• {Ey kelim, ey kelam, ey kalem...

    Sen! Kendi kitabına kendi kalemiyle kendini yazan. Yazdıkların kalemine seni soruyor. Kalemin yazdıklarına “Oku” diyor. “ “Oku yazdıklarımı çünkü bir kelimesin. Oku yazdıklarımı ki yazdıklarımdan kendini bilesin. Oku, okuduklarında eksik olan sensin. Oku kendini parçalar birleşsin. "Ben kalemle öğretenim. Oku da kendimi senden dinleyeyim.”

    Dinle öyleyse: “Oku içinde sen olmayan kitabı. O öyle bir kitap ki onda sadece “Ben” var. Ebedi bir “Ben” Kendini kendinden dinleyen..."

    Ey kelim, ey kelam, ey kalem. Ey mürekkebi kanımız, ey sahifesi canımız olan. Bir ara kalemi dudaklarına götürüp ıslattın ya, bu "Sen-Ben" hep ondan doğdu. Busenin şarabından hem kalem, hem kanımız, hem de canımız sarhoş oldu.

    Ey kendi kelamını kendi dinleyen; kalemi dudağına götürmeseydin bu haller olmazdı "Ben"de. Şimdi ne bu haller deme.

    Ey kelim, ey kelam, ey kalem...}
  • Her sevda kendince en güzelidir
    Her mutluluk her hüzün her umut her hayal...
    Bakış açıları lazım olaylara , duygulara
    Baksam ki senin baktığın taraftan
    En üzülen taraf sensin
    Baksan ki benim baktığım taraftan
    En yıkılan taraf benim
    Ikimizin olduğu bir kareye baksak
    Ikimizde mahvolmuşuz
    Ama biz pencerelerin önündeki perdelere dahi dokunmadık
    Bakmadık.
    Sadece Yıkıldık...
    E.O
  • Kişinin değeri nedir?
    - Aradığı şeydir! Eğer sen can konağını arıyorsan bil ki sen cansın.
    Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan sen bir ekmeksin.
    Bu gizli bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen anlarsın ki
    Aradığın ancak sensin sen.Madendeki inciyi aradıkça madensin.
    Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
    Şu kapalı sözü anlarsan anlarsın her şeyi;
    Neyi arıyorsun sen osun.Senin canın içinde bir can var o canı ara!
    Beden dağının içinde mücevher var o mücevherin madenini ara!
    A yürüyüp giden sufi gücün yeterse ara;
    Ama dışarıda değil aradığını kendinde ara.
    Mevlana.
  • La Tahzen Şiiri

    Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz.
    “Aşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.
    Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz!..
    Gönlünde zerre-i miskal Şems olmayan;
    Yanmaz, yanamaz!..

    Ayağın kırıldı diye üzülme!
    Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
    Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
    Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
    İstediğin bir şey; olursa bir hayır,
    Olmazsa bin Hayır Ara!..

    Geçmiş ve gelecek insana göredir.
    Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır.
    Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir.
    Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir.
    Neden çok üzülürsün ki?
    Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
    Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

    Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
    Aç da kendini oku ey can!
    Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta!..
    Ama sen bunun farkında bile değilsin.
    Derdin ne olursa olsun korkma!
    Yeter ki umudun Allah olsun!..
    Herkes bir şeye güvenirken;
    Senin güvencen de Allah olsun.
    Hiçbir günah, Allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
    Sen yine de günah işlememeye bak!
    Lâ tahzen! (Üzülme!)
    Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi!..
    Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
    Dilersen hiç konuşma!..
    O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
    Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
    Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
    Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
    Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?
    Lâ tahzen! (Üzülme!)
    Bir şey olmuyorsa:
    Ya daha iyisi olacağı için,
    Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
    Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler!..
    Onların rızkına kefil olan Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
    Yeter ki sen istemeyi bil!..
    Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
    Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
    Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.
    Her nereden gam kervanı gelse de.
    Aşk derdinde olan kişi;
    Baş derdinde değildir.
    Yapılma, yıkılmadadır;
    Topluluk, dağınıklıkta;
    Düzeltme, kırılmada;
    Murat, muratsızlıktadır;
    Varlık, yoklukta gizlidir!..
    Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
    Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
    Bir asır kadar uzak olması.
    Ve bilir misin?
    Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
    “Ben” deyip susması!..
    “Sen” deyip ağlamaklı olması!..
    Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
    Eğer Hakk”ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
    Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
    İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.

    Sevginin diğer bir adı da sabırdır:

    Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.
    Acıya sabredersin adı “metanet” olur.
    İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.
    Dileğe sabredersin adı “dua” olur.
    Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.
    Özleme sabredersin adı “hasret” olur.
    Sevgiye sabredersin adı “Aşk” olur!..
    Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim.
    Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır!..
    Allah’tan bir şey istersen:
    Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil!..
    Ne Zaman dersen bilemem ama,
    Açılmaz diye umutsuz olma,
    Yeterki O Kapıda Durmayı Bil!..

    Hz. Mevlâna Celâleddin-i Rûmî (k.s)
    La Tahzen Şiiri
  • Eğer bakmayı bilirsen gözlerin sana oyun etmez, dosdoğru görürsün. İçte saklı olanı, acıtanı, kanatanı görürsün. O vakit anlarsın ki o dediğin sensin, seyrettiğin kendi bedenin, kendi suretin ; ağladığın kendi acıların.