• 136 syf.
    ·3 günde
    OH CAPTAİN, MY CAPTAİN!

    Welton Akademisi'nin değerli öğrencileri, incelemeyi okumak için tek sıra halinde yerlerinize geçiniz ve iyice odaklanınız, aksi takdirde dersten kalırsınız! (Welton Akademisi'nde olsaydık incelememem bu şekilde anons edilirdi.)
    :))

    Geleneksel, katı, mükemmeliyetçi bir zihniyetle eğitim gören Welton Akademisi'ndeki öğrencilerin, hayatlarına giren ufak bir dokunuşun derin izleri anlatılmakta kitapta.

    Ufak bir dokunuş dediğimi bakmayın. Bir hayli etkli ve etkin bir dokunuş. Geleneklere sıkı sıkıya bağlı bir kurumda geleneksel yöntemleri kullanmayı reddeden bir öğretmen; küçük bir dokunuş olamaz. Algıları, kalıpları yıkan, öğrencileri kendi kalıpları dışına çıkması için çabalayan, toplumsal baskıyı kulak ardı etmelerini sağlamak için uğraşan bir edebiyat öğretmeni olan John Keating'in asil mücadelesini okumak çok keyifliydi.

    Anderson, Pitts, Charlie, Neil'in eğitim ile ilgili yaşadığı pek çok sorunu bizler de yaşamışızdır. Hayaller ve okul arasında kalma, ailenin; eğitim hayatını gereğinden fazla önemsemesi, toplumsal algılar, "çevre ne der?", komuşu çocuğu, senden daha başarılı olan birinin sürekli olarak övülmesi ve daha nicesi... Okurken zihnimde canlandı yaşanmışlıklar. Kitapta da bunlara değinmeler, göndermeler mevcut.

    Eğitim hayatımız boyunca yeterince önemsemediğimiz dersler; aslında matematik, fizik, kimya, coğrafyadan daha fazla gereklidir. Bu derslerden kasıt: resim, müzik, edebiyat, felsefe... Bunu gösterdi kitap. Her ne kadar sayısal derslerdeki başarın toplumda seni "zeki" kabul ettirse de.

    Tiyatro hayalini gerçekleştirme fırsatı bulan Neil, aynı zamanda kendi hikayesinin de yazarı olmuştur. Neil'in arkadaşlarına destek vermesi, onları toplaması, yol göstermesi apaçık bir lider olduğunun göstergesidir. Keşke aynı liderliği, mücadeleyi kendi hayatı içinde verebilseydi...

    Ölü Ozanlar Derneği adı verdikleri edebi topluluğu oluşturan öğrenciler, şiirler okuyup, yazılar yazıp kasvetli okuldan uzaklaşmalarını sağlayan bir sığınak haline geldi satırlar ilerledikçe. Dernektekiler aslında kendi hayatlarının kalemini kendi ellerine alarak kendi hikayelerini yazmaya başladılar. Hayalleri için çabalamayı, katı kurallara boyun eğmemeyi öğrendiler.

    Ölü Ozanlar Derneği'nde yazılan ilk son Neil'e ait ama bu son aslında hepsi için başlangıç. En çok da Tood Anderson için bence.

    Kendi hayallerimiz için kendimiz çabalamalıyız, bu konuda bize kimse yardımcı olamaz, hatta hevesimizi kursağımızda bırakabilirler. Hayaller için çabalarken anı da kaçırmamalıyız. Bu ve daha çok şeyi gösterdi kitap bana.
    "Carpe Diem"

    Kitabı tavsiye ederim ve filmini de izleyin. Film o kadar güzel yansıtmış ki kitabı.
    Bir an için kitabı değil de filmin senaryosunu okuyormuşum gibi hissettim. Yıllar önce filmini izlemiş olmama rağmen.

    "Ben hep eğitimi kendi adımıza düşünmeyi öğrenmek olduğunu düşünmüşümdür." (sayfa 91)
    .....
    "Bana aptalca hayaller peşinde koşmayan bir kalp gösterin, ben de size mutlu bir adama göstereyim!" (sayfa 39)
    ....
    "Tıp, hukuk, bankacılık- bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir." (Sayfa 36)
    .....
  • 248 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10 puan
    “Açılın Ben Çocuğum” Müjdat Ataman hocam sınıf öğretmeni, özel okullarda idarecilik, eğitim liderliği yapmış bir yazar. Eğitim yolculuğunda yaşadığı olumlu ve olumsuz olayları anlatmış. Bir eğitimci olarak keyifle okudum. Elma yayınlarına böyle bir kitaba ev sahipliği yaptığı için teşekkürler. Çarşamba günü başladığım 248 sayfalık kitabı bu gün bitirdim. Bir eğitimci olarak “112 öğretmenlere Notlar” kitabını da keyifle okumuştum. Eğitimci camiasının başucu kitaplarından bir tanesi. Sonuçta öğretmen olarak tecrübesizliklerimiz öğrenci kaybetmeye ve kendimizi yormamıza gerek yok. Çünkü Müjdat hocam eğitim hayatında bizim yaşayabileceğimiz sorunlara çözüm bulmuş, ayrıca yapılması gerekenleri kaleme almış. Keyifle okuduğum 248 sayfada bol notlu, eğlenceli bir okuma yolculuğu oldu. Keyifli okumalar. Kitap ile kalın.
  • Öğretmen olacaksan lider olmak zorundasındır.
  • 261 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    1983 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan İngiliz romancısı William Golding 1911’de İngiltere’de doğdu. İngiliz edebiyetını okuyarak Oxford Üniversitesin’de eğitim gördü. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce ve sonra uzun süre öğretmen olarak çalıştı. Savaşta deniz eri oldu, müttefiklerin Normandie çıkartmasına ve daha birçok çarpışmaya katılıp subaylığa yükseldi

    1954 de yazılmasına rağmen hâlâ okuyan kitlesi çok yüksek. Kitap okuyucuya göre değişiyor. Bazılarına göre adada kalmış mahsur çocukların yaşam mücadelesini anlatan çocuk kitabı gibi gelirken bazı okuyucularada Yönetim sistemini eleştirir nitelikte. İki türlüde algılanabilir. Benim için bir çocuk kitabından daha çok ; İyiliği, kötülüğü, yönetimi çocukların üzerinden ele alarak okuyucuya üstü kapalı mesajlar veren eleştirisi açık olan kitaplardan oldu. Alegorik semboller son derece fazlaydı ve Okurken tüylerinizi ürpertecek kült kitaplardandı. Çocukların yetişkin gibi kendini yönetme, demokratik yaşama uyum sağlama çabaları ve aykırılıkları ele alınmıştı. Ben çok beğendim kesinlikle tavsiye ederim. Ama bu kitaba hangi açıdan baktığınız önemlidir bir çocuk kitabı diyenlere hitaben. Önsözü bile güzeldi.

    Günümüz dünyasında başlayan bir atom savaşı sırasında İngiltere’den kurtarılmaya çalışılan bir grup erkek çocuğunun bulunduğu uçağın bir adaya düşmesi ve hayatta kalan çocukların birbirlerini bulmasıyla başlıyor hikayemiz. Hikayenin baş kahramanları çocuklardır. Bu çocuklar 6-12 yaşları arasındadır ve içlerinden en büyüklerinin ismi Jack ve Ralph’tır. Bir sürü çocuğun liderliği kapmak için birbirleriyle çekişmeleri, adaya hakim olma istekleri onları adım adım vahşileştirir. En önemli karakterleri Ralph, Jack, Domuzcuk ve Simondur.Çocukların lideri olan Ralph, Denizkabuğunu öttürdüğünde çocuklar bir araya gelirler ve yeni çözümler, yeni fikirler arayarak toplantı yaparlar. On iki yaşındaki Ralph, iyi huylu, güzel ve zeki bir çocuktur. Jack ise kötü huylu, sürekli grubun lideri olmak isteyen, otoriter bir yapıya sahiptir. İşte böyle gelişen olayların ve hikayedeki karakterlerin sizi derin düşüncelere daldıracağına eminim. Kitabımız 260 sayfadan oluşuyor. Kısacası bir solukta bitiyor diyebiliriz. Herkese iyi okumalar
  • Atatürk'ün ölümü, bir dönemin kapanışının da habercisiydi.
    Atatürk'ten sonra liderliği İsmet İnönü devralacak ve köyde eğitim projesini sürdürme görevi ona düşecekti. İnönü, cumhurbaşkanı seçilince kabineyi Celal Bayar kurdu ve milli eğitim bakanlığına Hasan Ali Yücel getirildi. Yücel, hayatını eğitime adamış bir felsefe hocasıydı.
    Bakanlıkta tam bir devrim yaptı. Üniversiteler kanunu çıkararak özerkliği güvence altına almaya çalıştı.
    Dünya klasiklerinin çevrilmesi için bir tercüme bürosu kurdurarak 500'den fazla eserin Türkçeye kazandırılmasını sağladı.
    Ama onu ölümsüzlüğe kavuşturacak asıl projesi Köy Enstitüleri oldu.
    Yücel'in Milli Eğitim Şurası'nda tartışmaya açtığı bu proje cumhuriyetin en önemli hamlelerinden biriydi.
    Yücel, bir yasa tasarısı hazırlatarak ülkeyi, tarım koşullarına göre her biri 3-4 ili kapsayan 21 bölgeye ayırdı.
    Bu 21 bölgenin en uygun yerlerine bire Köy Enstitüsü kurulacaktı.
    Enstitüler şehirden uzakta olacak ama mümkünse tren istasyonuna yakın bir yere kurulacaktı.
    Bu enstitülerde köyün kalkınması için gerekli öğretmenler yetiştirilecekti.
    Ancak öğretmen sadece okuma yazma öğretmekle kalmayacak, aynı zamanda köylüye modern tarım tekniklerinden marangozluğa, müzikten hasta tedavisine kadar her konuda eğitim verecekti.
    Bir anlamda yerel önder aydınlar yetiştirilecekti.