yav kız değil afet be. hani giderken uçuyoduk ya, dönüşte kaplumbağa. böyle otuz kırk kilometre diyorum. “niye?” diye sordu birkaç kere, “bozuk mozuk” dedik, yersen tabi. yol bitecek diye ölüyorum abi. sonra bitti o yollar iyi mi? kasımpaşaya geldik, elimi sıktı, “gene görüşelim” dedi, “teşekkür ederim, senin kadar tatlı, iyi bir insan görmedim” dedi. böyle içimden bir şey aktı kalbime oturdu kurşun gibi. sonra elini salladı. allah kahretsin yani erkeklik olmasa ağlayacağım be. üç, beş gün gelemedim kendime. ya buram yanıyor abi, nah, direksiyon, yol, taş, viraj… ya trafik memurunu türkân görüyorum iyi mi? sebepsiz yere doluyor gözlerim. ne yemek, ne içmek. durup dururken bir ağlama. ölüyorum be!