeye çalıştığın. Görünce yüreğini yerinden alacak fareyim ben.

    -Şey ben, ben sadece yürüyordum.

    -Yürümek mi? Hımm. Benim adımlarımı takip ediyordun sanırım. Çünkü ölümle dans ettiğimi hatırlıyorum. Siz fillerin bazen bizi bilmeden ezdiğinize, sonra ayağınıza yapışan ölülerimizi ağaca sıyırdığınıza şahit oldum. Neden bu kadar büyük olduğunuzu bilmiyorum ancak kabasınız, ölüm saçıyorsunuz etrafınıza. Ama komik olan ne biliyor musun? Saniyeler içinde öldürebileceğiniz varlıklardan korkuyorsunuz. Kendinizden milyon kat küçük varlıklardan korkuyorsunuz.

    -Sana bunları söyleten nedir farecik? İçini kinle dolduran şey bizim size habersiz getirdiğimiz ölümler mi yani. Varlığın kadar düşüncelerin de küçük. Bak biz 1402 yılında bile isteye Anadolu'yu, Mezopotamya'yı yok etmişiz. Tek bir ağaç bırakmamışız adım attığımız yerlerde. Bundan pişmanız. Atalarımın işlediği günahlardan dahi pişmanım. Çünkü ben büyük düşünüyorum. Geçmişimi biliyorum ki geleceğim olsun. Ancak ben seni görmeden öldürüyorsam bunda benim günahım ne? Bir daha önüme aniden çıkarsan seni ezmeden uyku dahi uyumayacağımı bilmeni isterim. Şimdi izin verirsen ormanın keyfini çıkarmak istiyorum.

    -Ölmekten daha ciddi ne var şu hayatta fil kardeş?

    -Yok sanırım varsa da ben bilmiyorum. Hem ben ölmeyeceğim, dikkatli yaşıyorum. Korkularım beni ben yapan olmazsa olmazım. Sen kendine bak! Benim milyarlarca adımlarımdan herhangi biri senin kaderin oluveriyor. Teslim ediyorsun yaşamını. Belki de siz fazlasınızdır bu ormana. Göçüp gitmelisiniz insanların yaşadığı coğrafyalara. Biz fillerle güzel bu ormanlar.

    -Kibrin içine sığmıyor yazık! Hiç ölen fil görmemiş gibi konuşuyorsun. Sanıyor musun onların korkuları yoktu. Kader diye döngü var efendi. Bizi çepeçevreleyen bir döngü bu! Eninde sonunda sen de bir kuytuda teslim edeceksin canını.

    -Şimdi susmazsan canını alacağım senin! lanet hayvan, yeraltı sıçanı! Def ol! Almıyım seni ayağımın altınaaa. Def ooool.

    -Fazla vaktini alma niyetinde değilim fil kardeş. Bu dünya geçicidir bil istedim.

    -Bilmek istemiyorum, def ooool!

    -Gidiyorum ama etmiyorum eyvah!

    O günden beri ölüm fikri bir gün olsun beni terk etmedi. Her gün ölümü düşünmeye başladım. Ya fare doğru söylüyorsa? Ya korkularım beni hayatta tutmaya yetmezse. Bu düşünceler içimi kemirmeye başladı. Aştan kesildim. Artık yeşiller yeşil değildi, diğer filler ise sadece bir suretten ibaretti. Ne yapıp edip o yerden bitmeyi bulmam gerekiyordu. Bana bunların doğru olmadığını söyleyecek birileri lazım geliyordu. Diğer filler kendi halinde düşünmekten, sorgulamaktan bir haberdi. Rahatlık onların elinden düşünmek kabiliyetini almışa benziyordu.

    Bir gün yerden bitmeyle karşılaştığım yerlere gittim çömeldim onu beklemeye başladım. Günler geçti, haftalar geçti fare gelmedi. Diğer fareler bana bakıp şaşakalıyordu. Onlara ses etmedim. Benim ihtiyacım olan tek fare sendin yerden bitme. Varlığı küçük fikirleri büyük fare. Acaba onu bulup ezsem içim rahatlayacak mıydı? Onun ölümü bana hayatımı geri verebilir miydi? Ne olur gel artık. Beklemek mesele değil, ölüm korkunç. Korkularımı yenmeme izin ver. Nereden çıktın ki karşıma? Seni bulup bir daha bu muhitin yanından dahi geçmeyeceğim. Hatta adımlarıma dikkat edip hiçbir fareyi canlıyı ezmeyeceğim. Korkularıma söz verdim. Onlar hala beni hayatta tutan yegane şey.

    Bir ay geçmişti. Zayıflamış, halden düşmüştüm. Artık çömelmek benim için rahatlığı, zevki temsil etmiyordu. Halsizlikten zorunluydum böyle olmaya. Güneş yine başıma ilişti. Gözümü dahi açmaya mecal bulamıyordum ki, bir ses duydum:

    -Yerle yeksan olmuşsun fil kardeş. Ne oldu senin o dillere destan ihtişamına.

    (hoooaahhh! hıııııı)
    -Seeeen. Nerelerdesin, öldün zannettim. Keşke sana sarılabilecek kadar büyük olsaydın.

    -Keşke bana sarılabilecek kadar küçük olsaydın.

    -Çok kötüyüm fare kardeş.

    -Seni kötü yapan şey nedir? Korkuların mı?

    -Korkularım beni hayatta tutan yegane şey sanıyordum şimdi tam tersi korkularım beni öldürecek.

    -Seni korkuların değil seni sen öldürüyorsun farkında değilsin.

    -O gün konuştuklarımızdan sonra bir daha kendime gelemedim. İçime sürdüğün şüphe orduları, beni süründürüyor. Ne olur bana yardım et.

    -Sana ancak sen yardım edebilirsin.

    -Kendime yardım edebilsem bir aydır burada bekler miydim?

    -Bir ay 5 gün!

    -Neee! Sen benim burada olduğumu biliyor muydun?

    -Biliyordum hatta çokça kez karşına geldim, durdum ancak beni fark etmedin? Ne zaman fark edersen o zaman kendimi ortaya çıkaracaktım. Ancak artık dayanamadım ve geldim. Çıktım karşına çünkü sen hiç iyi değilsin. Bedenin günden güne eriyor.

    -Sen benim için üzüldün mü?

    -Üzüldüm evet.

    -Fare kardeş, sen çok iyi birisin. Ben sana haksızlık ettim. Artık benim için tüm fareler iyi, tüm filler ise kötü olacak.

    -Hala yanlış yapıyorsun? Kötülüğün dili, türü olmaz, olamaz.

    -Nasıl yani sadece sen mi iyisin?

    -Ben bir çok şeye eriştim fil kardeş. Yaşamanın bir hayalden ibaret olduğunu anladım. Ben bu hayalin içinde ne kadar iyi şeyler yapar isem benim için kazanç budur. Çünkü zaman geldiğinde kucağımda iyiliklerim, güzelliklerim kalacak. Yaşam dediğin geçenlerde de söz ettiğim gibi bir filin ayağının altında ya da insanların kurduğu bir kapanın içinde ya da aç kalıp bana bile tenezzül eden bir yılanın midesinde son bulabilir. Yaşam sendedir, senin yorumladığın kadardır. Korkularını terket, sal artık kendini.

    -Salarsam dikkatli olmaz, ölürüm.

    -Daha yeni ne demiştin bana? Korkularım beni öldürüyor demiştin.

    -Nasıl bir şey bu korku? Beni yaşatan da o öldüren de o.

    -Hayııııır! Seni yaşatacak olan da sensin öldürecek olan da sensin. Sana bir ömür biçildi. Bu ömrü güzellikler içinde geçirmelisin. Dünyayı ancak güzellik kurtaracak. Ekmezsek içimize o tohumları belki bu ormandan başlayarak tüm evren sonsuza kadar yok olabilir.

    -Ben öldükten sonra bu evrenin ne anlamı kalır?

    -Bencil olma, seninde ileride yavruların olacak. Onlara iyi bir dünya bırakabilmelisin.

    -Sonuç olarak ne diyorsun bana fare kardeş. Cüsseme bakma, kafam kalındır, geç anlarım ben.

    -Öncelikle şu içindeki egoyu öldür, güzellikleri keşfet. Attığın adımları doğru at. Attığın adımlar başkalarının kaderini sonlandırmasın ya da mahvetmesin. Çünkü sen etrafındakileri özgür kıldığın kadar özgürsündür. Özgürlük çevrende başlar sende vuku bulur. Ölümü düşünme gelecek olan daima gelir. Ölüm korkusu seni dağıtır ve dağılanları toplamaktan önüne bakamazsın. Kendini heder etme. Benim güzel fil kardeşim!

    -Senin dediklerini bir bir yapacağım fare kardeşim. Senden bir dileğim var ama.

    -Senin için ne yapabilirim söyle bana?

    -Ne olur önüme aniden çıkmayın. Korkuyorum. Evet itiraf ediyorum. Nefes boruma kaçmanızdan ölesiye korkuyorum.

    -İşte ilk iş bu! Problemi çözmeye problemi kabul ederek başlarsın. Senden olur, olacak fil kardeş. Kendim adına ve çevremdeki kardeşlerim adına söz veriyorum. Biz de adımlarımıza dikkat edeceğiz bundan sonra.

    -Anlayışın için teşekkür ediyorum. Bundan sonra seni görebilecek miyim?

    -Bakmak değil görmek istersen beni daima görebilirsin. Ölüm yeraltına uğramadığı sürece seninle burada görüşebiliriz fil kardeş.

    -hoaahhahahahaha! Sen çok iyi birisin fare kardeş. Sen de korkum gibisin. Daha 1 ay önce beni öldürecekken şimdi yaşatıyorsun. Görüşeceğiz, yine görüşeceğiz!

    -Bak kızıyorum. Seni yaşatan da öldüren de ancak sensindir. Haydi git bir şeyler ye gücün kuvvetin yerine gelsin.

    -Tamam yüce fare kardeşim. Kalıbı küçük gönlü yüce kardeşim. Görüşüürüüzz.

    O günün üstünden 1 yıl 6 ay 13 gün geçti ve ben hala etkisindeyim. Etrafımdaki fillerle şimdi daha iyi anlaşıyorum. Yolda yürürken adımlarımı daha dikkatli atıyorum. Kendimi keşfettim. Bundan ötesi yokmuş. Birinin kendisinin keşfetmesinden öte bir şey yokmuş. Ölüm gelene kadar dünyaya bilhassa ormanıma güzellikler kazandıracağım. İçimdeki ışığı ne kadar uzağa ulaştabilirsem o kadar aydınlık olur ormanım. İyi ki tanıdım seni fare kardeş. İyi ki!
  • Hasan gibi sevmek

    Burada yazdığım hadise gerçek bir olaydır ethem cebecioğlu hocanın bir konuşmasından alıntıdır ses kaydı mevcuttur. İnanıp yada saçma bulmak tamamen size bağlı beni son zamanlarda en etkileyen hadiselerden biri olduğu için sizlerle de paylaşmak istedim uzun ama okumanızı tavsiye ederim;

    ''bizim ankara'da hasan diye delikanlı çocuk ya 25 sene oldu yada 30 seneye yakın ama 30 sene falan oldu öyle hatırlıyorum. Yaşadığımız hatıramız. Hasan güzel bir çocuktu. yaşı 11-12 o civarda daha buluğa ermemiş. O sıralarda çağrı filmi vardı ve yaygındı. ilk ingilizce sonra arapça sonra türkçe 
    versiyonlarını izledik insan etkileniyor Kaddafi tarafından çektirilmiş Antony quin başrol de oynadığı kaliteli bir yapım. Hz hamzayı anlatıyor Hz. Hamza'nın merkezinden yola çıkarak peygamber efendimizin hayatını kesit olarak sunmaya çalışıyor. İşte bu film çıktığında, Hasan'ın babası bana demişti ki; tabi hasan o zaman vefat etmiş babası bir hatıra olarak bana anlatıyor. Ailecek oturup çağrı filmini dvd koyduk ve izledik 3 saat falan sürdü hepimiz hüzünlendik, duygulandık bi heyecanlandık peygamberimizin hayatı mücadelesi, hz. Hamzan'ın vahşi tarafından şehit edilmesi  uhud , peygamberimizin çektiği çileler vs.
    ondan sonra oğlum Hasan okuldan gelince her gün o videoyu koyuyor her gün izliyor cumartesi pazar günleri de sabah izliyor , akşam izliyor. ''Oğlum usanmıyor musun?'' diyoruz ''baba, peygamberimizi ben sevdim'' diyor. ''oğlum nasıl oldu?'' peygamber sevgisi o babacığım diyor anlatılmaz yaşanır'' izliyor ama her gün izliyor bıkmadan usanmadan.
    ve sonrasında namaza başladı diyor babası izledi ve namaza başladı.. namaz kılarken annesine ''annecim başörtünü tak sende namaz kıl'' annesine de sürekli böyle söylüyor. ''anne namaz kıl, anne namaz kıl..'' Hasan'ın halleri değişti namazı öğreniyor, süreleri ezberliyor, bize anlatmaya çalışıyor ve her gün peygamberimizin hayatını bıkmadan izliyor.
    bir gün baktık üstü başı toz içinde elbisesi yırtılmış efendime söyleyeyim halinden belli ki kavga etmiş birisiyle. sordum ''oğlum Hasan ne oldu sana'' baba dedi ''sınıfımızda bir arkadaşımızın vardı peygamberimize küfretti küfredince dayanamadım onu dövdüm o bana vurdu ben ona vurdum.'' ''oğlum sana ne dedim'' Hasan ''ben peygamberimize küfredilmesine tahammül edemem baba'' dedi.
    ondan sonra ertesi gün hademe geldi '' Hasanın öğretmeni sizi istiyor ''dedi. okula gittik hanımla beraber ''Hasan arkadaşlarıyla kavga ediyor çocuğunuza sahip çıkın deyince üzülerek eve geldik Hasanın kulağını tuttum çektim. ''Hasan bir daha kavga etme oğlum öğretmenin bizi azarladı mahçup olduk.'' ama baba dedi '' peygamberimize küfrediliyor küfredilirse ben dayanamam ki ne yapayım'' diye ağlamaya başladı.
    yine bu arada Hasan sürekli namaz kılıyor anneye babaya namazı teşvik ediyor. filmi de kesintisiz izlemeye devam ediyor. bir ara baktık, burnundan kan akıyor kafası yarılmış üstü başı toz içinde yine dayak yemiş halde eve geldi ''oğlum bu ne hal dedik'' bu sefer '' baba arkadaşlarımızdan bir tanesi Allah'a küfür etti dayanamadım onu dövdüm'' diyor. o da beni dövdü diyor bunun üzerine çok kızdım kalkıp vuracaktım kaçtı bunun üzerine 2 gece halasında kaldı sinirlerim geçince de halası getirdi anlaşma yaptık bundan sonra bir şey duymayacağım dedim ''baba ama daha öncekinde peygamberimize küfür etti dövdüm ayrı bir şey ama şimdi Allah'a küfür etti ben dayanamadım baba olursa bir daha döverim ben'' bunu bir çocuk diyor.

    aradan 15 gün geçti Hasan grip gibi  bir rahatsızlığa yakalandı. Doktora götürdük ilaç verdi kullandık ama Hasan günden güne zayıfladı hastalığı arttı ve güçten  kuvvetten düştü. Tekrar doktora götürdük birde kan tahlili alalım dedi kan tahlillerinden sonra doktor dedi ki; şüphelendiğimiz bazı konular var daha ince bir tahlil yapacağız. daha sonra kan ölçümleri geldi. doktor; oğlunuz ileri düzeyde kan kanseri maalesef tedavisi mümkün değil. dedi
    üzüldük yine de çare aramaya koyulduk kemoterapi oluyor ilaç kullanıyor vs o şu bu.. derken Hasan artık yatağa düştü. Arkadaşları, öğretmenleri ziyaret ediyor. Gözümüzün önünde oğlumuz eriyor yemek yemiyor, zayıflıyor, saçları dökülüyor. Kanser ilerliyor. O süreçte kitaplar okuyor annesine sürekli ''anne çorap giy bacağını açıkta bırakma, bileklerin açıkta gezme, başını ört, anne namazını kıl, baba sende kıl'' çocuk hasta, bizde hanımla beraber namaz kılmaya başladık ki gönlü olsun.
    sürekli o süreçte peygamberimize salavat getiriyor bize de sürekli sizde salavat getirin onu sevin, Allah'ı sevin, Kuranı sevin diyor.

    geceleri sabah namazına kalkıyor ışık uzun bir süre açık aklıyor  yatak odasından da anahtarın deliğinden ne yapıyor çocuk diye bakıyoruz hanımla. Sabah namazını kılıyor, kıldıktan sonra pencereyi açıyor elini  karanlığa doğru bir süre sallıyor bir şeyler söylüyor birisiyle konuşuyor gibi sanki ama biz duymuyoruz ne olduğunu ne yaptığını bilmiyoruz.
    biz takip ediyoruz. bir gün iki gün üç gün böyle. Acaba çocuk ölecek, ölümü kaldıramaz aklını mı yitiriyor diye düşünmeye başladık. Yine o gece pencereden elini sallayıp bir şeyler söylerken içeri girdik '' Hasan ne yapıyorsun oğlum'' Hasan ''hiç baba '' diye inkar etti tekrar tekrar sorunca ''baba dedi sabahleyin sabah rüzgarı esiyor ya o esen sabah rüzgarına diyorum ki; ey sabah rüzgarı lütfen benim selamımı medine'ye yolun düşerse peygamberimize iletir misin? diyerek peygamberimize selam yolluyorum'' (Ethem hoca; hasanın babası nadir bey bana bunu anlattığında bende bir nokta olarak bu kaldı bende şimdi 30 seneden bu yana teheccüd namazında  penceremi açıp rüzgarla efendimize selam yolluyorum. kimi gülebilir, kimi tuhaf karşılayabilir benim hoşuma giden bu kıssadan bu oldu ben tasavvuf pr. ama öğretmenim 11 yaşında ki Hasan oldu benim)

    ve Gasan artık ne yiyor ne içiyor içtiğini yediğini kusuyor kalkamıyor.
    Bir gün sabahleyin Hasan yanımıza gelip dedi ki; babacım bu gece  çok ilginç bir olay yaşadım ama rüya değil çünkü rüya başımı yastığa koyarım uykum gelir uyurum gözümü de yumarım dalar giderim ve  rüyada bir şeyler görürüm. Ama bu öyle değil gözüm var ya bu iki gözümle gördüm bu olayı, belki inanmayacaksın ama babacım şu evimizin çatısı çatır çatır dökülüp ikiye ayrıldı gümbür gümbür sesler geldi ben deprem oluyor zannettim zar zor oturdum baktım yukarıdan iki kişi iniyor bembeyaz giyinmiş, başlarında sarık var ve sakalları da simsiyah gülerek yanıma geldiler. dediler ki; Hasan, biz melekleriz beni kucakladılar öptüler biri saçımı okşuyor biri sırtımı okşuyor çok mutlu oluyorum bana dediler ki; çok yoruldun Hasan seni bir gezmeye çıkaralım 3-4 aydır hep evdesin kendini iyi hissedersin. olur dedim biri bir elimden diğeri bir elimden tuttu göğe yükseldik.
    sonra yukarı çıktık güzel yeşillik bir yere geldik burası neresi dedim burası cennet Hasan dediler hadi gezelim. Gezerken çok büyük  bir köşk gördüm önünde durduk bu ne dedim Hasan bu köşk, senin dediler. Hadi gel beraber gezelim. baba köşke girdim benimmiş o kadar büyük ki ucu bucağı yok orada oyuncaklar,arkadaşlar, hizmetkarlar, yiyecekler, içecekler her şey var çok mutlu oldum bana dediler ki; Hasan aşağıya inme burada kal bak şu inek senin (sembolik dilde deve nefs-i Merziye, inek nefs-i raziye, nefs-i mutmainne ise koyun olarak gözükür tabi çocuk o manaya geldiğini bilmiyor sığır görmüş demek raziye makamında) izin ver de ineğini keselim sen de ebedi olarak burada kal.
    ben dedim ki olmaz ben annemi babamı özlerim onları isterim olmaz. Ama Hasan biz seni seviyoruz aşağıda hastalıktan acı çekiyorsun sana yazık oluyor burada kal diye ısrar ettiler. inek kesilecekmiş orada kalacakmışım anlayamadım baba ( nefsin ölümüne işaret ediyor)
    ben istemedim o yüzden ineğimi kesmeyin dedim onlar da beni aşağı indirdiler. alnımdan öptüler ve gittiler çatı yine aynı gürültüyle kapandı.( ethem hoca; yakaza halinde görülen bir olay diye düşünüyorum ama anlatırken anne babasına canlı canlı her detaydan bahsediyor ve rüya olmadığı konusunda diretiyor). anne baba olarak anlamlandıramadık tamam oğlum dedik..

    hasan yine yorgun ama sürekli efendimize salavat getiriyor misafirler geldiği zaman sürekli '' aman bakın namaz mühim namaz kılın ibadetlere önem verin, kavga etmeyin, dedikodu yapmayın bol bol sadaka ,zekat vermeyi Allah'ı peygamberi sevmeyi öğütlüyor.
    sadece çorba mama türü besinlerle beslenecek hale düştü namazlarını yattığı yerden kılıyor durmadan dua ediyor. hep böyle uzun uzun aklımıza gelmeyecek güzel güzel dualar yapıyor.

    derken bir sabah mamasını yedireceğiz baba anne dedi; bu gece de aynı o geçen sefer ki yaşadığım olayın aynısı yaşadım. Yine evimizin çatısı ayrıldı o iki melek aynı şekilde geldi beni sevip okşadılar epeyi sıkıntı çekiyorsun seni cennete götürelim mi dediler. onlara ama orada kalmak yok tamam mı dedim. onlar da seni zorla orada tutmayız dediler. Yine göğe yükseldik bu sefer daha yukarı çıktık o alan da ziyaret ettiğim köşk var bide baktım bu sefer onun yanında daha güzel daha büyük bir köşk daha var öbür ucunu göremedim süslü, parlak bambaşka bir şey hayret ettim bu kimin dedim? Hasan buda sana verildi dediler. Yine içini gezmek için girdik ama burada kalmam anneme babama gideceğim tamam mı dedim tamam dediler. içeride havuzlar, sular , şerbetler, benim gibi çocuklar var. Onlarla oynadım dünya da görmediğim yemekler vardı hepsinden yedim bisiklete bindim dolaştım, gezdim her taraf altın, gümüş, yakut ışıl ışıl epey bir gezdikten sonra melekler bana ; Hasan rahatladın mı dediler evet dedim yine ineğimi gösterdiler keselim mi dediler bende hayır annemden babamdan ayrılmak istemiyorum dedim tamam dediler yürümeye başladık köşkün dışına çıkmadan önce köşkün içinde kocaman bir kapı gördüm o kadar süslü ki merak ettim ; bu kapı kapalı nereye açılıyor diye sordum. bana dediler ki bu kapının arkasında çok büyük bir zat var ziyaret etmemizi ister misin evet dedim kapının üzerinde kulp yok, anahtar yok nasıl açılacak diye sordum onlar; bismillahirrahmanirrahim lailaheilallah  muhammedun rasulullah diyeceksin kapı açılacak dediler söyledim gerçekten de kapı açıldı. kapı açılırken içeriden bir ışık geliyor ama o kadar kuvvetli ki gözümü tuttum gözüm ağrımaya başladı bide mis gibi kokular geliyor her tarafım nur ışık içinde kaldı. Bir iki adım attım ışık biraz azaldı baktım büyük bir taht kralların oturduğuna benziyordu  biri oturuyor orada eli yüzü düzgün, tatlı, güzel, siyah sakallı muhterem bir zat. Bana tebessüm ediyor Hasan gel dedi o kadar güzel ki baba hayran kaldım içim ısındı hemen gidip yanına oturdum çenemi dizine dayadım sürekli yüzüne baktım gözümü ondan alamıyordum pırıl pırıl parlıyor hayran kaldım o ne güzellik.. o ne güzellik.. o bana bakıyor saçımı okşuyor bana Hasanım Hasanım diye sesleniyor. yüzüne bakmaya doyamadım bir süre o bana ben ona uzun uzun baktım ellerini tuttum pamuk gibi mis gibi kokuyor o kadar güzel bir insan ki hayatımda hiç öyle bir insan görmedim. En sonunda aklım başıma geldi efendim siz kimsiniz diye sordum; saçımı okşadı ah Hasanım dedi ben seni çok seviyorum her sabah namazını kıldıktan sonra pencereyi açıyorsun elini sallayıp sabah rüzgarıyla selam gönderdiğin biri var ya o selam gönderdiğin kişi benim.. sav..
    aaa ya Rasulullah  sen misin deyip atladım boynuna sıkı sıkı kucakladım o da beni kucakladı sarmaş dolmaş olduk ah evladım Hasanım diye beni sevmeye başladı. bende ona sıkı sıkı sarıldım mis gibi kokuyordu kokusunu içime çektim anne kucağı gibi merhametli dönüp bana dedi ki; Hasan beni seviyor musun? dedim ki canım sana feda olsun ya Rasulallah seni seviyorum. o dedi ki; Hasan beni annenden babandan çok seviyor musun bende dedim ki; annem babam sana feda olsun seni annemden de babamdan da çok seviyorum. peygamberimiz; peki Hasan aşağıya annenin babanın yanına inmesen de benim yanımda kalsan hoşuna gider mi? gider ya Rasulallah kalırım. sav; ama anneni babanı özlüyorsun emin misin ? dedim ki; senin yanındayken annemi babamı kimseyi özlemem. bunun üzerine efendimizin bak ineğin burada duruyor izin ver onu keselim hep benim yanımda kal. olur dedim o iki melek ineğimi kestiler. Sonra peygamberimiz şimdi aşağıya in bugün öğlen ezanı okununca seni almaya geleceğiz dediler ve beni yanından ayırmayacağını söylediler. sonra aşağı indirdiler. Böyle bir olay yaşadım babacım ben bundan sonra peygamberimizin yanında yaşayacağım.

    O gün anladım çocuk öğlen namazında vefat edecek rüya mı görüyor vaka mı yaşıyor bilmiyoruz ama yaşamış kendisine sorarsan rüya değil. Üzüldük ağladık... öğle ezanı okundu o sırada işte olmam gerekiyordu hanım telefon etti; Hasan ağırlaştı vaktim geldi diye sayıklıyor bize yatağımı kıble istikametine çevirin sırtıma yastık koyup beni biraz dikleştirin ayağı kalkamıyorum ama hiç olmazsa yatar vaziyette olmayayım diyor ve seni çağırıyor. koşarak gittim kucakladım ağladım baba dedi niye üzülüyorsun ben peygamberimizin yanına gideceğim. Bütün akrabalar toplandılar 40-50 kişi sürekli peygamberimiz gelecek beni alacak götürecek diyor. etrafındakilere sürekli birbirinizi kırmayın, gönül kırmayın,  peygamberi sevin namaza dikkat edin Müslüman gibi yaşayın,dine hizmet edin, evinizde yemek yedirin diye yaşından büyük biri gibi nasihat ediyor. birden baba diye bağırdı baba peygamberimizi gördüm bak geliyor beyaz bir ata binmiş görüyorum yanında 20 kişilik bir grup var geliyorlar görüyorum Elhamdulillah ben Rasulullaha kavuşacağım biz baktık kıble tarafına bir şey göremiyoruz Hasan birden hareketlendi yüzüne can geldi halbuki elini kolunu zor kaldırıyor bi dirilik geldi elini kaldırdı heyecanla elini uzattı geldi diyor yaklaştı.. şimdi  peygamberimiz ve arkadaşları eve girdi anne baba evimize geldiler dediği an ev zangır zangır sallandı biz deprem oldu zannettik bide baktık evin içerisi mis gibi bir kokuyla doldu o koku dünya kokusu değildi.. orada peygamberimize salavat getirdi hoş geldin ya rasulullah elini açtı ne olduğunu bilmiyoruz ama birden bire başı yavaşça arkaya gitti ve ruhunu teslim etti. vefatından sonra o koku 7 gün evden çıkmadı elbisemize dahi sindi taziyeye gelenler kokuyu sorup durdu.

    işte rasulullah sevgisi.. bu olay beni çok etkiledi umarım size de dokunmuştur rabbim hasanın sevgisinden zerreler almayı ve bir an olsun oturup düşünmeyi nasip etsin... onu hakkıyla sevenlerden olmayı cümlemize bahşetsin ramazan-ı şerifiniz şimdiden mübarek olsun...