• Keyfiniz gelene dek beklerseniz
  • Bir arkadaşınız var. Lise de aynı sınıfa düşüyorsunuz. Müzik zevkleriniz sevdiğiniz derler her biri aynı. Arkadaşlığınız güzel bir şekilde ilerliyor. Lise dönemi işte bilirsiniz türlü iğrençliklerde şakalar yapıyorsunuz yeri geliyor canınızı yakıyorsunuz ama bi ufak gülümseme ile canınızın yanması geçiyor. Beraber okuldan çıkıp trene biniyorsunuz. Tren demişken şu banliyö trenlerden elbette. Trene binmek için bilet alıyorsunuz ve arkadaşınız her gün sadece 2 durak sizinle geliyor. Trenden inmeden o kağıt biletleri gemi yapıp size veriyor. " Al bunu gidene kadar oynarsın eve gidince de at " diyor.

    Bir gün hava çok soğuk hastasınız ve yağmur yağıyor. Üzerinde gri bir hırka var. Kendisi M beden giyerken XL almış olduğu hırkayı giydiğinize içerisinde kayboluyorsunuz. " Al bunu üşüyeceksin " dediğiniz halde " saçmalama be kızım ben üşümem erkek adam üşümez ama senin gibi minnoş kızlar üşür " diyip gülerek trenden iniyor. O geceyi arkadaşınızın verdiği hırka ile geçiriyorsunuz. Sonra teslim ediyorsunuz ve diyor ki " ıslanmış kedi yavruları gibi eve göndermedim seni, bir süper kahramanım "

    Koskocaman bir sınıfta herkesi güldüren, dinlediği müziklerle millete " kardeş nasıl dinliyorsun " dedirten bir insan düşünün. Kıvırcık saçları ile oynamanıza izin veren, beraber basketbol oynadığınız eğlendiğiniz bir insan hayal edin işte..

    Ve sonra mezun olduğunuzu, mezuniyetten sonra telefonunuzun bozulduğunu ulaşamadığınızı düşünün.

    Bir gün Kızılay'da yürürken acelece koştururken bu arkadaşınıza denk geldiğinizi sımsıkı sarıldığınızı 2 saat ayakta sohbet edip hasret giderdiğinizi ve mutlaka görüşelim deyip ayrıldığınızı düşünün.

    Şimdi ise şunu düşünün.
    Takvim 13.03.2016 'yı gösteriyor. Saat ise 20:30 'u gösteriyor. Güven Park'ta patlama olduğunu biliyor ve yana yakıla arkadaşlarınıza mesajlar atıyorsunuz. Hepsi hayatta.. Ama o heyecan ile birini unutuyorsunuz. Unutulacak bir insan değil ama o lisede en sevdiğiniz arkadaşınız olan, 1 hafta evvel Kızılay'da karşılaşıp " mutlaka görüşelim haftaya" dediğiniz arkadaşınızı unutuyorsunuz işte..

    Sonra bir mesaj
    " kardeşim Elvin kayıp bulamıyoruz haber alabildin mi ? "
    bu mesaj ile başınızdan kaynar sular dökülmesi bir oluyor.
    Arıyorsunuz, haber almak için çırpınıyorsunuz, saatler geçmiyor dakikalar asla ilerlemiyor. Dua etmekten başka şansınız yok.
    Saat güç bela 12 oluyor ama herkesler Elvin'i arıyor. Bulamıyoruz ulaşamıyoruz. " Anne ben otobüse bindim eve geliyorum " dediğini söylüyor annesi.

    Sonra gece 02:00 - 03:00 sularında hala bir umut ararken bir arkadaşınız "özür dilerim" deyip bir fotoğraf gönderiyor. Hayatını kaybedenlerin listesi..

    Allah'ım ne olur olmasın ismi olmasın diyerek dua ederken ismini görüyorsunuz.. Sonrası yok işte.. Sonrasında Elvin yok.. Görüşelim dediğiniz canınızdan çok sevdiğiniz arkadaşınız yok..
    Cenazesine gidiyorsunuz hava soğuk. Cenazeye giderken ne giydiğimi ne yaptığımı sonrasında yanımda olan üniversitede tanıdığım arkadaşımdan dinlediğim vakit dalga geçiyor sanmıştım ama öyle imiş.
    Elvin üşürken kalın giyinemem deyip ince bir gömlek siyah bir pantolon giyip gitmişim cenazeye. Ve en sonunda arkadaşımla armızda geçen konuşma şu oldu
    + iyi misin
    - Ne kadar iyi olunabilirse
    + Hastasın gibi
    - Değilim iyiyim
    + Yüzünü yıkayalım mı
    -İyiyim gerçekten
    + Dün neler dediğini hatırlıyor musun
    - Düne dair tek hatırladığım şey Elvin'i toprağa koydukları an
    + Ne dediğini söylememi ister misin ama ağlamayacaksın tekrar.
    - Ne demiş olabilirim ki
    + Benim kardeşim daha küçük, çok üşür o toprağa koymayın nolur daha ufacık lan nasıl kıydınız diye bağırdığını hatırlamıyo musun
    - Benim kardeşim gerçekten çok küçük ama
    + Ağlamayacaksın söz verdin..

    Lisedeyken dalga geçerdik bu ölüm konusu ile
    " ohooo ölsen ne ağlayacağım ki, kafama sim döküp halay çekerim cenazende " lafını etmiştim. Önce gülmüş ardında da " sen öldün diye ben de gitar falan çalarım herhalde arkandan ne üzüleceğim " demişti. Sonrasında ise " Ağlama olur mu sakın ölürsem falan " deyip güldüğünü ve benim de ağlamamak için söz verdiğimi gayet iyi hatırlıyorum..

    Özür dilerim kardeşim. Sözümü tutamıyorum. Özür dilerim affet.. Seni çok özlüyorum..


    -Alıntı-
  • Bir arkadaşınız var. Lise de aynı sınıfa düşüyorsunuz. Müzik zevkleriniz sevdiğiniz derler her biri aynı. Arkadaşlığınız güzel bir şekilde ilerliyor. Lise dönemi işte bilirsiniz türlü iğrençliklerde şakalar yapıyorsunuz yeri geliyor canınızı yakıyorsunuz ama bi ufak gülümseme ile canınızın yanması geçiyor. Beraber okuldan çıkıp trene biniyorsunuz. Tren demişken şu banliyö trenlerden elbette. Trene binmek için bilet alıyorsunuz ve arkadaşınız her gün sadece 2 durak sizinle geliyor. Trenden inmeden o kağıt biletleri gemi yapıp size veriyor. " Al bunu gidene kadar oynarsın eve gidince de at " diyor.

    Bir gün hava çok soğuk hastasınız ve yağmur yağıyor. Üzerinde gri bir hırka var. Kendisi M beden giyerken XL almış olduğu hırkayı giydiğinize içerisinde kayboluyorsunuz. " Al bunu üşüyeceksin " dediğiniz halde " saçmalama be kızım ben üşümem erkek adam üşümez ama senin gibi minnoş kızlar üşür " diyip gülerek trenden iniyor. O geceyi arkadaşınızın verdiği hırka ile geçiriyorsunuz. Sonra teslim ediyorsunuz ve diyor ki " ıslanmış kedi yavruları gibi eve göndermedim seni, bir süper kahramanım "

    Koskocaman bir sınıfta herkesi güldüren, dinlediği müziklerle millete " kardeş nasıl dinliyorsun " dedirten bir insan düşünün. Kıvırcık saçları ile oynamanıza izin veren, beraber basketbol oynadığınız eğlendiğiniz bir insan hayal edin işte..

    Ve sonra mezun olduğunuzu, mezuniyetten sonra telefonunuzun bozulduğunu ulaşamadığınızı düşünün.

    Bir gün Kızılay'da yürürken acelece koştururken bu arkadaşınıza denk geldiğinizi sımsıkı sarıldığınızı 2 saat ayakta sohbet edip hasret giderdiğinizi ve mutlaka görüşelim deyip ayrıldığınızı düşünün.

    Şimdi ise şunu düşünün.
    Takvim 13.03.2016 'yı gösteriyor. Saat ise 20:30 'u gösteriyor. Güven Park'ta patlama olduğunu biliyor ve yana yakıla arkadaşlarınıza mesajlar atıyorsunuz. Hepsi hayatta.. Ama o heyecan ile birini unutuyorsunuz. Unutulacak bir insan değil ama o lisede en sevdiğiniz arkadaşınız olan, 1 hafta evvel Kızılay'da karşılaşıp " mutlaka görüşelim haftaya" dediğiniz arkadaşınızı unutuyorsunuz işte..

    Sonra bir mesaj
    " kardeşim Elvin kayıp bulamıyoruz haber alabildin mi ? "
    bu mesaj ile başınızdan kaynar sular dökülmesi bir oluyor.
    Arıyorsunuz, haber almak için çırpınıyorsunuz, saatler geçmiyor dakikalar asla ilerlemiyor. Dua etmekten başka şansınız yok.
    Saat güç bela 12 oluyor ama herkesler Elvin'i arıyor. Bulamıyoruz ulaşamıyoruz. " Anne ben otobüse bindim eve geliyorum " dediğini söylüyor annesi.

    Sonra gece 02:00 - 03:00 sularında hala bir umut ararken bir arkadaşınız "özür dilerim" deyip bir fotoğraf gönderiyor. Hayatını kaybedenlerin listesi..

    Allah'ım ne olur olmasın ismi olmasın diyerek dua ederken ismini görüyorsunuz.. Sonrası yok işte.. Sonrasında Elvin yok.. Görüşelim dediğiniz canınızdan çok sevdiğiniz arkadaşınız yok..
    Cenazesine gidiyorsunuz hava soğuk. Cenazeye giderken ne giydiğimi ne yaptığımı sonrasında yanımda olan üniversitede tanıdığım arkadaşımdan dinlediğim vakit dalga geçiyor sanmıştım ama öyle imiş.
    Elvin üşürken kalın giyinemem deyip ince bir gömlek siyah bir pantolon giyip gitmişim cenazeye. Ve en sonunda arkadaşımla armızda geçen konuşma şu oldu
    + iyi misin
    - Ne kadar iyi olunabilirse
    + Hastasın gibi
    - Değilim iyiyim
    + Yüzünü yıkayalım mı
    -İyiyim gerçekten
    + Dün neler dediğini hatırlıyor musun
    - Düne dair tek hatırladığım şey Elvin'i toprağa koydukları an
    + Ne dediğini söylememi ister misin ama ağlamayacaksın tekrar.
    - Ne demiş olabilirim ki
    + Benim kardeşim daha küçük, çok üşür o toprağa koymayın nolur daha ufacık lan nasıl kıydınız diye bağırdığını hatırlamıyo musun
    - Benim kardeşim gerçekten çok küçük ama
    + Ağlamayacaksın söz verdin..

    Lisedeyken dalga geçerdik bu ölüm konusu ile
    " ohooo ölsen ne ağlayacağım ki, kafama sim döküp halay çekerim cenazende " lafını etmiştim. Önce gülmüş ardında da " sen öldün diye ben de gitar falan çalarım herhalde arkandan ne üzüleceğim " demişti. Sonrasında ise " Ağlama olur mu sakın ölürsem falan " deyip güldüğünü ve benim de ağlamamak için söz verdiğimi gayet iyi hatırlıyorum..

    Özür dilerim kardeşim. Sözümü tutamıyorum. Özür dilerim affet.. Seni çok özlüyorum..