Insan yalnızca aklına güvenince önce bir suyu kirletip sonra onun berrakligina inandırır kendini.o kirli suya Damlattigi ne varsa hepsini de insanca bir mesrulukla onaylar
Heyecanını yitirmiş her kent hatıralarıyla avunurdu; hatıralarını çoğaltır onları bicimsizlestirir,yeniden şekillendirir,bir yerden sonra kendini hatıralarından ayırt edemez olurdu.kendine kendini anlatan ve kendinden kendini dinleyen kentlerdi bunlar.