Duygu, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Giriş
Bir daha... bir daha gelecekler, kızıl dünya döndükçe. Tanrı bir yaprağı, bir ağacı bile israf etmedi. Sizce ruhları heba eder mi ?

- Rudyard Kipling , "The Sack Of The Gods"

Bir Sonraki Hayatımız, Lauren James (Yabancı)Bir Sonraki Hayatımız, Lauren James (Yabancı)

Güneş artık kızıla boyamıyor gökyüzünü
Dünyanın çatısı üzerime yıkılmış
Esaretin hüznü hüküm sürüyor
Ay gecenin karanlığına nefret ışıklarını saplıyor.
Felaketin gelişi gidişinden belliydi.
Peşinden sürüklediğin kelimelerimi özgür bırak
Çünkü yardan ayrı olan gönülden de olur ırak.

-Carnival Of Rust.

“ Akreple Yelkovan ”
Geçmişin hatırına, akreple yelkovan geri döner mi?

(Sahnede ki bankta oturan Aslı, cep telefonuyla oynayıp saçma sapan fotoğraflar çekmektedir. Sağ taraftan sahneye giren Alp, Aslıyı görür. Göz göze geldiklerinde fonda bir aşk şarkısı başlar, ardından ışık loş hale gelir. Sahne normale döndüğünde Alp tereddüt eder ama sonra Aslının yanına gider...)
ALP – Merhaba, yanınız boş mu?
ASLI – Pardon?
ALP – Özür dilerim.
ASLI – Pardon?
ALP – Yabancı mısınız? (Kendi kendine.) Alp ne salaksın! Yabancıysa nasıl cevap verecek bu soruya, hiç kafan basmıyor hiç!
ASLI – (Hafif gülümseyerek rolünü devam ettirir.) I am from England.
ALP – Ben de severim İngiltere’yi (Yanına oturur.) Bir de İngilizce bilsem, tam süper olacaktı. Çok güzelsin ve çok tatlısın, kayısı reçeli gibi. Ne diyorum ben ya?
ASLI – Do u speak English?
ALP – English, evet severim. Yeah English! Şansıma bak ya, her neyse iyi günler hanımefendi. Sizinle konuşamamak beni delirtiyor.
ASLI – Delirtiyor?
ALP – Evet delirtiyor. Acayip hissediyorum, şey gibi… (Aslı tip tip bakar.) Şey değil ya şey gibi
yani bir çiçeğin kokusunu koklamak isteyip de koklayamamak gibi.
ASLI – Enteresan.
ALP – Evet enteresan, yani böyle enteresan şeyler oluyor bana şu an. (Birden şok olur.)
Pardon? Türkçe biliyor musunuz?
ASLI – Ben Türk’üm zaten
ALP – Siz öyle konuşunca, ben sizi yabancı zannettim.
ASLI – Komik görünüyordunuz, ben de bozmak istemedim.
ALP – Pot kırdım sanırım.
ASLI – İsmin Alp mi?
ALP – Evet.
ASLI – Ben de Aslı, memnun oldum.
ALP – Ben de. Burada mı yaşıyorsunuz?
ASLI – Hayır, akrabaların yanına geldik, normalde İngiltere’de yaşıyorum.
ALP – İngilizcenin nereden geldiği belli oluyor.
ASLI – Evet.
ALP – Peki neden orada yaşıyorsunuz?
ASLI – Asıl sormak istediğin soru bu mu?
ALP – Hayır, sadece zemin hazırlıyorum.
ASLI – Bence direkt sorman gerekiyor.
ALP – Emin misin? O zaman beni sapık sanabilirsin.
ASLI – Saçmalama senden hoşlanmasam, seninle konuşmaya başlamazdım değil mi?
ALP – Aslında evet, neden geveledim ki?
ASLI – Sor.
ALP – Tamam, benimle evlenir misin?
ASLI – Saçmalıyorsun!
ALP – Bu en son soru olacaktı, pardon. Tamam, sevgilin var mı?
ASLI – Var. Ne oldu? Kıyamam kaldın öyle.
ALP – Böyle bir cevap beklemiyordum açıkçası.
ASLI – Biliyorum. Bir daha alalım mı?
ALP – Tamam, sevgilin var mı?
ASLI – Yok.
ALP – Sizin kadar güzel bir bayanın yalnız olmasını anlayamıyorum doğrusu.
ASLI – Bak ama saçmalıyorsun.
ALP – Neden ki?
ASLI – Var dediğimde üzülüp, büzülüyorsun. Yok dediğimde olmamasını anlayamıyorsun karar ver.
ALP – Benim olmanı istiyorum!
ASLI – Mal mıyım ben?
ALP – Of, iyice bok ettim (Ağzını kapatır.) Yani iyice saçmaladım değil mi?
ASLI – Evet.
ALP – Peki… Yaşın kaç?
ASLI – Mantıken aynı yaştayız ya da benden bir yaş büyüksün. Neden bu soruyu sordun ki?
ALP – Tanımak için sanırım.
ASLI – Başka bir soru bul.
ALP – Çalışıyor musun?
ASLI – Evet, bir barda striptizciyim.
ALP – Anladım.
ASLI – Neden garipsedin ki?
ALP – (Gevelemeye çalışır.)
ASLI – Doktorum.
ALP – Süper.
ASLI – Çok ilginç, doktor olunca süper, striptizci olunca yüzün değişti. Devam et bakalım.
ALP – Bu benim suçum değil ki.
ASLI – Benimde de değil. Her neyse, peki biz çıkarsak kuralların illâ ki olur değil mi?
ALP – Evet, mesela eteğe karşıyım.
ASLI – (Kahkaha atar.) O niye?
ALP – Bir erkek senin bacaklarına bakarsa ben kendimi kötü hissederim, anlıyor musun? Hem niye etek giymek istiyorsun ki?
ASLI – Ben sana kot giyme diyor muyum? Sen niye beni kısıtlıyorsun?
ALP – Allah Allah ya, ne alakası var.
ASLI – Tamam, tartışalım mı?
ALP – Tamam olur.
ASLI – Söyle bakalım, neden etek giymemi istemiyorsun?
ALP – Dedim ya, erkeklerin bacaklarına bakmaları hoşuma gitmez. Şimdi diyelim sen etek giydin (Canlandırır.), karşıdan biri geliyor ve bacaklarına böyle öküz öküz bakıyor. Ne bakıyorsun hayvan! Hayır, yani ben de bakıyorum ama öyle öküz öküz değil. (Pot kırmıştır. Aslının bakışlarından sonra kırdığı potu düzeltmeye çalışır.) Ama bu öküz şimdi ilk defa görmüş gibi bakıyor.
ASLI – Demek sen de bakıyorsun?
ALP – Sevgilim varken bakmıyorum.
ASLI – Ya siz ne biçim insanlarsınız?
ALP – Neyimiz varmış?
ASLI – Hem sana bakılmasından hoşlanmam diyorsun, hem de başkalarına bakarım diyorsun. Bu ne saçmalık?
ALP – Ama sevgilim varken bakmıyorum dedim.
ASLI – Dürüst olalım, bakıyorsundur.
ALP – İyi de, göze hapis konulabilir mi?
ASLI – Ne kadar yalancısınız.
ALP – Allah Allah ya, sizin kadar profesyonel olamıyoruz maalesef.
ASLI – Bir saniye bir saniye, sen bize yalancı mı diyorsun?
ALP – Estağfurullah
ASLI – Arapça’da estağfurullah aynen demekmiş.
ALP – Aynen
ASLI – Yani aynen mi diyorsun?
ALP - Aynen
ASLI – Bu taş çok ağır geldi.
ALP – Sizinkiler de öyleydi hanımefendi.
ASLI – Ben doğruları söyledim
ALP – Ben de… Bir de sizin şu ayna manyaklığınıza ne demeli?
ASLI – Ne varmış?
ALP – Uzaylı olsam ayna sizi doğurdu zannederim.
ASLI – O nerden çıktı?
ALP – Hayatınız aynaya bakmakla geçiyor.
ASLI – Kendimize bakmak suç mu yani?
ALP – İyi de, sevgilinize o kadar çok bakmasınız be!
ASLI – Tekrar genelleme yapıyorsun.
ALP – Ne yani, sen de yapıyorsun.
ASLI – Saçmalıyorsun şu an.
ALP – O niye?
ASLI – Siz de futbol bağımlısısınız, hiçbir maçı kaçırmazsınız.
ALP – Gündemi takip ediyoruz.
ASLI – Maç izlemek gündem mi?
ALP – Evet, hem maç izlerken zevk alıyoruz.
ASLI – Biz de aynaya bakarken aynı zevki alıyoruz
ALP – Peki, siz kızların tuvalet sevdası ne olacak? Bir yere gidildiğinde hemcinsiniz olmasın… Bak sayısı fark etmez. Hemen kaş göz anlaşmasıyla “Tuvalet” sözü duyulduğu an aynı anda tuvalete gitmeyi nasıl başarabiliyorsunuz? Yani muhteşem bir anlaşma. Evden çıkmadan önce saatlerinizi ayarlamanız gerekiyor. Ayna anda tuvalete gidip… (Canlandırır.) -Ay seninde mi geldi canım. -Ay valla benim ki de geldi. -Haydi o zaman el ele tutuşup sıç(Aslı keser.)
ASLI – Saçmalama, tabi ki aynı anda ihtiyaç gidermesi yapmıyoruz.
ALP – Neden aynı anda tuvalete gidiyorsunuz o zaman?
ASLI – Biz kızlar, sizin gibi rahat olamıyoruz da o yüzden. Ya konuşulması gereken özel bir şey vardır ya da transfer edebileceğimiz özel şeyler.
ALP – Şey mi (Elleriyle kuş uçma hareketlerini yapar.)?
ASLI – Evet ped. Zaten şu regl sizde olsaydı, o zaman neler yapardınız çok belli.
ALP – Ne yapardık?
ASLI – (Kız erkek rolüne bürünür.) -Senin ki geldi mi bilader? -Yok lan, tık yok. - Dengesiz bilader ondan. -Oğlum, sen dengesizsin de ondan…
Aranızda ki ped transferi halka açık olur kesin, sigara ister gibi. (Devam ettirir rolü.) -Versene bir çift kanatlı. - Az kaldı oğlum. - Lan ver, ben alırım birazdan. Ya da kesin böyle abuk sabuk espriler üretirsiniz. (Devam ettirir rolü.) Ne biliyim senin ki kurşunlu mu, kurşunsuz mu?
ALP – Ne kadar komik
ASLI – Bence komik
ALP – Peki pijama partisine ne diyeceksin?
ASLI – Pijama partimizin nesi varmış? Sizin içmek için toplanmanız gibi bir şey. Hem erkekler pijama partisi yapsa o da komik olur. Yatağın üzerinde oturup sohbet eden, atletli ve kıllı erkekler…
ALP – Yine genelleme yapıyorsun.
ASLI – Tamam, kapatalım bu konuyu.
ALP – Peki.
ASLI – Ben kalkıyorum.
ALP – Neden?
ASLI – Gitmem gerekiyor.
ALP – Peki ama neden?
ASLI – Sapık mısın ya? Sebebini neden söylemek zorundayım ki sana? Kimsin sen?
ALP – Neden yalan söylüyorsun ki? Rahatsız oldum demen yeterli. Sen otur, ben kalkarım.
ASLI – Tamam kalk.
ALP – Emin misin?
ASLI – Evet
ALP – Peki ben kalkarsam, ne yapacaksın burada tek başına?
ASLI – Sen gelmeden önce ne yapıyorsam onu yapacağım.
ALP – Ne yapıyordun ki?
ASLI – Önümde oturan yaşlı çifti izliyordum.
ALP – Ben de onları izlemek için geldim zaten.
ASLI – Siz erkekler hiç yalan söyleyemiyorsunuz.
ALP – Ne yani, yaşlı çiftleri sadece bayanlar mı izliyor?
ASLI – Resmen benden hoşlandın, neden söylemekten çekiniyorsun ki?
ALP – Allah Allah, o çifti izlemeye geldim. Of! Söylemek istemiyorum, çünkü… ( Aslı sözünü keser.)
ASLI – Çünkü?
ALP – Çünkü sözümü kestin. Her neyse gidiyorum.
ASLI – Bir saniye, senin burcun neydi?
ALP – İkizler
ASLI – Belli.
ALP – Belli olan ne?
ASLI – Bir dakikada unutursun, testler öyle söyler.
ALP – Nasıl yani?
ASLI – Hemen aldatırsın, hiç düşünmeden.
ALP – Allah Allah, babanın burcu ne?
ASLI – İkizler ne var bunda?
ALP – O zaman annene söyle, baban anneni aldatıyor. Ne oldu sustun?
ASLI – Biz neden tartışmaya başladık ki?
ALP – Bilmem.
ASLI – Ben konuyu değiştireyim o zaman. Sen gelmeden önce bir haber okumuştum, dur sana da okuyayım (Yanında ki gazeteyi alıp haberi okumaya başlar.) Türkiye´de bir ilk oldu ve Avrupa Birliği Hibe Fonu´yla AB standartlarına uygun tuvalet yaptırıldı. Gaziantep´in Türktepe Mahallesi´nde, tarihi Kültür Yolu üzerine yaptırılan ve 80 bin euroya mal olan tuvalet oldukça konforlu. Alafranga olarak yapılan tuvalette; müzik sistemi, sensörlü çeşmeler, çocuk bezi değiştirme bölümü ve klima bulunuyor.
ALP – Güzelmiş. Ben oraya sıçmaya kıyamam… Peki, bunun bir süresi var mı?
ASLI – Ne gibi?
ALP – Yani zaman tutuyorlar mıdır?
ASLI – Sanmam.
ALP – O zaman kötü. Ben oranın müşterisi olsam, çıkmam tuvaletten. Düşünsene sıcaktan bayılıyorsun dışarıda içeriye giriyorsun serin serin çıkar mısın? Çıkmazsın tabi bir de başlamışsın tam olaya… Tam bitmiş çıkacaksın en sevdiğin parça nedir?
ASLI – Grup Gündoğarken’den; ”Seni gördüğüme sevindim.” Bayılırım.
ALP – Ciddi olamazsın, ben de bayılırım. Her neyse, işte düşün, en sevdiğin parça çalıyor. Uzatırsın, o bitene kadar orada böyle beklersin. (Aslı güler.) Ama öyle değil mi?
ASLI – Çok tatlısın
ALP – (Ufak bir çocuk gibi) Geyçekten mi?
ASLI – Evet
ALP – Sen de öylesin.
ASLI – Ben söyledim diye söylemene gerek yok.
ALP – Gerçekten öylesin.
ASLI – Bence kibarlık olsun diye söylüyorsun.
ALP – Of! Neden takılıyorsun buna?
ASLI – İçten söylediğinden emin olmak istiyorum, takılırım tabi ki.
ALP – İçten olmasa niye söyleyeyim ki?
ASLI – İşte, ben söyledim diye.
ALP – Yine mi tartışıyoruz?
ASLI – Arkadaşım Birben’e çok benziyorsun.
ALP – Birben mi? O ne biçim isim ya?
ASLI – Nesi varmış?
ALP – Enteresan. İlk defa duyuyorum. Şiir gibi… Bir ben vardı, benden uzakta… Oysa ki benlerim çok yakında.
ASLI – Komik
ALP – Teşekkür ederim. Ne zaman gideceksin İngiltere’ye?
ASLI – Hiçbir zaman
ALP – Kesin dönüş mü yaptın?
ASLI – Hayır, ben burada yaşıyorum.
ALP – İngiltere’de yaşıyorum demiştin.
ASLI – Yalan söyledim.
ALP – Neden ki? Sapık mı sandın beni?
ASLI – Saçmalama lütfen aşkım ya.
ALP – Tamam aşkım.
ASLI – Yarın ne yapıyoruz?
ALP – Deniz kıyısında çay içeriz birtanem.
ASLI – Deniz kıyısına bayılırım, bilirsin.
ALP – Bilmem mi? Ben de sana bayılıyorum.
ASLI – (Çocuklaşır.) Yaaa, bak kızaracak yanaklarım yine.
ALP – Kızarsın o elma yanakların senin, yerim onları ben, yerim!
ASLI – Aşkım burada tanışmıştık, hatırlıyor musun?
ALP – Unutur muyum birtanem? Biraz gürültülü bir şekilde olmuştu ama... Ne yapalım, hem boşuna dememişler;”İlk aşklar kavgayla başlar” diye.
ASLI – Kesinlikle katılıyorum, sevgilim benim.
ALP – Gözlerini kapatır mısın?
ASLI – Neden?
ALP – Sadece iki saniye için. Aç deyince aç.
ASLI – Tamam.
ALP - (Ayağa kalkıp toparlanır. Bir iki deneme yapar. Aslının önüne diz çöküp, cebinden söz yüzüklerini çıkartır. İşaret verir. Grup Gündoğarken – Seni gördüğüme sevindim şarkısı çalmaya başlar.) Açabilirsin şimdi.
ASLI - (Aslı gözlerini açar ve yüzükleri görür, şok geçirir.) İnanmıyorum, evlenme teklifi mi bu?
ALP – Yok hayatım, söz yüzüklerimiz. Yani yüz de ellisi diyelim.
ASLI – Şoktayım şu an. Bizim parçamız bu da, inanmıyorum ya!
ALP – Sevgilim, aşkım, birtanem, hayatımın anlamı, güzellik abidem... Sen hayatıma girdin gireli bu hayat hiç olmadığı kadar güzel olmaya başladı. Sen, seni, seninle yaşamama izin verir misin? Beni benden daha çok seven sen, benimle evlenmeye, bir yuva kurup ölünceye dek benimle birlikte olmaya, iyi günde, kötü günde her daim yanımda olmaya, aşkımızı ölümsüzleştirmeye söz verir misin?
ASLI – (Duygulu ve titrek sesiyle) Tabi ki sevgilim (Yüzükler parmaklara geçer. Deli gibi sarılırlar. Birden Aslı şiddetle Alp’i itmeye, Alp ise tekrar sarılmak için onu çekmeye başlar.
Aslı ağlamaklı, vurmaya çalışır. Alp geri kaçar.)
ALP – Yemin ederim sandığın gibi değil, yemin ederim.
ASLI – Nasıl ya? Ben bunu hak edecek ne yaptım? Söyler misin, ne yaptım Alp!?
ALP – Nasıl inanırsın aşkım? Ben seni bu kadar severken, böyle bir şey yapacağımı nasıl düşünürsün? Sevgilim alkollüydüm gerçekten, yemin ederim. Ne yaptığımı bilmiyordum.
ASLI – Sen ne biçim bir insansın ya! Nasıl ne yaptığını bilmiyordun? Fotoğraf bile çekilmişsin!
Ne yüzle? Her şeyi geçtim, benim arkadaşımla, Birbenle nasıl yaparsın
ALP – Hayatım, aşkım, her şeyim inan bana. Durum bildiğin gibi değil. Birben’in tuzağı bu, yüzleştir bizi istersen.
ASLI – Bana verdiğin sözü tutmadın Alp! Sen benim kahramanımdın. Sen benim en sevdiğimdin. (Yüzüğü çıkartıp suratına atar. Alp yüzüğü alır cebine koyar.) Artık gözümde bir hiçsin! Hiç! (Tam gidecekken geri döner. Mutlu ve sevinçli bir şekilde sarılır Alp’e.) Aşkım çok
özür dilerim. Gerçekten çok özür dilerim, beni affedebilecek misin?
ALP – Tabi ki sevgilim, (Yüzüğü tekrar takar.) seni çok seviyorum. Nasıl öğrendin peki?
ASLI – Birben her şeyi anlattı. Zaten hiçbir şey olmamış.
ALP – Hatırlamıyorum demiştim.
ASLI – Biliyorum birtanem, biliyorum. Sana nasıl güvenemedim, neden dinlemedim bilmiyorum. Beni affet aşkım.
ALP – Çoktan unuttum birtanem. Bak atalarımız boşuna dememişler.
ASLI – Ne demişler?
ALP – Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır diye.
ASLI – Bu durumda Tilki ben mi oluyorum yani?
ALP – (Gayet mutlu normal) Evet
ASLI – (Ciddi) Ben mi oluyorum Tilki Alp?
ALP – Evet tatlım
ASLI – (Sert bir şekilde) Bu durumda Tilki ben mi oluyorum ALP!
ALP – Yok kıyamam yok canım. Tilki de benim kürkçü dükkanı da sen değilsin canım benim.
ASLI – (Gülümser) Ya ben seni çok seviyorum.
ALP – Ben de hayatım, içimde sana karşı o kadar büyük bir sevgi var ki. Seni sevgimle boğmaktan korkuyorum. Görüşmeden geçen 1 haftada öyle özledim ki. Her anımı seni
sevmekle geçiriyorum…
ASLI – Beni affetmen için Allah’a o kadar yalvardım ki.
ALP – Cumaya mı gittin tatlım?
ASLI – Alp!
ALP – Özür dilerim canım.
ASLI - Bugün beni görmek istemeyeceğinden korktum.
ALP – Kıyamam sana.
ASLI - O kadar çok korkuyordum ki, beni bırakıp gitmenden. Ben sana doyamıyorum aşkım, asla da doyamam. Biliyor musun, kokunu hissetmediğim o bir hafta, nefessiz kaldım.
ALP – Doğaldır aşkım parfüme bayıldığım parayı biliyorsun.
ASLI – Alp!
ALP – Pardon aşkım özür dilerim devam et sen.
ASLI - Seninle cennete benzeyen odam, sensiz soğuk ve karanlıktı.
ALP – Elektrikler mi gitti evde?
ASLI – Alp ağlayacağım şimdi ama!
ALP – Özür dilerim sevgilim benim.
ASLI - Sensiz çok yalnızdım, sensiz çok çaresiz… Sen yokken yatağım bile o kadar büyük geldi ki, boğulacağım sandım.
ALP – Hayatım bak karışmayım karışmayayım diyorum. Sen tek kişilik yatakta yatmıyor musun? Nasıl büyük gelebilir ki ya?
ASLI – Alp burada moda girdim! Sen neden girmiyorsun moda! Söyler misin Alp sen neden girmiyorsun!
ALP – (Aslının birden çıkışıyla ufalmıştır resmen.) Şu andan itibaren giriyorum sevgilim. Bak girdim ağlıyorum hatta ühühü
ASLI – Kıyamam sana. İyi ki beni affettin sevgilim. Seni gerçekten çok ama çok seviyorum.
(Sarılırlar.)
ALP – Hoş geldin hayatım.
ASLI – Hoş bulduk. Saçımı beğendin mi?
ALP – Evet, her zamanki gibi
ASLI – Nasıl her zaman ki gibi?
ALP – Her zaman ki gibi güzel işte aşkım.
ASLI – Hayatım kuaförden geliyorum.
ALP – Of! Birinci çinko.
ASLI – Demek kuaföre gitmeme gerek yok? Her zaman çirkinim, öyle mi?
ALP – Ya saçmalama, ben seni her halinle seviyorum.
ASLI – Ne yani, çirkin olduğumu kabul mü ediyorsun?
ALP – Of! İkinci çinko.
ASLI – Tamam Alp, iltifatların için teşekkür ederim. Ben senin için güzelleşeyim, sen bana bu şekilde davran. Çok mu çirkinim? Söyler misin, çok mu çirkinim?
ALP – Estağfurullah
ASLI – Alp! Estağfurullah Arapçada aynen demekti.
ALP – Tombala… Ne alakası var hayatım ya, Arabistan’da değil, Türkiye’deyiz. Lütfen, beni hep yanlış anlıyorsun. Ben, saçını yaptırmasan da çok güzelsin, her halini beğeniyorum demek istemiştim. Sen benim meleğimsin, seni ilk gördüğümde dedim ki: ”Ulan, bu melek cennetten nasıl düştü buraya. Hayır düştü de bir yeri nasıl acımadı” dedim sonra “Ulan dedim bakıyorum. Melek mi Paris Hilton mu o olsaydı çok güzel olurdu (Aslının bakışından sonra.)
ama ondan bile daha güzel.” Dedim yani Meleğim diye boşuna demiyorum.
ASLI –(Çocuklaşır.) Geyçekten mi?
ALP – Gerçekten bebeğim, çok güzelsin. Makyajın çok güzel.
ASLI – Onu biliyorum geç.
ALP – Saçların güzel
ASLI – Onu da biliyorum geç.
ALP – Kıyafetin güzel, küpeler falan her şeyin süper ohh…
ASLI – Bir ses duydun mu?
ALP – (Bozuntuya vermemeye, çalışır bir yandan da poposunu yeller.) Yo, duymadım. Ne sesi?
ASLI – Senin olduğun yerden geldi. Telefonunu falan mı düşürdün yere? (Aslı Alp’in yanına doğru gelirken)
ALP – Yo, yo, yo bu taraf sağlam, bu taraf sağlam gelmene gerek yok bu tarafa.
ASLI – Bu koku da ne? İğrenç! Ne kadar iğrenç bir koku bu ya
ALP – Abartma öyle kokmaz o.
ASLI – İnanmıyorum sana. Of! Alp bunu yaptığına gerçekten inanmıyorum.
ALP – Ne yapayım? Tuttum, sıktım popomu sıkabildiğim kadar, her zaman geri kaçardı bu sefer kaçmadı. Pof dedi çıktı. Ne yapabilirim, insani bir ihtiyaç nihayetinde.
ASLI – Of iğrençsin Alp . Sevgilim yanımda osurdu, şaka gibi.
ALP – Allah Allah! Gören de adam öldürdüm sanacak. Osurduk be! Amma abarttın.
ASLI – Ben senin yanında burnumu karıştırıyor muyum? Balgam çıkartıyor muyum? Iyy,
osuruyor muyum?
ALP – Osur. Ben karışıyor muyum? Hem evde osurmadım, açık havada osurdum. Dağılır bu anlıyor musun?
ASLI – Anlamıyorsun. Açık hava, kapalı hava söz konusu değil. Benim yanımda osurdun Alp.
ALP – Tamam Aslı, sen de osur fitleşelim.
ASLI – Kusura bakma, ben senin kadar pis olamam.
ALP – Beni takdir edeceğine ne yapıyorsun.
ASLI – Neyini takdir edeceğim?
ALP – Ne kadar güzel, maske takmıyorum tamamen doğalım.
ASLI – Kusura bakma ama bu hayvanlık, doğallık değil.
ALP – Hayvanları seviyorsun ama.
ASLI – Tamam Alp, kapatalım şu konuyu.
ALP – Ben açmadım zaten bu konuyu, açan tarafım da ayda yılda bir konuşuyor.
ASLI – Of iğrençleşme.
ALP – Tamam.
ASLI – Annem diyor ki: ”Artık istemeye, gelmeyecek mi seni?”
ALP – Nasıl yani?
ASLI – 8 yıl oldu deyo, ne zaman resmiyete dökeceksiniz deyo, daha ne kadar daha böyle sürecek merak ediyorum deyo.
ALP – Baban ne deyo?
ASLI – Bir şey demiyor, bir şey demedi yani. Ne alakası var?
ALP – Baban bir şey demiyorsa, annen diyorsa 1-1 beraberlik var ama. Şimdi anneyi dinlersek baba kırılır bize. Üzülür yani.
ASLI – Ne yani, beni istemeyecek misin?
ALP – Ne alakası var? Ben sadece 8 yıl lafına taktım, ne olmuş 8 yıl olmuşsa? Dün böyle bir şey demiyordu?
ASLI – Uzun olduğunu anlatmaya çalışıyor aşkım, anladın mı?
ALP – Ne yani 7 yıl 12 ay 29 gün uzun değil de, 8 yıl mı uzun gelmiş? Bir günde vahi mi inmiş kadına?
ASLI – Sen beni sevmiyorsun anladım. Ne yani bitti mi, içinde ki sevgi?
ALP – Ya ne alakası var? Sadece evlilik beni korkutuyor, büyük bir sorumluluk bence. Emin olmadan böyle bir riske girmek istemiyorum sadece.
ASLI – Evlenmeden nasıl bilebiliriz ki?
ALP – Nasıl olacak peki?
ASLI – Üstesinden geliriz.
ALP – Ben evlendikten sonra, maddi problemler yüzünden aşkımızın bitmesinden korkuyorum.
ASLI – Üstesinden geliriz sevgilim. Yeter ki aşkımız bitmesin, yeter ki her daim birbirimizi sevelim. Hem bak ben de çalışırım, birlikte üstesinden geliriz.
ALP – Ne dedin sen?
ASLI – Üstesinden geliriz dedim?
ALP – Ondan sonra
ASLI – Bende çalışırım dedim.
ALP – (Sert) Ne!
ASLI – Bende -
ALP – Ne!
ASLI – Be-
ALP – Ne! (Delirmiştir.) Ulan Alp’in karısı çalışıyor dedirtir miyim lan ben? Yok öyle şey. Bunu duymamış olayım Aslı!
ASLI – Ya hayatım saçmalama. Elim ayağım tutuyor. Evde oturmak için evlenmiyorum. Seni seviyorum ve seninle mutlu bir yuva kurmak, çocuklarının annesi olmak, birlikte yaşlanmak için evleniyorum.
ALP – Aslında mantıklı düşününce, çalışmamak benimde işime gelir. Doğru diyorsun. (Birden değişir.) Ya sen ne akıllı bir kadınsın. Seni seviyorum ben ya. (Sarılırlar. Loş ışık verilir.)
ASLI – Saat geç oldu aşkım, zar zor çıktım evden. Ne oldu? Çok merak ettim.
ALP – Öyle önemli bir şey yok canım. Sadece seninle paylaşmak istediğim ve içimi kemiren bir şey var.
ASLI – Nedir o birtanem?
ALP – İstersen otur Aslı.
ASLI – Neden bu kadar soğuk konuşuyorsun Alp, bir şey mi oldu?
ALP – Aslı hiç uzatmayacağım. Ben tekrardan aşık oldum.
ASLI – Nasıl yani?
ALP – Seni bugüne kadar aldatmadım, aldatmayı da hiçbir zaman istemem. Ben tekrardan aşık oldum.
ASLI – Kime?
ALP – Dünyalar güzeli birine. Gözleri o kadar güzel ki, görsen hak verirsin belki. O da beni çok seviyor. Hem de dünyalar kadar. Onunla evlenmeyi bile düşünüyorum. O da aynı şeyi düşünüyor sanırım. Biliyorum senin için üzücü ama sana hiçbir zaman yalan söylemedim. Her zaman dürüst oldum, bugün de böyle olmak istiyorum. Onunla evleneceğim. Hayallerimi onunla gerçekleştireceğim.
ASLI – Gerçekten mi?
ALP – Evet. Kıyamam sana (Başını okşar.) tamam senin için üzücü ama ne yapalım… Ben onunla evlenip hayallerimi onunla gerçekleştireceğim.
ASLI – İnanmıyorum sana. Ya bana verdiğin söz ne olacak?
ALP – Ben sözümü tutuyorum.
ASLI – Nasıl tutuyorsun? (Söz yüzüğünü çıkartmaya çalışır.) Al bunu ona ver!
ALP – Aslı onu çıkartma, bir saniye. Ben sözümü tutuyorum dedim sana. Aşık olduğum kişi sensin. Dünyalar güzeli kimim var senden başka? Bu dünyada, beni benden çok sevebilecek kim var? Seni seviyorum ben be!(Bora Öztoprak – Seni seviyorum parçası girer. Tam da nakarattan.) Benimle evlenir misin Aslı’m? (Cebinden yüzüğü çıkartır. Diz çöker yüzük kutusunu açar.)
ASLI- (Aslı biraz bakar.) Hayır, evlenemem! (Müzik birden kesilir.)
ALP – Nasıl yani?
ASLI – Çünkü, eğer sen çağırmasaydın yarın ben yanına gelecektim. Biraz önce, başka birine aşık olduğunu söylediğinde içten içe sevindim. Çünkü ben başka birine aşık oldum Alp.
ALP – Kim lan o! Kim o. (Ağlar gibi.) Kim o, kim o, kim o?
ASLI - (Alp’in yaptığı gibi oda saçlarını okşar) Tamam senin için üzücü ama az önce sana kızarak:”Ya bana verdiğin söz.” derken, içimden gülüyordum. Aslında onu tanısan sen de bana hak verirsin. Dünyalar tatlısı ve çok yakışıklı.
ALP – Tabi tanışırız nerede oturuyor! Söyle nerede oturuyor!
ASLI - Bu evlenme teklifini bu şekilde yaşamak istemezdim ama beni şok ettin. Tabi ki de seninle evlenirim ALP! (Alp cebinden telefonu çıkarır. Arama tuşuna basar. Aslının bu sözlerini duymaz. Aslının konuşması bittiğinde telefondakiyle konuşmaya başlar.)
ALP – Alo Mahmut Abi nerdesin… Aslı başka biriyle evlenecek! Ahhh… Abi kap emanetleri basalım o çocuğun evini.
ASLI – Alp. Tabi ki seninle evlenirim dedim.
ALP – (Ağlamaklı) Ne?
ASLI – Tabi ki seninle evlenirim dedim.
ALP – Sende mi şaka yaptın yani?
ASLI – Evet
ALP – Alo Mahmut abi aradığın kişiye şu an ulaşılamıyor abi. (Telefonu kapatır.) Aşkım neden yapıyorsun.
ASLI – Sen şaka yaparken iyi de ben yaparken mi kötü.
ALP – Aşkım bir daha yapma tamam mı?
ASLI – Sende yapma.
ALP – Bokunu yiyim yapmam.
ASLI – İğrençleşmeden şu evlenme teklifine dönsek ya aşkım?
ALP – Ah doğru (Kendine çeki düzen verir. Alp mutlu bir şekilde diz çöker. Yüzüğü çıkartır.)
Benimle evlenir misin Aslı?
ASLI – Evet! (Mutlu bir şekilde sarılırlar. Fonda müzik tekrardan girer ve yavaş yavaş kesilir.) İnanmıyorum ya, biz şimdi evleniyor muyuz?
ALP – Evet dünyalar güzelim.
ASLI – Hemen bunu anneme söylemem lazım.
ALP – Benim de yedi ceddimi çağırmam lazım. Malum para gelsin aşkım.
ASLI – Tamam aşkım, haberleşiriz.
ALP – Tamam bebeğim benim. (İkisi ters tarafa doğru giderler. Birden tekrar dönerler.
Yaklaşırlar.)
ALP VE ASLI – Bomba bir haberim var.
ALP VE ASLI – İlk sen,
ALP – Lütfen, önce bayanlar.
ASLI – İlk sen
ALP – Tamam, sıkı dur… Bomba bir; işe girdim!
ASLI – Süpeerrr. Sen de sıkı dur… Hamileyimmmm
ALP – Süpeerrr… Ne!
ASLI – Ne yani, beğenmedin mi?
ALP - Saçmalama hayatım, çok ani oldu da.
ASLI – Evet, kızımız olacak.
ALP – Kız mı?
ASLI – Sıkı dur, bir sürpriz daha…
ALP – Evet?
ASLI -- Bir de oğlumuz olacak!
ALP – Nasıl yani?
ASLI – Aşkım ikiz geliyor. (Alp tam kucaklayacak iken.) Dur bebeğim hamileyim.
ALP – Muhteşem.
ASLI – Hemen odalarını ayarlayalım. Evi de 3 odalı almamız süper oldu. Kızın odasını
pembeye, erkeğin odasını da maviye boyarız.
ALP – Boyarız aşkım boyarız. Sen nasıl istiyorsan dünyalar güzelim benim
ASLI – Of! Elim ayağım titriyor.
ALP – Hayatım sen niye ayaktasın? Benim ikizler yorulmuştur oturt onları da.
ASLI – Onlar içerde hava da takılıyor.
ALP – Annesi bu kadar havalıyken normal tabi
ASLI – Of hayatım oturuyorum tamam…
ALP – Bebeğim hatırlıyor musun 17 yaşındayken, ilk çıktığımızda. Hani ilk …
ASLI – Hatırladım, hatırladım.
ALP - Sen demiştin ya “Ay, başım dönüyor.” Filli boyada gecikmeler olmuştu. Çocuk geliyor
zannetmiştik.
ASLI – Of ölümdü o ya. (Birden o ana dönerler.) Aşkım başım dönüyor.
ALP – Neden ki?
ASLI – Bilmiyorum bu aralar başım dönüyor, mide bulantısı, bir de iki haftadır hasta olmuyorum. Annem de sorup duruyor.
ALP – Yoksa?
ASLI – Bilmiyorum.
ALP – Nasıl ya, baba mı oluyorum bu yaşta?
ASLI – Ne bileyim ben? Kürtaj mı yaptırsak?
ALP – Saçmalama hayatım sen 17 yaşındasın, ben 18. Aile izni olması gerekiyor. Beni hapse atarlar.
ASLI – Ne yapacağız?
ALP – Ben seni merdivenlerden iteyim mi hayatım? Düşer belki.
ASLI – Saçmalama!
ALP – Karnına bir iki kere vurayım?
ASLI – Aşkım!
ALP – Peki, bak ne geldi aklıma, daha risksiz.
ASLI – Neymiş o?
ALP – Bol bol su içsen? Boğulur belki? Bebeğim, çocuk katili değilim ama bu yaşta kendime zor bakıyorum hayatım. Ailem bile beni kapı dışarı edecek utanmasa.
ASLI – Sen bu çocuğun babasısın, bakmak zorundasın!
ALP – Hadi ben ona baktım, bakabilirim yani. Sana kim bakacak? Ya bana? Belediye mi?
ASLI – Keşke senle hiç tanışmasaydım.
ALP – (Normale dönerler.) Gerçekten o gün onu isteyerek mi söyledin aşkım?
ASLI – Ya saçmalama hayatım o an ki psikolojiyle söyledim.
ALP – Her neyse o zamanlar çok eskide kaldı.
ASLI – Evet, şimdi ikizlerimiz olacak ve önümüzde hiç sorun yok.
ALP – Evet, ikiz babasıyım.
ASLI – Doktor bana isim arşivi verdi. (Cebinden iki adet kitapçık çıkartır, birini Alp’e verir.)
Hadi isimlerini düşünelim. (Bakınırlar.)
ALP – Adsay olsun
ASLI – Ne? Hayatı boyunca isim mi, sayacak çocuk. Hem mesleğini de direk belirlemiş oluruz Muhtar olur kesin. Yok, hayatım bunu geçelim.
ALP – Peki.
ASLI – Aa bak hayatım, Aleda nasıl?
ALP – O ne be, elveda gibi.
ASLI – Ben sana çamur attım diye böyle yapıyorsun demi?
ALP – Yok hayatım uyumlu olsun diye. Hayatım bak Babür nasıl?
ASLI – Bu isim hakkında hiç yorum yapmayacağım kapatalım.
ALP – Peki.
ASLI – Hayatım Arsu nasıl?
ALP – Yok o arsız olur ismiyle özdeşir, allah korusun.
ASLI – Peki.
ALP – Hayatım, bak dünya diye isim varmış, erkeğe onu koyalım?
ASLI – Oldu kızımıza da Venüs koyarız.
ALP – Süper sonra bir tane daha yapar Güneş koyarız.
ASLI – Oldu Alp çocuklarımızı alıp, okul okul gezip güneş sistemini tanıtırız.
ALP – Tamam ya tamam Melis’e ne dersin?
ASLI – Süper bence, Erhan’a?
ALP – Süper Erhan oğlum muhteşem oldu bence.
ASLI – Süper isimleri tamam
ALP – (Aslının karnına sevgi gösterir.) Oğlum, oğluşum Erhan’ım… Bebeğim çiçeğim böceğim.
ASLI – Bunlar kızımıza değil mi?
ALP – Tabi Erhan’ıma çiçeğim mi diyeceğim? O benim aslanım yerim ben onu. Melis’im canım benim kucucuğum (Saçmalar.)
ASLI – Aşkım hangi dili öğretiyorsun çocuklarımıza.
ALP – Agucu dilini hayatım.
ASLI – Tamam bebeğim baya başarılısın.
ALP – Hadi alışverişe gidelim. (Giderlerken geri dönerler…)
ASLI – Çok şey aldık hayatım
ALP - Ot’u boku alırsan olacağı o sevgilim.
ASLI – Ama lazım
ALP – Aşkım biz çocuklar için alışverişe gitmedik mi?
ASLI – Evet?
ALP – Neden bir don aldık onlara?
ASLI – İkisi kullansın diye
ALP – İyide bir tanem sadece onlara alışveriş yapacaktık.
ASLI – Ya daha doğmamış bebeğe ne alacağız ıh! Hem tamam ben anladım senin demek istediğini. Benim aldığım eşyalar sana batıyor! (Küser.)
ALP – Saçmalama aşkım iyi ki almışız. Ben gerçekten onu demek istemedim. Zaten bayadır alışverişe gitmiyorduk iyi oldu bu birtanem.
ASLI – Tamam o zaman
ALP – Gel bir öpeyim aşkımı.
ASLI – Ya yapma aşkım sonra çocuklarımız cinselliğe dönük olur. Bak Alp çocuklar duyuyor! Kötü örnek olma, babalarını erkenden tanımasınlar…
ALP – İyi be sanki babaları sapık… (Aslının apış arasındaki akan su dikkatini çeker.) Aşkım?
ASLI – Efendim?
ALP – Altına mı işiyorsun?
ASLI – Ne alaka?
ALP – Bildiğin Niagara Şelalesi gibi ıslatıyorsun altını hayatım!
ASLI – Dalga geçme Alp! (Bakar ve ağrıları başlar.)
ALP – Biz osurduğumuzda olay çıkarıyorsun. Sen bildiğin işiyorsun tatlım.
ASLI - Alp suyum geliyor! Alp! (Dram müzik.)
ALP – Aşkım! (Telaşlanır.) Taksi yok mu? Taksi yok mu?
ASLI – Alp bir şeyler yap!
ALP – Sesimi duyan yok mu? Yardım edin lütfen! Yardım edin!
ASLI – Alp
ALP – Geliyorum aşkım, geliyorum. Bekle beni burada. Bekle! Geleceğim hemen!
ASLI – (Ağlayarak… Yüksek bir şekilde.) Alp!
ALP – (Geri döner.) Geleceğim hayatım geleceğim.

(Işıklar söner.)
2 PERDE

(Işıklar açıldığında sahnede sadece Aslı … Duygusal bir şekildedir. Alp içeriye doğru girer.
Elinde gazetesi vardır. İkisi de biraz yaşlanmıştır. )
ALP – Hayatım?
ASLI – Sende kimsin?
ALP – Benim, sevgilin?
ASLI – Benim sevgilim öldü!
ALP – Buradayım.
ASLI – Git buradan! Sen beni, bir kaldırım parçası üzerinde bıraktın! Kaldırıp attın beni
geçmişinden. (Ağlamaklı.)
ALP – Ben yapmadım.
ASLI – Beni tek başıma bıraktın, o karanlığın içersinde. Ben senin kanatlarında yaşarken beni neden ittin, karanlığa? Neden yalnız bıraktın gecenin boşluğunda? Neden göz göre göre
öldürdün çocuklarımızı! Neden!
ALP – Erhan nerde?
ASLI – (Birden değişir.) Öyle bir şey yazmıyor oyunda Alp.
ALP – Bir tiyatro eksikti o da oldu, tam oldu yani. Hem ben dram oynamak istemiyorum.
ASLI – Bizim içinde değişiklik oldu, sen demiyor muydun evde canım sıkıldı diye?
ALP – İyi de aşkım adamın biri gelmiş camımıza yapıştırmış broşürü tiyatroya katılır mısınız diye? Sende onu sana özel yapıştırdılar sandın gittin. Hadi madem gidiyorsun beni niye arkandan çekiyorsun. Girer girmez anladım zaten iki çocuğumuz var ya hemen bize verdiler o rolü. Hem iki saatlik oyunda toplasan beş dakikalık dram var onu da bize verdiler. Erhan nerede? (Seyircilere dönüp) Erhan neredesin oğlum! Ah orada mısın? Oğlum bak dikkat et. Yeni sünnet oldun öyle fazla koşuşturma… Lan oğlum kapat gösterme ayıptır ayıp. Ya da göster aslanım benim… Kızım sen niye açıyorsun, kapatsana! Anaaa kapat! Ah aferin uslu uslu oynayın. (Sevinçli bir şekilde Alp oturur gazetesini okur.)
ASLI – Erhan atma kum kardeşine! Melis yeme o kumu? Alp bir şey desene!
ALP – Ne söyleyeyim canım? Daha yeni dedim. Erhan atmasana oğlum! Kızım sende yeme kumu, kedi işiyor, köpek sıçıyor. At onu at kaka o kaka. ( Okumaya devam eder.)
ASLI – Çok güzel müdahale ettin teşekkürler. ( Çantasından dergiyi çıkartır ve okumaya başlar.)
ALP – Rica ederim hayatım… Bak burada ne var?
ASLI – Neymiş o?
ALP – İstatistik kurumunun yaptığı ankete göre Türkiye de en popüler meslek neymiş biliyor musun?
ASLI – Neymiş?
ALP - Ne iş olsa yaparımmış.
ASLI – Vallah hayatım, yorum yapmak isterdim ama ne olur, ne olmaz. Beni son görüşün olabilir.
ALP – Komik kadın seni
ASLI – (Dergiden okuduğunu sorar.) Sana bir soru.
ALP – Sor bakalım.
ASLI – Karınızı ne kadar seviyorsunuz testi.
ALP – Güzel şıkları var mı?
ASLI – Bu sadece başlığı daha… İlk soru, karınızın saç rengi nedir?
ALP – (Aslı bileceğinden emin.)Sarı.
ASLI – İnanmıyorum sana. (Alp ona bakar.)
ALP – (Maç izlerken destekler gibi.)Sarı, lacivert! Sarı lacivert en büyük Fenerbahçe (Ani
dönüş) Sen ne dedin hayatım?
ASLI – İnanmıyorum sana Alp?
ALP – Bugün Fenerbahçe maçı varmış ona gitti aklım gerçekten. Sor canım, valla soruyu duymadım.
ASLI – Karınızın saç rengi nedir?
ALP – Siyah.
ASLI – (Çocuklaşır) Süper, beni sevdiğini biliyordum.
ALP – Bitti mi sorular?
ASLI – Yok ikinci soru, kendinizi en çok nerede huzurlu ve mutlu hissediyorsunuz?. A-) Sevgilinizin yanında (Sözünü keser.)
ALP – Be (Aslı sinirli bir şekilde döner.)şiktaşla birlikte yapıyormuş maçı, onu okudum da
hayatım, bir şey mi dedin?
ASLI – Alp bilerek mi yapıyorsun?
ALP – Şaka yapıyorum birtanem, şaka.
ASLI – Sen beni sevmiyorsun.
ALP – Daha neler? Ya saçmalama hayatım testlere mi inanıyorsun yoksa kalbime mi?
ASLI – Seviyor musun?
ALP – Sevmesem seni, sever miyim seni?
ASLI – Yerim seni.
ALP – Bende seni küçük suratlı aşkım benim.
ASLI – Nerem küçük, çok kilo aldım resmen.
ALP – Nedir bu kilo takıntısı hayatım?
ASLI – Görmüyor musun? Godzilla gibiyim.
ALP – Daha neler.
ASLI – Soru sormaca oynayalım mı?
ALP – Hey Allah’ım neydi günahım! (Aslının bakışlarından sonra) Oynayalım aşkım oynayalım.
ASLI – İlk sen mi soracaksın, ben mi sorayım?
ALP – Ben sorayım.
ASLI – Tamam.
ALP – Benim en çok sevdiğim çorba? (Hızlı.)
ASLI – Mercimek
ALP – Nefret ettiğim -
ASLI – Kereviz yemeği, sarma ama yeşilini seviyorsun.
ALP – İlk evlenme teklifini saat kaçta –
ASLI – Saat ikiyi on gece yirmi yedinci saniyede.
ALP – Küçükken mahalle arkadaşlarıyla yaptığımız –
ASLI – Zillere basıp kaçma.
ALP – Köpek –
ASLI – Popondan ısırmıştı.
ALP – Üç dört?
ASLI – Yedi
ALP – Yedi den üç çıktı
ASLI – Dört
ALP – Gerçekten bir şey diyemiyorum sana.
ASLI – Peki sıra bende mi?
ALP – Hayatım zaten biliyorum senin hakkında her şeyi. Artık kanıt mı gerekiyor lütfen ama lütfen.
ASLI – Bravo Alp, bir şey diyemiyorum. Sen beni tanımıyorsun bitti artık.
ALP – Ne yani? Biz burada iki yabancı gibi sanki tanımıyormuş gibi soru mu soracağız birbirimize. Oldu o zaman ismim ne hadi?
ASLI – Alp!
ALP – Tamam o zaman hadi sor.
ASLI – En sevdiğim renk? Burcum, doğum tarihim, tanıştığımız gün, sevdiğim arkadaş, sevmediğim arkadaş.
ALP – Çüş!
ASLI – Bu daha ilk sorum
ALP – Hayatım tane tane gidelim.
ASLI – Peki o zaman en sevdiğim renk?
ALP – Ezan mı okunuyor? Yoksa telefon mu çaldı.
ASLI – Yok aşkım çalmadı. Alp konu mu değiştirmeye çalışıyorsun. Yok, artık en sevdiğim rengi bilmiyor olamazsın değil mi?
ALP – Yok artık tabi ki de en sevdiğin rengi bilmiyorum.
ASLI – (Belli bir süre sonra.) Bilmiyorum dedin?
ALP – Sana öyle mi geldi?
ASLI – Alp!
ALP – Si-si- si (Aslı sinirli bir şekilde) Kır-kır- kır (Aslı aynı şekilde.) Yeş-yeş- yeş(Aslı evet
gibisinden) Yeşil tabi ki de.
ASLI – Beni sevdiğini biliyordum. Alp beni ne zaman sevdiğini anladın?
ALP – Yuh artık oha artık çüş artık! Ulan bir kere sorduğun sorularda o yoktu ya! (Aslı çok sinirlenir ve daha da abartılı ağlamaya başlar.) Hayatım şimdi niye ağlıyorsun? Yoksa! Aman Allah’ım bugün ayın 15 mi? (Kendi kendine) Alp! Regli! Adette! Sakin ol! Ne istiyorsa onu ver! Tatlı getir. O bizim kıymetlimiz! Ha ilaç tatlı! (Aslıya) Hayatım tatlı yer miyiz?
ASLI – Sen bana kilo mu aldırmaya çalışıyorsun Alp! Ne yani sen beni beğenmiyor musun, zayıf olduğumu mu düşünüyorsun? Ya da bunları yediğimde sivilcem çıktığında mutlu olacaksın? Ya da beni aldatıyorsun gönlümü mü çalmaya çalışıyorsun.
ALP – Tebrik ediyorum Aslı. Yani muhabbet nerden, nereye, nasıl geldi helal olsun vallah. Yani bunu giriş gelişme sonuç şeklinde filme çeksek oscar’a adaydık. And the Oscar goes to ASLI! Oscar goes to Aslı yani! (Aslı daha da sinirlenir.) Tamam, hayatım sakin ol. Sinirlenme canım. Benim canım tatlı çekti de birlikte yer miyiz diye dedim… Hani... Sen bana hep düşüncesizsin dersin ya. O yüzden yani. (Alp kendi kendine) Abi bugün ne yapıp, ne edip bu tatlıyı yedirmeliyiz! Yoksa, ayvayı yeriz.
ASLI – Tatlı matlı istemiyorum of. (Radyoyu çıkartır kulaklıklarını takar.)
ALP – Abi ben bu kadınları anlamıyorum ya. Regliydi, doğumdu, menapozdu, ulan hayat bitti.
ASLI – (Kulaklığı çıkartıp) Bir şey mi diyorsun Alp?
ALP – Yok hayatım Erhanla konuşuyordum.
ASLI – Ne diyordun?
ALP – Sen, sen ol hep sev oğlum diyordum. Erhan oğlum sen bir tur daha at. Melis’e de sahip çık! Biz daha buradayız belli ki. Annenin regli dönemi 15 gün kamptayız aslanlarım.
ASLI – Canım?
ALP – Efendim.
ASLI – (Kulaklığı uzatır.) Bu sıradaki bizim parçamız olsun hadi.
ALP – Kaçıncı parça olacak acaba. Arşiv yaptık en hit parçalarımız diye. (Aslının bakışının ardından) Olsun canım olsun. (Kulaklığı takar. Saatine bakar. Cebinden kendi kulaklığını çıkarıp takar. Kendi Kendine.) Gerizekalı herif kaçar mı lan o? Vur lan, vur lan. Tüh Allah belanı! (Aslı Alp’e dönüp)
ASLI – Nasıl buldun aşkım?
ALP – Ne?
ASLI – Parçayı diyorum.
ALP – Güzel
ASLI – Nasıl yani?
ALP – Allah’ı var güzel işte aşkım, söyleyen hakkını vermiş. Bizi anlatmış resmen parça. Tam parça yani
ASLI – Nasıl bizi anlatmış Alp. Söyleyen resmen, aldatılmayı işlemiş.
ALP – Hayde... Bebeğim aldatıldık ya, kader bizi aldattı ya. Hele o söze bittim.
ASLI – Neye?
ALP – Bittikten sonrasını hatırlamıyorum. Acayip güzeldi ama bebeğim.
ASLI – Tebrik ediyorum Alp, sen dön bakiyim bu tarafa.
ALP – Ne tarafa doğru? Kıbleye doğru mu?
ASLI – Alp uzatma! Dön bakiyim. Bu kulaklık da neyin nesi?
ALP – Canım annem arar diye parçayı dinlerken rahatsız olmayalım sesten diye taktım?
ASLI – Ver bakiyim şu kulaklığı. (Alıp takar.) Annen ne zamandır maç spikerliği yapıyor hayatım. (Kadın geçiyormuş gibi Aslı onu tarar resmen.)
ALP – Zamanlama süper! (Kadın geçmiştir. Arkasından bakmaktadır Aslı. Düşüncelidir yaramaz gibisinden.) Hayatım niye öyle değişti suratın?
ASLI – Kadına bakıyorum.
ALP – Hayatım nedir sizin bu kadın takıntınız? Bir erkekten daha çok tarama yapıyorsunuz.
ASLI – Görmüyor musun Alp? Dip boyası gelmiş, kaşı bıyığı çıkmış. Onun kalçası benden daha büyük.
ALP – Evet bende fark ettim. (Aslının tip tip bakmasıyla) Yani şeyi fark ettim sen bakınca, bende bakma gereği duydum kıskandım aşkım seni.
ASLI – Ha öyle mi aman da aman kıskanırmış sevgilisini de. Bak bu arada sana jöle aldım?
ALP – Nerde? (Aslı bankın arkasından beyazlatıcı saç spreyini çıkartır. Alp’in saçlarına sıkar spreyi.)
ASLI – Güzel oldu.
ALP – Dur sana da sıkalım. (Sıktıktan sonra bankın arkasına koyar. Saçlarına bakar. Yaşlanmışlardır.)
ASLI – Var mı?
ALP – Burada bir tane var siyah (Üzülür.) Neden üzülüyorsun hayatım?
ASLI – İyice yaşlandık.
ALP – Saçmalama, daha çok uzun yıllar var önümüzde hem bak çok şanslıyız biz.
ASLI – Nasıl?
ALP – Erhan evlendi 11 tane çocuk yaptı aşiret kurdu resmen. Melis evlendi tık yok onlarda tüp bebek yapıyoruz dediler falan bakalım yani parada yolluyorlar. Hepsinin sağlığı iyi, hepsinin hayatı iyi daha ne göreceğiz hanım?
ASLI – Doğru diyorsun, bak ben sana ne aldım? (Bankın arkasından kasket, ceket ve hediyeleri çıkartır.)
ALP – Ne aldın? Bana mı aldın, çok güzel bunlar.
ASLI – Giy bakalım.
ALP – Bende sana aldım bak burada. (Alp bankın arkasından ona aldıklarını çıkartır.)
ASLI – Ben aldım diye aldın demi?
ALP – Başa mı dönüyoruz?
ASLI – Şaka yaptım.
ALP – Giy bakalım.
ASLI – Çok güzel oldular. (Aslının telefonu çalar.)
ALP – Kim o?
ASLI – Erhan arıyor.
ALP – Beni niye aramıyor? (Alp’in telefonu çalar.)
ASLI – Kim o?
ALP – Melis
ASLI – O beni niye aramıyor?
ALP – Çocuklaşma Aslı aç bende açıyorum.
ASLI VE ALP – Efendim? (Alp konuşur gibi devam eder.)
ASLI – Ne yapıyorsunuz oğlum? Nasıl. Eh oğlum zor olmuyor o kadar çocuğa bakması? (Aslı konuşur gibi devam eder.)
ALP – Nasılsın Melis’im… Eh çocuk ne yapıyor? Tüpe benziyor mu çocuk? İyiyiz iyiyiz canım dur vereyim. Al seni istiyor.
ASLI – Tamam veriyorum oğlum.
ALP VE ASLI – Efendim? (Alp konuşur gibi devam eder.)
ASLI – Ne yapıyorsun kızım? Tüp bebek mi hiç aklım almıyor yani Melis. Nasıl bari iyi mi? Ateşle yaklaşmayın bari o çocuğa maazallah ne olur ne olmaz kızım. Şükür çok iyiyiz para sıkıntımız yok.
ALP – Çekmiyor oğlum ha çekti. Ne yapıyorsun oğlum? Ne diyeceğim kaç oldu? 11 ha maşallah. Milli takım kadrosunu kurmuşsunuz oğlum. Bari takım ayarlayın da 11 – 11 maç yapın karşılıklı. Erhan bana bak çaktırma biz annenle çok kötüyüz oğlum. Durumlar çok kötü bildiğin gibi değil. Bize şöyle para yolla… 3 bin olur oğlum olur. Tamam, aslanım annene söyleme kızar yoksa söylediğime. Tamam, aslanım görüşürüz öpüyorum.
ASLI – Öptüm kızım görüşürüz. (Kapatırlar telefonları.)
ALP – İyi parayı da yollar. Güzel oldu bu.
ASLI – Ne dedin Alp?
ALP – Selamı var?
ASLI – Aleyküm Selam… Biliyor musun Alp?
ALP – Neyi hanım?.
ASLI – Biz çok şanslıyız.
ALP – Biliyorum.
ASLI – Şu önümüzde ki gençleri görüyor musun?
ALP – Hangilerini? (Bir kız görmüştür onun tepkisini verir.) Gördüm (Aslı dürter.)
ASLI – Onu değil şunları.
ALP – Gördüm.
ASLI – Bize çok benziyorlar?
ALP – O çocuğun vah haline.
ASLI – Sen beni sevmiyorsun.
ALP – Saçmalama gel buraya. (Sarılırlar.) Ben seni çok ama çok seviyorum.
ASLI – Ben seni daha çok seviyorum. (Aslı Alp’in omzuna başını koyar ve huzurlu bir şekilde donarlar tek spot üzerlerindedir. Işıklar söner. Işıklar açıldığında sahnede sedye, sedyenin içerisine başka biri yatmaktadır. Ama seyirci yüzünü görmediği için Alp sanmalıdır. Aslı sedyenin yanında oturmaktadır. Fonda Alp’in kalp atışları duyulmaktadır.)
ASLI – (Fonda dram bir müzik çalmaya başlar.) Nereden nereye geldik Alp... Ne yaptık ki biz hayata? Neden cezalandırdı ki bizi... Yaşadıklarımız bir film şeridi gibi geçti gitti... Ne kadar da dolu dolu yaşamışız hayatı... Hayat bu kadar kısa mı? Hani kimi aşklar ölümsüzleştirirdi hayatı... Bir şans daha verir mi hayat bize? Geçmişin hatırına, yelkovanla akrep geri döner mi? Bak çocuklar dışarı da, hadi Alp çocuklaşma da kalk hadi... Hani söz vermiştin onlara, hani bana söz vermiştin... Yarı yolda bırakmam diye... Hadi Alp çocuklaşma da kalk... Hadi! Alp! (Sahne donar. Sahnenin bir köşesinde tek spot yanar. Beyazlar içersinde Alp gözükür.)
ALP – Derler ki bakmak gerek kimi zaman... Oysa ki bilmezler bakmanın kimi zaman zor olduğunu. Tarifsiz duyguların bir anda son bulduğunu… Dünyanın en tatlı sesini duymanın, hiç bir şeye değişilmeyeceğini… Derler ki kalp yarası ölümün son sahnesi... Son perde geldi mi? Peki bu son perde tamir edilir mi? İki kişilik bir oyunda tek kişi çıkabilir mi? Çıksa bile bu oyun güzel olabilir mi? Derler ki hayat bir sahne. Bu sahne çok ağır değil mi?. (Tek spot aniden kapanır ve Alp’in kalp atışları durmuştur ve bunun sesi yüksek bir şekilde duyulmaktadır. Aslının feryadı ile oyun biter.)
SON

Açelya 1.
( Derin daktilonun başında yazmaktadır. Açelya’nın sesi fonda duyulur, Derin kahvesini içer. )

AÇELYA – Ne yazıyorsun aşkım?.
DERİN – Seni…
AÇELYA – Ama ben buradayım, arkanda…
DERİN – Evet biliyorum, hissediyorum.
AÇELYA – Yazma, dön bana…
( Derin arkasına döner, göremeyince daktilonun başına döner… )
DERİN – Bak yoksun işte, susuyorsun, konuşmuyorsun, var olmuyorsun tam tersi yok
oluyorsun…
AÇELYA – Sen öyle düşünüyorsun hayatım… Aslında ben konuşuyorum ama sen beni o zaman
duymuyorsun, görmüyorsun.
DERİN – Peki neden?.
AÇELYA – Bende bilmiyorum… Omuzlarında parmaklarım, hissediyor musun?
DERİN – Evet…
AÇELYA – Hissedebiliyorsan, var olduğumun kanıtı değil mi?.
DERİN – Ama baktığımda yoksan… Bu da yokluğunun bir kanıtı değil mi?.
AÇELYA – Beni konuşturduğunu düşünme…
DERİN – O zaman konuşamazsın…
AÇELYA – Tabu koyuyorsun…
DERİN – Ben aptalın tekiyim… ( Daktilonun başından kalkar. ) Ne yapıyorsun sen ya? Of… (
Yavaş yavaş tekrar daktilonun başına oturur Derin… )
AÇELYA – Neden geldin?.
DERİN – Bilmiyorum…
AÇELYA – Çünkü beni daha çok merak ediyorsun, görmek istiyorsun, hissetmek istiyorsun…
DERİN – Hayır sorunun cevabını buldum. Yalnızlık…
AÇELYA – Yalnızlık değil bunun cevabı, kolaya kaçma, sen yalnız değilsin…
DERİN – Tamam delilik o zaman…
AÇELYA – Kime göre, neye göre?.
DERİN – İnsanlara göre…
AÇELYA – Sen insan değil misin?.
DERİN – Hayır ben deliyim…
AÇELYA – Bende bir deliye aşığım o halde…
DERİN – Evet deli dana aşkı yaşıyoruz aşkım…
AÇELYA – ( Gülümser. ) Mutlu değil misin peki?.
DERİN – Mutluyum…
AÇELYA – Peki, sorun ne?.
DERİN – Sorun deli mutluluğu!. İnsan mutluluğu daha iyi değil mi?.
AÇELYA – İyi olabilir, kötü mutluluk, kötü de olsa iyi değil mi?.
DERİN – Ama çok saçma…
AÇELYA – Bu nasıl bir şey biliyor musun?
DERİN – Nasıl?.
AÇELYA – Beni görmek, duymak veya hissetmek için yazman gerekiyormuş gibi
düşünüyorsun.
DERİN – Peki ( Daktilonun başından kalkar. Odanın içinde gezinir. ) Nerdesin hani
göremiyorum, konuşuyor musun?. Ooooff! ( Daktilonun başına döner. ) Gördün mü bak
göremiyorum?. Sen konuştun mu peki?.
AÇELYA – Evet konuştum…
DERİN – Neden duyamıyorum?.
AÇELYA – Şimdi nasıl duyuyorsun?.
DERİN – Duymuyorum, kulaklarımın içindesin sadece… Yani dışından girmiyorsun… Off…
dediğim yere geliyor konu, sen olursan şizofreni bir aşk olursun…
AÇELYA – Ya gerçeksem? Ya hiç kimse göremiyorsa? Ya herkes yanılıyorsa? Olamaz mı?.
DERİN – Herkes yanılıyor olamaz!.
AÇELYA – Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, kimse bir şey düşünmüyor demektir…
DERİN – Walter Lippman
AÇELYA – Evet... Onun dediğine göre sende düşünmüyor olursun…
DERİN – Ama bu saçma düşünce…
AÇELYA – Farklı sadece…
DERİN – Çok farklı…
AÇELYA – Ama farklı… Ben onların olmadığını iddia etmiyorum sana, dikkat ediyorsan?.
DERİN – Nasıl yani?.
AÇELYA – Ya onları bilmeden var edebilmişsen ve sadece şu an ben sana hayal ürünü gibi
geliyorsam?.
DERİN – Peki bir saniye… Sadece dinleyeceğim ve ben yazana dek sadece sen konuşacaksın.
Hissettiğim kelimelerini, hemen yazacağım. Sende doğru mu, değil mi cevap vereceksin,
anlaştık mı?.
AÇELYA – Tamam anlaştık…( Derin yazmayı bırakır. ) Konuşuyorum…
DERİN – Konuşuyorum mu dedin?.
AÇELYA – Evet…
DERİN – Ya hadi git!.
AÇELYA – İnanmak istemiyorsun işte…
DERİN – Aptal olduğuma mı? Evet, haklısın!.
AÇELYA – Başa dönüyoruz desene…
DERİN – Ne bekliyorsun benden?
AÇELYA – Gerçek olduğumu düşünmeni değil, gerçek olduğumu bilmeni istiyorum…
DERİN – İşte sen benim, deli olmamı istiyorsun?.
AÇELYA – Tamam ne yaparsan yap…
DERİN – Neden gittin yanımdan?.
AÇELYA – Yakınında olmam için bir neden göremiyorum…
DERİN – Seninle konuşuyorum farkındaysan?.
AÇELYA – Ben diye bir şey yok burada, sen delisin hayatım, kendi kendine konuşuyorsun…
DERİN – Gelir misin yanıma?.
AÇELYA – Gelmiyorum…
DERİN – Üüf! Alttan alır mısın biraz?.
AÇELYA – Beni çok yoruyorsun…
DERİN – Biliyorum, özür dilerim, affettin mi beni?. ( Açelya cevap vermez. ) Lütfen…
AÇELYA – Peki ama söz vereceksin bu sefer…
DERİN – Ne için?.
AÇELYA – Pes etmek yok…
DERİN – Beni seviyor musun gerçekten?.
AÇELYA – Sevmesem seninle neden uğraşayım?.
DERİN – Sevmediğinden olabilir mi?.
AÇELYA – Kırıyorsun beni…
DERİN – Özür dilerim…
AÇELYA – Hep diliyorsun...
DERİN – Sende hep kabul ediyorsun…
AÇELYA – Etmeyince üzülüyorsun…
DERİN – Üzülmemi istemiyor musun?.
AÇELYA – İstesem senle konuşmazdım.
DERİN – Kararsızım…
AÇELYA – Darbeler yüzünden değil mi?.
DERİN – Evet zihnim delik deşik, şimdilik ölümsüzüm ama aslında ölmüş gibiyim…
AÇELYA – Şu an?.
DERİN – Gerçeği söylemek gerekirse, diri hissediyorum kendimi.
AÇELYA – Neden?.
DERİN – Garip ama mutluyum… Hoş geldin hayatım…
AÇELYA – ( Gülümser. ) Hoş buldum sizi bayım… Söz mü peki?.
DERİN – Söz ulen!.
( Işıklar söner. Derin odadan içeriye girer hemen arkasından Açelya. )
DERİN – Bak aşkım birazdan gelir Kamil, nerdesin önümde misin?.
AÇELYA – Evet tatlım.
DERİN - Beni iyi dinle şimdi hayatım. Kamil ile konuşurken araya çok girme, şimdi ben
karıştırırım, pot kırarım falan aman ha…
AÇELYA – Tamam… ( Derin’in telefonu çalar. ) Kim?.
DERİN – Kamil… ( Açar telefonu… ) Alo? Geldiniz mi? Tamam açıyorum kapıyı… ( Kapatır
telefonu, otomata basıp, kapıyı açar. ) Gelmişler.
AÇELYA – Kahveleri hazırlayım mı?.
DERİN – Aşkım?.
AÇELYA – Efendim?.
DERİN – Sen görünmezsin biliyorsun değil mi?.
AÇELYA – Evet beni görünmez yapanda sensin, onu da sen biliyorsun değil mi?.
DERİN – Ama ne konuşmuştuk, alıştıra alıştıra delirmek istiyorum. Daha sesini zor var ettik
tey tey tey…
AÇELYA – Tamam hayatım. ( Kapıdan Kamil ve sevgilisi Aslı girer. )
DERİN – Vay vay vay hoş geldiniz…
KAMİL – Nasılsın kardeşim?.
AÇELYA – O kıyafetin altına, o gitmiş mi şimdi?.
DERİN – İyi diyelim iyi olsun…
KAMİL – Aslı, nişanlım. Aslı bu da her daim bahsettiğim çocukluk arkadaşım Derin.
DERİN – Çok memnun olduğum tanıştığıma, çok şıksınız bu arada.
AÇELYA – Sulanma kıza!
ASLI – Teşekkür ederim, bende çok memnun oldum.
DERİN – Alayım ben onları ( Üstlerini alır asar. ) Geçin siz keyfinize bakın, kendinizi evinizde
gibi hissedin lütfen. Ne içersiniz?
KAMİL – Fark etmez kardeşim.
DERİN – Sıcak suyum hazır isterseniz kahve, alkol veya meşrubat?
KAMİL – Kahve olabilir.
AÇELYA – Olabilir ne demek?.
ASLI – Kahve alayım bende.
AÇELYA – Bak netlik budur.
DERİN – Tamamdır. ( Derin içeriye geçer, Aslı koltuğa oturur, Kamil masanın başına gelip,
yazıları inceler. )
AÇELYA – Süslü hatun oturuyor, Kamil de yazılarını inceliyor hayatım.
( Aslı kalkar, Kamil’in yanına gelir, birlikte incelerler. )
AÇELYA – Süslü de merak etti, yanına geçti şimdi… ( Kamil etrafı gezmeye devam eder. Aslı
masanın üstünden bir kağıt alır ve okur. )
ASLI – Gizli dünyamın başkenti mi olacaksın be kadın… Yoksa, Açelya sen misin?. Yüreğimin
bataklığında açan kadın, ilk sırrım… Bakma bana öyle, senden bahsediyorum, kelimelerimin
sahibi… Emrinde yirmi dokuz harf ve milyonlarca kelime mühendisi. Hepsi sana gitmek için
yazılacaktır. Seni ölümsüzleştirmek için ama kimsin sen?. Söyle Açelya, sen misin?. Kim ki bu
Açelya?.
KAMİL – Yeni bir hikayeye başlamış sanırım.
DERİN – Kahveler de geldi…
KAMİL – Sağol kardeşim…
ASLI – Teşekkür ederim.
AÇELYA – Aşk olsun hani bana?.
DERİN – Afiyet olsun. ( Otururlar. )
ASLI – Açelya kim?.
AÇELYA – Ne güzel beni merak ediyor demek…
KAMİL – Yeni kitap mı?.
DERİN – Evet… Açelya şey…
AÇELYA – Gerçeği söyle tatlım.
DERİN – Bir karakter… Şey gibi aslında…
AÇELYA – Gerçeği söyle dilinin ucunda zaten…
DERİN – Ana düşünce, aslında dünya bir kitap …
AÇELYA – Her zamanki gibi süsle tabi… Biliyorsun, asıl çıplaklık yeterince net gelmez tabi…
KAMİL – Evet?.
DERİN – Hepimiz bu kitabın içerisinde bir karakteriz ama ben kitabın içindeki karakter
olduğumu öğreniyorum..
KAMİL – İlginç…
DERİN –Biri sayesinde gerçeği öğreniyorum, gibi bir şey…
AÇELYA – Sübliminal mesaj.
ASLI – Sübliminal mesaj var diyorsunuz yani…
AÇELYA – Zekiymiş süslü.
DERİN – Her şeyin bir sübliminal mesajı vardır.
ASLI – Açelya’yı ne kadar çok sevdiğiniz belli ama…
AÇELYA – Sevdim ben bu kızı.
DERİN – Beni benden daha iyi tanıyor olmasına bağlıyorum onu da… yani aslında o beni
benden daha çok seviyor.
ASLI – Siz kendinizi sevmiyor musunuz?.
DERİN – Olması gerektiği kadar…
KAMİL – Her şeyin fazlası zarar tabi… ee onun dışında ne yapıyorsun Derin?. ( Aslı’nın
telefonu çalar. )
DERİN – Beni boş ver, siz nereye gidiyorsunuz?.
ASLI – Geldin mi canım?.
KAMİL – Yemeğe sende gel diyeceğim çıkmayacaksın.
AÇELYA – Hadi gidelim aşkım?.
DERİN – Yok aşkım aman kardeşim, biliyorsun sevmiyorum dışarıyı.
ASLI - ( Kamil’e uzatır telefonu ) Selin
AÇELYA – Selin nerden çıktı şimdi?.
KAMİL – Söyle canım… Yeni geldik bizde, çık istersen 2 dakika yukarı, soluklanırsın biraz,
Derin’le tanışırsın sonra hep birlikte çıkarız. ( Kalkar kapıya doğru ilerler. ) Tamam açıyorum
şimdi.
ASLI – Nasıl yazıyorsunuz?.
DERİN – Nasıl yazdığımı öğrenemedim daha, bilmeden yazıyorum.
KAMİL – Sana bir şey söyleyeyim mi kardeşim?. Sen adınla bir bütünlük sağlamışsın. (
Kapıdan bakar. ) Hoş geldin. ( Selin kapıdan girer. )
SELİN – Hoş bulduk.
ASLI – Hoş geldin canım.
AÇELYA – Hiç hoş gelmedin bence!.
KAMİL – ( Selin’e Derin’i gösterir. ) Derin benim çocukluk arkadaşım, Selin de Aslının
çocukluk arkadaşı.
DERİN – Öyle mi çok memnun oldum tanıştığıma.
SELİN – Bende çok memnun oldum…
KAMİL – Çocukluk arkadaşları toplandık, körebe mi oynasak? ( Gülüşürler. )
SELİN – Ondan önce ben bi lavabonuzu kullanabilir miyim?.
DERİN – Elbette hemen şurada.
SELİN – Aslı bakar mısın canım.
ASLI – Geldim. ( Sahneden çıkarlar. )
KAMİL – Nasıl ama çok güzel değil mi?
AÇELYA – Amacı ne bunun?.
DERİN – Bilmem.
KAMİL – Nasıl bilmem?.
DERİN – Güzelmiş gerçekten.
AÇELYA – Seni parçalarım.
DERİN – Hatta baya baya güzelmiş.
AÇELYA – Benimle oynama Derin!.
KAMİL – Bak benden duymuş olma, sana zaten sırılsıklam aşık bu kız.
AÇELYA – Nasıl yani?.
DERİN – Nasıl yani?.
KAMİL – Aslı okuması için senin kitaplarından vermiş Selin’e
DERİN – eee?.
AÇELYA – eee?. ( Aslı’yla Selin girer. )
ASLI – Biz hazırız çıkalım mı?.
AÇELYA – Hayır konu kapanmadan çıkmak yok!.
SELİN – Sizde geliyorsunuz değil mi?.
DERİN – Yok… Ben dışarıya çıkmayı pek sevmiyorum.
SELİN – Gelseydiniz iyi olurdu. ( Gülümser.) Sizde bana eşlik ederdiniz.
AÇELYA – Sürtüğe bak sen…
KAMİL – Başka zaman artık, olursa tabi… Derin’im kendine iyi bak kardeşim, yine uğrarım
ben. Bir isteğin var mı?.
DERİN – Yok, teşekkür ederim kardeşim. Sizde kendinize iyi bakın.
SELİN – Tanıştığıma çok memnun oldum tekrar.
DERİN – Bende çok memnun oldum.
ASLI – Teşekkürler her şey için, görüşürüz. ( Çıkarlar. )
DERİN – Oh be, sonunda gittiler!. Aşkım?. Açelya?. OoooOo küstün mü?. Çocuk musun sen
ya, of!?. ( Kapı çalar, kapıyı açar. )
SELİN – Şey ben lavaboda çantamı unutmuşum.
DERİN – Tabi getiriyim, buyurun siz içerde bekleyin isterseniz.
SELİN – Teşekkürler, zahmet olacak.
DERİN – Aa daha neler. ( İçeriye göz atar, tekrar geri gelir. ) Emin misiniz burada
unuttuğunuza? İçeride bulamadım da. ( Kapı çalınır. ) Kim ki?. ( Kapıyı açar. ) Siz kimsiniz?.
YAZAR – Yazar.
DERİN – Hangi yazar?.
SELİN – Kim?.
DERİN – Yazarmış.
SELİN – Ne yazıyormuş?.
DERİN – Ne yazıyorsunuz?.
YAZAR – Sizi…
DERİN – Hasiktir.
SELİN – Aynısından.
YAZAR – Aa küfür yok, çocuklar izliyor olabilir. İçeri geçebilir miyim?.
DERİN – Ne demek ev sizin.
YAZAR – Eyvallah. Oturun keyfinize bakın, biraz odayı inceleyip düşünmem gerek…
DERİN – Siz gerçek misiniz?.
YAZAR – Evet hatta durun Kamil ve Aslı’yı da alalım böyle. ( Kamil ve Aslı kapıdan girerler. )
KAMİL – Selamın Aleyküm.
DERİN – Aleyküm Selam
ASLI – Salak “Çantamı unutmuşum” mu denir?. Daha farklı bir kur taktiği bulsaydın
takılmazdık.
SELİN – Çok bülüyorsan Aslı, sen olsaydın Selin.
ASLI – Bülüyorsan diye bir kelime mi var?
SELİN – Ben gayet güzel konuşuyorum tamam mı?. Yazar yanlış yazdı...
ASLI – At hemen suçu yazara. İyi olunca sen, kötü olunca yazar mı?.
SELİN – İşin yönetmen boyutu da var canım. ( Kamil, Aslı’yı teselli eder. )
KAMİL – Tamam aşkım, sakin ol…
ASLI – Sende iyi sevdin karakteri “aşkım, maşkım” uzak dur benden! Bi kere sen benim tipim
değilsin, tamam mı?.
KAMİL – Tamam. Yazar bey?.
YAZAR – Efendim.
KAMİL – Bunun içindeki şeytan fırladı.
YAZAR – Lütfen, bana biraz izin verin… Oyunun gidişatı hakkında düşünüyorum. ( Kapı
zorlanır. İki hırsız girer içeri, gayet normal sessiz bir şekilde evi soymaya çalışırlar. )
ASLI – Aşkım hırsız!.
KAMİL – Ne oldu tırsınca hemen aşkıma bağladın, çakal seni ama merak etme korurum ben seni.
DERİN – Hop ne oluyor?
YAZAR – Sakin olun sizi duymazlar, görmezler.
KAMİL – Hasiktir.
HEPSİ – Aynısından.
YAZAR – Şşşşşt!.
DERİN – Ama efendim evimi soyuyorlar.
YAZAR – Yenisini yaparız.
SELİN – Şey… Acaba bana da bir tane fino köpeği alabilir misiniz?. ( Kapıdan Yazar’ın annesi
girer. )
ANNE – Oğluuuuuuuşum…
YAZAR – Anne buraya da mı geldin ya?.
ANNE – Ben her yere girerim, anneyim ben… Benim Annelik pasaportum var bak ( Gösterir. )
, giremeyeceğim yer yok. ( Kapıdan Yazar’ın babası girer. )
BABA – ( Kartını gösterir. ) Merhabalar, merhabalar. Bende babası oluyorum. Güzel evmiş
ama…
YAZAR – Helal size… Tamam izin verin şimdi, çok değişik bir senaryonun içindeyiz, sizlik bir
mevzu yok ortada, ofofofof. ( Oturur. )
KAMİL – Merhaba Efendim. Ben oğlunuzun yazdığı bir karakterim adım Kamil.
BABA – Öyle mi çok memnun oldum, benim adım Baba.
SELİN – Teyzecim isterseniz siz böyle geçin.
ANNE – Ay sağol kızım.
BABA – Ne oluyor şimdi burada?.
KAMİL – Şimdi konu takıldı. Ben size anlatayım, şizofren hastası Derin ( Gösterir. ) Benim
çocukluk arkadaşım.
ANNE – Vah vah vah… Geçmiş olsun çocuğum.
DERİN – Sağol teyze.
KAMİL – Selin’de, Derin’e hasta…
SELİN – Benim o.
ANNE – Güzel kızmış, kıymetini bil.
SELİN – Teşekkür ederim efendim.
DERİN – Olur.
KAMİL – Ve Aslı da benim sevgilim.
BABA – Memnun oldum kızım…
ASLI – Rol icabı amca…
ANNE – Kamil oğlum, sen bu kızla evlenme.
KAMİL – Öyle düşünüyorum zaten teyze.
DERİN – Yazar bey bir şey soracağım?.
YAZAR – Evet?.
DERİN – Sizde benim gibi şizofren misiniz?.
YAZAR – Bu dünya da evet, gerçek dünyamda hayır.
DERİN – Peki, benim hangi dünyam gerçek?.
YAZAR – Burası senin gerçek dünyan.
DERİN – Anladım… Peki neden ben?.
YAZAR – Ondan önemli işler var bir saniye… ( Hırsız diğer karakterlerin farkına varır,
arkadaşını dürter. Arkadaşı dönüp bakar. )
HIRSIZ – Hasiktir… ( Hırsız2 arkadaşının ağzını kapatır. )
HIRSIZ 2 – Selamın Aleyküm.
BABA – Ve Aleyküm Selam. Bunlar kim çocuğum?.
KAMİL – Hırsız bunlar.
BABA – Bak sen, böyle kolay mı çalıyorlar?.
DERİN – Vallahi biz 5 dakikadır soygun anını izliyoruz bey babacım.
ANNE – Eşşek kadar adamsınız oğlum, çalışsanıza.
HIRSIZ – Orası öyle tabi teyzecim ama bizim kötü niyetimiz yok. Sessizce girdik ev halkı
tedirgin olmasın diye.
DERİN – İyi de oğlum bunlar benim.
HIRSIZ 2 – Bizim felsefemizde, senin benim yok abi.
KAMİL – Sokarım sizin felsefenize, öyle felsefe mi olur?. Soyunun o zaman her şeyinizi verin,
hiçbir şeyiniz olmasın… Sonra didinin edinin, kazandıklarınızı biz alalım. Nasıl güzel fikir değil
mi?. Ama sonra darılmaca yok! Bizim felsefemiz böyle, senin benim yok yani. ( İki polis girer
içeri )
POLİS – Hayırlı günler.
ANNE – Buyur çocuğum.
DERİN – Teyzecim ev benim. Buyurun?.
POLİS – Biz Polisiz.
DERİN – O kadar kolay yani?. Gösterin rozetleri? ( Gösterir. ) Vay canına.
KAMİL – Yazar kıyak geçiyor.
ANNE – Geçer benim aslanım.
POLİS 2 – Hırsız ihbarı aldık, doğru mu adres?.
SELİN – Evet, bu ikisi memur bey
POLİS – Al kardeşim bu ikisini.
POLİS 2 – Senin havan kime oğlum?. Komiser misin?.
POLİS – Sivillerin yanında kavga etmeyelim Hüsam.
POLİS 2 – İyi o zaman, al şu ikisini de karakola gidelim Kamil.
KAMİL – Kamil benim.
POLİS 2 – Memnun oldum, bende Polis Kamil.
POLİS – Tamam sen sağdakini al Kamil.
POLİS 2 – Tamam bende soldakini alırım.
POLİS – Bir karizmamız vardı, onunda içine ettin yani. ( Yazar oturduğu koltuktan yığılır. )
DERİN – Hasiktir yazar öldü?.
POLİS 2 – Kim öldürdü?.
POLİS – Tutukla hemen Kamil. ( Anne, Baba panikle Yazar’ın yanına koşar. )
POLİS 2 – Oğlum senin havan kime?.
ANNE – Oğluşum…
POLİS – Tamam sakin… Merkezden takviye birlik isteyelim.
BABA – Ambulans çağrın…
KAMİL – Nasıl ya Yazar öldü mü cidden?.
POLİS – Ambulans gönderir misiniz buraya?.
POLİS 2 – ( Selin’in yanına gider ve rapor tutmaya başlar. ) Olay saatinde tam olarak
nerdeydiniz?.
SELİN – Burada duruyordum.
HIRSIZ – Yazar kim hacı?.
HIRSIZ 2 – Ne biliyim yerdeki öldüğüne göre, Yazar o?.
ASLI – Eee bizi kim yazıyor o zaman?. ( Herkes aynı anda dönüp, onaylar Aslı’yı )
HIRSIZ – Adam bizi mi yazıyormuş?.
HIRSIZ 2 – Ne biliyim oğlum ben? Her şeyi bana soruyorsun, ben mi yazıyorum sanıyorsun?.
DERİN – Aslı haklı uyuyordur.
KAMİL – Kim yazıyor o zaman kardeşim?.
DERİN – Senaryonun başına başka biri geçmiş olmasın. ( İki Poliste silahlarını doğrultur
içerdekilere. )
POLİS – Herkes sakin olsun.
KAMİL – Höyt! Ne oluyor?.
POLİS 2 – Elimden sıkmak geçmiyor ama adaşımı vurmak istiyor canım.
KAMİL – Vurma kardeşim bana, gerek yok. Bak konuşarak hallederiz, ne kusurumu gördün
ki?.
POLİS – Çocuk haklı Kamil
POLİS 2 – Hüsam sen niye doğrulttun silahını o zaman?.
POLİS – Ne biliyim oğlum bir anlık gaza geldim.
DERİN – Lan kim var senaryonun başında?
POLİS 2 – Sakin ol şampiyon…
SELİN – Lütfen, herkes bir sakin olabilir mi?.
ASLI – Selin haklı, lütfen teyzecim, amcacım siz şöyle geçin. Sevgili Polis memurları sizde
kapıyı tutarsanız, bu arkadaşlar kaçamaz.
HIRSIZ – Kadın haklı.
HIRSIZ 2 – Kibar ol biraz, bayan de.
HIRSIZ – Bayan haklı.
HIRSIZ 2 – Oğlum hırsızız ama birinci kalite, lütfen bozma bizi. ( Ambulans görevlileri girer. )
A.GÖREVLİSİ – Evet problem nedir?.
ASLI – Şey Yazar Bey şurada oturuyordu. Bir anda yere düştü…
SELİN – Öldüğünden şüpheleniyoruz ama ölmüş olsaydı biz konuşamazdık.
KAMİL - O yüzden senaryonun başında başka biri var diye düşünüyoruz?.
A.GÖREVLİSİ 2 – Bence bunların hepsi deli.
A.GÖREVLİSİ – Sen nesin?.
A.GÖREVLİSİ 2 – Ambulans görevlisi.
HEPSİ – Memnun olduk.
A.GÖREVLİSİ 2 – Bende.
A.GÖREVLİSİ – Bu mu Yazar?
ASLI – Evet.
A.GÖREVLİSİ – Tipsizin tekiymiş.
ASLI – Aşk olsun.
A.GÖREVLİSİ – Aşık tipsizin teki.
ASLI – Oldu.
A.GÖREVLİSİ 2 – Nabız normal.
ANNE – Oh! Çok şükür.
A.GÖREVLİSİ – Hastaneye götürelim. ( A.Görevlileri Yazar’ın ellerinden ayaklarından tutup
götürürler. )
BABA – Yürü hanım gidelim.
ANNE – Görüşürüz çocuklar. ( Rabarba oluşur “Geçmiş olsun.” ) Dedim o kadar yazma
çocuğum senaryo menaryo, biz senaryoyuz zaten, hiç dinlemedi beni hiç ck ck ck ck.
BABA – Pes hanım pes, bir şeyi yok çocuğun. İki dakika da yazdın yine oynadın hemen. (
Çıkarlar. )
HIRSIZ – Ee yazar olmadığına göre serbest mi olduk yani biz.
HIRSIZ 2 – Çocuk haklı.
HIRSIZ – Kibar ol! Çocuk muyum ben?.
HIRSIZ 2 – Adam haklı amirim.
POLİS – Şimdi benim üstümde Polis rozeti var. Sizin üstünüzde hırsızlık delileri mevcut, buna
göre yani ölmediğimize göre, göreve devam. Tutuklayalım kardeşim.
POLİS 2 – Böyle de canımı ye, sen zahmet etme ben ikisini de alırım kardeşim.
POLİS – Helal sana…
POLİS 2 – Yürüyün len. ( Hırsızlar, Polislerle birlikte çıkarlar. İçeriye biri girer. ) Merhabalar.
KAMİL – Buyurun?.
PSİKOLOG – Derin hanginiz?.
DERİN – Benim.
PSİKOLOG – Merhaba… Ben psikolog Sevtap Şeker, şöyle uzanın isterseniz, biraz rahatlayın?.
SELİN – Önemli bir şey yok değil mi?.
PSİKOLOG – Sadece biraz aşırı durumdasınız o kadar. 10’dakika şöyle uzanıp kendinize gelin…
DERİN – Tamam.
ASLI – 10 dakika, zaman tut aşkım…
KAMİL – Tamam.

Aşkta Kaldık 1.
(Sevgi Apt. sakinleri gece uykusuna yatmışlardır. Ferit ve Berna ikisi de aynı saatte apt. girerler. Asansörü beklemektedirler... )

Ferit - İyi akşamlar.
Berna - Teşekkür ederim.

(Asansör gelmiştir. Ferit şık bir hareketle asansörün kapısını açar. Berna hanıma buyurun gibisinden jest yapar. Ferit dokuza ve aynı şekilde iki numaraya basar. Berna sinirlenmiştir bu harekete... Asansör hareket ederken, aynı sertlikte durur. Asansör bozulmuştur...)

Berna - Ne oldu şimdi?
Ferit - Bende anlamadım. (Numaralara basar, fakat etki etmez. Kapıyı ittirmeye çalışır nafile...) Sanırım asansörde kaldık.
Berna - Hay aksi bi bu eksikti... (Kapıya vurur.) Yardım edin. Kimse yok mu?
Ferit - Bence hiç uğraşmayın boşuna, kimse duymaz sanırım. Hepsi ölü gibi uyuyorlardır. (Ferit yine numaralara basmaya çalışır.)
Berna - Ne yapıyorsunuz siz ya?
Ferit - Efendim?
Berna - Dakka başı buraya uzanıyorsunuz, uzak durun lütfen.
Ferit - Yanlış anladınız, ben sadece çalışıyor mu diye kontrol ediyordum.
Berna - Çalışmıyor işte of ya. Yarın çok önemli bir toplantım var olacak iş miydi bu.
Ferit - (Asansörün üstünü inceler.) Buralarda bir yerde acil çıkışı olmalı bunun.
Berna - Nasıl yani?
Ferit - Aksiyon filmlerinde olur ya hani, ittirirsin açılır yukarı doğru sonra asansör boşluğunda yukarı doğru tırmanırsın.
Berna - Ya ben tırmanamam yukarı doğru.
Ferit - Merak etmeyin ben tırmanırım, sonra çalıştırırım yukarıdan. Bir saniye uzanamıyorum ama siz şöyle ellerinizi birleştirin, ben ayağımı basmam gerek. Belki o şekilde uzanabilirim.
Berna - Olmaz ellerim kirlenir, ayakkabılarınızı çıkarın öyle.
Ferit - Peki (Ayakkabılarını çıkarır.)
Berna - Bir saniye, ben nasıl taşırım seni ya.
Ferit - O zaman...
Berna - Tabi ya neden düşünemedim ki, (Çantasını kurcalar. Telefonunu çıkarır.) telefondan arayıp yardım isteyebiliriz. (Şarjı bitmiştir.) Of olacak iş değil, şarjı bitmiş! Sizinkinde var mı?
Ferit - Bakıyorum hemen (Telefonunu çıkarır, gülümseyerek.) şarjı full. (Telefondan arama yapmayı dener.)
Berna - Çok şükür.
Ferit - Off çekmiyor.
Berna - Şimdi n’apıcaz?
Ferit - Tek seçeneğimiz yukarısını denemek.
Berna - Ama ben sizi taşıyamam ki?
Ferit - O zaman siz çıkın.
Berna - Ama altımda etek var.
Ferit - Bakın Berna hanım... Bu durumda sizin altınıza bakacak adam değilim ben.
Berna - Pardon, adımı nerden biliyorsunuz?
Ferit - Aynı apartmanda yaşıyoruz, apartman toplantılarına gelmeyen tek kişi sizsiniz. Oradan olabilir mi acaba?
Berna - Bunları konuşmanın hiç sırası değil bence, bir an önce buradan kurtulmak istiyorum.
Ferit - O zaman izin verin ben çıkayım ya da buyurun siz deneyin.
Berna - Ben denerim.
Ferit - Ayakkabılarınızı çıkarır mısınız? Malum, ellerim kirlenebilir. Temiz bir adamım hattı zatında.
Berna - (Ayakkabılarını çıkarır.) Şimdi ne yapıcam.
Ferit - Bakın ellerimi böyle tuttum, siz ayağınızı koyun. Tamam... Hadi çıkın şimdi yukarı.
Berna - Tamam, çıktım.
Ferit - Kapağı zorlayın yukarıya doğru.
Berna - Kıpırdamıyor.
Ferit - Biraz daha yüklenin.
Berna - Of olmuyor!
Ferit - İnin isterseniz bir de ben deneyim. Benim yaptığım gibi yapın ellerinizi.
Berna - Fazla yüklenmeyin ama
Ferit - Tamam merak etmeyin. (Ferit dener. Berna oldukça zorlanır.)
Berna - Tutamıcam galiba.
Ferit - Daha yeni çıktım sabredin. (Ferit yukarısını zorlar.) Olmuyor.

(Berna daha fazla dayanamaz. Ellerini çeker. Ferit aniden yere düşer.)

Berna - Çok özür dilerim.
Ferit - Bırakıyorum deseydiniz iyiydi.
Berna - Tutamıcam demiştim.
Ferit - Her neyse yukarısı açılmıyor. Başka bir şey de gelmiyor aklıma. (Cebinden sigara çıkarır. Berna tip tip bakar. Ferit paketini uzatır Bernaya) İster misiniz?
Berna - Ben sigara içmiyorum.
Ferit - Peki. (Sigarasını yakmaya yeltenir.)
Berna - Sigara içmeyeceksin herhalde?
Ferit - Nasıl?
Berna - Rahatsız oluyorum da.
Ferit - Peki anladım. (Sigarasını yerine koyar sinirli bir şekilde.)
(İkisi de ayakkabılarını giyer.)
Berna - Kimse yok mu? Yardım edin lütfen!
Ferit - Boşuna uğraşıyorsun bence, top patlasa kalkmaz bu apartman.
Berna - Ne kadar rahatsın ya?
Ferit - Rahatlık değil hanımefendi, çaremiz yok mecburen bekleyeceğiz. Merak etmeyin, bu durumdan keyif alıyor değilim yani.
Berna - Saat kaç?
Ferit - (Saatine bakar.) Bir buçuk.
Berna - Sabah olmasına çok var ya of! Şuradan bir çıkayım, yöneticiye sorarım ben bunu.
Ferit - Buyurun dinliyorum, Berna hanım şikayetiniz nedir?
Berna - Yönetici sen misin?
Ferit - Evet.
Berna - Ne rezilliktir bu ya? Böyle apartman mı yönetilir. Asansör’ün haline bak!
Ferit - Kusura bakmayın ama teknik hatalar her yerde olur... Belki de sizin şansızlığınıza denk geldikte bu durumda kaldık.
Berna - Laflarınıza dikkat edin lütfen. Asıl sizin şansızlığınızdır o!
Ferit - Asıl siz bence laflarınıza dikkat edin. Sizin karşınızda bir çocuk yok! İki dakikadır yemediğim laf kalmadı, yeter artık! Sanki asansörü ben bozdum.
Berna - Ben laflarıma dikkat ediyorum beyefendi. Yönetici sizsiniz! Doğal olarak bu durumdan da sorumlu kişi siz oluyorsunuz!
Ferit - Madem rahatsız oluyorsunuz Berna hanım, buyurun yönetici siz olun. Haa olurda es kaza toplantılara gelme lütfunda bulunursanız.
Berna - Ben çalışıyorum. İşlerimden dolayı başımı kaldıracak zamanım yok!
Ferit - Siz çalışıyorsunuz da biz n’apıyoruz? Apartman sakinleriyle toplanıp uzun eşek oynamıyoruz herhalde!
Berna - Bana bağırmayın!
Ferit - Asıl siz bana bağırmayın!
Berna - Bir bayanla konuşuyorsunuz!
Ferit - Sizde bir beyefendiyle konuşuyorsunuz!
Berna - Beymiş aman gördük beyi!
Ferit - Sizi de gördük maşallah dil pabuç kadar!
Berna - Hiç sizinle münakaşaya girecek halde değilim kusura bakmayın.
Ferit - Bu girmemiş haliniz mi? Tebrik ederim gerçekten.
Berna - Bu saatten sonra sizin seviyenize inmem! Lütfen, benimle muhatap olmayın.
Ferit - Benim seviyeme inilmez zaten, çıkılır. Sizin de oraya ulaşmanız mümkün değil. Bence de artık konuşmaya gerek yok!

(Asansör tekrar çalışır.)

Berna - Çok şükür çalıştı! (Dokuza basar.)
Ferit - (İkiye basacağı sırada, asansör üçe geçmiştir bile.) Hey Allahım! Ne kadar bencilsin ya?
Berna - Anlamadım?
Ferit - İkiye bassan, ölür müydün? Senin yüzünden kaçırdım!
Berna - Şimdi bende senin yüzünden keçileri kaçıracağım!

(Asansör yine bozulur.)

Ferit - Al işte!
Berna - Of ya!

(Ferit ve Berna yere çöker. Derin bir sessizlik oluşur.)

Berna - En son, ne zaman çalışmıştı asansör?
Ferit - Sanırım yarım saat önce.
Berna - Yarım saat boyunca böyle, sessiz sakin bekliyor muyuz yani?
Ferit - Evet.
Berna - Şey bu arada, çok özür dilerim.
Ferit - Asıl ben özür dilerim, kabalık ettim.
Berna - Yok bence, ben çok çirkinleştim.
Ferit - Tam tersi, ben iyice hayvanlaştım.
Berna - Ben resmen küstahlaştım.
Ferit - Daha neler ben hanzoya bağladım.
Berna - (Gülümseyerek.) Tamam ikimizde suçluyuz.
Ferit - (Gülümseyerek.) En çok bende olmak üzere, kabul ediyorum.
Berna - Tek mi yaşıyorsun?
Ferit - Evet.
Berna - Hiç evlenmedin mi yani?
Ferit - Boşandık.
Berna - Neden?
Ferit - Boş anlarmış onu anladık.
Berna - Anladım.
Ferit - Ya sen?
Berna - Baya karışık.
Ferit - (Gülümseyerek.) Vaktimiz bol... Tabi eğer anlatmak istersen Berna hanım?
Berna - Bana Berna hanım demene gerek yok.
Ferit - (Gülümseyerek.) Peki Berna.
Berna - Yok onu demek istemedim, benim adım Berna değil.
Ferit - Anlamadım?
Berna - Aslında benim adım...
Ferit - Evet?
Afet - Afet
Ferit - Afet? (Gülümseyerek.) Eski karımın ismi ama o, sizin kadar Afet değildi. Peki, neden ismini gizliyorsun?
Afet – (Söylemek ister ama vazgeçer. ) Öyle olması gerektiği için.
Ferit - Anlamadım?
Afet - Bunun nedenini sana anlatamam.
Ferit - Peki... Gerçek ismini neden söyledin?
Afet - Bilmiyorum. (Ses duyulur.) Sesi duydun mu?
Ferit - Evet.
Afet - (Ayaklanırlar. Asansörün kapısına vurarak.) Burdayız... Yardım edin lütfen!
Ferit - Sanırım ses oradan gelmiyor.
Afet - Ney?
Ferit - Yukarıdan geliyor.
Afet - Yukarıda kim olabilir ki?
Ferit - Fare galiba (Kırdığı potun farkına varır.)
Afet - Aay!! (Çığlıkları basar ve panikle Ferit’in kucağına atar kendisini, yüzünü kapatır.)
Ferit - Vallah daha dün ilaçlattım burayı. İnan benim suçum yok Afet.
Afet - Nerde hala tepemizde mi? Tek mi, çift mi?
Ferit - (Durumdan hoşlanmıştır.) Sanırım tek değil, ses tekmiş gibi gelmiyor çünkü ve tam olarak şu an üstümüzde.
Afet - (Korkusundan daha çok sarılır.) Bir şeyler yap Ferit lütfen!
Ferit - Merak etme sen. Tekrar çıkmayı deneyim mi? Yakalarım, öldürürüm onu (Kırdığı potu düzeltir.) pardon onları!
Afet - Olmaz, ısırırlar sonra seni.
Ferit - Dur o zaman. Tavana vurayım birkaç kere, kaçarlar belki.
Afet - Olmaz, bırakma beni.
Ferit - Tamam canım merak etme sen, bırakmam seni yanındayım.
Afet - Gittiler mi sence?
Ferit - Bir saniye, hemen konsantre olup anlarım şimdi. (Sesler kaybolmuştur farkına varır. Bu duruma üzülüp aklına fikir gelir. Boşta olan eliyle asansörün yan duvarından ses çıkarır.) Bu sefer çok kalabalık geliyor. Sesleri duydun mu?
Afet - Evet! (Sinirden ağlamaya başlar.) N’apıcaz şimdi!
Ferit - Sen hiç üzülme! Şimdi mantıklı düşünerek hemen bir çözüm bulurum ben.
Afet - Lütfen Ferit! Ölmek üzereyim korkudan! Yalvarırım yardım et!
Ferit - Buldum! Dedem, küçükken beni farelerden kurtarmıştı. Farelerin korktuğu büyülü bir söz varmış. Onu söylemişti ve hepsi gitmişti. Ona da dedesinin dedesi söylemiş.
Afet - Ne o? Lütfen söyle hemen!
Ferit - Söylüyorum... Fareleros desiktiros!
Afet - Gittiler mi?
Ferit - (Fısıltıyla konuşur.) Söz bitmeden gitmezler.
Afet - Tamam
Ferit - Sizinos sıçanoz, deportivos bir barcelonos sıfır vaatanios milletioz geçmişoz. (Fare sesi çıkarmaya çalışır ağzıyla.)
Afet - (Korkudan titremeye başlar, ağlamaklı devam eder.) Bu ses neyin sesi?
Ferit - (Fısıldayarak.) Şimdi gitmelerini söyledim, yarın onlara yemek vericez dedim. Kızı ver öyle gideriz diyorlar.
Afet - (İyice sarılır.) Ya dalga mı geçiyorsun sen?
Ferit - Fareler dalga geçmezler! (Tekrar fare sesi çıkarır. Bir yandan eliyle aynı duvardan yine ses çıkarır.) Gittiler.
Afet - Of çok şükür! Kalbim yerinden çıkıyordu. Ömrümden ömür gitti bu akşam ya! (Ferit’in kucağında olduğunu anlar ve iner.) Çok özür dilerim, istemsiz bir şekilde atladım. Korkudan ne yapacağımı bilemedim.
Ferit - (Gülümseyerek.) Ne demek vazifemiz.
(Asansör çalışır.)
Afet - Nihayet çalıştı!
(Ferit’in bulunduğu kata gelmiştir asansör.)
Ferit - (Gülümser.) Çifte zafer bu olsa gerek ve ben bu durakta iniyorum.
Afet - Her şey için çok teşekkür ederim ve olanlar içinde gerçekten özür dilerim.
Ferit - Asıl ben size çok teşekkür ederim. Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum.
Afet - Bende çok memnun oldum.
Ferit - İyi akşamlar.
Afet - İyi akşamlar.
(Asansörün kapısını açar. Sağ tarafta, daire ikinin kapısı bulunmaktadır. Asansörden çıkıp Afete el sallayarak, kapıyı kapatır. Yüzündeki tatlı gülümsemeyle evinin kapısını açar. Asansör yukarıya doğru çıkar. Afet düşüncelidir ve yüzünde tatlı bir gülümseme vardır. )
(Asansör tekrar durur.)
Afet - (Nefesinin bittiği yere kadar.) Feeeriiiitt!
Ferit - (Tam eve gireceği sırada, sesi duyup yukarı bakar.) Afet? Afet!
Afet - Yardım et Ferit!
Ferit - (Hayali merdivenlerden yukarı doğru çıkar.) Burada mısın Afet?
Afet - Evet, evet? Korkudan altıma işeyebilirim Ferit!
Ferit - Ne?
Afet - Ne? Ne! Korkudan ne dediğimi biliyor muyum? Kurtar beni lütfen!
Ferit - Tamam canım merak etme, derin derin nefes al şimdi.
Afet - Tamam
Ferit - Bekle şimdi beni, hemen eve gidip, aletleri alıp geliyorum.
Afet - Bırakma beni lütfen Ferit!
Ferit - Başka türlü nasıl yaparız ki? Ana (Telefonunu çıkarır. Bir numarayı arar.) Afet telefon çalıyor şimdi kapıcıyı çağırıyorum, merak etme sen. Aç lan Şeref, aç lan!
Afet - Ferit!
Ferit - Korkma canım buradayım. Sen şimdi, başka şeyler düşün.
Afet - Nasıl?
Ferit - Sanki asansörde kalmamışsın gibi. Ne bileyim... Mesela arabada tutsak kalmış gibi.
Afet - Ferit aynı şey!

Of Not Being A Jew - İsmet Özel
Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor?
Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan
beni çağırmaktadır?

Bir seni sevdim, of derinden
Ölümü andım aniden aşktın sen

Bir sana tutuldum, ah kalpten
Gittin delirdim aniden gelmedin sen

Bir yalnızlığa vuruldum, bir bilsen
İlk defa bu kadar yara aldım birinden

Bir vicdan varken, ah zalimsen
Ceza verilir muhakkak Tanrı değilsen.

; MehmetKaya / 17 11 2017 : Saat 02.55