• Semih
    Bir türlü sıfat bulamadım seslenmeye. Sevgili, kıymetli, kardeşim ya da buna benzer. Kafka da bu mektubu yazarken acaba kendisine , çocukluğuna , vicdanına ya da evlatlığına mı sesleniyor, yoksa babasına mı gerçekten diye okuduğum sayfaları en baştan tekrar tekrar gözden geçirdim. Çoğunlukla tanınıyor olmandan emin olmakla birlikte seslendiğim Semih’in kim olduğunu bilmeyenler için ufak bir dipnot ekleyip mektubuma devam edeceğim.
    Kitap hakkında profesyonel bir inceleme okumak isteyenler için bknz. #35182608
    Senin incelemeni okuduktan sonra kitabı çok daha büyük bir arzuyla acaba aynı fikirlerde buluşacak mıyız diye de daha dikkatli okumaya çalıştım. Okudukça babam ile olan ilişkimi de kurcaladım durdum.
    Babama mektup yazsaydım ; korkularımı anlatan bir giriş yapmazdım. Hakikatten Semih, babamdan hiç korkmadım. Öfkeleneceğinden, şiddetli tavır sergileyeceğinden ya da cezalandıracağından hiç endişe etmedim. Doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmak zorunda kalarak Türkiye’ye gelip yeniden bir yaşam sürmeye çalışan , aynı evde dede, nine, amca, hala kuzenler ve kardeşlerden oluşan on iki kişilik bir ailede, babam dokunuşu ve sarılışı eksik adlandırılsa da sesiyle, bakışıyla sever, nefesi ile hissettirdi sevgisini.
    Yapılmasını istemediği davranışları önce kendisi yapmayarak örnek olur bunu da sabrıyla hepimize aşılamaya çalışırdı. Ne mi mesela? Senelerce sigara içiyor olmasına rağmen sırf ben ve annem sigarayı bırakalım diye örnek oldu bıraktı ve bir daha hiç başlamadı. (Annem ve ben halen onun iradesine sahip olamasak da bunu bir kere bile yüzümüze vurmadı)

    Birlikte katıldığımız hiçbir toplulukta bizden utandığını da hatırlamam. Diş dolgusu yaptırırken korktuğum dişçi koltuğuna önce kendi dişlerinin belki o an için çok gerekli olmasa da dolgusunu yaptırararak ‘’ bak korkulacak hiçbir şey yok’’ diyecek kadar eğlenceli anlar yaratan babam.
    Aldığımız eğitimlerde, seçtiğimiz mesleklerde hatta evliliklerimizde bile ‘’önemli olan kendi doğrularınız olduğuna inanmanız, kendiniz yaşamanız, ola ki herhangi bir sıkıntıda yine yanınızdayım ‘’ duruşuyla tam bir arkadaşlık ilişkisi kuran babam.
    Çocukluğundan beri ibadetini eksiksiz yerine getiren ancak bir kere bile ‘’şunu giymeyin, bu günahtır uyarıları yerine aklınız vicdanınız var, günahı sevabı da bilecek kadar eğitiminiz de gerisi sizinle Allah arasında kalmış vicdani bir muhasebedir ‘’ felsefesinin ilk öğreticisi babam.
    Üniversiteye bir yıl gidip bırakacağım dediğimde nedenini sorgulamayan, baba sürmedi evlilik boşanmak zorundayım dediğimde evlenirken evden ayrılmış olabilirsin ama evlatlıktan da ayrılmadın ya diyen, çocuklarımın doğumlarında yanıma koşan, mezuniyetlerinde salonda benden önce yerini alan, hiçbir ayrıntıyı unutmayan dede babam.
    Kız çocuklarından seneler sonra bir erkek evlada sahip olmanın mutluluğunu biz etkileniriz diye hissettirmeyen, erkek kardeşimin alacağı tüm kararlarda fikrimize dikkat etmemizi öğütleyen , anneme olan sevgisinden saygısından bir gün bile ödün vermeyen bir koca babam.
    Çok ciddiyim Semih, babam aynen anlattığım gibi bir adamdı, halen de anlattığımın daha da olgunlaşmışı , başım sıkıştığında, canım yandığında, içim acıdığında , kızdığımda kırıldığımda ilk aradığım babam.
    ‘’ Her şeye karşın, bizim sevdiğimiz Franz Kafka'nın ortaya çıkmasında en büyük pay, babası Hermann Kafka'ya ait. O böyle baskıcı ve dayatmacı bir baba olmasaydı, biz nasıl görecektik Franz Kafka'nın ince ruhunu?’’ satırları ile bitirmişsin ya Semih incelemeni işte burada takıldım kaldım.
    Maddi sıkıntılar yaşatmayan ama mağazada çalışanlara davranışları ile Kafka’yı utandıran, sadece kendisinin değil diğer çocuklarının da sürekli tetikte beklemesine sebep olan , kendi çektiği sıkıntıları örnek vererek bulunduğu yerin övgüsünü anlatmaya çalışan, eminim ki eşine de çocukları kadar yakın olamayan bir baba istemezdim.
    Herkesin tanıdığı bir yazar olarak ama mutsuz bir çocukluk, endişeli bir gençlik ve yazdıklarını babasına iletemeyecek kadar çekingen bir hayatı yaşamış olmak da istemezdim.
    İyi ki de istemediğim bir hayatı yaşamak zorunda bırakılmadım Semih. İncelemen için tekrar tekrar teşekkürler.
    Okumak isteyenler için incelemen çok anlamlı bir rehber olacaktır.
    Keyifli okumalar .
  • Murat Menteş hakkında katıldığım epey bir eleştiri olmasına rağmen zevkle okuyan sadık bir okuru olarak maalesef bu son kitabına 3 veriyor ve kendisi ile vedalaşıyorum. O 3 puan da Düblör'ün Dİlemması ve Korkma Ben Varım'ın hatırına.

    Düblör'ün Dilemması'nı 30 yaş civarında yazmış. Ben de 25 yaşımda falan yazarın zekasını, epey farklı tarzını çok sevmiştim. Ardından Korkma Ben Varım, onun ardından Ruhi Mücerret. Sıkça birbirinin aynısı olduğu eleştirisi ile karşılaşsam da ben okurken eğleniyor, gülüyordum. Dolayısıyla da tavsiye etmeye ve okumaya devam ettim. Bu kitabını da çıkar çıkmaz aldım ve okudum. Fakat ne büyük bir hayal kırıklığı anlatamam!

    Öncelikle evet, tarzını değiştirmek zorunda değil, bir üslubu var, bir tarzı var, kitaplarının değişik bir kafası var. Bu anlamda birbirinin aynısı yazıyor eleştirileri bertaraf edilebilir ama bu üslubu, aynı tarzı okura tekrar tekrar okutabilmek ve sevdirebilmek için asıl iyi bir kurguya ihtiyacı var. Okur dört roman boyunca aynı şeylerin farklı versiyonlarını ancak altında çok iyi bir hikaye örgüsü varsa okur diye düşünüyorum. Zaten aksi tutmuş olanı yapmaya devam ederek okurun zekası ile dalga geçmek olur bence. Menteş'in bu kitabı beni bu düşüncelerin tam ortasına attı. Heyecanla elime aldım ama bu kitabında diğer kitaplarındaki gibi hız treninde gidiyormuş hissi veren, güldüren, eğlendiren bir hikaye yok. Twitterda çok tutacak, çok beğeni toplayacak hikaye ile alakalı/alakasız aforizmaların, ansiklopedik bilgilerin arasına hikaye serpiştirilmiş sanki. Diğer kitaplarında da vardı bu tarz şeyler, ama öyle yerlerde vardı ki hikayenin hızını bir üst perdeye taşıyordu, bir kahkaha attırıyordu, ve en önemlisi yeterinceydi. Bu kitabın yarısından fazlası aforizmalar, diğer büyük bir kısmı ansiklopedik bilgiler, kalan yarısı da Şifa Şavk'a duyulan aşkın anlatıldığı onlarca sayfa. Tamamlamak için gerçekten emek harcadım. Kitapları hiç bir zaman iyi edebiyat örnekleri olmayabilirler ama eğlenceli ve farklıydılar, bu kitapta hiç biri yok.

    Belki kendisini ilk kez okuyacak okurlar için yeni bir tarz, yeni bir soluk gibi gelecektir bilemem ama 15-20 yıldır Menteş'i tanıyan ve seven okurları için bence oldukça üzücü bir okuma.

    Bir de o kapağı hiç beğenmedim. ama kapakla ilgili dikkatinizi çekerim ki üzerine iki kitap daha yazmış olmasına rağmen hala "Dublörün Dilemması'nın Yazarından" diye yazmışlar. Bu da bence çok şey anlatıyor.

    Son olarak da bilmem farkedildi mi ama kitapla ilgili inanılmaz bir lansman var. Gazeteler, dergiler, söyleşiler... Hadi bunları geçiyorum. Bostanlı'nın (izmir) en işlek sokaklarında adım başı afiş yapıştırmışlar "Antika Titanik Tüm Kitapçılarda" diye.

    Ne diyeyim, illa okumak isterseniz, yazarı hiç tanımıyor ama bu kadar reklam arasında dikkatinizi çektiyse bence bu kitabı es geçin, Düblörün Dilemması ile Korkma Ben Varım'ı okuyun. Yazarı çok sevin ve orada bırakın:)

    Keyifli okumalar
  • #ballıbademim sabah erken kalkarsa şimdi şekerleme yapar benim de #annesaatim erken başlar bu hafta başladığım ama #ballıbademim den fırsat bulup paylaşamadığım ocak ayının 7. Kitabı #rotasızseyyah #yolhikayeleri1 @rotasizseyyah okumaya devam ederim.. Her sayfası gezi rehberi olmaktan öte yolculuğa çıkış ve yeni tanıştığı insanlar ve kültürlerle yaşadığı ilginç ve bir o kadar keyifli süreci barındırıyor. Daha sade bir anlatımla size gezerken rehber olmak yerine sanki çantasının bir köşesinde #businessclass yolculuk imkanı sunuyor Bu yolculuk için biletimi alan( kitabımı hediye eden) @ireemde ayrıca teşekkür ederim...
  • Bitimi ile derin bir nefes alma ihtiyacı duyduğum kitabım #yolcu23 açık ara #sebastianfitzek den okuduğum #terapi #gözkoleksiyoncusu kitapları arasında en iyisi.. Kimi kitaplar ilk sayfadan tüm dikkatinizi kitaba toplar ve elinizden bırakamazsınız .. Ya da tamam bitti işte hikaye derken altından öyle birbirine geçmiş kusursuz bir kurgu çıkar ki siz okurken her sayfada ayrı şok yaşarsınız ama okumaya da devam edersiniz yukarıdaki tanımların hepsinin hakkını veren şahane bir kitap ... #gerilim #aksiyon #macera seviyorsanız kesinlikle listenize eklemelisiniz? Keyifli okumalar #bookstagram #book @pegasusyayinlari #yolcugemisi #kitap #okudumbitti #kitaptavsiyesi #okuyananneler #annesaati⏰ #ballibademimuyuduannesikitapokudu #agustoskitaplari
  • Kitabı tam da bir uzak doğu seyahatinden önce yazarın sosyal medya paylaşımlarından birinde görüp edinip okumaya başladım.İyi ki de öyle yapmışım; zira hem kitabın sayfalarında ilerlerken aynı zamanda zihnimde bir Barcelona’ya La Sagrada Famila’ya seyahat ettim,bir Marakeş Fena meydanına,ordan bir Divriği Ulu Camii’ne geçtim bir Çin’e Tiannanmen Meydanı’na...Kitaptan öğrendiklerimle hem Batı anlayışının da Doğu tarafının da gidip görme imkanı bulduğum mimari şaheserlerini tekrardan hatırladım hem de hiç görmediklerimin de sanki koridorlarında dolaştım,sütunlarına yaslandım,bahçelerinde soluklandım...Üstüne bir de uzak doğu mimari ve şehir planlamacılığında yazarın anlattıklarıyla birebir karşılaşınca keyfim iyice yerine geldi; zaten kitapların insanı beslemesi tam da böyle değil mi!
    Böyle tatlı tatlı anlatıyor olmam şaşırtmasın; kitabın özellikle Batı mimari anlayışını anlatan ilk kısmı bu alanda dağarcığını dolduramamış biri olarak okumayı zorlaştırdı ama orda da yazarın ‘Biraz sabredin,ikinci bölümü burda yazanlar tamamlayacak;okumaya devam edin‘ telkinine güvendim. Nitekim haklı çıktı
    Velhasılıkelam, ezeli rakip ikiz kardeşler olan Doğu ve Batı‘ya bir de mimari açıdan bakmak, bence en önemlisi hayatın kendisiyle iç içe,sağlamalı tespitlerle dolu,doyurucu bir kitap okumak isterseniz ısrarla tavsiye edilir.
    Benim yaptığım gibi bir seyahat öncesi okumak da bu tavsiyeye dahildir.
  • Okuduğum ilk Murat Gülsoy kitabıydı.
    Oncelikle kitabin 11. yazarın tam tabiri ile 'çirkin' kurtçuğun gözalici bir kelebeğe dönüşmesi metaforu bana çok basmakalıp geldi ancak takıldığım nokta basmakalıp olmasından ziyade yeryüzü veya evrendeki tüm canlılar (bir bakteri hücresi bile) ve cansız nesneler de dahil olmak üzere bu kadar muhteşem bir yapıya sahipken çirkin diye nitelenmelerinin hiçbir insanoğlunun hakkı ve haddi olmadığını düşünüyorum, bele ki yüzlerce türün sonunu getirmiş, yaşadığı yeryüzünü kirletmiş insanoğlunun.
    Bu düşüncelerimle okumaya devam ettim kitabı . Her bölüm bir parça her parca kopuk kopuk başlayıp, kitap ilerledikçe birbirinin içine geçerek ilerliyor. Bu halkaların bir zincir oluşturması beklentisi olusturuyor bence okurken.
    Toplum tarafından itildiğini düşünen, hayatını hep pas geçmiş bir bireyin, gerçekleşmeyecek bahanelerin ardına sığınarak başarısızlığına uydurduğu kılıfın ayırdına varması ve iç hesaplaşmalarını okudum ve önyargıma rağmen beğendim.
  • Yazarın çeşitli kitaplarında yer alan cümlelerin kitap haline getirilmiş şekli.
    Aylak Adam Yayınevinden çıkan aforizma kitaplarını seviyorum, bundan sonra da devam edeceğim okumaya.