"Neyin var hayatım?" diye sordum.
"Feci bir his var içimde, sanki bir televizyon komedisindeki karakterlerden biriymişim gibi," dedi. "Yani güzelim, iyi giyimliyim, esprili, sevimli çocuklarım var, ama siyah-beyazmışım ve her hangi biri gelip beni kapatabilirmiş gibi feci bir his var içimde. Feci bir his, kapatılabilirmişim hissi." Karım sık sık kederi kederli bir keder değil diye kederlenir, üzüntüsü aman vermeyen bir üzüntü değil diye üzülür. Elemi keskin bir elem değil diye elemlenir...
...sanki çok önemli bir işim daha vardı ve ben onun ne olduğunu bir türlü hatırlamıyor, ya da her an biri beni çağıracak da düzenim altüst olacakmış gibi ruhumu hafakanlar basıyordu.
Bazıları içten içe "offf iyi olmuş, keşke iki bacağını da kırsalardı" derken Memo'ya dostça yaklaşıyor, "Yezidin Hüseyin'e yapmadığını yapmışlar sana Memo" diye kızgınlıklarını ifade ediyorlardı. Memo her konuşana, "olur insan halidir geçer" diyordu.
"Ve seni seviyor," dedi Alice.
"Hayır o herkesi seviyor," diye ısrar ettim. "Ben onun için sadece koridorun karşı tarafındaki komşusuyum."
"Sen ona aşık değil misin?"
Hayır anlamında başımı salladım. "Sen hayatımda sevdiğim tek kadınsın."