“Floransa Büyücüsü” hayaller, rüyalar, masallar, efsaneler, büyüler ve gerçekler arasındaki sınırın kaldırıldığı bir “magic realism” yani büyülü gerçekçilik türünden enfes bir roman.

#Eserde o kadar tarihi figür, mekan ve olay var ki, bu durum okuru bağlantı kurmaya zorlarken tarih bilgilerini canlandırmaya çağırıyor.

#Ağır bir eser olmakla birlikte roman okumanın hazzını yaşatıyor. Tarih sayfalarında gezinirken, ince bir tülün ardında yaşanan gizemli olaylar okuru çekiyor. Odaklanma sorunu yaşamamak için, eseri pek ara vermeden okumanızı tavsiye ederim.

#Eserin içinde kimler yok ki: Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim, Medici ailesi, Machievelli, Amerigo Vespuci, Babür Şah, Vlad Tepeş yani Kont Drakula, Andrea Doria, Ali Şir Nevai, Boticelli vs.

#Mekan olarak, esere adını veren, Rönesans’ın gözde şehri Floransa, Doğu’nun Floransa’sı olarak adlandırılan Heart şehri, İstanbul, Yeni dünya…

#Konusundan bahsedecek olursak; Tuhaf sarışın bir delikanlı (Ucello, Mogor dell’ Amore, Niccolo Vespucci) Babür İmparatorluğu’nun hükümdarı Ekber Şah’a sırrını açmaya gelir. Ve onlara hikayesini anlatmaya başlar. Kurgunun içinde başka bir kurgu olduğu için hikaye romanın sonuna kadar sürer ve esere adını veren Floransa Büyücüsü yani hanedanın kayıp prensesi Karagöz Hanım ancak eserin ortalarında ortaya çıkar. Ekber Şah’ın dedesinin kayıp kızkardeşinin hikayesidir aslında bu. İran Şahı Şah İsmail’e esir düşen(daha doğrusu onun yanında kendi isteğiyle kalan) Karagöz Hanım onu kendine aşık eder. Gücü seven Karagöz Hanım Çaldıran Savaşı’nda Yavuz Selim karşısında yenilen hükümdarı terk eder ve Floransa asıllı yeniçeri ağası, Cem Sultan olayında da parmağı olan Argalia ile birlikte İstanbul’a gider. Kendisine Angelica adını verir Argalia. Yavuz Selim onun kendisiiçin tehlike arz ettiğini düşününce Argalia Angelica ile birlikte Floransa’ya döner ve Medici Ailesine Floransa’yı yönetmesinde yardımcı olur. Güzelliğiyle erkekleri de kadınları da büyüleyen Angelica orada da papaların ve kralların gözdesi olur.

#Eserde hem fahişe, hem azize, hem büyücü, hem hayal, hem yakıcı bir gerçek, hem gizli yönetici olan Floransa Büyücüsü Angelica’nın kendi topraklarına ancak hikaye yoluyla dönüşü anlatılmış.

#Bu uzun yorumu eseri okumak isteyenlere yardımcı olmak amacıyla yazdım. Eserdeki şahısları tanıtayım:

-Ekber Şah:Babür/Gürkani İmparatoru
-Selim, Danyal, Murat: Ekber Şah’ın oğulları
-Karagöz Hanım/Angelica: Gürkani Hanedanının kayıp prensesi, Floransa Büyücüsü
-Hanzade Begüm: Floransa Büyücüsü’nün ablası
-Ayna: Nedimesi
-Dasvant: saray ressamı, nakkaş
-Tansen: Saray müzisyeni
-Codha: Ekber Şah’ın hayali sevgilisi
-İskelet ve Döşek: Genelev işleten ve Ucello’ya yardım eden fahişeler
-Simonetta: Floransa’nın en güzel kadını, genç yaşta veremden ölür.
-Ebu’l Fazl ve Birbal: Ekber Şah’ın en güvendiği adamları
-Antonio Argalia: Floransalı maceraperest, önce Türklere karşı yapılan deniz savaşına katılır, sonra saf değiştirip Türklerin tarafına geçer, Floransa Büyücüsü’ne delice aşık olur, elindeki devler ve yeniçerilerle Floransa’ya döndüğünde hain sayılmasına karşın şehrin güvenliği ona emanet edilir.
-Niccolo il Machia: Argalia’nın çocukluk arkadaşı, onun namı diğer Machievelli olduğunu sonradan anlıyoruz.
-Ago Vespucci: Amerigo Vespucci’nin kuzeni. Argaliya’nın çocukluk arkadaşı.

Eserde daha bir çok yan karakter mevcut. Yazar aslında zor bir işe kalkışmış. Neredeyse paralel bir anlatımla Avrupa’dan Asya’ya Amerika’ya kadar tüm dünya tarihi üzerinden Floransa büyücüsü ile birlikte geçmiş. Bu bakımdan odaklanması zor bir eser ama bir o kadar da keyifli. Eseri okumadan önce Floransa’yı biraz incelemenizi öneririm ve eminim kitabı okuduktan sonra “Da Vinci’s Demons” dizisini izlemek daha keyifli olacak…

Yazdığım en uzun inceleme bu oldu sanırım. Okuyana faydası dokunması dileğiyle… Herkese keyifli okumalar dilerim…