Bir hafta boyunca her gece uyumadan önce bir bölüm okuyarak bitirdim bu kitabı. Çok da sevdim.
Olive; kocaman ve kalabalık bir evde yaşayan, sessiz, gerçekten sessiz, doğayı ve evlerinin her göreni kendine hayran bırakan bahçesini çok seven, her fırsatta büyük meşe ağacının yanına giden ve onu kendine arkadaş edinmiş şirin bir kız çocuğu. Olive, günün birinde babasının tam da meşe ağacının olduğu yere yeni bir ev yaptıracağını öğreniyor ve çok büyük bir korku yaşıyor. Öyle ki sesi soluğu çıkmayan bu kız çocuğu babasına meydan okuyor. Meşe ağacının kendisinin tek arkadaşı olduğunu, böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin veremeyeceğini söylüyor. Babası da bunun üzerine Olive'den akşam yemeğine kadar onu ikna edebilecek bir fikir üretmesini istiyor. Eğer dikeceği köşkten daha parlak bir düşünceyle gelirse ağacını kesmeyeceğine dair söz veriyor. Olaylar da bu noktadan sonra başlıyor: 7 bölüm, 7 ağaç, 7 hikâye.
Doğa sevgisini aşılayan, pek çok ağaç ve bitki türü öğreten bir kitap. Doğanın insanlara değil, insanların doğaya bir şeyler borçlu olduğunu derinden hissettiriyor. İnsanlar olmasa da aslında tabiatın nasıl da tıkır tıkır işleyeceğini, insanların işleyen bu düzeni nasıl bozduğunu miniklere sezdirerek anlatıyor.
Kitabın arkasında 10 yaş ve üzeri ibaresi olsa da daha küçük çocuklar da okuma alışkanlıklarının durumuna göre okuyabilirler. 6-7 yaşındaki çocuklara ise tıpkı benim yaptığım gibi uyku öncesinde de okunabilir. Fakat hepsinden önce yetişkinler okumalı. Pek çok çocuk kitabını.