Biraz spoilerlı bir yorum olacak.
Serinin son kitabı beklentilerimin üstündeydi. Açıkçası, ikinci kitap olan Kușatma ve Fırtına’dan sonra sinirimden, bu kitabı sadece seriyi bitirip Kargalar Meclisi’ne başlamak için okumaya başladım. Ama kesinlikle bambaşka bir kitaptı.
İlk olarak, kitap o kadar akıcıydı ki elimden bir an olsun bırakmak istemedim. Alina karakteri de kesinlikle ikinci kitaba kıyasla çok daha çekilebilirdi. Neredeyse hiçbir savaş planının gerçekleşmemesi sinir bozucuydu (yani insan biraz da “ya beklediğimiz gibi gitmezse?” diye düşünür, of) ama olayların heyecanı ve akışı sayesinde bunun üzerine çok da düşünemedim.
Ayrıca Morozova’nın hikâyesi ve Malyen’in asıl amacının ortaya çıkışı gibi olaylar gerçekten çok ama çok iyiydi.
Ne olursa olsun, sonu o kadar kalbimi kırdı ki ben asla böyle bir son hayal etmemiştim. Malyen ve Alina, ilk kitaptan beri ara ara konuştukları ve istedikleri gibi, normal insanlar oldular. Yani Alina’yı neredeyse hiç güçlerini tam anlamıyla kullanırken görememişken, bir de güçlerini tamamen kaybetti. Alina karakteri bir noktada illa ki güçlerini özleyecek. Malyen de öyle.
Tek merak ettiğim şey, acaba diğer kitaplarda onları bir daha görebilecek miyiz, yoksa gerçekten sonları bu mu? Yani off…
Tek mutlu olduğum son sanırım Nikolai’inki oldu. Evet, o da tam olarak iyileşemedi ama ay, o kadar da kötü değildi ya; nerelerden döndü sonuçta.
Toparlamak gerekirse, kitap gerçekten heyecan dolu bir kitaptı ve (dizisini uzun süre önce izlemiş olmama rağmen) şaşkınlıktan ağzımı kapatamadım. Sonu beni çok mutlu etmese de kitabı genel olarak çok beğendim.