• 520 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Öncelikle bu Levent Cinemre tarafından çevrilen baskısı çok kaliteli. Özellikle, kitapta geçen kavramlar, yazarlar ve tarihi olaylar hakkında dipnotlar kitaptan alınan tadı arttırıyor. Martin Eden ise mutluluğu aramaya çalışan ve bu yolda yürüyen birisi. Mutluluğu yazarak arıyor hem de yazmanın bir iş olarak görülmediği bir çevrede bu tutkuya kapılıyor. Aristokrat kesime özeniyor ve onları gözünde aşırı yüceltiyor fakat gün geçtikçe, yazma ve okuma seviyesini arttırdıkça onların ne kadar yapmacık ve cahil olduklarını anlıyor. Aşk için, şöhret için aynı arzuları duyuyor fakat bunlar hiçbir zaman Martin Eden'e nihai mutluluğu vermiyor. Bir insan hayatının en 'gerçekçi' özetlerinden birisi Martin Eden' in hikayesidir. Ayrıca Jack London'ın kullandığı üslup hem çok sade hem bir o kadar da edebi sanatlarla iç içe bir yapı sergiliyor.
  • *Okuma ve yazma yaşı hakkında*

    Zaman zaman dostlarla muhabbet arasında söz sırası geliyor; okumanın, yazmanın, bilgiye, kültüre, bilime ve diğer sosyal donanımlara ulaşmanın önemini/gereğini vurguluyorum.
    Elbette ekmek unsuz, bilim kitapsız olamaz.
    Ben toplumsal sorumluluğumu yerine getirmek için, çok da bunaltıcı olmamak şartıyla, zaman zaman bunları hatırlatmak/teşvik etmek zorundayım.
    Olumlu tepkiler aldığım gibi, umutsuz vaka durumlarıyla da karşılaşıyorum tabi.
    "Bizden geçti kardeşim, bu yaştan sonra değil yılda bir kitap okumak, iki sayfa mektup dahi yazamam" diyenler oluyor.
    Sakın zannetmeyin ki, bu insanlar koltuk değneği desteğiyle gezen, okuma ve anlama yetisi/ bilinci zayıflamış yapıdalar.İhtiyaç hissetmiyorlar, vakitleri yok zannediyorlar.
    Yenilgi, yılgınlık, ilgisizlik ve bu teslimiyetin arkasında bir çok neden olsa da böylesi bir durumda hiç bir şeyden memnuniyetsizlik belirtme hakkımız olmaz.
    Toplum olarak kalkınmanın yolu, bireysel çabadan geçer.
    Nice yerli/yabancı yazarlar tanıdım.
    85-90 yaşlarına kadar, okuyup yazarak bilimsel içerik üretmişler. Son kitabını 90 yaşlarında yazıp 1 yıl sonra dünyadan göçenler de var.
    İnsanlar; çile, ıstırap, üzüntü, keder, tüm maddi-manevi yorgunluklara alıştığı gibi, uzak durduğu, önemsemediği, korktuğu, aslında kendisine olumlu katkı sağlayacak şeylere de zamanla alışıyor. Taş yerinde ağırdır, yuvarladığınız zaman, kendi hareketiyle uçuruma yuvarlanır gider.
    Ayda bir adet kitap okumayı başaran, bunu belirli bir zaman sonra iki adete çıkarabilecektir.
    Üst sınır yok, vaktiniz varsa ayda on adet de okuyabilirsiniz.
    Kitap okumak; toplumsal gürültüyü azaltacaktır. Gürültü nerede mi?
    Yaşamın her yerinde, yerkürenin her yanında.
    Tvde, sokakta, pazarda, otobüste, mecliste, okulda,karakolda, adliyede, hastanede.
    Şöyle gözlemlerimin bileşkesini aldığımda:
    Cehalet, bencillik, duyarsızlık kokuyor.
    En pratik çözüm: sosyal bilinci artırıcı kitaplara odaklanmak.
    Oku ki seni görebileyim ve anlayabileyim.
    Ben de anlaşılmaz olmaktan kurtulayım.
    Selam, sevgi ve muhabbet ile
    18.01.2019
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
    http://www.arm.web.tr

    Yazımın tamamının yayınlandığı web adresi:
    http://www.edebiyatevi.com/...a-yasi-hakkinda.html
  • 226 syf.
    ·7 günde
    KENDİ OKUMA SÜRECİM VE
    ÇOCUKLARA YÖNELİK ÖNERİLER


    Goethe der ki : "Okumayı öğrenmek sanatların en gücüdür. Ben bu işe yaşamımın seksen yılını verdim yine de tam olarak öğrendiğimi söyleyemem."

    Peki nedir okuma eylemini bu kadar güç kılan?
    Oysa bu eylem bizim toplum için çok kolay...
    Elimize bir kitap alırız, sayfalarda gözlerimizi gelişigüzel gezdiririz. Düşünsel bir çaba harcamadan bitireceğimiz kitapları severiz daima. O kitaplar iyidir, anlayamadığımız, anlamak için çabalamadığımız, kitaplar ise kötüdür, onlardan da kaçarız hep.
    Bazı kitapları anlayabilmek için öncesinde yüzlerce kitap okumak gerekir. O anki okuma düzeyimiz yetmeyebilir o kitabı anlamaya. Bu durumda neden yazarı ve kitabını suçlarız ki okuma sürecimize daha çok emek vermek yerine? Çoğumuzun kitaba yönelik tavrı budur. Kolaycı okur diyorum ben bunlara. Bir de kör okur vardır. İşte ben lise yıllarında bu kategorideydim. Deli gibi kitap okurdum oradan buradan. Ama kör okurdum. Alt metnini kazımadan okurdum. Yüzeydekini görürdüm sadece, derine inmezdim. Sanki kitaplar salt yalnızlığımı gidermek için vardı. Kitap okurken nasıl körsem, o kitapları alırken de bir o kadar bilinçsizdim. Sahafa gider yıpratılan bütün kitapları toplardım. Salt duygularımla seçerdim kitapları. Bu yüzden bilinçsiz bir okurdum. Ama kitapları yürekten severdim. Bu sevginin bir getirisi olsa gerek: nitelikli kitaplarla da tanıştım. İlk Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" kitabıydı beni sarsan. (İlkokul yıllarına gidersek: Kral Çıplak) Ben Sabahattin Ali'nin sayesinde ilk kez bana benzeyen insanlarla karşılaştım kitaplarda. Sonra bana benzeyen insanları bulmak için okumaya devam ettim. Bu süreçte yanımda birinin olmasını ve daha nitelikli adımlar atmayı nasıl isterdim. Kişisel okuma sürecimi neden paylaşıyorum? Çünkü söyleyeceklerim var: Eğer okuma sürecinde tek başınıza iseniz hemen adrese ulaşamazsınız. Benim gibi on iki yaşında Victor Hugo'nun "Sefiller" adlı yapıtını da okursunuz sefil sefil. :) Canan Tan da okursunuz Türk dizisi izler modunda. :) Peki okuma süreci nasıl şekillenmeli? Bunun bir reçetesi yok elbette. Herkesin ilgi alanı, yaşam deneyimi, dünyaya bakışı, beğenisi farklı. Haliyle bütün bunlar okuma sürecimizi de etkiliyor. O yüzden reçete yazar gibi kitap listesi yazanlara aldırış etmemek gerekiyor. Yetişkinler de çocuklar da okuyacağı kitabı özgürce kendi seçmeli. Kendi seçmeli ki okuma sorumluluğunu gönülden üstlenebilsin. Seçimlerin nitelikli yapıtlar arasından olması için çocukların desteğe ihtiyacı var. (Bunu söylemek için kendi okuma sürecimi paylaştım.) Evet çocukların desteğe gereksinimi var!
    Çocukların yanında olmalıyız. Onları erken dönemde gelişim düzeylerine uygun olan nitelikli çocuk kitapları ile tanışmalarını sağlamalıyız. Eğer çocuklar kendi edebiyatları ile tanışmaz ise çocuk okur hepimiz için bir ütopya olarak kalacak. Okuyan toplumun olması için okuyan çocukların var olması gerekiyor. Her konuda olduğu gibi okuma konusunda da yetişkinliğimizi çocuklara dayatıyoruz. Çocuğun doğasını, bakış açısını yok sayarak içerisinde cinsellik, şiddet gibi olumsuz unsurların yer aldığı niteliksiz kitapları önüne koyuyoruz. Çocuk kendini bulamayınca da haklı olarak okumuyor. Ona ne ki ona ait olmayan dünyanın sorunları. Çocuğun salt midesini, giyimini kuşamını düşünen anneler babalar, belleğini de düşünmeli. Öğretmenler çocukları kendi edebiyatları ile tanıştırmalı. Severek okuyacağı kitabı bulduktan sonra hiçbir çocuk özet gibi kandırmaca yoluna gitmez. Okumadığı halde okuyormuş gibi gözükmez. Bu konuda çok duyarlı olduğum için uzattım burayı. Şimdi kitap hakkında bilgi vereyim.

    KİTABA DAİR

    Emin Özdemir bu kitabında, okurun eleştirel okuma düzeyine gelene kadar hangi süreçlerden geçeceğine ve nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine değinmiştir.
    "Temel okuma yazma becerisi" kazanıldıktan sonra " okuma ve yazma alışkanlığının" sonraki süreçte ise "eleştirel okuma" becerisinin edinileceğini vurgulamıştır. (Kitapta çocuk edebiyatından söz edilmemiştir. Buna rağmen ben yukarıda özellikle üzerinde durdum. Çünkü eleştirel okuma sürecine giden yolda çocuğun yanında çocuk gerçekliğini yok saymayan yapıtların olması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa çocuk haklı olarak okumaktan vazgeçiyor, temel okuma yazma becesini kazanıp hep o düzeyde kalıyor. Okumayı salt ders kitabı okuması olarak algılayıp yıl sonunda da o kitapları parça parça ediyor. ) Emin Özdemir'in bu kitabı beş bölümden oluşur. Birinci bölümde okumanın işlevine, bireysel ve toplumsal yaşamımızdaki yerine, ikinci bölümde okumanın iletişimsel boyutlarına, üçüncü bölümde öğretici metinlere, dördüncü bölümde yazınsal metinlere yer ayırmıştır. Okur ve yazar ilişkisi üzerinde durduğu gibi, okurun öğretici ve yazınsal metinlere yönelik tavrının nasıl olması gerektiğini de vurgulamıştır.

    Bu kitap sayesinde okuma sürecime öz eleştiri getirdim. Ayrıca mesleğime yönelik de katkıları oldu. Bu yüzden "Eleştirel Okuma" kitabını hem bütün okurlara hem de Türkçe Öğretmenlerine özellikle öneririm.

    Soran, sorgulayan, araştıran, düşünen, düşleyen ve ortaya özgün ürünler koyan insanların var olması için eleştirel okuma becerisini kazanmamız şart.

    Keyifli Okumalar!
  • 160 syf.
    ·5 günde·Beğendi·8/10
    “İktidardan daha zengin değil, daha şerefli ayrılmak gerek.” #38608466

    Plutarkhos ’un Demosthenes - Cicero - #38674114 - kitabında karşılaştığım ve İsokrates’e ait olan bu cümle ile incelemeye başlamak sanırım konu çok uygundur. Çünkü günümüz ve geçmişimizde dâhil olmak üzere iktidar sahibi olmak yani hükmetmek bir iş değil, bir hizmet anlayışı ve biçimi olduğunu savunmaktayım. Bu statü ve mevkileri paylaşanların tek bir ortak gayesi olması gerekmektedir, o da sahip oldukları “halklara ve uyruklarına hizmettir.” Ötesi berisi yoktur. Savunma amaçlı olsa dahi o “Lider” şunu yaptı bunu yaptı diyerek yüceltmemiz bile saçmalıktan ötedir. Çünkü onun görevi o, yapması gereken hizmetler onlar. Eğer ki bu dediğimi anlayabilirsek işte o zaman “Lider” yani iktidar sahiplerinin nasıl birileri olduğunu ve pozisyonlarını nasıl kullandıklarını daha ayrıntılı anlama yoluna girebiliriz. Aksisinde ise “yol yaptı, su getirdi, halka ekmek dağıttı” diye mantık dışı saçmalar dururuz.

    Kitabın yazımı MS 550 yılında olmuştur. Yazarımız Prokopios MS 500 yılında Kaiseria – Filistin taraflarında bir şehir – doğdu. 527 yılında Komutan Belisarios’un özel yazmanı, 560 yılında illustres unvanı aldı, 562 yılında ise praefectur unvanı alıp Bizans’ın yöneticisi yani valisi oldu. Kendi branşı tarih olduğu için imparatorluğun resmi tarihçisi olduğu da bilinmektedir. Bu eserden önce kaleme aldığı “Savaşlar Tarihi” ve ölmeden önce Bizans şehrinin mimarisi hakkında yazdığı – MS 561 – “Yapılar” adlı eseri de bulunmaktadır. Ölüm tarihi olarak ise İmparator İustinianos’un ölüm tarihi olan MS 565 yılı gösterilmektedir.

    Eser içerisinde çok çarpıcı gerçeklerin olması ve yazarın cesaretsizliğinden, dönemde bulunan ispiyoncu jurnalciler ve ajanlar yüzünden saklanarak kaleme alınmıştır. Söylediklerinin doğruluğu pek çok araştırmanın dikkatini çekti, bu hususta yapılan araştırmalar sonucunda kitabın büyük ölçüde doğru olduğu araştırmacılar tarafından kanıtlanmış olduğu ise kitabın içerisindeki önsözde okura sunulmuştur.

    Kitabın yazılmasının sebebi olan İmparator İustinianos – Justinyen – İmparatoriçe Theodora, Komutan Belisarios ve karısı Antonina’dır. Sıra dışı yaşamları, çevrelerindeki insanlara verdikleri zararlar olaylar gösterilerek iddialı bir şekilde anlatılmaktadır. Yazarında o dönemde bir tarihçi ve daha önemlisi bir yönetici olmasını da ele alırsak, doğruluğunu tespit etmek bizim işimiz olmamakla beraber kesinlikle bir ansiklopedi değerinde olduğunu düşünmekteyim. Özellikle kişilik bazlı bir inceleme olarak bakarsak gerçekten başarılı bir yazım olduğunu da savunmak isterim.

    " ...insan davranışlarının kötülüğüne aldırmaz olursa, artık her yerde iğrenç biri gibi gözükmekten çekinmez, aynı zamanda yüzünde her zaman beliren utanmazlıkla silahlanıp, en bayağı eylemlere neşeyle, çekinmeden girişir.” ( Alıntı #38919885 )

    Birçok kitabın hatta tamamının övmekten bitiremediği “Büyük” Justinyen imparatorluğu, yine harika bir eğitim almış olan amcası Justin’den aldığı bilinmektedir. Ancak Prokopios der ki Justin okuma yazma dahi bilmeyen silik bir kişilikti. Doğruluk payı var mı? Elbette vardır. Çünkü Justinyen’in imparatorluk devri amcasının imparator olmasıyla başlar. Bu da amcanın birçok şeyde yetersiz olduğunu göstermektedir.

    Tarih kitaplarında Ayasofya’nın yapımına müdavim olan, Roma Hukuku’na yön veren, Roma başta olmak üzere kaybettiği toprakları yeniden almayı başaran, büyük bir veba salgını atlatmış bir imparator olan Justinyen’den bahseder. Kitapta olan ise Justinyen’in çok iyi bir tiyatro oyuncusu olduğunu, halkı her şekilde kendi isteklerine göre yoksullaştırdığını, ağır vergiler koyup hayatta kalması bir tek somuna bakan halkın elinden somunu alması, eski yasanın kendisine aykırı geldiğinde dilediğince yeni yasa çıkarmak ve hatta bununla da kalmayıp parasını verene göre yasa düzenlemek gibi paraya tamah eden bir kişiliğin sahibi olduğu yaşanmış olaylarla anlatılmaktadır. “Hava vergisi,” “El koyma” gibi adetlerin peyda olduğu bir hükümdarlık sürmüş, en yakınlarını dahi bitmek tükenmek bilmeyen para hırsı ile sömürmüştür.

    “...insanlara insafsızca davranılırsa, onlar da doğal olarak umarsız yollara saparlar.” ( Alıntı #38896015 )

    Ayasofya’nın son yapımı ise dönemin iki partilileri yani Maviler ile Yeşiller arasında çıkan bir kargaşa ile son halini almıştır. Bu ayaklanma tarihte Nika Ayaklanması olarak geçmektedir. Hatta imparator tası tarağı toplayıp kaçmak isterken sahneye İmparatoriçe Theodora çıkıp Justinyen’i durdurmuş ve bütün ipleri elinde olan komutan Belisarios’u isyanı bastırmak için isyancıların üzerine yollamıştır. Komutan ise isyancıları hipodroma toplamış ve bilinen 30 bin kişimin orada ölümü gerçekleştirmiştir. Toplam ölümlerin sayılamayacak kadar çok olduğunu ise yine yazar kendisi beyan etmektedir. Ayrıca Ayasofya’nın bizim için önemi ise daha sonradan bölgenin hâkimi olduğumuzdan ötürü Osmanlı Mimarisi’ne ön ayak olmuştur. Komutan Belisarios’un ise hanım köylü olduğunu, karısına söz geçiremediğini, karısının onu defalarca aldatmasına rağmen ses çıkaramamasını da demeden edemezdim.

    İmparatoriçe Theodora fahişelikten gelmiştir. Kitapta rivayet edilir ki imparatoriçe olmadan evvel bir gece 30 adamla yattığı beyan edilmiş, şehvetin ve sapkınlığını dibine varana kadar kendini bütün ahlak kurallarından soyutlamıştır. Büyücülük ve dahası ise kendi medarı iftarı olmuş, zulümde kocasını geride bırakmayacak şekilde hayatını devam ettirmiştir. Her ikisinin de din ile bağları ve inançları işin maddi boyutuna kadardır. Kiliseyi birçok kere yok sayıp, Hristiyanlık ile alakası olmayan Hristiyan inançlarını halka zorla benimsetmek istemişlerdir. Suçsuz yargılama ve serbest kalabilmek için kişilerin bütün malvarlıklarına el koymaya kadar gitmişlerdir. Dahası ise varlıklı ölen kişilerin varislerinin elinden miraslarını alıp, tek bir kalem oynatışla kendilerini yasal varis ilan edip sayısız miraslar üzerine konmuşlardır. Dönemin kadınları ise Theodora’dan güç alıp âşıklarıyla artık alenen zina etmekteydiler, kocaları ise canları ve mallarını korumak için bu duruma ancak seyirci kalabilmekteydi.

    “Kötülükleri önlemek üzere ses çıkarılmazsa elbet bunların artışına engel olunmaz, hatta suçları cezalar izlese bile sonu gelmez, çoğu kimseler için kötülüğe dönmek doğal olur.” ( Alıntı #38896809 )

    Kitabın gidişatı bu şekilde devam etmektedir. Konuların geneli ise devlet içerisinde olan yolsuzlukların kişiler ve yer belirterek konular halinde okurlara sunulmasıdır. Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndandır. İyi bir çevirisi ve kitabı daha iyi kavrayabilmek için 21 sayfa önsözü vardır. Hemen ardından 2 sayfa yazarın kitabın amacı hakkında kaleme aldığı yazı ve devamı ise Justinyen’in yolsuzluklarıyla devam etmektedir. Herhangi bir hata ya da anlaşılmayacak bir cümle yoktur. Çevirmen gerek gördüğü yerlerde okuru bilgilendirmek için notlarına çok sık olmayacak şekilde, sıkmadan yer vermiştir. Benim için başarılı bir çeviriydi.

    Sözün özü; eğer diğer kitapları tarih olarak ele almak gerekiyorsa, bunu onlardan ayıranın ise tamamen anlatılan kişilerin kişilik ve yönetim şekillerinin bizlere en vakıf kişi elinden aktarılmasıdır. Benim için farklı bir deneyim oldu. Bu tarz tarih kitaplarını sevenlerin kesinlikle severek okuyacaklarını düşünmekteyim. Diğer arkadaşlarıma ise yeni bir deneyim yaşamaları için okunulasıdır ve tavsiye isterim.

    Son olarak ise Platon’un “Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı.” sözüyle bitirmek istiyorum.

    Sevgi ile kalın.
  • 134 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    DÖNÜŞÜM
    FRANZ KAFKA

    Böceğe dönüşen insan" herkes en azından bu kadarını bilir bu kitap hakkında ama okuyunca durumu anlar demiş bir okur. Ama ben okurken tek düşüncem acaba ne anlatmak istemiş neden böyle bir kitap yazma gereği duymuş oldu.
    İlginç gelen insanın bazı durumlarda kendini bu tür düşündüğü ama kitabı okurken acımasız hissettim kendimi. Onun duygularını okuma ve ailesinin ona bakış acısını okuma bende bir şey hissettirmedi . Tek düşüncem bir insan niye böyle bir kitap yazma isteği duyar ki oldu. Bilmiyorum anlamak kolay düşünmesi zor bir kitap sanırım. Farklı anlam yüklü olabilir fakat bilemiyorum yorum yapamadım daha fazla beklenti vardı okurken sanırım özelikle sonucu hakkında . Bu tür kitaplar okumak lazım kendime not . Yazarları anlamak için
  • 64 syf.
    ·1 günde·9/10
    Felsefeyle arama mesafe koymuştum kafamı daha çok derslerimle meşgul etmek için ama sınavıma az bir zaman kala bu kitabın beni dağıtmasına müsaade ettim ve başlamadan önce şunu söyleyeyim; puanım 9/10 çünkü bu tadına doyamadığım sohbetin bu kadar çabuk bitmesine sinirlendim. Güzel kitaplar bu kadar çabuk sonlanmamalı.

    Ben Michel Foucault’u, şu an ismini yazarken kitabın kapağından yardım alacak kadar az tanıyorum. Sadece ismi kulağımda olan biriydi, kendisini çok duydum. Peki bu cahilliğimle bu incelemeyi yazmaya nasıl cüret edebiliyorum? Hiç inceleme yazılmamış ve yazmak istedim. Ayrıca kitabın bende uyandırdıklarına, bana kattıklarına da değinmek isterim. Yazma nedenimi kimseye açıklama zorunluluğum yok ama hani olur da Foucault’la ilgilenen biri gelip bu kitaba yazılan incelemeyi okumak isterse baştan ne bekleyeceğini bilsin. Ya da beklemeyeceğini 🤦‍️ Anladığınız gibi elde çok malzeme yok yani. Neyse devam...

    Ben bilinçli olarak kitap okumaya başladığımdan, geçen sene Martin Eden’le başlayan süreçten beri okuduğum ve içlerinde hiç bilmediğim denizlerde yüzdüğüm kitapların beni alıp başka limanlara bırakmasına izin verdim. Yani Jack London kitabında Nietzsche’den dem vurduysa gittim Nietzsche’yi araştırdım, okudum ettim. Nietzsche de bana Schopenhauer’ı verdi. Schopenhauer ile bambaşka bir alemin içine daldım. Okurken çok başka şeyler hissettim, deneyimledim. Sadece London için değil, bu devam eden süreçte kimi okuduysam onun uğradığı yerlere ben de uğradım. Bazen bu konaklamam çok uzun sürdü (Schopenhauer’ın birden fazla kitabını okumam gibi) bazen de Cioran ile ilgili 5 dakikalık bir YouTube videosu izlemek kadar kısa. Bu gezintilerim hâlâ daha devam ediyor. Birkaç hafta önce Martin Eden’ı tekrar okumuştum. İlk okumamda da Spencer dikkatimi çekmişti ama o zaman İlk Prensipler kitabının Türkçe baskısının olduğundan haberim yoktu. Sadece D&R’da Devlete Karşı İnsan kitabını görüp tek kitabı o diye anında sipariş etmiştim. London’ı bu kadar çok etkileyen bu adamı tanımak için. İkinci okuyuşumda, Levent Cinemre sağolsun, dipnotlar sayesinde yıllar önce İlk Prensipler’in Türkçe’ye de çevrildiğini ama basımının çok uzun zaman önce durduğunu öğrendim. (Martin Eden’ı ilk okuduğun yayınevi İlya’ydı ve çok ama çok kötü bir çeviriydi. O berbat çeviriye rağmen J. London beni nasıl tesiri altına aldı, ne büyük bir adam siz hesap edin artık. 2. Kitap iş bankası, Levent Cinemre çevirisi ve şu an elimde beklettiğim, biraz zaman geçince okuyacağım Engin Yayıncılık baskısı vaaar. Koyu bir Londonkolik ya da Martin Eden fanıyız anlayacağınız vesselam) Kitap karaborsaya düşmüştü anlayacağınız. Yani ikinci eş kitap sitelerinde legal olarak satılıyor ama RESMEN KARA BORSA. 65 lira fiyat konur mu o kitaba el insaf ya. Kitabın değerine paha biçmiyorum zaten haddim de değil ama daha önce 15 liraya satılmış yakın zamanda. Neyse öğrenciyiz dedik yalvar yakar anca 53 liraya düşürebildik ve aldık. O da hâlâ beklemede, okumadım daha.

    Neyse konudan çok saptım ama mevzuyu Güzel Tehlike kitabıyla nasıl tanıştığıma bağlayacağım şimdi. (yani umarımm) Artık bu kitap seçim şeklime siz maymun iştahçılık mı dersiniz, tembellik, avamlık ve saçmalık mı dersiniz bilmiyorum. Ben London’a çok güvendiğim için hiç tereddüt etmedim onun referansında kitaplar almakta da okumakta da. Hani diğer kitaplar için belki araştırmadan etmeden atlamam yanlış olabilir. Okuyacaklar listemin kabarıklığı da bundandır. O an okuduğum kitapta adı geçen yazarla/şairle daha sonra tanışmak üzere sözleşiyorum onun kitaplarını okuma listeme ekleyerek. Ama bunlara ömrüm yeter mi ya da hevesim kalır mı ilerde bilmiyorum. İnsanın yapacak bir şeylerinin olduğunu bilmesi, daha çoook okunacak şey var düşüncesi hayatı biraz daha katlanılabilir kılıyor belki.

    5. paragraf ve hâlâ Foucault ile ilgili çıt yok -_- Neyse başlıyorum. Bu kitabı da bir başka kitapta görüp aldığımı düşünüyorsunuz muhtemelen ama hayır. Tamamem tesadüf eseri (ya da asla tesadüf değildir belki aslında) inceliğinden de aklım çelinerek aldım. Bir günde okur bitiririm diye düşündüm. Nitekim öyle de oldu ama çok canlar yandı bitene kadar.

    Ne zaman böyle kitapları okuduğumda kendimi spastik ve yetersiz hissetmeyi bırakacağım bilmiyorum. Uzun uzun cümlelere ve bu felsefi jargona alışabilecek miyim, çabalarsam olacak mı yoksa zorlamanın manası yok mu bilmiyorum ama uğraşıyorum. Bu uğraştan da büyük zevk alıyorum ama hayatıma yansıtma noktasında noksan gösteriyorum. Felsefi sohbetlere dahil olsam konuşabilir miyim?? 404 NOT FOUND

    Anlamak için tekrar tekrar okuduğum onlarca cümle, yine anlamını google’dan arattığım, hiç bilmediğim birsürü kelime oldu. Buna rağmen bir kitabın her satırında mı huzur bulur insan. O bana ilk okuyuşta karmaşık gelen cümleyi, birkaç kelime arayışı ve 2-3 tekrar okuyuşundan sonra anlamanın verdiği hazzı nasıl tarif edebilirim ki. Basamak atlıyor gibi hissediyorum entelektüel anlamda ya da bu anladığıma sevindiğim şeyler bu kulvarda takılanlar için ilkokul seviyesinde sindirmesi çok kolay şeylerdir ve sevincim cahilliğimden gelmedir ama sonuçta bir aydınlanma yaşıyor muyum, yaşıyorum. Benim için bu anlık haz bile yeterlidir. Çok fazla bir şey söyleyemiyorum yine bu kitap hakkında birikimimin yetersizliğinden ötürü ama benim gibi beynini yakmayı, tamlamaları bol cümlelerin ve bilinmezlerin arasında kaybolmayı ve felsefeyi az biraz ilgisi olan herkesi kesinlikle tatmin edeceğini düşündüğüm bir kitap. Bu arada seninle de en kısa zamanda, başkasının söyleşisi aracılığıyla değil birebir tanışacağız Michel Foucault. Bu kez ismini yardım almadan yazdım.
  • 1-Kırlangıç Çığlığı- Ahmet Ümit

    Ahmet Ümit okurlarının yakından tanıdığı baş komiser Nevzat karakterinin yeniden işlendiği Kırlangıç Çığlığı yine mükemmel bir yalın dille yazılmış her sayfanın su gibi akıcılıkta olduğu 2018 yılının en çok satan kitabı olmuştur. Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem.

    Ahmet Ümit’i Kırlangıç Çığlığı kitabı için ayrıca tebrik etmek gereklidir. Son yılların en hassas yarası olan çocuk tacizlerine değindiği için vicdanlarımızı sızlatan bir kitap olmuş demek oldukça doğru olacaktır. Kırlangıç Çığlığı

    2-Gazi Mustafa Kemal Atatürk- İlber Ortaylı

    İlber Ortaylı gibi Türkiye’nin yaşayan büyük Türk Tarih Profesörü tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabının yazılması beklenen bir durumdu. Kitap içeriğinde sadece belgeler yer almazken Büyük tarihçinin bu yaşına kadar edindiği deneyimler ile karşılıklı okuma tekniği kullanılarak oldukça sade bir şekilde yazılmış olduğunu belirtmek gereklidir.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını torunu ve tüm gençlere ithaf ettiğini de belirterek her Türk gencinin okuması gereken kitaplardan biri olmuştur. 2018 yılına girdikten sonra en çok satan kitap listesinde yer almaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

    3-Ikigai-Hector Garcia Frances Miralles

    Ikigai Japonların her zaman meşgul olarak mutlu olmalarını, yaşlanırken genç kalmalarının yer aldığı muhteşem bir kişisel gelişim kitabıdır.2017. Japonların mutlu ve uzun yaşam sırlarının yer aldığı bu kitapla her gününüzü mutlu yaşayabilirsiniz. Ikigai

    4- Saklı Seçilmişler- Soner Yalçın

    Araştırmacı gazetece yazar Soner Yalçının kaleme aldığı Saklı Seçilmişler kitabı 2018 yılının en çok okunan kitaplarındandır. Dünyada gıda terörünün nasıl işlediğini ülkemizdeki etkilerini ve son yıllarda giderek artan kanser, hormonsal bozukluklar, diyabet gibi hastalarının temelini kaleme aldığı bir eserdir. Kitabı okur okumaz seçen değil seçilen olduğunuzu hissedeceksiniz. Saklı Seçilmişler

    5- Momo- Michael Ende

    Yaşamlarımıza küçük dokunuşlarla bizleri mutlu eden insanları hemen biliyoruz ama yaşamımızdan zamanımızı çalanlar ne olacak? Günlük yaşamda yapacağımız işleri oldukça kısa sürelerde yapabiliyorken zamanın yetmediğinden hep şikayet ediyoruz. Zamanın etkili ve doğru anlatılmasının kaleme alındığı bu muhteşem eser ile kendinize ayıracak zamanınız olacak. Momo

    6- Bir Çöküşün Öyküsü- Stefan Zweig

    XV Louis dönemini konu alan kitapta sarayda etkin rolü olan bir kadının Kral tarafından saraydan sürülmesi anlatılır. Stefan Zweig’in en beğenilen kitaplarından biri olan Bir Çöküşün Öyküsü 2018 yılında en çok okunan kitapların listesine girmeyi hak etmiştir Bir Çöküşün Öyküsü

    7- İnsanın Anlam Arayışı- Viktor Frankl

    Yazar bu eserinin ilk bölümünde Nazilerin yaptığı soykırım nedeni ile Auschwitz toplama kampında gönderilmesinin öz yaşam öyküsünü konu alırken ikinci bölümde oldukça anlaşılır bir akademik konuya değinmiştir. Ön siparişte olan kitap şimdiden en çok satanlar listesinde yer almaktadır. İnsanın Anlam Arayışı

    8-Sakın Büyüme Çocuk- Muhammet Recep Arar

    Yazarın yazma tarzı genel anlamda çok beğenilmese de kitapta yer alan çarpıcı ve etkili sözleri sayesinde en çok okunan ve satılan kitaplar listesine girmiştir. Yalnızlar kalabalıkları dinler de kalabalıklar yalnızları pek dinlemez çocuk gibi etkili cümleler yer almaktadır. Sakın Büyüme Çocuk

    9-Kafası Değişikler Atlası- Fatih Dikmen-Zeynep Sevde

    Günümüze kadar gelen her alanda büyük yenilikler ve buluşlar yapan adını bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok mucidin konu alındığı resimli bir eserdir. Onlarca icat, yüzlerce eser, 52 büyük isim bu atlasta. Kafası Değişikler Atlası

    10-Yine de Sevdik- Miraç Çağrı Aktaş

    2018 yılı en çok okunan kitaplarından olan Yine de Sevdik Miraç Çağrı Aktaş en sevilen kitaplarından olmuştur. Bir solukta okunacak akıcılıkta yazılmış bu kitap bir çok kitapsever tarafından oldukça beğenilmiştir. Yine de Sevdik

    11-Harry Potter Seti ( 7 kitap takım kutulu)- J.K.Rowling

    Tüm dünyayı kasıp kavuran Harry Potter kitaplarının bir sette toplanması ile tek seferde tüm kitaplara sahip olma kolaylığı sunulmuştur. Türkiye’de en çok okunan kitaplar listesine girmeyi başarmıştır. Harry Potter Seti ( 7 kitap takım kutulu)

    12-El Vedud- Tuğçe Işınsu

    Kitabın en sevilen tarafının her yaprağın mükemmel bir gül kokusu ile harmanlanmasıdır. Tuğçe Işınsu tarafından yazılmış olan kitapta tüm duaların birleştirilmiş halini bulacaksınız. Ruhani açıdan ruhunuzu yenilemek için mükemmel bir başucu kitabı olarak değerlendirilmiş, en çok okunan kitaplar arasına girmiştir. El Vedud

    13- İki Sela Arası- Nazim Yaşar

    Orhan beyin oğlu Süleyman Paşa'nın konu alındığı kitapta tarihe ışık tutacak bilgilerin yer aldığı Osmanlı Döneminde Süleyman Paşa gibi bazı kahramanların isimlerinin bile anılmamasının konu edildiği araştırma, tarih severlerin yoğun ilgisiyle karşılaşmıştır. İki Sela Arası

    14- Sürgün Ruhlar Senfonisi- Erden Bolerden

    Yazar Erden Bolerden tarafında kaleme alınan Sürgün Ruhlar Senfonisi kitabı 2018 yılında çok okunan kitaplardan biri olmuştur. Plaza cehennemlerinde yıkık, dökük hayatları konu alan başkahraman Salih’in hikayesini çok seveceksiniz. Sürgün Ruhlar Senfonisi

    15-Pembe Fili Düşünme- Zeynep Selvili Çarmıklı

    Kişisel gelişim alanında yazılmış 2018 yılı itibarı ile oldukça fazla okuma sayısı elde etmiş kitap Pembe Fili Düşünme ile kendi kendinizi yeniden inşa etmenin rahatlığını yaşayacaksınız. Pembe Fili Düşünme ile farklı pencerelerden bakma imkanı elde edeceksiniz. Pembe Fili Düşünme

    16-Kökenler: Yaratılışın Bilimsel Öyküsü- Jim Boggott

    İnsanlığın tarihi boyunca yaradılış hakkında bir çok hikaye dile getirildi. Kökenler: Yaratılışın Bilimsel Öyküsü kitabı 2018 yılının en çok okunan akademik ve bilim alanında yazılmış kitaplarından biridir. Kökenler: Yaratılışın Bilimsel Öyküsü

    Yaradılış, evren, galaksi ve daha fazla bilim ve teknik bilgiye ulaşabileceksiniz.

    17-Çıplak İstatistik- Charles Wheelan

    İstatistik sevenler için harika bir yardımcı olacak bu kitap aynı zamanda istatistik alanı ile sorun yaşayanların vazgeçilmezi olmaya adaydır. 2018 yılında en çok okunan ve satın alınan kitaplar arasındadır. Çıplak İstatistik

    18- Günden Kalanlar- Kazuo Ishiguro

    Romanda anlatılan başkahraman uşak Stevens için yaşamında en önemli şey verilen görevi yerine getirmektir. Günden Kalanlar kitabı oldukça naif duygular ile nakış nakış işlenmiştir. Kitapta sık sık geçen vakar kelimesi Stevens ile yeniden anlamlanmıştır. Günden Kalanlar

    19- Hatırlama Süreci- Joe Vitale

    Hatırlama süreci aslında yeni bilinen bir yöntemdir. Bu yöntem henüz olmamış olayları "hatırlama" yoluyla doğru yolu bulma, buldurma amacı taşır. Psikolojiye ilgisi olan herkesin okuması gereken enfes kitaplardan biridir. 2018 yılında en çok okunan kitap olması şaşırtıcı değil doğrusu. Hatırlama Süreci

    20-Keş On Dı Teybil- Zafer Algöz

    Türk tiyatrosunun usta ismi Zafer Algöz tarafından yazılan Keş On Dı Teybil kitabı oyunculuk alanındaki başarısını kitabında da göstermiştir. Anı tarzında ve yaşanmışlıklar içeren bu kitabı okurken kahkahalara boğulacaksınız. Keş On Dı Teybıl

    21- Online Alemin Flört Rehberi- Eric Smith

    Oldukça farklı konulara parmak basan Online Alemin Flört rehberi ile online alemde aktif olan fakat sosyal yaşamına bunu yansıtamayanlar için hazırlanmış mükemmel bir kitap. Online Alemin Flört Rehberi

    22- Yağsın Yağmur- Paul Bowles

    Edebiyat uyarlaması filmleri bizlere sevdiren yazar Paul Bowles Yağsın yağmur kitabı ile de çok beğenilmiş ve çok satılmış kitaplar listesine girmeyi başarmıştır. Okurlarını bir solukta okunacak ve içine çekecek eşsiz bir serüven sunuyor. Yağsın Yağmur

    23-Kampana- Seçkin Erdi

    Kampana kitabı daha ilk bakışta bir yerlerde uzun süredir demlendikten sonra ortaya muhteşem bir anlatımı ne kadar içtenlikle yazıldığının göstergesidir. Bazı kitapları yorumlamak yerine okumanın daha latif bir yöntem olduğunu bilerek 2018 yılının en çok okunan kitabı olmayı hak kazanmış eseri bir an önce satın alarak okumanızı temenni ediyoruz. Kampana

    24-Hayvanlardan Tanrılara Sapiens- Yuval Noah Hararı

    2017 yılında edebiyat dünyasına bir göktaşı gibi düşen bu eşsiz eserin içeriği rahatsız edici boyutta konular içermekle birlikte bir solukta okunacak en iyi kitaplar arasında yer almaktadır. 2018 yılı itibarı ile hala çok okunan bir kitap olması sanırım tesadüf değildir. Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

    25-Leyla ile Mecnun- Burak Aksak

    Bir dönem tv dünyasının en ses getiren dizilerinden olan Leyla ile Mecnun Türkiye tarihinin en iyi senaryolu dizisi olmaya hak kazanmış dizidir. Yayınlanan dizinin sevenlerini bu kez daha farklı bir hikâyenin beklediği henüz çıkmamasına rağmen ön siparişle en çok okunacaklar listesine girmeyi hak kazanmıştır. Leyla ile Mecnun

    26- Hayvan Çiftliği- George Orwell

    Sanırım bir solukta okunacak bu kadar iyi başka bir kitap yoktur. Distopya denince akla ilk gelen eserlerden olan George Orwell'ın bu alegorik eseri Dünya Edebiyatı'nın bir başyapıtı sayılıyor. Okurken insan doğası, güç ve çıkar çatışmaları içinde kendinizi sorgulayacağınız çok satanlar listesinden asla düşmeyen tek solukta okunacak kült bir eser. Hayvan Çiftliği

    27-Şeker Portakalı- Jose Mauro de Vasconceles

    Zamanı geldiğinde acıyı keşfeden küçük Zeze’nin acı dolu yaşamına ve onun en iyi dostuna tanık olmaya hazır mısınız? Tüm dünyada en çok okunan ve satılan kitaplar arasında yer alan Şeker Portakalı 2018 yılı itibarı ile aynı coşku ile okunan kitaplar arasında yer almıştır. Şeker Portakalı

    28-Dirilt Kalbini- Nouman Ali Khan

    Nouman Ali Khan isimli yazarın Türkçeye ilk defa kazandırılan eseri Dirilt Kalbini 2018 yılı itibarı ile de çok satanlar listesinde yerini almaya hak kazanıyor. Yazarın geniş dini bilgisi düşünüldüğünde, bu tarz kitaplar okumayı sevenlerin okuyucalarımız Nouman Ali Khan'dan hiç duymadıkları bilgiler edineceklerine eminiz. Dirilt Kalbini

    29- 1984- George Orwell

    Geleceğe ilişkin kâbus senaryoları yer alan, harika kurgusuyla ve incelediği kavramlarla okuyucusunu düşünmeye iten bir eser 1984. 20.yy'ın en etkili romanlarından biri olan bu başyapıtı mutlaka okumalısınız. 1984

    30-Sabahattin Ali- İçimizdeki Şeytan

    Türk Edebiyatının en değerli yazarlarından olan Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabı günümüzde hala en çok okunan eserleri arasında yer alır. Yazarın kullandığı oldukça mükemmel Türkçesi ile kitap tam bir okunmaya değer eser haline geliyor. İçimizdeki Şeytan

    31- Zülfü Livaneli- Huzursuzluk

    Zülfü Livaneli eserlerinin her biri ayrı güzel, mükemmel dili sanatçılığının getirdiği sanata yakınlığı kitaplarından hissedebiliyorsunuz. Güneydoğunun Mardin’inde yaşayan kavruk adam Hüseyin’in ve Ezidi kızı olan Melek Naz'ın hikâyesidir. Okurken içinizin ezileceğini Livaneli kitabı yazarken huzursuzlukla doldum diye dile getirmesinden anlayabilirsiniz. 2018 yılı itibarı ile hala en çok okunan kitaplar arasındadır. Huzursuzluk

    32- Kırmızı Çizgi- Samar Mahfouz Barraj

    Son dönemlerde kanayan yaramız olan çocuk istismarı konusunda anne babaların çocuklarını bilinçlendirmek için vücutlarının ve yaşamlarının kırmızı bir çizgi ile ayrılmasını anlatan mükemmel bir çocuk kitabıdır.2018 yılı itibarı ile en çok okunan çocuk kitabı olmuştur. Kırmızı Çizgi

    33- Göğe Bakma Durağı- Turgut Uyar

    Turgut Uyar'ın aynı isimli şiirinden adını alan bu kitap şairin seçme şiirlerinden oluşuyor. İkinci Yeni'nin alışılmışın dışında sizi içine çeken tarzı ve üslubu bu kitapta okurlarını bekliyor.İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım gibi dizesi ile aşkı anlatan en iyi şair Turgut Uyarın bu eserini okumanız dileğimizle. Göğe Bakma Durağı

    34- Bağırmayan Anneler- Hatice Kübra Tongar

    Çocuk yetiştirirken dikkate alınması gereken hususları, sakin kalmanın püf noktalarını anlatan bu kitabı çocuk sahibi olan herkes muhakkak okumalı.. Bağırmayan Anneler

    35- Sabahattin Ali- Kürk Mantolu Madonna

    Özellikle 2017-2018 yılının en çok satan kitaplarından olan Kürk Mantolu Madonna kitabı hala aynı oranda okunan büyük edebi bir eserdir. Sabahattin Ali’nin berrak Türkçesi ve insan ruhunu en iyi anlayarak aktardığı kitaplarından olan bu eser her kitaplığın baş köşesinde çoktan yerini almıştır. Kürk Mantolu Madonna

    36-Bazı Yollar Yalnız Yürünür- Özgür Bacaksız

    Yaşamanızda yeni bir sayfa açmak istiyorsanız yaşamınızı yepyeni yollar ile mükemmel bir hayat sürebilirsiniz. Özgür Bacaksız tarafından kaleme alınan bazı yollar yalnız yürünür eseri ile öz benliğinizi yeniden keşfedeceksiniz. Bazı Yollar Yalnız Yürünür

    37- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu- Stefan Zweig

    Ünlü yazarın her kitabının ülkemizde bu kadar çok okunmasındaki neden belki de kaleminin çok güçlü olması ile alakalıdır. Bir kadının hayatı boyunca sevdiği adama gönderdiği mektup kitabın konusudur. Ve gönderenin adı yoktur orada şöyle yazar ‘Sana beni asla tanımamış olan sana ’diye etkili bir biçimde giriş yapılmıştır. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

    38- Simyacı- Paulo Coelho

    Dünyanın en ünlü Brezilyalı yazarlarından olan Paulo Coelho tarafından kaleme alınmıştır. Antidepresan etkisi yaratan bu kitapla hayat amacınızı, yapmak istediklerinizi tekrar sorguluyorsunuz. 1996 yılından beri çok sevilen, çok konuşulan ve çok okunan bu kitap yeni baskısı ile 2018 yılında da en çok okunanlar listesine girmeyi başardı. Simyacı

    39- Zamanın Kısa Tarihi- Stephen W. Hawking

    Yakın zamanda kaybettiğimiz Ünlü Fizikçi Stephen W. Hawking tarafından yazılmış olan evrenin doğası hakkında çarpıcı bilgilerin yer aldığı bu eser oldukça ses getirmiş 2018 yılında hala en çok okunan kitap olmayı başarmıştır. Zamanın Kısa Tarihi

    40. Başlangıç- Dan Brown

    Sanırım dünyada yaşayan en ilginç yazarlardan biridir Dan Brown. Kışkırtıcı, akıl karıştırıcı, şaşırtıcı bir roman olan Başlangıç ile oldukça iyi benzetmeler ve betimlemeler ile her kitabında ayrı bir heyecan yaşatmayı başarabiliyor. Başlangıç