Geri Bildirim
  • BİRLİĞE ULAŞ -

    Beri gel, daha beri, daha beri.
    Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
    Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
    Sen bensin işte, ben senim işte.

    Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
    Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
    Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
    ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

    Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
    Sağ soluna yan bakar, ne diye?
    İkisi de senin elin, ikiside,
    peki, kutlu ne, kutsuz ne?

    Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
    başımız da tek, aklımız da tek.
    Ne diye iki görür olup kalmışız
    iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?

    Sen habire gevele dur bakalım,
    habire 'usul boylu birlik çam ağacı' de,
    sonu nereye varır bunun, nereye?

    Şu beş duyudan, altı yönden
    varını yoğunu birliğe çek, birliğe.
    Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,
    insanlara karıl, insanlara,
    insanlarla bir ol.
    İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.
    Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.

    Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.
    Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.
    Tertemiz can canlığını işler, canlığını.
    Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.

    Ama sen canı da bir bil, bedeni de,
    yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,
    hani bademler gibi, bademler gibi.
    Ama hepsindeki yağ bir.

    Dünyada nice diller var, nice diller,
    ama hepsin de anlam bir.
    Sen kapları, testileri hele bir kır,
    sular nasıl bir yol tutar, gider.
    Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
    can nasıl koşar, bunu canlara iletir.

    (MEVLANA)
  • Bu dert onu ağır ağır kemiriyor,biliyorum. Kendini tutmaya çalışıyor, avunmayı da,derdinin içine gömülmeyi de beceremiyor bu yüzden. Arada bir düşünüyor derdini,onu şöyle bir yoklayıp geçiyor. Özellikle insan içindeyken yapıyor bunu. Çünkü başkaları onu avutuyor. Öğüt verir gibi bu konudan ciddi bir bicimde söz açması acılarını biraz hafifletiyor. Ama bir odada yalnız kalınca ,düşüncelerini kovmak icin homurdanıp durduğunu işitiyorum .
  • İnsanlar daha çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar; Mesela 'öğüt' gibi.

    Oscar Wilde
  • .. kulağınıza küpe olsun, kuralsızlığı örtmek için kurallardan daha kalın bir örtü bulamazsınız, hayatınız boyunca işte şimdi yaptığımız gibi yapacaksınız, yoksa toplum denen çok kıçlı ve çok başlı gardiyan canınızı fenâ yakar, diye öğüt veriyordu.
    Hasan Ali Toptaş
    Sayfa 199 - Everest Yayınları
  • https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

    Ben,
    İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
    Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    Ben yaşarken koptu tufan
    Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    Her şeyi gördüm içim rahat
    Gök yarıldı, çamura can verildi
    Linç edilmem için artık bütün deliller elde
    Kazandım nefretini fahişelerin
    Lanet ediyor bana bakireler de.
    Sözlerim var köprüleri geçirmez
    Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    Uçtum ama uçuşum
    Radarlarla izlendi
    Gayret ettim ve sövdüm
    Bu da geçti polis kayıtlarına.

    Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    Ruhum sahte
    Evi Nepal'de kalmış
    Slovakyalı salyangozdur ruhum
    Sınıfları doğrudan geçip
    Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

    Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
    Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    Sanki ne anlıyorum?
    Ola ki
    Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
    Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    Devlet sırrıyla birlikte insanın
    Sinematografik bir hayatı olabilir
    O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    Ve sonunda estetik bir
    İdam belki!
    Evet, evet ruhu olmak
    Bütün bunları sağlayamaz insana.
    Doğruysa bu yargı
    Bu sonuç
    Bu çıkarsama
    Neden peki her şeyi bulandırıyor
    Ertelenen bir konferans
    Geç kalkan bir otobüs?
    Milli şefin treni niçin beyaz?
    Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
    Ne saçma! Ne budalaca!
    Dört İncil'den Yuhanna'yı
    Tercih edişim niye?
    Ben oysa
    Herkes gibi
    Herkesin ortasında
    Burada, bu istasyonda, bu siyah
    Paltolu casusun eşliğinde
    En okunaklı çehremle bekliyorum
    Oyundan çıkmıyorum
    Korkuyorum sıram geçer
    Biletim yanar diye
    Önümde bir yığın açalya
    Bir sürü çarkıfelek
    Gergin çenekli cesetleriyle
    Önümde binlerce çiçek
    Korkuyorum sıra sende
    Sen de başla ve bitir diyecek.
    Yo, hayır
    Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    Söyleyin
    Aynada iskeletini
    Görmeye kadar varan kaç
    Kaç kişi var şunun şurasında?

    Gelin
    Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    Bana kötü
    Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    Onları verin, yakınmalarınızı
    Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    Verin bana
    Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    Bedelinde biliyorum size çek
    Yazmam yakışık almaz
    Bunca kaybolmuş talan
    Parayla ölçülür mü ya?

    Bakın ben, bir çok tuhaf
    Marifetimin yanısıra
    İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    Üstüme yoktur ödeme hususunda
    Sözün gelişi
    Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    Bir söyleve ne dersiniz?
    Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
    Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    Kazanana vertigolar, nostaljiler
    Karasevdalar çıkar.

    Yapılsın adil pazarlık
    Kapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    Ne yapsam
    Döl saçan her rüzgarın
    Vebası bende kalacak
    Varsın bende biriksin
    Durgun suyun sayhası
    Yumuşatmayı bilen ateş
    Öğüt sahibi toprak
    Nasıl olsa geri verecek
    Benim kılıcımı.
  • Şimdi de öğüdün sakıncaları ile bu sakıncalardan kaçınma yolları üzerinde duralım. Danışmanları çağırıp onlardan öğüt istemenin üç sakıncası vardır: birincisi, işlerin açıkça görüşülmesiyle, saklı gizli diye bir şeyi kalmaması; ikincisi, kralların kendilerini öğüt almakla küçük düşmüş, yetkileri zedelenmiş gibi duymaları; üçüncüsü, öğüdün içten olmaması, öğüt alandan daha çok verenin çıkarına uygun düşmesidir.