1000Kitap Logosu

Okuma Seviyesi

108 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Öykü yazmaktan inanılmaz keyif aldığım her finale varışımda anlık rahatlamalarla uzun metinlerin huysuzluğundan arındığım bir alan. Aynı rahatlamayı öykü kitaplarını okurken de hissediyorum. Son yıllarda yaptığım okumaların çoğunda özellikle güncel yazarlarımızı takip etmeye çalışıyorum. Yazarın sesini bambaşka tınılarda duymanızı sağlayan, alanı sonsuz, etkisi güçlü ve tez vakitte sonuca varabildiğiniz eserlerin cazibesine kapılmak keyifli. Lakin okuma rutinleriniz kimi zaman alışageldik rotalarda turlamayla sonuçlansa da kimi zaman da sahici bir lezzete temas eden fikirlerinizin coşkusuyla sonuçlanıyor. Sevgili arkadaşım Gaye’nin önerisiyle listemde öne çektiğim Muhtelif Evhamlar Kitabı kesinlikle ikinci örneğe dahil oluyor. Ömür İklim Demir’in adını ilk kez Kum Tefrikaları adlı romanıyla duydum. Birçok eleştiri yazısını gördükten sonra merakım kabardı. Tersine bir iş yaparak romanı araştırırken Muhtelif Evhamlar Kitabı’na ulaştım. Nitekim ikisini aynı anda aldım. İsim tercihlerinin hayli dikkat çekici olduğunu söyledikten ve bu sene içinde Kum Tefrikaları’nı okuyacağımın sözünü kendime verdikten sonra devam edebiliriz. Yorumun geri kalanı öykülerin bende bıraktığı çağrışımlara dayanacağı için sürprizler bozulup tatlar kaçabilir, bilginize. Sessizliği Öldüren Tuzluk, kitaptaki son öykü silinmeye yüz tutmuş hatıralarla ve acılarla harmanlanan bir bıkkınlık halini anlatıyor. Günlere yayılan tartışma gerginlikleri, kimliğine hiç sahip olmadığını varsaydığım tıpatıp olmanın zulmüyle büyüdüğü kız kardeşiyle kocasını da paylaşan bir kadının geçmişini yitirme hikayesi. Öykü akışı Selim üzerinden ilerlese de içten içe takip ettiğim kişi Suzan’dan başkası değildi. Alzheimer’ın belirtilerini mimleyerek ilerleyen kurguda Selim, Suzan’ın acabalarından türeyen bir hayattı. Mobilyaların çıtırtısı eşliğinde bir hayatın yüke dönüşümünü okuduğum farklı metinlerde intiharın çağrısını işitmişliğim olsa da finalin geldiği nokta, yazarın temasları bu öyküyü benim için farklı kıldı. Öyküler arasında devam eden ekmek kırıntıları ve direkt zincirli bağlantılar kitabı farklı bir bütünlüğe sürükledi. Hayatlara dokunma şeklimizin pek farkında olmasak da kitabı okurken sıkça temas ettiğim insanları düşündüm. Yazar karakterlerin hareketlerinin ardında yatan sebepleri hissettirecek geçmiş hikayelerini sunarak devam ettiği için etkiden doğan tepkiyi sıkça karşılıyorsunuz. Bazen de ansız bir soruyla yazar size eşlik ediyor. “Hikâyeler hep böyle kötü mü bitmeli?” İki Oda, Bir Salon, Yarım Hayat – Saraylı’nın Üç Ölümü – Sonsuz Rasim Abi’ler Diyarı Yukarıdaki üç öykü de bam teline basma noktasında farklı etkilere sahipti. Kişinin muhtemelen deneyimlerince etkilenme seviyesi de değişiyordur. Şahsen en çok Saraylı’nın Üç Ölümü’nden etkilendiğimi söyleyebilirim. Lakin Rasim Abi’ye dönüşüm süreci, onun düşünme biçimini deneyimledikçe ona ulaşma bir yerden sonra o olma hali beni korktuğum birçok sorguya itti. Ömür İklim Demir tüm bu öyküleri anlatırken arka planda ve aynı anda ana olay akışında ülke gündeminde karşılaştığımız sorunları karakterlerle harmanlıyor. Beyaz yakalının gençliğini yad etmesinden tutun, ansızın gelen patlamalara alışan korkusuz korkaklara dönüşmemizi sorgulatıyor. Öyküler birikimli olarak ilerlemekle yetinmiyor; parasızlığın ve ondan doğan geçim derdinin, o dertten türeyen borçların kapı dışarı bıraktığı yaşamların, sevdiklerini yitirenlerin acısının, bir sokakta veyahut evde hayvan olmanın, hane içerisinde bitmeyen sevgisizliğin taşıp başka hanelere bulaşmasının, güvenlik önlemi alınmayan işlerin bıraktığı yarım hayatların, sokaklarda donup giden hayatların ve fazlasının hesabını tutuyor. Her şeyin bitiminde tekdüzeleşmiş dünya dertlerinin sancılı gebeliğinin sonuçları olan biz okurlar, cebimizde kendi hayatımıza yakın olan dertleri yankılıyoruz. Bu kadar.
Muhtelif Evhamlar Kitabı
Okuyacaklarıma Ekle
1
1
Okumak isteyene her yer okuldur, kendisi öğrenci ve öğretmendir ister ki bir milletin temelinde OKUMA olsun mezuniyet seviyesi yüksek veya düşük hiç birinin önemi yok okuyup gerçekleri ayırt etmek en büyük mezuniyettir !
2
Yerden göğe kadar haklı..
“Elektronik dönem, bizi bir bakıma alfabeden, mat- baadan önceki zamanlara götürdü. Koca bir kabile halkı gibiyiz sanki. Köyalanında olup biteni izley- en, ümmi bir kabile halkı gibi, dünyanın gidişatını bu ışıklı pencereden izliyoruz. Yazı nedir? Bir çeşit sim- gedir. Soyutlamadır. Okuma nedir? Bu simgeleri kafada düşünce haline ge- tirmedir. İnsan okuduğu ile arasına bir mesafe koyabi- lir. Onu objektif şekilde tartabilir. Şu halde okuma gelişmiş bir dönemin ürünüdür. Görme ve işit- meye dayanan algılama ise, ilkel insan topluluk- larının algılamasıdır. Eği- tim, haber alma, sanat au- diovisuel’le bir kolaylığa in- dirgeniyor. Milyonlarca in- sanın kültür seviyesi, daha doğrusu kültür seviyesizliğiortalamasına seslenmek zorunluluğu, televizyonu ister istemez dünyanın her yanında on iki on dört yaşında bir çocuk zekâsı or- tamına düşürüyor.” Haldun Taner,
5
112 syf.
·
Puan vermedi
Şanslı olanların çocukken tanıştığı, bu yazıyı yazan gibi çok geç tanışanların hayran olduğu, asla çocuk kitabı olmayan çocuk kitabı: Küçük Prens..Barındırdığı felsefelerle her yıl, her yaş tekrar okunması gereken, her okunduğunda kişiye yeni bir yol açan, farklı bir algı yaratan Saint-Exupéry’nin şaheseri. “Hiç kimsenin kitabımı özensizce okumasını istemem doğrusu. Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam 6 yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. Arkadaşı unutmak çok üzücü bir şey. Herkesin arkadaşı olmamıştır. Arkadaşımı unutursam, kendimi o sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim sonra…” Saint-Exupéry Dünya çapında 140 milyon kopya satan “Küçük Prens” okuyanı yetişkinliğe hazırlayan derslerle dolu. Kitap sadece çocuklara nasıl ‘yetişkin’ olunuru öğretmiyor, yetişkinlere de nasıl “iyi” yetişkin olunuru hatırlatıyor. Eğer bu kitabı okumadıysan eğer okumalısın. Çünkü; “Küçük Prens” zamansız bir masaldır çünkü çocukluğa, hayal gücüne ve büyümenin kaçınılmazlığına dokunur. Bu hikayeyi okurken, sadece çocuklar için yazılmış olduğunu asla hissetmezsin. Sık sık tekrar okur ve her seferinde farklı mesajlar alırsın. Kitabın en etkileyici kısımlarından biri Küçük Prens ile bir gül arasındaki ilişki. Küçük Prens talepkar gül için elinden gelenin en iyisini yapar ve ona bakmak için yaptığı şeylerden sonra büyük bir ders alır. “Gül’ü bu kadar önemli kılan ona harcadığın zamandır.” Bu bölümde öğretilenleri herkesin kendi hayatında uygulaması tavsiye edilir… Küçük prens, yetişkin dünyasına ve bu dünyanın kurallarına uyarlanmış bir pilota çarpıcı bir bakış açısı sunuyor. Küçük Prens ile hikayedeki koyunun karşılaşmasından itibaren farklı olayların geliştiğini gözlemleyebilirsin. Bazen gökyüzüne bakıyorum ve küçük prensin gezegeninde koyunlarıyla birlikte olup olmadığını merak ediyorum. Bunu sık sık yapmayı seviyorum çünkü hayal gücümüzü açıyor ve bana yeni bir şeyler görmenin yolunu gösteriyor. ” diyenlerin sayısı çoğunlukta. “Küçük Prens”te bazı büyük alıntılar var. İlham verici, motive edici veya her yönüyle harika notlar… Bu hikaye onlarla dolu. En güzellerinden biri şu: “Eğer kelebekleri görmek istiyorsam, birkaç tırtıla da katlanmam gerekecek.” “Küçük Prens”i okumak kolaydır, çünkü onu alabilir ve gerektiğinde sonra okumak için kenara koyabilirsin. Bazen programın karmakarışık olduğunda, kitaba yoğunlaşmak için zamanın olmadığında, birkaç haftalığına rafa yerleştirilebilen bir kitaba sahip olmak güzeldir. Okuma seviyesi hiç de zor değildir, başka bir dili biliyorsan ya da öğrenirsen, o dilde okumayı bile düşünebilirsin ;) Kaç yaşında olursan ol, “Küçük Prens” okumak için harika bir hikaye. Kendin okuyabilir veya çocuklarınla paylaşabilirsin. Okuma ile bağ kurmak için harika bir yol... Kitaptan bazı alıntılar; "Kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. Eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir." "Sana ait olanı bu kadar önemli yapan,onun için harcadığın zamandır." "İnsanların artık hiçbir şeyi anlamaya vakitleri yok. Onlar her şeyi tüccarlardan satın alıyor. Ama dost satan tüccar olmadığı için artık insanların dostları yok." "Hiç kimsede olmayan yıldızlara sahip ol." "Hiçbir şey mükemmel değildir." "İnsanlar hayal etmekten yoksundurlar. Onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar." Okuyun, okutturun efendim :))
Küçük Prens
9.1/10
· 164,3bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
56 syf.
·
1 günde
·
10/10 puan
Kara yiğidim
Vay canına dedim kitabı okurken… Çocuklarımıza tam da böyle kitaplar okutmalı. Kaldı ki büyüklerin çıkaracağı çok ders vardır bu kitabımızda… Kurbağa öpen prenses yerine kurbağalara hayat dersi veren kara balığı okumak zihnimizde yeni ufuklar açacaktır. Nitekim kara balık düşüncelidir. Kara balık, sürü psikolojisi ile hareket etmeyen, aklını kullanan, büyük denizlere açılmak isteyen, büyük etkiler bırakmak isteyen bir kahramandır. Böyle bir kahramanın karşısında, tekdüze yaşayan, bulunduğu çemberin dışına hiç çıkmamış, ufukları dar olduğu için ve korkudan dolayı hapis gibi bir ömrü kabul etmiş diğer balıklar ayaklanır. Ne zaman bir kahraman çıktı da karşısında bir düşman sürüsü bulmadı? Yine de kara balığın cesaretinden, ufkundan etkilenen küçük balıklar vardır. Aile baskısından, çevredeki diğer balıkların yani toplumun baskısından ve henüz toy oldukları için korkularından dolayı kara balıkla beraber gitmeyi göze alamazlar. Ama diğer balıklar, kara balığı linç etmek istediğinde ise buna mani olup dostlarını savunurlar. Bunlar kahramanın peşinden gitmek isteyen genç nesildir. Hayatı bulunduğu çukurdan ibaret sayan büyüklere ise laf anlatmak imkânsızdır! Ki çevremiz de bu modele giren çokça insan vardır… Her şeyi göze alan kahramanımız yollara düşer. Başına ne gelecekse gelsin, “dünyada başka şekilde yaşamak mümkündür” diyerek yollara düşer. Gittiği yerlerde su seviyesi yükselmekte, akarsudan nehre, nehirden denize doğru gitmektedir. Karşısına çıkan hemen herkes kendisiyle alay eder. Hepsine gereken cevabı verir. Kurbağalara hayat dersi verirken, kertenkeleden hayat dersi alır. Kahramanımız her ne kadar yolculuğunda yalnız gibi görünse de kendisini, yolunu, davasını anlayan birileri, iyi birileri de mutlaka karşısına çıkacaktır. Nitekim kertenkele kendisine faydalı olacak bilgileri kara balığa verir. Onun bu yolculukta başına gelecekleri bildiği için kara balığa bir de hançer verir. Sahi ya, benim aklıma düştü birden; müminin “korumaları” da duaları değil midir? Kahraman kara balığın serüvenini tamamen aktararak kitap okuma hazzınızı sıfırlamak istemiyorum. O bir kahramandır, o aklını kullanan bir liderdir, o ayıplanmaktan korkmayan asil bir komutandır, o cesaretini imanından alan bir dava adamıdır! O cesaretiyle, azmiyle, toplumun tabularını yıkan, “başka canlar yaşasın diye canını ortaya koyan” bir yiğittir. O cesareti bir kıvılcım bekleyen diğer balıkların idolüdür. O sokaklarda adı dalgalanan bir bayraktır. O, karalara meydan okuyan kara bereli bir mızraktır! Ruhun şad olsun kara yiğidim! Okur puanım: 92/100
Küçük Kara Balık
8.6/10
· 22,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
22