• Offf özledim
    Kibrit kutusuna saklada gönder saçındaki bir teli
    Hep hep bekledim
    Niye hiç gelmedin
    Aman boşver şimdi
    Koy bir çay içelim
    Ya da sık kafama
    Kolayca cennete gideyim
  • Yeter be yeter offf
  • 672 syf.
    ·6 günde·4/10
    Serinin son kitabı olduğu için okumak zorunda kaldığım bir kitap oldu benim için. Bayılmadım, ama... Neyse, önemli değil. Ben incelelmeme geçeyim.
    Öncelikle bakış açılarının arttığını görüyorsunuz. 3. kitapta Mare, Cameron ve Evangeline vardı. Bu kitapta Cameron yan karakter olmaya geri dönüyor ve yeni 3 bakış açımız geliyor. Iris, Cal ve Maven. Kitaptaki Mare bölüm sayısını sayarken Maven'ı görüp direk kitaba başlamıştım. O da olmasa kitaplık süsü olabilirdi. Zaten kitaplık süsü yapmayı düşünmedim de değil.
    İlk kısımlarda kızımız Mare, kalp kırıklığıyla falan mücadele etmeye çalışıyor. Yok Cal değil Tiberias diyeceğim ben demediği kalmıştı bir, boş boş tripleriyle ömrümü bitirmese dert değil. Ama kız iticilikte dünya markası olduğu için (bana göre) onun kısımlarını okurken başka karakterlere daha çok odaklandım. Biraz işe yaradı. Sonrasında ise aksiyon yaratmaya çalışan yazarımızın başarısız olmasından doğan saçma sapan bir savaş sahnesi... İlk 200- 250 sayfa çöptü neredeyse. Fakat kitap biraz değişti son kısımlarda.
    Ne oldu derseniz, iki gram entrika göreceğiz diye Maven'ı o kadar kolay bizimkilere teslim eden Iris ve ailesi. Beni benden aldılar. Yok Poyrazdan nefret ederek doğdumlar, yok hepsini ele geçireceğizler... Ne yaşıyor bu aile anlamadım. Yok, budur amaç anlarım. Kötü falan derim. Ama en kötü bile kendinin o kadar kötü olduğunu düşünmemek için hafiften kendine yalan söyler. Hatta olayları kendi kafasında yanlış yorumlar falan. Buna güvenilmez anlatıcı tekniği denir ve ilahi bakış açısında kullanılabileceği gibi kahraman bakış açısında da kullanılabilir. Gördüm mü? Hayır. Maven bile kendinin kötü olduğunu kabul ediyordu yani ne diyeyim. Maven'a gelmişken... Onun bakış açısından okumak HARİKAYDI. Bütün kitabı okuma sebebim oydu zaten. Karaktere bayıldığımdan hata var mı çok hatırlamıyorum, okurken sadece sayfaları çevirmek için duraksadım çünkü. Sadece 3 bölüm koymasına çok üzüldüm. Ama bu bile fazlaydı. Kötü adamın zihninin ana karakterin düşündüğü gibi olduğunu saklama özverisinde bulunursun en azından. Bulunmuş mu? Hayır. Ben bambaşka yansıtacak sandım ama yok. Mare ne düşündüyse doğrudur. Farklı bir karakter olsaydı çok güzel bir plot twist olurdu ve serinin bazı yerlerini bir daha okumak ve düşünmek isteyebilirdi okuyucu. Mazallah tabii. Ne diyeyim artık.
    Cal'ın bölümlerine gelirsem... Yazılamamış savaş sahnelerinden sona aldığı krallıktan sonra vazgeçişini okuduk. Bence kitapta yazılmış en iyi yerlerdi. Kafasının içini tamamen bilmediğimi düşündüğüm bir karakteri okudum ve karakterin yavaş yavaş sevginin ve diğer her şeyin taçtan daha önemli olduğunu kavramasını izledim. Annesinin günlüğünü okuması falan güzeldi. Yan kitabı asla okumayacağım ama yine de güzel bir andı. Yani öyle olduğunu umuyorum çünkü kitap üzerine uğraşıldığını düşünmüyorum. O savaş sahnelerinden sonra...
    Ve Gölbölgelilerin en son "Kaybedebiliriz. Ailemizden birileri daha ölmesin. Gidelim" demeleri de beni benden alan bir başka şey. Orda nasıl oluyor bilmiyorum ama Dünya'da antlaşma falan imzalıyorsunuz ve diplomasi oluyor her şey bitince. Tabii bizim gördüğümüz Mare'nin Maven'ı öldürmesinden sonra(Maven ona izin verdiği için öldürdü yoksa asla yapamazdı. Plot armor böyle bir şey. Tabii o kadar hızlı geçildi ki ben ne ara oldu anlamadım. Bir baktım güzelim çocuk gitmiş.) kızın Cal'den uzak durmaya çalışması, ailesiyle takılması, Cal'in artık kral olmadığını öğrenmemiz ve kızımızın hisleri... Sonu da seri gibiydi resmen. Önemli yerler geçilmiş, sadece boş yerler uzun uzun anlatılmış. Kitapta, diğer ktapta olmayan bir gelişme vardı ama. Bir bakış açısının, diğerinin hayatına müdahale etmesi. Evangeline trenle kaçtığında, Maven'ın treniyle kaçmıştı veya böyle küçük olaylar olmuştu. Çok değil, ama gelişme var.
    Yine akıcı ama keyif vermeyen bir kitaptı. Özellikle mesajı vermesi gereken sonun hiçbir şey açıklamaması, hayal kırıklığıydı. Mare'nin tek başına yükselmesi neydi? Karakterler ne yapacak? Ne yaptılar bunca zaman? Barış antlaşmasının koşulları vs. Tabii biz de
    "Tabii ki özlüyorum."(Cal, Shade, biraz da Maven...)Evet. Bu kız 1 bölüm önce Maven'ı öldürdü. Offf, of. Yemin ederim şiştim yazarken.
    Verdiğim puan fazla bile.
  • bir gönül üşümesi bu
    ısınmak için eğildiğin ocak külüyle boğuyor seni.
  • offf offf desem izmit sallanır o derece bi bungunluk var üzerimde ...
  • Annem ilkokul mezunuydu. Ama, çok iyi bir doktordu.
    - Başım ağrıyo yav…
    - Saçın ıslak ıslak çıktın ondan.
    - Başım dönüyo…
    - E bi şey yemiyorsun, açlıktan.

    Eczacıydı aynı zamanda…
    - Gözüm morardı.
    - Gel, patates basayım.
    - Kepeklerim çoğaldı.
    - Otur, zeytinyağı süreyim.
    - Arpacık çıktı galiba.
    - Yum, sarımsak değdireyim.

    Hemşireydi…
    - Öfff, terledim be.
    - Dur, sırtına havlu sokayım.

    Röntgen mütehassısıydı…
    - Öhh-höööaa!
    - İçme şu zıkkımı.

    Bebekken, anestezi uzmanıydı…
    - Dandini dandini dastaaana.

    Ürologdu…
    - Çişin niye sarı bakiiim?

    Fizyoterapistti…
    - Dizim ağrıyor.
    - Benim de belim ağrıyor, geçer.

    Diyetisyendi…
    - Mis gibi türlü yaptım, sakın sokakta burger filan yiyip gelme, kola da içme!

    Cildiyeciydi…
    - Sırtımda sivilce çıktı.
    - Çikolata yeme.

    Laboranttı…
    - Burnum akıyor.
    - Ben şimdi sana bi ada çayı kaynatayım, rezene, bal, limon,
    tarçınla zencefili de ılık ılık iç, uyu, uyan, sabaha bi şeyin kalmaz.

    Psikiyatrdı…
    - Nen var oğlum?
    - Bi şeyim yok.
    - Var var, canın sıkkın.
    - Yav bırak, iyiyim.
    - Yok yok, bilirim ben.
    - Anne delirtme insanı!
    - Bak gördün mü?
    - Neyi gördüm mü?
    - Sinirlerin bozuk senin.

    Genetikçiydi…
    - Babana çektin sen, o da sinirli, bütün kötü huylarını ondan almışın zaten.

    Hastasıydım…
    Hastaydım ona.
    İyi bakın onlara.