"Ne şartlar altında çalıştığımı bir görseler. Benden kusursuz şaheserler bekliyorlar, oysa ben en acı, en sefil sıkıntılar yüzünden alelacele yazmak zorundayım."
Dostoyevski'nin Tanrı'sı temel karşıtlıkların iki kutbu arasında sıçrayan kıvılcımdır, o bir varlık değil, bir haldir, bir gerilim halidir, duygunun yanıp kül olma sürecidir, o bütün insanları esrime içinde ısıtan ve yakıp kavuran ateştir, alevdir. Onları kendilerinden, sıcak sakin bedenlerinden çıkarıp sonsuzluğa kovalayan kırbaçtır, onları eylemin ve sözün bütün taşkınlıklarına ayartan, onları kusurlarının yakıcı çalılığına atandır. O tıpkı yarattığı insanlar gibi, hiçbir gayretin bertaraf edemediği, hiçbir düşüncenin yorgun düşüremediği, hiçbir kurbanın tatmin edemediği doyumsuz bir Tanrı'dır. O ebediyen erişilmez olan, bütün ıstırabıdır ve bu yüzden Dostoyevski'nin göğsünün tam ortasından Kirilov'un çığlığı kopar: "Tanrı bana bütün hayatım boyunca eziyet etti."