• 176 syf.
    ·Puan vermedi
    Sinan Yağmur kalemine eline sağlık diyorum .Bütün kitaplarını zevkle okudum çok şeyde öğrendim ama bu kitabı başka okudum .inanın sonunu okurken göz yaşlarımı tutamadım ağlayarak okudum züleyha ya çok üzüldüm daha öncede bu kıssayı okumuştum ama bu kadar etkilenmemiştim .Konuyu güzel seçerken yazımıda çok özen göstermiş gelecektede zevkle okunacak İlerde klasik kitaplar arasına girecektir .Keşke erkekler yusuf kadınlarda züleyha gibi sevebilseler işte gerçek aşk budur Aşık oldum deyip evleniyor birliktelik yaşanıyor aşk bitiyor .Kimse kimseyi kandırmasın aşk bitmez o bitenler karşılıklı menfaat üzerine kurulan ilişkiler adamın parası bitiyor aşk bitiyor kadının güzelliği gidiyor aşk bitiyor .Lütfen aşkı kötü emellere alet etmeyin .Aşk özel ve güzel bir duygu bunu hiç bir şey yıkamaz Onun içinde gerçek aşkı bulmadan kendinizi tanımadan kimseyle birlikte olmayın sonra üzülen olursunuz Allah herkese gerçek aşkı nasip etsin Şu söz çok hoşuma gitti onun vezir olduğu ülkede dilenci olmakta
  • Hani uyku ile uyanma arasında bir ara vardır ya, hani hala rüyayı hatırladığın? İşte o arada hep seni düşüneceğim.
    jm barrie
  • 183 syf.
    ·10/10
    ".... Çünkü siz , soğuk rüzgarların getirdiği o fısıltıyı hiç duymadınız. Raul Mendez'i tanımadınız. Bende tanımıyordum. Ta ki o , en karanlık kuyulardan yankılanarak gelen , lağım kokulu cehennem esanslı , lanetli parolayı duyana kadar. Raul Mendez Ölmeli!" işte roman bu tatda... Müthiş akıcı , okurken hertürlü süprize açık bu romanı şiddetle tavsiye ediyoruz. İyi bir romancı doğdu. Bizde buna şahitlik yapıyoruz. Vesselam.
  • 280 syf.
    ·Beğendi·10/10
    OKUYUN...Mutlaka okuyun. Hele de 15 Temmuz gibi bir felaketin eşığinden döndüğümüz şu günlerde nelerden kurtulmuş olduğumuzu anlamak ve kavramak için mutlaka okuyun.
    Ama ben bir daha asla okuyamayacağım, yüreğim kaldırmaz çünkü...Asla unutamayacağım çok yerinde bir ifade vardı kitapta "bir ulusu yok etmek istiyorsanız kadınlara ve çocuklara işkence ve tecavüz edin, bunu yapın ki asla normale dönemeyip üreyemesinler, işte o zaman o milletin kökünü kurutursunuz" Bir kadın olarak yıllardır yüreğimi dağlar bu söz. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Korusun , kollasın...
  • 736 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Güney ile Tahir’in nefes kesen aşkının sizi esir almasına hazır olun…

    Güney; beyaza yakın sarı saçlı, mavi gözlü, çevresine huzur yayan genç ve güzel Güney... Kardeş acısıyla başetmeye çalışırken bir anda tanıdığı Tahir'ler yüzünden hayatı karmakarışık olan Güney... Tahir'lerden biri kardeşinin katili olduğunu düşündüğü ve intikam almak istediği adam, diğer bir Tahir yılbaşı gecesi tanıdığı ve etkilendiği, kimseyle paylaşamadığı sırrını anlattığı, sebepsiz bir şekilde güven duyduğu yakışıklı bir erkek, tanıdığı son Tahir ise patronu ve aşık olduğu yakışıklı, zengin, karizmatik koca adam... Herkesin bildiği ama Güney'in uzunca bir süre bilmediği, üçüne de ayrı ayrı duygular beslediği üç ayrı Tahir :) Bu paragrafta yazdıklarımı fırsat bulduğum her yerde yazıyorum çünkü inanılmaz etkilendim…

    Tahir; yakışıklı, karizmatik, vefalı, tehlikeli sularda yüzen ama bir çift mavi gözde kaybolan koca adam Tahir... Tahir'in yakın arkadaşları Doğan ve Tamer'den en büyük farkı ve benim için bir numara olmasının nedeni sevdiğini tüm yaşananlara rağmen terk etmemesi, gözünün önünden ayırmaması oldu.

    Kitapta etkilendiğim çok sahne var ama özellikle vurulduktan sonra tüm acısına rağmen, yediği kurşundan daha da çok yaralayan Güney’in sözlerine rağmen, dimdik yıkılmadan ayakta duruşu, o anda ölmek istemesi, hem de vakit geçirmeksizin hemen ölmek istemesi beni altüst etti. Bu sahne nasıl bir ruh haliyle ve hangi duygularla yazılmışsa, her okuduğumda gözyaşlarımın süzülmesine sebep oluyor...

    Karakterleri bir kenara bırakırsak; yazarın öyle bir anlatımı var ki, sanki bir kenarda oturmuş onların yaşadıklarını izliyorum, onlarla gülüyorum, onlarla ağlıyorum. Diğer kitaplardan mutlu son olacağını tahmin ettiğim halde bir kitap bu kadar mı sürükler insanı, hele son 30 sayfa, gözlerim dolu dolu “bu sefer her şey bitti, asla affetmez Güney’i” derken bir de baktım ki olaylar başka boyutlara gitmiş bile. Aslında FMarsal etkisi bu işte bir türlü tadını çıkararak okuyamıyorum, bir bakıyorum bitmiş koca kitap.  Her sayfasını büyük bir merakla ve heyecanla çevirdim ama son sayfası yüzümde mutlu bir gülümseme bıraktı. Bittikten sonra uzunca bir süre etkisinden çıkamadığım nadir kitaplardan biri oldu Yalnız Gözlerin İçin.

    Uzun lafın kısası aşk romanlarını seviyorsanız ve erkek aşk romanı yazarı olmaz diye bir önyargınız varsa, tavsiye ederim, okuyun pişman olmazsınız…
  • 611 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Yemin tüm bitirmeme çabalarıma rağmen, kendime günlük okuma limiti koymama rağmen yine de bitti… Bitti ama ağzımda harika bir tat, yüzümde bir gülümseme bırakarak bitti.

    Karahan Afrika’da yaşadığı olaylar sebebiyle granitten bir kalbe, gülmeyi bilmeyen bir yüze sahip esmer, uzun boylu, kara kaş kara göz bir FMArsal yakışıklısı… Tuğçe zengin bir ailenin kısa sarı saçlı, mavi gözlü, neşeli, hazırcevap, dik başlı, çevresi tarafından cadı olarak hatırlanan ve bir yemin ettim ki dönemem diyen bir FMArsal güzeli…

    Hikayemiz Tuğçe’nin bir arkadaşının Karahan’ın yakışıklılığını keşfedip bunu Tuğçe’ye söylemesi ve Tuğçe’nin Kara’yı fark etmesiyle başlıyor. Kara’nın Tuğçe’ye verdiği ceza öpücüğüyle de olaylar tırmanıyor. Sonrasında bütün bir kitap boyunca süren eğlenceli diyaloglar başlıyor. Tuğçe sonunda o graniti kırıp altındaki aşk adamını çıkarmayı başarıyor ve kitabın başında yüzü hiç gülmeyen Kara sonlara doğru sıkça kahkaha atan birine dönüşüyor.

    Kitap öyle ustaca bir kurguyla yazılmış ki, bir film izler gibi okudum tüm sayfaları. Ve o kafa sesleri! O kafa sesleri olmasa bütün FMArsal erkeklerinden nefret ederdik herhalde. Tüm FMArsal erkekleri gibi Karahan da sevgisini söyleyemeyen, kafasından geçenlerle ağzından dökülenler farklı olan biri, aslında tüm erkekler öyle ya neyse Kim ne derse desin bir erkek yazarın bu kadar güzel aşk romanları yazabilmesi, kadınları bu kadar iyi tanıyıp, hepimizin yapabileceği davranışları yazması çok sık görülen bir şey değil. FMArsal kaleminin sevdiğim taraflarından biri de bu işte.

    Karahan’ın yıllar önce öldüğünü düşündüğü Osman ile karşılaştıkları sahne de benim için unutulmazlar arasında, bir dövüş sahnesiyle kamufle edilmeye çalışılsa da benim için kitabın en duygusal bölümlerinden biriydi. Bir diğer sahne de, Karahan’ın dizlerinin üzerinde titreyerek ettiği aşk itiraflarıydı. Oda kapısının önünde dikilen diğer aile fertleri gibi benim de gözlerim yaşlıydı o sahneleri okurken… Diğer FMArsal kitaplarında olduğu gibi bunda da tüm duygusal geçişleri yaşadım. Bir diyaloga kahkahalar atarken, birkaç sayfa sonra süzülen gözyaşlarımı çevremden gizlemeye çalıştım.

    Yazarımız her cümlenin üzerinden tekrar geçmiş neredeyse. İkili arasındaki diyaloglar zaten keyifliydi ama düzenlemeler sonucunda daha da eğlenceli hale gelmiş. Daha önce pdf olarak okuyup, kitabı alıp almama konusunda kararsız olan arkadaşlara tavsiyem hiç tereddüt etmemeleri, pişman olmayacaklar

    Ben çok beğendim çok keyif aldım okurken, taze bir nefes oldu bana, siz de okuyun pişman olmazsınız. :)
  • 528 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Fatih Murat Arsal / ANLAŞMA

    "Kadere müdahale edilemeyeceğini anladığınız, anlaşmaların bozulmasına gizlice destek olacağınız bir FMArsal romanı daha..."

    İşte aynen böyle yazıyor kitabın arka kapağında. Siz kitap alırken önce neye dikkat edersiniz bilmiyorum ama ben raflarda ''beni al" diye bağıran bu güzel kapağa bayıldım. Çok ama çok beğendiğimi belirtmek isterim.
    Şimdi gelelim kitabımızın içeriğine.. Bir yanlış anlaşılmanın, bir "EVET" cevabının nelere sebep olacağını tahmin bile edemezsiniz. İşte tam da burada başlıyor hikayemiz.
    Yavuz tam anlamıyla evlilikten korkan, özgürlüğüne düşkün, zengin, yakışıklı, çapkın. Tam bir playboy.
    Merve ise, hayatını okuluna ve geleceğine adamış, ailesini çok erken yaşta kaybetmiş, masum ve güzeller güzeli bir kız.

    Okulunu bitirmek için garsonluk yapan Merve hayatının bir gecede değişebileceğini asla tahmin edemezdi.
    Yavuz annesinin geçirdiği rahatsızlıktan sonra onu kırmamaya, üzmemeye çalışsa da yaptığı evlilik baskılarına bir türlü dayanamaz ve kendince bir çıkar yol aramaya başlar. Sırf annesini oyalayabilmek için kendine zorluk çıkarmayacak, basit ama güzel, sahte bir gelin yaratır. Ama bir anda her şey öyle sarpa sarar ki kendisini 3 gün sonra nikah masasında bulur. Gelgelelim bulduğu gelin hiç de umduğu gibi değildir. O garson kıyafetleri içerisinde sadece güzel diyebildiği kız gerçekte tam bir afet çıkar. Fakat elini ateşe atmıştır bir kere nasıl yandığını siz okuyun artık.
    Şahane diyologların olduğu, insana olduğu yeri unutturup bazen güldüren, bazen üzen, okuyucusuna her satırı yüreğinde hissettiren muhteşem bir FMArsal romanı. Bir kez daha kaleminize sağlık FATİH MURAT ARSAL. Her satırını tekrar tekrar okuduğumuz kitaplarınızın yanına bir yenisi daha eklendi. Daha nice kitaplarla bizlerle olmanızı dilerim.