• O mutsuz olmalı, ama benim bir suçum yok ve bu yüzden mutsuz olamam.
  • 232 syf.
    ·Puan vermedi
    ıkızlerın ve guzel bır aşkın hıkayesı guçlu ve guneş ıkızlerın annesı oluyo onlar 10 yaşındayken guneş korktuğundan dolayı guçlunun yanında uyuyo hep guneş uyuduktan sora uyuyo babaları da zengın yenı bırıyle evlenıyo ve bu kadının bır çocuğu var guneş ve guçluden kuçuk bu ıkızlere acı çektırıyo çocuğu anne benım paramı çaldılar dıyerek annesını ıkızlerın yanına yolladı o sırada babaları evde değıldı guneş te uyuyordu kapıyı çaldı ve kapıyı hemen açın dedı guçlu korkarak açtı ve sesız ol guneş uyuyor dedı uvey annesı de başladı konuşmaya sen çocumun parasını çaldın dıye oysa guçlu çalmamıştı onu mutfağa goturdu çakmağı aldı ve guçlunun parmaklarını yaktı gunler boyle geçtı guçlu ıstanbulda guzel bır lıse kazandı kardeşı guneş once gıtmesını ıstemedı sen gıdersen bu kadın bana neler yapar dedı ama guçlu ona senınle bır derdı yok mıra onun oğluna kalsın dıye benle uraşıyo gıtmeden once uvey annesıne guneşe zarar gelırse oğluna ben de zarar verırım dedı ve uvey annesı bunu kabul ettı guçlu lıseye gıtmeden once babası kararsızdı ama eskıden onn da babası lıseye gıtmesını ıstememış o yuzden guçlununde aynı şeylerı yaşamasını ıstemedı gonderdı guçlu de denız manzaralı lıseye gıttı tabı daha once dedesının var oldunu bıle bılmıyordu ıstanbulda yaşıyormuş dedesı bunu ona anlatan babasının en ıyı dostu şevket ıstanbulda oturuyordu en ufak ıhtıyacın olursa bana gel dedı şevket yatılı kalıyordu okulda ılk gıttı gun EGE ıle tanıştı güçlü fazla samımı değılı ggüçlü okulda derın dıye bırıne aşık oldunu farkettı guçlu onunla konuşamıyordu utangaçtı 21 oyunu ıle başladı konuşmaya oyunu derıne orettı ve guçlu kazandı her okul çıkışı ege ve derını beraber goruyordu ve kıskanıyordu okuldan kaçtı yağmurlu havada ıslanarak yurudu ve kendısını dedesının evının onunde buldu dedesı kapıyı açtı tanımıyordu tabı delı kanlı neden bu ıslaksın ve aılen yokmu dedı guçlu sustu dedesı gel bı çayımı ıç dedı dedesıyle çok ıyı anlaşıyorlardı dedesınde bır gun kaldı ve okula dondu sonra edebıyat dersınde guçlu den bır yazı yazması nı ıstedı hocası yazdığı yazıda derını anlatıyordu ege de o yazıyı derıne mı yazdın dıye sordu guçlu evet dedı o kı benım çocukluk aşkım dedı ege ama derın egeyı sevmıyor hep dersım var dıye geçıştırıyormuş guçlu dedesıne anlattı derını desı de onu bı kafeye goturdu o kafe dedsıne aıttı oturdular ve dedesı oldunu soyledı dedesıne dedesı de çok sevındı yıllarca yanlızmış ve bunu duyunca mutlu oldu unuversıteye gıdeceklerı zaman derınle guçlu beraberdıler guçlu derın bu kılıt ve bu ıkı anahtar kım ayrılmak ısterse kılıdı açsın dedı ve o kılıdı dedesının evının arkasındakı tahterevallıye koydular derın ıtalyada okıcaktı güçlüde onla gıtcektı ve mezunıyet için dans provaları yaptılar mezunıyetten 1 gun once guneş aradı ve uvey annesınden 4 yıl boyunca ışkence çektını soyledı bunu duyan dedesı babasıyla konuşmaya gıttı ama babası dedesını evden kovdu guneş ve guçlu dedesıyle ıstanbula gıttı dedesı sıgara ıçtınden dolayı hastaydı guçlu ıtalyaya gıtmekten vazgeçtı kardeşı guneşın yanında kalcaktı derın mezunıyette ege ıle dans ettı guçluye kızgındı ve egeyle ıtalyaya gıttı guçlu dedesının evıne gıttı ve annesi ordaydı sıkıca sarıldı ve babası ikizler 10 yaşında iken onlardan uzak dur yoksa onları oldururum demiş 1 ay dan sonra dedesını hastaneye kaldırdılar dedesi güçlüye oğlum evımı sakın satma restroranı da satma evde karımın siyah küveti var içinde toprak ve çiçekler var dedi ve öldü 1 ay boyunca dedesının yokluna alışmaya çalıştı küvetin içinde bı defter vardı aldı ve ıçınde ılk aşkını bırakma yazıyordu guçlu anahtarı aldı ve kılıdı açmaya gıttı ama kılıt değışmıştı ılk uçakla ıtalyaya gıttı derını buldu ve kılıdı sen mı değıştırdın dıye sordu hayır ben değıştırmedım dedı derın onu affettı ve yenı kılıt alıp ıtalyada meşur kılıt koprusune asalım dedı gıttıler astılar ve gıtar çalan bı adam vardı orda derın mezunıyette edemedıklerı dans muzını açtı ve dans ettıler sonra uçak bıletını aldılar ıstanbula doneceklerdı kıtabı n sonunda dedesı kılıdı değıştırdığını soylemış çocukça şeyler ıçın ayrılmayın demış ve ıstanbula donmuşler :) mutlu son
  • Evo Morales Bolivya Devlet Başkanı; "DARBE OLMAYACAK TEK ÜLKE ABD! ÇÜNKÜ ORADA ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ YOK!"
  • 319 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Balzac! 19.Yüzyıl Edebiyat akımında çığır açmış,gerçekçi bir yazar.O zamanların Paris sosyal yapısını ve insan tiplemelerini ustalıkla ve muhteşem bir öykü ile okurlarına aktarıyor.

    Arkadaşlar bu kitap Balzac'ın 88(seksensekiz) ciltten oluşan ünlü dev yapıtı İnsanlık Güldürüsü'nün bir parçası ama ben ne yaptım çok büyük bir özveri gösterdim ve sizin için bu kitabı okuyup sadece bu kitabı da okusanız yeterli diye görüş bildirdim ;) Güvenin bana 87 cilde gerek yok,bu kitap yeterli.
    Bu incelemeye konu olan roman Goriot Baba bir romandan çok daha fazlası.

    O zamanların Paris'i Balzac'ın inanılmaz betimlemeleri ile içine yedirilen karakterleri ustaca kucaklamış.Balzac'ın betimlemeleri derken tanıyorsanız eğer onu sayfalarca betimleme anlatıp sizi baymışda olabilir,onun sitilide bu ne yapalım,ancak bu kitap diğerlerinden ayrı tutulmalı ama bu betimlemelere,ayrıntılara fazla önem vermesi sizi her ne kadar sıksa da yaşanmışlık gerçeklik duygusunu aşılamaktan da geri kalmaz.

    Romanın ismi Goriot Baba ama kitapta karşınıza iki ana karakter çıkıyor;Eugene de Rastignac ve Eziklerin eziği Goriot Baba.Kahramanlarımızdan Goriot Baba büyük bir zenginliğe sahipken varını yoğunu mutlu olmaları adına iki kızına harcayan,kendisi ise onlar tarafından adeta dışlanan ve bunu hiç dert etmeyen bir karakter.Hikayesi çok çok acı.Balzac'ın drama ustalığı bu kitapta tavan!

    Goriot Baba'nın kızlarına olan saplantı derecesinde sevgisini,ezikliğini,Rastignac'ın hırslarını tutkularını okurken aynılarını siz de yaşayacaksınız.

    Elit burjuva insanının kendisini diğerlerine nazaran daha fazla insan gördüğü ve bunu acımasızca alt tabakaya yatsıttığı sistem de Goriot Baba herşeyini kaybetmiş biri olarak karşımızda,ona acırmısınız yoksa kızarmısınız bunun kararını kitabı okuduktan sonra siz vereceksiniz.

    Kitabın bazı kısımları tarif ve betimlemeler nedeniyle sizi sıkabilir ancak kitabı okuyup bitirdiğinizde bütünlüğü ile tek kelime ile muhteşem bir edebiyat eseri okudum diyebiliyorsunuz.

    Goriot Baba ve Rastignac karakterlerini şu yaşadığımız tarihlerde çevremizde de görmek mümkün,işte bu yüzden Balzac'ın bu kitabı zamanımızda da hala geçerliliğini ve gerçekçiliğini koruyan bir eser olarak yer buluyor.Bu kitap bir kaç kez okunur,rahatlayın paranız boşa gitmez ;)

    Ben drama,acı ,dokunaklı bir hikaye okumak istiyorum (hatta bazı hassas bünyelerde garantisini veririm gözyaşı da devreye girebilir) derseniz,işte size aradığınız kitap.Bir de şu var;Fazla kitap okumayan,okumaktan fazla hoşlanmayan,vakit geçirmek için okuyan birine bu kitabı verirseniz büyük kötülük edersiniz,o kişi eline bir daha gazete bile alırsa ben ne olayım :D

    Goriot Baba haricinde Balzac'ın Köy Papazı isimli kitabını da aldım sanırım bir kaç aya okuyup incelemesini sunarım.

    Ben ne dersem diyeyim,nasıl anlatmaya kalkarsam kalkayım Balzac için eksik kalacak.Şunu da önemle belirteyim,her zaman en önemli edebiyatçılardan biri olarak bu dünyada yerini koruyacak.Balzac'ın hayatı da ayrı bir inceleme konusu araştırmanızı tavsiye ederim.

    “Vatanımız ciddi ve gerçek büyük adamlarından birini kaybetti:çağımızı aydınlatan ışıklardan biri söndü:M. De Balzac dün gece öldü.(......) (ey) sıradan prensler ve vekiller!, yüzyılımızın bir temsilcisi ve düşünce yaşamımızın bir prensi için milli yas, evrensel yas ilan edin!” 20 Ağustos 1850 günü Victor Hugo’nun baş yazarı olduğu , iktidara muhalif l“Evénement” gazetesi Balzac’ın ölümünü bu satırlarla bildiriyordu Parislilere.

    Elli Bir yıllık kısa ve yapayalnız yaşamının, yirmi yıl süren eziyetli çalışması sonunda Fransız ve Dünya edebiyatına koca bir armağan paketi bırakan Balzac saygıyla anılmayı da hakediyor.

    Kızları ve dostları bıraktı ama hadi bakalım ölüm döşeğine kadar siz onun yanında olun,acı hikayesine tanıklık edin.Babaların babası,diğer bir deyişle Babaların İsa'sı Goriot Baba'yı okurken fedakarlığın bu kadarı da fazla artık dedirtecek derecede onu sahiplenir ve kızmaya başlarsınız.Anastasia ve Delphine'e kin güder,kitapla birlikte akar gidersiniz.Maddiyatcılık,riyakarlık,ihanet,boş vermişlik,vefazsızlık ne ararsanız bu sepette var.Bu kez kitabı istediğim gibi anlatamadım :( Çok iyi,çok dokunaklı,ustaca yazılmış bir eser.Muhteşem bir klasik okumak isterseniz işte size kitap :) OKUYUN!

    Ah! şunu da belirteyim bendeki kitap Cemal Süreya tercümesi ve çok naif bir dil,kitaba biraz güzellik de oradan geliyor sanırım :)


    ALINTI :
    ------------------
    Durmadan isteyip de istediğine kavuşamamak bıktırıcı şeydir.
    --------------------------------------------------
    Erdem bölünmez, öğrenci dostum. Ya vardır, ya yoktur.
    --------------------------------------------------
    Bir kadın sevdikleri için acıya bile zevkle katlanabilir.
    --------------------------------------------------
    Ya hep ya hiç! İşte benim ilkem.
    --------------------------------------------------
    Hoşçakal! Seni alnının sol köşesinden, yalnız benim olan köşesinden öperim...
    --------------------------------------------------
    Adaam sen de! Herkes erdeme inanıyor, ama kim erdemli ki? Bütün halklar özgürlüğe tapıyor; ama yeryüzünün neresinde özgür bir halk var?
    --------------------------------------------------
    Mümkün olmayanı mümkünle ispat etmek ve olayları tahminlerle yıkmak kadınların tabiatındandır.
    --------------------------------------------------
    Herkesin bir seviş tarzı vardır, benimkinin hiç kimseye bir zararı yokken herkes niçin benimle meşgul oluyor? Ben de kendime göre mutluyum.
    --------------------------------------------------
    Aşk...çabucak geçip gidiverir, hem de geçtiği yerleri kırıp döktükleriyle belli etmek isteyen bir yaramaz çocuk gibi geçer..!
    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Günler Dilerim Teşekkür Ederim
  • Nihilist bir dönemden geçiyoruz; sadece ben ve çevrem değil, herkes böyle. Kimse hayatından memnun değil. Herkes derin bir huzursuzluk içinde kıvranıyor; daha iyi bir hayata ulaşmak istiyor ama o yeni hayatın ne olduğunun da farkında değil. Tarifi yok; dolayısıyla toplumun mitolojisi ve ideali de yok. Bu yüzden bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, kimi Kürtçülük; kimi ise nihilizme gömülüyor.
  • Diğer insanlarla saçma uğraşımız evrimsel geçmişimizden kalma. Bir gruba aidiyet
    hayatta kalmak için gerekliydi. Dışlanmak kesinkes ölüm anlamına geliyordu. Üreme, savunma ve avlamanın büyük kısmı tek bir birey için olanaksızdı. Bunun için diğerlerine ihtiyacımız vardı. Münzevi başıboşlar -ki
    onlardan da mutlaka vardı– gen havuzundan yok oldular. İnsanlara bu derece abartılı şekilde bağlı olmamız o yüzden. O yüzden vaktimizin yaklaşık % 90’ında insanları düşünüyor ve sadece % 10’unu durumsal bağlantılara harcıyoruz.