• 250 syf.
    ·10/10
    Yedi Güzel Adam dizisini izlerken birden aklıma geldi kitap. Kitaplarıma koştum. Baktım oradan bakıyor bana. Hemen aldım. Ve hiç tereddüt etmeden okumaya başladım. Kitap bir gönül insanı Sandal Hoca’yı anlatıyor. Maraş’tayken belki ismini duydum, belki de hiç duymadım, bilmiyorum. Ama kitaptan öğrendiğim kadarıyla memleketimin bu güzel insanını bilmemiş olmaktan utandım. Kitap Muhteşem bir öğretmeni anlatıyor. Ve muhteşem bir imamı. Bir devrin bir şehrin insanı Sandal Hoca’yı anlatıyor.

    Günümüz insanının eğitiminde iki guruba çok iş düştüğünü biliyorum. Bunlardan biri öğretmen, diğeri imam gurubu. Bütün çocuklarımız öğretmenlerimizin elinden geçiyor. Bütün inanmış insanlar, en azından Cuma günleri camileri dolduruyor. Sandal Hoca gibi sevgiyi esas alsalar öğretmenler ve imamlar, işlerinde yetkin olsalar, fedakarane Allah rızası için çalışsalar, bugünkünden çok farklı bir nesil ortaya çıkardı diye düşünüyorum.

    Sandal Hoca cumhuriyetin o ilk yıllarında, her türlü baskının olduğu bir dönemde harap bir camiyi onarıyor. Camiye imam oluyor. Olmayan bir cemaati oluşturuyor. Caminin her yerinde. Kâh tuvalete gelen gençlere oltayı atıyor, kâh kerli ferli gelmiş insanlara lisanı münasiple, ve belki hal diliyle kancayı takıyor. Kırmadan, dökmeden günden güne cemaatini artırıyor. Hem de öyle bir cemaat ki hocalarının her türlü isteğinde arkasında.

    Hoca aynı zamanda Türkiye genelinde kurulan yedi imam hatipten biri olan Maraş İmam Hatip’in de kurucu müdürü oluyor. Okul önceleri bir ortaokulun içerisinde eğitim veriyor. Sonrasında hocanın gayretleriyle yapılan kendi binasına geçiyor. Okul açılmış, ama okula öğrenci bulmak o kadar da kolay değil. Fakir insanların çocukları imam hatipe geliyor. Köylerden çocuklar toplanıyor. Ve bu fakir çocukların ihtiyaçları işte hocanın cemaatinin üstün fedakarlıklarıyla karşılanıyor. Hoca esnaflar arasında dolaşırken bütün bir esnaf ona saygıda kusur etmiyor. Her ihtiyacı için yardımına koşuyorlar.

    Hoca gerçekten hoca. Gençleri çok seviyor. Hiçbir zaman onların izzetine dokunmuyor ve hatta okşuyor. Her hocada binbir haylazlık yapanlar onun dersinde sus pus. Onun dersinde kimse teneffüse dahi çıkmak istemiyor. Bugün Türkiye’nin dörtbir yanına dağılmış ilim ve fikir adamları, yazar ve şairler onun tedrisinden geçiyor. Yazarımız da öyle. Ortaokul yıllarında Hocayla müşerref oluyor.

    Kitabı okudukça gördüm ki, Sandal Hoca hocalarımın da hocası. Benim de mezunu olduğum okuldan hem de sevdiğim, değer verdiğim hocalarım, gördüm ki hep Sandal hocanın rahle-i tedrisinden geçmişler. Ne sevindim, bilemezsiniz.

    Kitabın sayfaları arasında dolaşırken kendimi Maraş sokaklarında dolaşıyor gibi hissettim. Hocanın anılarına şahitlik yapan çoğu kişiyi tanıyordum. Çoğunun elini öpmüşlüğüm vardı. Her birini ayrı bir köşebaşında tahayyül etmek çok hoştu. Vakkasoğlu Ağabey’e çok teşekkür ediyorum. Memleketimin bir güzel insanını anlattığı için. Keşke öğretmenliğimin ilk yıllarında bu kitabı okusaydım. Başlarda bilerek ya da bilmeyerek yaptığım hataların çoğunu inanın yapmazdım. Bu sebeple, öğretmen adaylarına ve hatta imam adaylarına bu kitabı okumalarını mutlaka tavsiye ederim.

    Bir gün Vehbi Vakkasoğlu Ağabey’i de birisi çıkar ve böyle hatıralarını anlatır ya, işte o zaman bir güzel görev de yerine getirilmiş olur. Biliyorum, böyle bir kitap çıkacak. Belki ben, belki çocuklarım bu kitabı bir gün mutlaka okuyacaklardır.
  • 160 syf.
    ·3 günde·Beğendi·7/10
    Bu kitabı çocuk edebiyatı dersi kapsamında okuyoruz. Bana göre bu kitap çocuklardan daha çok öğretmen adaylarına yönelik bir kitap sayılabilir çünkü bir öğretmenin gözünden çocuklar anlatılmış; samimi ve işini seven daha da çok çocukları seven, her türlü zorluğunda farkında olan bir öğretmen portresi çizilmiş. Bu öğretmen olmayı düşünenler için bir farkındalık sağlayabilir. Bizler şimdiye kadar hep öğrenci olduk ve hep öğrenci gözleriyle baktık olaylara artık öğretmen gözüyle bakma vakti. Yine Halide Nusret Zorlutuna dönemine göre çok sade bir dil kullanmış.
  • 208 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Öğretmenlik "Nasıl yapılmalı?" değil de "Öğretmen nasıl olunmalı ?"sorusunu kendilerine soran ve bu soruya yanıt arayıp tartışmalarının sentezini bir kitapta derleyen iki akademisyen :@Doğan Cüceloğlu@İrfanErdoğan .
    Bu amaçla yola çıkan Akademisyen yazarlarımız İstanbul 'un ve Türkiye 'nin farklı bölgelerinde buluşup , konuşup ve ortaya bu değerli ürünü koyarak yolculuklarını tamamlıyor . .
    Başyapıt kanaatimce. .
    Kitabın göbek adı olan "Bir Can'a Dokunmak", felsefesi ile gerçek bir öğretmen olmanın ne anlama geldiğini tanımlıyor. .
    "Öğretmenlik yapmak" ve "öğretmen olmak" arasındaki önce çizgiye dikkat çekiyor .
    Severek okuyacağımız sade ve akıcı anlatımı ile yeni nesil öğretmenlere rehberlik yapabilecek bir bir kaynak .Öğretmenlere ve öğretmen adaylarına hatta bilinçli birer ebeveyn olma yolunda ilerlemek isteyen herkese önerimdir. Kitabı tarif edelim derken instagramda karakter sayısı yetmeyecek .Asıl değerli olan alıntılara yer verelim değil mi? .
    "Öğretmen olmak " öğretmenin , belirlenmiş görevlerin ötesine geçip hissederek, yaşayarak , kendisini adayarak, öğrencisiyle bütünleşerek var olmasıdır .Öğretmen olmak , öğretmenle öğrencinin birbirine hoşça bakabildikleri, öğretmenin öğrencide , öğrencinin öğretmende dirildigi , güçlü ve sahici bir aidiyettir." "Nobel Ödülü'ne layık görülen bir bilim insanı, ödülü kazanmasının nedenini şöyle açıklıyordu: "Arkadaşlarımın anneleri ve babaları çocuklarına hep ' Bugün öğretmeninin sorduğu soruları cevaplayabildin mi ?' diye sorarlardı. Benim annem ise 'Bugün öğretmenine yeni bir soru yöneltebildin mi?' diye sorardı bana..." Sizin, öğretmene soru soran öğrencinin alkışlatılmasını önermenizle, bu annenin bakış açısı ne kadar da benzeşiyor.
    Bu annenin bakış açısına sahip öğretmenlerimizin sayısı ne kadar artarsa, dünya çapında başarılı bilim insanlarımız da o denli çoğalacaktır."
  • 243 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Merhaba .Bugün size bana kişisel gelişim ve öğretmenlik adına çok şey kattığına inandığım bir kitapla geldim.İçindekiler kısmına bir göz atalım.I.BÖLÜM ( Öğretmen Günahları )
    1.Sıkıcı Olmak
    2.Mizah Yok
    3.Işıltıyı Kaybetmek .
    Gibi devam eden maddeler var.
    2.BÖLÜM (Öğretmenler İçin Kişisel Gelişim Yöntemleri )
    1.Yaralayıcı Kelimeleri Ortadan Kaldırın
    2.Bir Yıldız Haline Gelin
    3.Müzik...Bir Zorunluluk .
    Üniversite yıllarındayken okuduğumdan bende yeri apayrıdır.Bu kitabı okuduğum dönem üniversitede bazı sıkıntılar yaşadığım döneme denk gelmişti .Sınavlara rahat bir şekilde girebilmek için vize haftasından önce ailemin yanına Afyon 'dan Ankara 'ya gelmiştim .Anneciğim ve bu değerli kitap bana terapi niteliğindeydi. (Tabiki Kuran-ı Kerim'den sonra )O denli büyük yeri bende . Elhamdulillah .Eğer dünyayı kalbiniz , insanları da kendiniz sanıyorsanız yıpranmamak elde değil .Bende de olduğu gibi..Hatamın farkına vardım aldım bu dersimi
    .Karşımdaki kim olursa olsun statüsü her ne olursa olsun sadece "insan" olduğu ve Rabbim yarattığı için değer verdim. Çok sonra anladım ki hayat öyle aile ortami gibi sımsıcak değil imiş sevgiyi israf etmemek gerekmiş, kim ne kadar hakediyorsa onu o kadar sevmek gerekmiş. Bana dert veren Rabbim 'e şükrettim her daim .Öğrenmem gereken şeyler varmış demekki diye düşündüm hep. İmtihanımı sevdim imtihanı vereni daha çok sevdim.O, öyle yaşatmasaydı bunları, ben O'nu böyle sevemeyecektim. Ankara'dan Afyon'a döndüğümde ise beni bu kitapla tanıştıran Mustafa Alkan Hocam 'a teşekkürü borç bildim .Beni türlü türlü hikayeler , yasanmışlıklar ve sözlerle hayata hazırlayan bu kitabı ben çok ama çok sevdim Bundan başka türlü anlatamazdım Hayata dair özlü sözlerle harmanlanmış kişisel gelişim tadında bir öğretmen başucu kitabı . Öğretmenlere hitap eden bir kitap fakat ilk öğretmenlerimiz olan anne baba adaylarına ve ebeveynlere tavsiyemdir.
    Okuyun, okuyutun.
    Sevgiyle ve duayla kalın.
  • 62 syf.
    Kitaplığımın arasında kalmış, kalın kitapların arasında bana göz kırpan bu kitabı yıllar sonra okumaya karar verdim. İyi ki de vermişim. Bu kitabın bana nerden geldiğini bile hatırlayamıyorum. Öğretmenlik adına onca kitap araştırması yaparken neden kitaplığımda bulunan, okuması 1 saatimi bile almayan bu kitabı okumamışım ki? Kitabı elime almam ile bitmesi bir oldu. Ama bana yaşattığı duygular bambaşkaydı. Duyuşen öğretmenin öğrencilerinin eğitimi ile özellikle Altınay için yaptıkları etkileyiciydi. Cengiz Aytmatov'un dilini çok sevdim. Diğer eserlerinin de çok güzel olduğundan hiç şüphem yok. Tavsiye ediyorum. Özellikle öğretmen ve öğretmen adaylarına..
  • 236 syf.
    ·6 günde·Beğendi·6/10
    Kitapta önemli yazarlarımızdan bazı alıntılar birleştirilerek öğretmen adaylarına tavsiyeler verilmiş.

    Öğretmenliğin sırları
    Eğitimde etkili iletişim
    Etkili öğretmenlik
    Öğretmen olmaya hazırlanmak
    Öğretmen olmak
    Değerler eğitimi
    ve bunun gibi birçok konuda hikayeden de yararlanılarak öğretmenlere meslek sırrı olacak tavsiyeler bulunuyor.

    Öğretmen adaylarının okumalarını tavsiye ederim...
  • Merve Çavdar, 25 yaşında genç bir öğretmen adayıydı. Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler öğretmenliğinden mezun olmuştu. Fakir bir ailenin evladıydı. Bir an önce öğretmen olarak atanarak ailesine yük olmamak istiyordu. Yıllarca iş aradı, bulamadı. 17 Nisan 2018de yaşadığı Aydın İncirliovada intihar ederek yaşamına son verdi. Sadece Merve mi hayata veda etti? Hayır, 2016-2017 ytllartnda 42 öğretmen adayı gencimiz intihar etti. Ancak bu çocuklarımıza ölesiye istedikleri öğretmenliği yaptırmayan Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz günlerde 900 Suriyeliyi öğretmen olarak atandı. Bunlar sadece Suriyeli çocuklara değil, Türk çocuklara da ders verecekler. Keşke Merve’ye ve Merve gibi iş bulamayan genç öğretmen adaylarına da istedikleri iş verilseydi. Onların suçu Türk olmak mı?