- Kafamdan en olmadık düşünceler geçiyor.
Evet,demek istediğim mesela şu cüce.Şu lanet cüce!
+ Hangi cüce? Şimdi aklımı iyice karıştırmaya başladın işte!
- Sen de çok iyi biliyorsun.Şu kambur cüce!
Nietzsche'nin söz ettiği cüce.Hani şu Zerdüşt'ü bayıltan cüce.
+ Bayıltan mı? Sen neden söz ediyorsun? Yani sen Nietzsche'yi tanıyor musun?
- Hayır,şahsen değil tabi. Onu çok iyi incelediğimi de iddia edemem.Yine de itiraf etmeliyim ki oldukça ilgimi çekiyor.
Bazen şöyle bir şey hayal ediyorum...
..şu ''sonsuz döngü''gibi bir şey. Bir seviniyoruz bir üzülüyoruz.Umutlanıyoruz.Bir şeyler bekliyoruz.
Umutlanıyoruz,umudumuzu yitiriyoruz.Ölüme yaklaşıyoruz.En sonunda da ölüyoruz.Sonra yeniden doğuyoruz ve hiçbir şey hatırlamıyoruz.
Her şey yeniden başlıyor. Ta başından.
+ İnsanoğlunun böyle evrensel bir yapı geliştirebileceğine,
bir gerçek modeli, tartışılmaz yasaların,mutlak doğrunun modelini oluşturabileceğine inanıyor musun?
Bu yeni bir evren yaratmak gibi bir şey olur! Yaradanlık taslamak olur!
Sen gerçekten o cüceye,o gülünç ''devr-i daim''e inanıyor musun?
- Evet...
Bazen inanıyorum.Bir şeye gerçekten inandığımız zaman o şey oluyor...
'' Size verildiğine inanın
sonra o size verilecektir.''
Offret – The Sacrifice (1986) Andrei Tarkovsky