• "Lausanne’da İngiliz Baş Delegesi Lord Curzon, Türk Baş Delegesi İsmet Paşa’nın yabancı imtiyazlarına dair reddettiği her teklifini:

    Bir bende, bir de (Fransız Baş Delegesini göstererek) bunda para var, nasıl olsa bizden para istemeye geleceksin. Bu reddettiğin tekliflerimi o zaman birer birer geri vereceğim, demişti.

    Kısa ve uzun vadeli hiçbir ödünç alma imkânı yoktu. Her şey Yapılacak ve 1911’den 1922’ye kadar dört harp geçiren, yanan, yıkılan, milyonlarca evlâdını kaybeden, üstelik bütün gelir kaynakları sıfıra inen vatan yoksullarının parası ile yapılacaktı."
    Falih Rıfkı Atay
    Sayfa 521 - Pozitif Yayınları, 1.Baskı, Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay 1894-1971
  • “Hırsızlık mı?” “Ödünç alma, Tanrı şefaat etsin.”
  • Daha kitapçının vitrininde aradığın yapıtın adı ilişti gözüne . Bu görsel izi sürerek tezgâhların üstünden kaşlarını çatarak bakan, raflardan seni korkutmaya çalışan Okumadığın Kitaplar kalabalığını yararak dükkânda ilerledin. Ama sen çekinmen gerekmediğini biliyorsun; Okumana Gerek Olmayan Kitaplar, Okunmaktan Başka Amaçlar İçin Yazılmış Olan Kitaplar, Daha Yazılmadan Önce Okunmuş Kitaplar Sınıfına Dahil Olduğu İçin Kapağını Açmaya Gerek Olmadan Okumuş Olduğun Kitaplar silsilesinin hektarlarca uzandığını çok iyi biliyorsun. Böylece kalenin ilk surunu yarmanla, Yaşayacak Başka Hayatların Olsaydı Kesinlikle Bunları da Okurdun Ama Ne Yazık Ki Ömrünün Geri Kalan Günleri Sayılı Olduğu İçin Okuyamayacağın Kitaplar’ın neferleri üzerine saldırıyor. Çevik bir hareketle onları savuşturuyorsun ve kendini Okumaya Niyet Ettiğin Ama Daha Önce Okuman Gereken Başka Kitaplar Olmasaydı Okumak İsteyebileceğin Kitaplar, Şu Anda Çok Pahalı Olduğu İçin Yarı Fiyatına Düşmesini Bekleyeceğim Kitaplar, aynı şekilde Cep Baskılarının Çıkmasını Bekleyeceğim Kitaplar, Birisinden Ödünç Almayı Deneyeceğin Kitaplar, Herkesin Okumuş Olduğu ve Bu Nedenle Senin de Okumuş Sayılabileceğin Kitaplar’ın kargılı alayının ortasına düşüyorsun. Bütün bu saldırıları göğüslüyorsun ve kalenin kulelerinin altına varmanla burada direnç gösteren

    Uzun Zamandan Beri Okumayı Düşündüğüm Kitaplar,

    Uzun Yıllardan Beri Arayıp Bulamadığım Kitaplar,

    Şu Anda Üzerinde Çalıştığın Konuyla İlgili Kitaplar,

    Her Olasılığa Karşı Elinin Altında Bulunmasım Arzuladığın Kitaplar,

    Belki Bu Yaz Okumak İçin Bir Kenara Kaldırabileceğin Kitaplar,

    Kitaplığında Öteki Kitaplara Eşlik Etmesi İçin Gerek Duyduğun Kitaplar,

    Sende Beklenmedik Ve Çılgınca Bir İlgi Uyandıran, Üstelik Buna Haklı Bir Gerekçe Bulamadığım Kitaplar

    ile burun buruna geliyorsun.

    Sahadaki sınırsız sayıdaki gücü elbette gene çok büyük olan, ama hiç olmazsa sınırlı bir sayıyla ifade edilebilecek boyuta indirgedin; ne var ki bu göreceli rahatlama seni tuzağa düşürmek için Çok Uzun Zaman Önce Okunmuş Olsa da Şimdi Yeniden Okunabilecek Kitaplar Ve Hep Okumuş Numarası Yaptığın Ama Artık Gerçekten Oturup Okumanın Zamanı Gelmiş Olan Kitaplar biçiminde pusu kurmuştur.

    Hızlı zikzaklar çizerek canını kurtarıyorsun Ve Yazarı Ya da Konusu İlgini Çeken Yeni Kitaplar kalesine dalıyorsun. Bu kalenin içinde de savunma milislerini (senin için ya da genel olarak) Yeni Olmayan Yazarların Ve Konuların Yeni Kitapları ve (en azından senin için) Bütünüyle Yabancı Konuların Ve Yazarların Yeni Kitapları şeklinde saflara ayırıp sıçramalar yapabilir ve üzerinde kurdukları baskı karşısında yeni olan ve yeni olmayan arzularınla gereksinmelerini (yeni olmayanda aradığın yeniliği ve yenide aradığın yeni olmayışı) gerekçe olarak gösterebilirsin.

    Bütün bunların sonucu olarak bakışlarınla kitapçıda sergilenmekte olan ciltlerin adlarını hızla taradıktan sonra adımlarını matbaadan yeni çıkmış olan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı kitap kümesine doğru çevirdin, bir kopyayı aldın ve üzerinde mülkiyet hakkını kesinleştirmek üzere kasaya götürdün.
  • Tek bir Budha, tek bir Hristiyan ya da tek bir Müslüman yoktur: üç büyük dahinin tek başlarına sahip oldukları devasa beyinler, iletişim kanalları ve borçlanma yani ödünç alma yoluyla yüzyıllar boyunca dünya çapında yayılmıştır.
    James G. Frazer
    Sayfa 94 - Altın Bilek Yayınları, 3. Baskı
  • Bu akşam bana yüreğini ödünç ver dayı.Kimseleri alma yanına bu akşam.Çayını, suyunu, ekmeğini bölüşme kimseyle.Kimseye selam verme dayı, kimseyi görme.Yüreğini ödünç ver bana bu akşam. Bu akşam doluyum dayı. Dokunsan ağlayacak gibiyim...
  • Büyük Türkçe Sözlük’te söz, deyim, terim ve isim olmak üzere toplam 616 bin 767 söz varlığı bulunuyor. Kulağa gayet yeterli bir sayı gibi mi geliyor?

    Sınırı olmayan bir okyanus gibi aslında dil. Somut varlıklara koyabileceğimiz isimler sınırlı gibi görünse de işin için hissedilenler girince onca soyut şeye her dil yetişemiyor. “Böyle şey vardır ya hani, şey olur bazen insana..” diye arkadaşımıza anlatamadığımız o “şey“in bazen bir başka dilde tek sözcükle karşılığı bulunabilir.

    Marija Tiurina “Untranslatable Words” (Çevrilemeyen Sözcükler) isimli illüstrasyon çalışmasında 14 çevrilemeyen sözcüğe yer vermiş. Japoncadan Yiddiş’e farklı dillerde kullanılan bu sözcükler sadece birkaç harfle aslında üzerine bir paragraf yazılabilecek anları, hisleri, “şey“leri anlatıyor

    Schlimazl (Yiddiş): Şanssızlığı süreklilik kazanmış kişi
    Duende (İspanyolca): Bir sanat çalışmasının bir insanı derinden etkileyen gizemli gücü
    Age-otori (Japonca): Saçını kestirdikten sonra daha kötü görünmek.
    Kyoikumama (Japonca): Çocuğunun okulda başarılı olması için onu acımasızca sıkıştıran anne
    L’appel Duvide (Fransızca): Direkt çevirisi “boşluğun çağrısı” olsa da daha çok yüksek yerlerden atlama dürtüsüne verilen isim.
    Luftmensch (Yiddiş): Hayalci insanlara denir. Direkt çevirisi “hava insanı”dır.
    Tretar (İsveççe): “Tar” tek başına bir fincan kahve anlamına geliyor. “Patar” ise aynı fincandaki kahvenin tazelenmesi anlamına gelirken “Tretar” ikinci kez tazelemek anlamına, yani bir fincanı üçüncü kez kahveyle doldurmak anlamına geliyor.
    Torschlusspanik (Almanca): “Kapanan kapı korkusu” gibi bir karşılığı olan bu sözcük bir insanın yaşlandıkça azalan fırsatlardan korkması durumudur.
    Schadenfreude (Almanca): Birisinin talihsizliğini görmekten haz almak.
    Tingo (Pascuense dili): Bir arkadaşının evinden önce tek bir eşya alarak sonra bütün hepsini ödünç alma isteği duymak.
    Cafuné (Brezilya Portekizcesi): Birisinin saçlarında elini nazikçe dolandırma eylemi.
    Palegg (Norveççe): Bir dilim ekmek üzerine sürülebilecek/konulabilecek bir şey ya da her şey.
    Gufra (Arapça): Bir avuçta biriktirilebilen su miktarı.
    Baku-shan (Japonca): Güzel bir kız – yüzüne bakılmadığı sürece

    https://dusunbil.com/...imlerle-anlatiliyor/