Yaşamının hemen her anında Cennet hayali ona destek oluyor, onu teselli ediyordu ve
"fakir, çalışan halkın" yaşamlanı hakkındaki umutsuz şikayetleri, Cennet'in asıl sakinlerinin "zavallı çalışan halk" olduğu düşünesinin verdiği tatminle tuhaf şekilde yatışıyordu. Bu onun için bir tür pazarlıktı, ebedi mutluluğa karşılık bir ömür boyu ağır işi kabullenmişti
Özellikle anneme bir şey açmamağa, sezdirmemeğe özen gösteriyordum, şaşkınlığa düşmesinden korkuyordum, bana kınar gibi bakacağı düşüncesi beni yıldırıyordu. Kısa zaman sonra annem bana artık hiç bir şey sormaz oldu.
Hastaların, uzun süre büyük acı çektiklerini gördüğüm zamanlar, yakınlarının durgunluğu karşısında sık sık öfkeye kapılmıştım: 'Ben olsam, öldürürdüm onu.' Oysa ilk sınavda yelkenleri suya indirmiştim: Toplumsal ahlâka yenilmiş, kendi ahlâkımı yadsımıştım.