Mustafa Bilican, Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okumadan önce düşüncem eski atalarımızın ( Homo Sapiens) tarihi ve yaşantıları ile ilgili olacağını düşünmüştüm. Benim derinden sarstı ve beklentimin ötesinde bir eser ortaya çıkmış. Her gün yaşadığımız ve kanıksadığımız bütün olumlu olumsuz ne varsa mesela para mutluluk ekonomi bilim tarım vb. Bu konular ile ilgili tespitleri benzersiz. Din konusunda katılmadıklarım var özellikle yaradılış bahsi konusunda. Okurken beni vesvese içinde kalmama neden olan bir konuyu paylaşmadan geçemeyeceğim neden her milletten ve dinden bahseden eleştiren övgüler düzen yazarımız yahudilerden ve İsrail’den bahsetmemiş. Nedenini düşündüm bulamadım. Aydın bir yazar olduğunu düşünüyorum yine. Açıkcası seneye bu zamanlar da yine okumak istiyorum. Size de tavsiye ediyorum daha fazlasını istifade edersiniz umarım.

İpek Ölçal, 1984 inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

~SPOILER ICERIR~
Muhteşem ve esnek zamanlı bir distopya! Ve fazlasıyla sinir bozucu... Dünya 3' e ayrılmış bir durumda: Okyanusya, Avrasya ve Doğasya. Bu 3 güç sürekli bir savaş halinde ancak her zaman değişen dost ve düşman kavramıyla. Karakterimiz Okyanusya da yaşayan orta yaşlı bir adam. Devrim öncesini hatırlamıyor bile. Okyanusya da bir parti var ve başta gerçekliği bilinmeyen sembolik bir "ağbi", yaşayan tüm insanlar tek bir kalıpta olmalı. Partinin istediğini düşünüp, istediğini yaşamalı. Evlerde 7/24 açık telekranlar, kendine ait bir düşünce yasak, okumak ve yazmak yasak, uykuda istemsizce sayılacak bile seni ele verir... müthiş bir baskı. Karakterimiz partinin elinde büyüyün sıradan biri ancak daha sonra bu işte bir hata olduğunu fark ediyor ve hem partiye hem de ağbi'ye karşı bir düşünceye kapılıyor, bunu kimsenin fark etmediğini düşünerek... Ancak parti her şeyi bilir. İşte sinirlendiğim nokta tam olarak burası. Kitap boyunca hep bir isyan bekliyorsun, karakterin baş kaldırmasını ama insanın karşıt düşüncesine bile izin veren yine parti. Ve en sonu... bunu söylemeyeceğim ancak çıldırtıcı. Güce dair, geçmiş, şimdi ki zaman ve geleceğe dair, sisteme dair muazzam ileri görüşlü bir yazar Orwel. Bu kitap bir distopyadan çok eleştirel bir kitap.

Chemical Analyst, Midak Sokağı'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitaplarını uzun süredir okumak istediğim Necip Mahfuz'un okuduğum ilk kitabı. Kahire'de bir sokak olan Midak sokağı sakinlerini o kadar akıcı bir dille anlatmış ki sanki o sokağın sakinlerinden biri sizsiniz de olayların bizzat içindesiniz hissi uyandırıyor. Her türden insan var bu sokakta. Eşcinseli, fahişesi, çöpçatanı, dervişi, kocasını döveni, erdemlisi, para için herşeyi yapanı ve dahası. Arayacağınız her türden insanı bulabileceğiniz bir sokak kısacası. Ama kimisi var ki insanın içine işliyor. Abbas'a sanırım sizde üzüleceksiniz ve Hamide'yi eminim parçalamak isteyeceksiniz. Bu kitap bir kere daha öğretti ki; Bu dünya sadece kötülerin dünyası. Ve kötü olursan kazanırsın

salih, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okuyor

Arzuyla, alışkanlıkla, istediğim için ya da meslek gereği yazmıyorum. Yaşayabilmek için yazdım. Yazdım, çünkü susarak konuşmanın tek yolu buydu. Dilini yutmuşken konuşmak, dilsizken konuşmak, yitirilen sözcüğü kollamak, okumak, yaz­mak, aynı şey. Dili elden çıkarmak bir sığınak oldu çünkü. Çünkü deliler gibi, doğaları gereği bahtsız
taşlar gibi, hayvanlar ve ölüler gibi dilden bütünüyle sürgün edilmeden bu ad'a sığınmanın tek bir yolu vardı.

Adı Dilimin Ucunda, Pascal Quignard (Sayfa 49 - Sel Yayıncılık)Adı Dilimin Ucunda, Pascal Quignard (Sayfa 49 - Sel Yayıncılık)
Züleyha Çiçek, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sabahattin Ali kitaplarını okumaya hazır olmak gerekiyor, bence. Çünkü bu kitabı okuduğumda o kadar çok yorulmuştum ki beğenmediğimi düşünmüştüm. Ta ki bir gün arkadaşlarım benden ısrarla kitabı anlatmamı isteyene kadar. Anlattığım zaman farkettim ki ben bu hikayeyi, bu anlatımı, bu yazarı, yarattığı karakterleri, tasvirlerini, duyguları bu kadar içten hissettirmesini... Çok sevmişim. Ama Raif Efendi'ye kızgınlığım baki. İnsan kendine bu kadar haksızlık yapar mı? Kaç Raif var hayatımızda acaba? Kaçımız Raif Efendi'yiz?

Okunmalı. Okunmalı çünkü Sabahattin Ali okumak kendini okumaktır.

Büşra Dolu, Mai ve Siyah'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

Edebiyat öğretmenimin zoruyla okuduğum bir kitaptı Mai ve Siyah. Çevremdeki kişilerin kitabın sıkıcı olduğunu ve hiç zevkli olmadığını söylediklerinden dolayı okumak istemiyordum. Şuanda ise okuduğuma hiç pişman değilim iyiki okumuşum. Kendisi en sevdiğim kitaplardan biridir. Ve bana daha fazla kitap okuma hevesi kazandırmıştır. Okumaktan pişman olmadım.

Okumak istiyor lakin üşeniyorsun, okumadığın için fikir üretemiyor ve bir ürün ortaya çıkaramıyorsun ve sonra mı ne yapıyorsun? Aylarca hatta yıllarca çalışarak bir arabaya, bir eve sahip olabilmek için köle gibi çalışıyorsun, bence gücü yönetenlerin de istedikleri bu...

شيماء, İnsanın Dört Zindanı'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

yola çıkmak için,
özgür olmak için,
insan olmak için, çok güzel bir harita!

iranlı düşünür, sosyolog, dr. ali şeriatî’nin okumaya çabaladığım ilk kitabı. tam anlamıyla ‘oku’mak zaman alacak ve beni y’ol’da tutacak, zannımca.

kitap prof. dr. hüseyin hatemî tarafından çevrilmiş, onun tarafından açıklamalara yer verilmiş, daha anlaşılır olmuş. hüseyin hatemî türk akademisyen, yazar ve hukuk profesörü. istanbul ticaret üniversitesi’ndeydi en son.

kitap, ali şeriatî’nin konuşmalarının derlemesinden oluşuyor. başlarda müthiş bir detay ile ‘insan’ nedir, ne değildir, kimdir, kim değildir, insan sorun mudur, sorunun kaynağı yine insan mıdır? sorularına cevap ararken, düşündürtüyor ve sorgulatıyor epeyce.

insan olma ve insanlaşma sorununa önemle vurgu yapıyor. ‘beşer’ ve ‘insan’ ayrımını çok güzel açıklıyor. beşerin insan olmadığını, nasıl olmayacağını ve de nasıl olabileceğini uzunca, dikkatlice açıklıyor.
şöyle diyor:
“şu halde iki insan kavramı vardır: birisi dirim-bilim(biyoloji) konusu olan insan, diğeri ise şairin üzerinde konuştuğu, feylesofun söz söylediği, dinin ilgilendiği insan.”

yer yer ayetlerle, muhammed ikbal’in sözleriyle(hatemî’ye göre şeriatî ikbal’in etkisinde çok kalmıştır.), birçok feylesofun fikirleriyle anlatmak istediğini daha özenli ve anlaşılır anlatmış oluyor.

kitaba da adını veren “dört zindan”ı uzun uzadıya fakat sıkmadan, sorgulatarak, düşündürerek izm’lerle ist’lerle (çok sevmem de ben:) havada uçuşuyor izm’ler ve ist’ler) gayet anlaşılır güzellikte anlatıyor. zindanlar; sosyolojizm, naturalizm, historizm ve “kendi’m” zindanı. çok haklı tespitleri var. zindanları öz ve açık bir şekilde anlatıyor, nasıl kurtulabiliriz’in yollarını sunuyor. en çok dördüncü zindanımız olan kendi’m zindanı üzerinde duruyor. çok detayına girmeyeyim :)

beşerin insan olma sürecine güzel bir örnek var kitapta; bu ufak pasajla da sonlandırayım:

“halı dokumasında gözlerin ve parmak uçlarının dikkat etmesi gereken zevk inceliği, renkleri iyi tanıma ve ayırma ve birbirleriyle uyuşturma için gerekli ince zevk ve duygu, halının zarif ve sanatkârca nakışlarındaki güzellik, bütün bunları tanımaya başlıyor ve sonra dokuyorlar, yaratıcılıklarını tadıyorlardı. bütün bunlar ruhu o derece inceltiyor ve duygu veriyordu ki, belki kan dökmekten ve öldürmekten zevk alan adam, sanatla uğraştıktan bir süre sonra ruhsal bir güzellik kazanıyor, öyle ki kimi zaman bir arada oturup ben şiirler okumaya başladığımda, aynı adamın gözyaşları yavaşça süzülmeye başlıyordu.”

kendi zindanımızda kendimizin oluşturduğu prangalarla bağlandığımız özgürlük hayallerine devam mı?!

Meliz Vural, Müslüman'ın Diyeti'yi inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kesinlikle herkesin okuması gereken kitaplardan birisini diye düşünüyorum. O kadar öenmli bilgiler var ki. O kadar çok bilmediğim şeyleri öğrendim ki bu kitapta. Yazarın emeğine sağlık. Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.

Necip Fazıl etkinliği olacağını görünce hemen bir kitapla katılmak istemiştim ama kitabı okuyacağımın bu kadar uzun süreceğini bilmiyordum. Sanırım Necip Fazıl okumak için uygun zaman değildi gibi diyelim.

Tiyatro oyununu önceden okumuştum 2 tane birisi muhteşem olan 'Bir Adam Yaratmak' diğeri de tarihin önemli bir dönemini anlatan "Abdülhamid Han"...
Ikisinde de Necip Fazıl'ın tiyatro alanında da ne denli maharetli olduğunu bana gösterdi.

Reis Bey'i listeme almıştım ileride okumak için...

Reis Bey; katı, kanunlara körü körüne katı bir şekilde bağlı, merhametsiz, acımasız, yalnız yaşayan yaşı 65'e dayanmış ama hala emekli olmayan birisidir. Ömrü otellerde kalarak geçmiştir. O davadan bu davaya bakarak... Reis Bey'in kaldığı otele kadar gelir yardıma muhtaç 'adalet' isteyenler ama Reis Bey kaskatı olduğu için bazı şeyleri anlayamaz(?) Çünkü merhamet etmeyi ve ağlamayı bilmiyordur.

Bir davadan sonra onu çok etkileyen ama etrafı da çok etkileyen bir olay yaşanır. O olaydan sonra Reis Bey öyle bir değişir ki etraftakiler şaşar kalır. Kaskatı, merhametsiz olan adam etkileyici bir şekilde değişerek merhametli, her şeyde kendini suçlayan Amerika'da bile bir cinayet olsa kendini suçlayan birine dönüşür.

Bu olaylardan sonra kendini değiştiren Reis Bey, insanları da aydınlatmak için uğraşlar vermeye başlar. Çabalar, çabalar...

Reis Bey karakteri yine birçok karakteri gibi Necip Fazıl'ın Onu yani Necip Fazıl'ı anlattığını düşünüyorum, ki baya belirgin bir şey bu sanırım öyle.Hocasıyla tanışmadan önceki ve sonraki hayatı yani...

Olaylar kısmından çok manevi yönünü anlamak için çok uğraştım ama pek bir sonuca varamadım sanırım...
Ağlamak sırrını bir gün ben de, tüm insanlık da çözer umarım ve anlarız o "bilmeceyi"....
Beni şaşırtmayan edebi yönden yine ustalıkla yazılmış bir eserdi...

Herkese iyi okumalar dilerim...