Bu kitap ne yazık ki bana pek hitap etmedi. Konusu, adından da anlaşıldığı üzere sahte balayı romantizmi.
Kardeşleri evlenmekte olan Olive ve Ethan, birbirlerinden nefret etmektedirler. Düğündeki herkes, açık büfedeki yemekten zehirlenir. Bir tek ikilimiz yememiş ve zehirlenmemiştir. İptal ve erteleme yapılamayan balayına kardeşleriymiş gibi davranarak onlar giderler. Olive’in yeni patronu ve Ethan’ın eski sevgilisiyle karşılaşmalarından dolayı evli gibi davranırlar. Bu da, ayrı geçirmeyi planladıkları tatili yan yana geçirmelerine neden olur. Zamanla da aralarındaki çekimin de etkisiyle yakınlaşırlar.
*Spoiler*
Öncelikle söylemek isterim ki, bana göre karakterler çok toksik davranıyorlar. Doğru dürüst iletişim kurdukları bile söylenemez. Durum böyleyken, verilmek istenen uyum da geçersiz kalıyor. Mantıklı diyalog bile kuramıyorlarsa aşklarına nasıl inanalım. Zaten ‘bizim olayımız da tartışarak konuşmak’ gibi bir yaklaşımları var. Hey yarabbim ne diyeyim yani.
Bir de ilişki içerisindeyken, bazen çok saçma konulara takılabiliyorlar. Karşısındakinin niyetinden ziyade kendi çıkarımlarını doğru kabul ediyorlar. Aklı başında olan insanların yapacağı hareketler değil bunlar. Sanki yetişkin değil de ergen gibiler. Otuz küsür yaşında olduklarını bırakıp bir an liseli gençleri okuyor gibi hissettim. Olgunlarmış gibi yansıtılmaya çalışılan liseliler. Bir ara aşırı tilt olduğumdan okumayı yarıda kesip derin nefesler alarak kendimi sakinleştirdim.
Bakın, kitap aşırı kötüydü vs demiyorum. Yazım dili akıcıydı mesela, kendini okutturuyor. Okurken akıp gidiyor, finale rahat geliyorsunuz. Sorun aralarındaki iletişim ve ben böyle ucuz, yanlış anlamalı ilişkilerden biraz bıkmış durumdayım.
Karakterlere haksızlık mı yapıyorum acaba diyerek olaylara onların gözünden de bakmaya çalıştım ama