1000Kitap Logosu
Resim
1000Kitap'ın yeni özelliği: 'Diğer mesajlar'
Merhaba sevgili okurlar. 🖐 Takip etmediğiniz ve daha önce mesajlaşmadığınız okurlardan gelen mesajlar artık 'Diğer mesaj' olarak işaretlenecek. Diğer mesajların başlıca özellikleri şöyle: 📌Diğer mesajlarda mesajı açsanız bile mesajı gönderen kişi sizin mesajı açtığınızı/okuduğunuzu göremez. 📌Yeni bir 'diğer mesaj' aldığınızda telefonunuza bildirim gelmesini engelleyebilirsiniz. 📌'Diğer mesaj' olarak işaretlenen bir mesajın normal mesaja dönüşmesi için bir cevap yazmanız yeterlidir. Siz cevap yazmadığınız sürece mesajı gönderen okur mesajın açıldığını anlamayacaktır. 📌Yeni bir 'diğer mesaj' aldığınızda mesaj simgesinin altına küçük bir kırmızı nokta eklenir. Mesaj simgesindeki klasik mesaj sayısı artık sadece normal mesajlarınızın sayısını gösteriyor. 📌Mesajlar sayfasının sağ üst köşesine mesaj ayarları kısayolu eklendi. 📌Yapılan iyileştirmeler neticesinde mesajlaşma hızı %50'den fazla arttı. İyi okumalar dileriz. 🤓
511 syf.
·
1 günde
·
1/10 puan
Bir Kitap Daha Ne Kadar "Kötü" Olabilirdi?
YouTube kitap kanalımda Kötü Çocuk kitabını yorumladım! : youtu.be/q-_bzyWLIGI Işıltılı hayatlar, bol bol ergenlik hormonu, mutasyonla üretilmiş domatesler ve en çok da kendisini dünyanın en bad boy’u zanneden ERRRKEKKKKler… İşte bunların hepsi Kötü Çocuk kitabı arkadaşlar. İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, yorumlar kısmına bakarak efsane kitap önerileriyle karşılaşabilirsiniz! Kitabın başrolü Kayla’nın bir gün canı sıkılır ve tabii ki de bir bad boy arayışına sürüklenir, sonra da kolejde tanıştığı Meriç ile birlikte olaylar gelişir. Atahan Koleji’ne gidecek olan Kayla, kendisini birden ergenlik hormonlarından dolayı alınlarındaki sivilceleri Etna Yanardağı kadar büyümüş çocuklar arasında bulur. Acaba hayatının en zor kararını nasıl verecek ve hangi bad boy’u seçecektir Kayla, hangi bad boy’un bad girl’ü olacaktır? Kitabın kapağından başlamak gerekirse kapaktaki ismi biraz araştırmam neticesinde isminin Vini Uehara olduğunu öğrendim. Hatta bu çocuk sırf bu kitabın tanıtımları için Türkiye’ye getirilmiş ve hatta onun geleceği yere gelebilecek 1500 insan da sosyal medyada çekiliş yoluyla belirlenmiş. Arkadaşlar biz Dune evreni gibi başka bir paralel evrende mi yaşıyoruz bilmiyorum ama ülkemizde gerçekten çok garip kafada işler dönüyor, buna kesin olarak eminim. Pis Yedili’deki Orço’nun serüvenlerini izlesem zamanımı bunu okumaktan daha verimli geçirebileceğim bu kitabın, televizyonda Arka Sıradakiler dizisi açıkken yazıldığını düşünmekteyim. Hatta Arka Sıradakiler dizisindeki Oktay ile Gamze’nin boyutlarını yarı yarıya küçültüp bir de onları o ergen halleriyle Miniatürk’e falan koysaydık bence Kötü Çocuk kitabının gizli formülünü de kolaylıkla elde edebilirdik. Kitabın sayfaları arasından o kadar vıcık vıcık bir erillik akıyor ki, romanın bir yerinde bir kız uğruna kavga çıkıyor ve kavgadan sonra çocuğun kurduğu cümle aynen şöyle oluyor: "Benim olan hiçbir şeye yan gözle bakamayacaklarını anlattım" (s. 88) Bu cümleyi okuduktan sonra evde aynen şöyle bol R ve K harfi içerecek şekilde "ERRRRKKEKKKK" dedim. Çünkü dünyanın en has ve en taşfırın ERRRKEKKklerinin olduğu kitaplar elbette ki Wattpad kitaplarıdır, bunun aksi düşünülemez ve hatta bu konu tartışmaya bile kapalı bir konudur. Kitaptaki kategorilendirmeyi anlamak aslında o kadar da güç değil. Çünkü genelde şu şekilde gidiyor: burslu kötü çocuklar, burssuz kötü çocuklar, burslu iyi çocuklar, burssuz iyi çocuklar... Eğer bu insan kategorilendirmesini anlarsanız hem sınavlarınızda çıkabilecek permütasyon ve kombinasyon temalı soruları çok daha rahat çözersiniz hem de kitap fiyatlarının artmasından dolayı pahalı test kitaplarına vereceğiniz para da cebinizde kalmış olur. Oh mis. Kitapta anlayamadığım noktalardan bir tanesi de Kayla'nın bindiği araba olan Cadillac Escalade'ye sürekli vurgu yapılıyor olması. Yani 1-2 kere olsa tamam diyeceğim ama bu kadar sık olunca aklıma iki adet ihtimal geldi. Birincisi bence Büşra Küçük soyadı gibi küçükken çok Need for Speed Underground 2 oynamış. İkinci ihtimal de Underground 2'nin yapımcıları bu kitabı okurlarsa o oyunun bütün kopyalarını piyasadan toplatırlar ve Escalade'yi de o oyundaki araba listesinden çıkarırlar. Bu konuda seçimi size bırakıyorum… Bu Wattpad kitaplarını hormon basılıp kenarından köşesinden bacaklara ve kollara benzeyen şeyler çıkan mutasyonlu domateslere veya havuçlara o kadar çok benzetiyorum ki, bu argümanımı kanıtlayacak nitelikte bir alıntı da geçiyor bu kitapta: "Hiçbir şeyim olmayan bir erkeğin başka bir kıza gülümsemesi fikri, beynimden tüm vücuduma zapt edilemez bir hormon salgılıyordu" (s. 114) Evet, işte tam olarak bu... Bu tür kitaplar sanırım yazarları tarafından plütonyum yedirilerek besleniyor ve Hulk gibi yaratıklar tarafından okunuyor. Çünkü bu tarz kitap olmayan kitaplarda gördüğüm ortak şey de bu aslında: Gerçek edebiyatın genetiğinin değiştirilmesi. O yüzden insanların karakterleri ya da hayata bakış açıları yerine hormonlarının daha ön planda olduğu bu kitaplara ben GDO’lu gıdalara benzer olarak Genetiği Değiştirilmiş Kitaplar (GDK) demek istiyorum izninizle. Kitapta en çok ilgimi çeken noktalardan bir tanesi de 194. sayfada kitabın baş karakterine bir edebiyat kulübü teklifinin gelmiş olması ve o kahramanın tabii ki de bu teklifi reddetmesi oldu. Çünkü karakter bile içinde bulunduğu kitabın zerre kadar edebilik içeren bir ürün olmadığının o kadar farkında ki, sanırım burada bir tek kitabın yazarı bu kitabın edebiyat kategorisinde olamayacağına ikna olamamış. Şaka bir yana arkadaşlar, bu kitap o kadar büyük bir israf ki bunu okuyan bir insanın 500 sayfa boyunca kendi hayatına katabileceği tek bir cümle bile yok. Yani sadece bir cümle bile mi olmaz, insanın kendisine katıp düşünebileceği ve hayatını birazcık bile olsa daha güzel hale getirebileceği bir tanecik cümle bile mi olmaz diye şaşırıyor insan ama yok, gerçekten yok… Üstelik bu kitap duyduğuma göre 100 milyondan fazla okunmuş. Ulan Türkiyede zaten en fazla birkaç milyon insan kitap okuyorken bu kitabı okuyacak 100 milyon bomboş insanı nereden buldunuz anlamıyorum ki. Hayır yani bu Wattpad yazarlarının klonlama fabrikaları var da kitaplarından kazandıkları paralarla kendi kitaplarını okuyup sürekli 10 üzerinden 10 puan verecek klon okur robotları mı üretiyorlar anlamış değilim. O yüzden bu kitabı okumak yerine şu söylediğim 5 kitabı okursanız kendinize çok büyük bir iyilik yapabilirsiniz, hatta dediğim gibi bu incelemeye yazılan her yoruma karşılık olarak da bu şekilde nitelikli kitap önerileri verdim aşağıda: 1- Albert Camus, Mutlu Ölüm 2- William Shakespeare, Atinalı Timon 3- Sigmund Freud, Kitle Psikolojisi 4- Oğuz Atay, Oyunlarla Yaşayanlar 5- Mehmet Eroğlu, Belleğin Kış Uykusu Genetiği değiştirilmemiş kitaplar ve tabii ki iyi insanlarla olabilmeniz dileğimle...
Kötü Çocuk
4.5/10 · 3.582 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1000Kitap'ın büyük sorunları sıralı tam liste:
1- Kitapla alakasız, anket iletilerinden geçilmiyor. 1k özünden kopuyor. Alıntılar, incelemeler, arka planda kalıyor. 2- 'Keşfete bi giriyorsun, saçma sapan bir sürü şey'. Bi tane güzel paylaşım okuyamıyorsun. 3- Keşfette 4 sekme var. En yeniler yükselenler ilgi görenler vsvs. Bunlar ne işe yarıyor, hangisine bakmalıyım. Yüksenlelere sn başına 100 paylaşım düşüyor. Takip imkansız zaten. İlgi görenlerde sürekli aynı kişilerin aynı paylaşımları, falan. 4- Keşfeti boşver. Akışa döneyim diyorsun. Takip ettiğim okurların bütün paylaşımları kayboluyor. Çok sevdiğim bir arkadaşım bir kitap okumuş mesela. Ben bir süre sonra akışa girdiğimde takip ettiğim kitaplar, yazarlar ve konular sağolsun onlar doldurmuş oluyor. Arkadaşımın paylaşımını görmek için 10 sayfa aşağıya inmem lazım. Gün içerisinde işten güçten kafamı kaldırıp 5 sn zaman bulmuşum onu da onu aramakla mı geçireceğim? 5- Birisi beni takip etmiş. Tanımıyorum da. Ayıp olmasın diye geri takip ettim. Şimdi de her gün 100 tane alıntı paylaşıyor. Mübarek kitabı kopyalıyor sanki. Arkadaş sağolsun ne zaman girsem onu görüyorum. Hiçbir ilişkim yok kendisi ile. Sırf takip ettik diye her adımını sürekli görüyorum. 6- Dedikki kalite bozuldu, keşfet öldü bari Edebiyat konusunu takip edeyim de gerçek okurları bulayım. O da nesi, herkes her paylaşımı edebiyat diye işaretliyor. Dolayısıyla Akışa snde 10 paylaşım düşüyor. Olmadı, onu da takipten çıkayım!!!. 7- Keşfete 'yeni okurluğumu kaldırın' yazıyorlar mesela, ee kalite nedir, sosyal kimlik nedir bilmeyen bazı kişiler de altına harflerden oluşan yüzlerce yorum yapıyor. Benim gariban alıntıma ise 4 tane tanıdığım insan 3-5 yorum ancak yapabiliyor. Ne yapalım yani illa 'üstünüzde ne var' diye anket mi açak ha? 8- Neyse bunları boşver, ben kendi işime bakayım diyorsun, bir inceleme yazıyorsun günlerce üstünde çalışıyorsun paylaşıyorsun. Kitap sayfasına bir giriyorsun en üstte çoğu fake hesaplardan oluşan sözde 500 kişinin beğendiği inceleme sana hello diyor. Yaw ben ne yapam. Şimdi bunu dillendirsem, 2 beğeni için ağlıyor diyecekler. Ama arkadaş derdim beğeni değilki, haksızlık bu. 9- Öfff ya. Olmuyor bu iş. Gerçekten çok sıkıldım. Kitabımı işaretler çıkarım ben arkadaş. Bu nedir. Keşfeti ele geçirilmiş, akışta takip ettiklerimi bile göremiyorum, dolayısıyla paylaştıklarımı da beni takip edenler göremiyor, kitap sayfalarında da hakkıyla etkileşim almış iki inceleme okuyamıyorum?? ne olacak bu iş. ----- Yukarıda 9 madede uzun bir süredir dile getirilen sorun tespitilerini özetledim. Bugün gururla söylüyorumki 9 maddenin 8.5'uğu kökten çözüldü. Sadece 8. madde ile ilgili bir çalışma devam ediyor hala. Yeni keşfet ve akışta eskisinden çok daha akıllı bir düzenimiz var artık. Eskiden sadece yorum sayısı beğeni sayısını toplayıp bir kaç hesaplama yaptıktan sonra gönderileri listeliyorduk. Artık sistemimiz hangi etkileşimin gerçek bir etkileşim olup olmadığını anlayabiliyor. Örneğin gerçek bir insan ortalama en fazla 20 sn'de bir beğeni yapabilir. Gerçek bir insan iki yorumu en az 1 dk arayla yazabilir. (Bu rakamlar temsilidir.) Bunun gibi bazı etmenlerle sistemimiz etkileşimlerin gerçekten manalı olup olmadığını anlayarak, artık ona göre gönderilerinizi puanlıyor. Akışta takip ettiklerinizden yeni paylaşımlar varsa bu daima en üstte gözükür. Yeni akışta sıralama puanlarını etkileyen 10'dan fazla etken var. Paylaşım sahibi okurla olan etkileşim oranlarınız, paylaşımın içeriğindeki kitap, yazar ve konuya olan ilginiz, paylaşımı ne kadar gördüğünüz gibi bir çok farklı değişken sayesinde gerçekten kaçırmak istemeyeceğiniz hiçbir paylaşımı kaçırmayacaksınız artık. Dile getirilen sorunların başında 'içerik kalitesi' geliyor. İçerik kalitesi dediğimiz şey çok göreceli bir konu. Yukarıda da dediğim gibi aslında sorun paylaşımların kaliteli olup olmaması değil, hak etmeyen paylaşımların daha üstte gözükmesiydi. Bu durumdan dolayı da paylaşımların çoğunluğunun bunlardan oluştuğunu sandık hep beraber. Bu noktayı belirttikten sonra, bu konuda yine de yeni bir geliştirme olduğunu belirtmek istiyorum. Buna göre yeni akışımızda takip ettiklerinizden sonra görünen öneri gönderilerde artık keşfetten de belirli sayıda bazı gönderileri görebileceğiz. Fakat direkt keşfetteki sıralaması ile görmeyeceğiz. Burada da paylaşımı yapan okur ve paylaşılan içerik ile olan ilgimize göre öneri şeklinde görebileceğiz. Örneğin bir okurun paylaşımları sürekli ilgi görenlerde en üstte olsa bile biz bu okurla bir etkileşim kurmuyorsak şayet, sistem bize bunu önermeyecek. Sonuç olarak, yeni Akışta sayfa sayfa dolaşmadan, sadece ekranınızı aşağıya kaydırarak, takip etiğiniz okurları, konuları, kitapları ve yazarları da görebilecekken, aynı zamanda göz ucuyla 1k'da neler oluyor, nelerden çok bahsediliyor tarzında öne çıkan ilginizi çekebilecek bazı paylaşımlar göreceksiniz. Bir nevi keşfetin size özeli. Şerefsizim aklıma gelmişti. :d İyi okumalar, saygılar, sevgiler. 👋 ___ Ekleme: 10. Sorunu da 1000kitap.com/Z_btlyldrm Hanım aşağıdaki bir yorumunda hatırlattı. Betül Hanım: Diğer bir konu da, sabah bir alıntı paylaşıyor akşama kadar dönüp dönüp tekrar paylaş butonuna basıyorlar bu durumdan da çok sıkıldım kendi adıma. Yanıt: Bunu yapan okurlar haklıydı şimdiye kadar. Çünkü bir alıntı paylaştığınızda o anda alıntınızı takipçilerinizden sadece çevirimiçi olan varsa görüyordu, üstünden biraz zaman geçtikten sonra takipçinizin onu görmesi neredeyse imkansızlaşıyordu. İnsanlar da paylaşımları bütün takipçilerine ulaşsın diye ara ara tekrar paylaşıyordu paylaşımını. Bu anlamda bunu yapan okurlara hak vermemek elde değil. Yeni güncellemede bu sorun iki taraftan çözüldü. Birincisi paylaşımını tekrar tekrar paylaşan okurun yapmaya çalıştığı şeyi artık 1000Kitap teknik olarak yapıyor. Günün hangi saatinde girerseniz girin takip ettiklerinizin paylaşımını kaçırmıyorsunuz. İkincisi bir paylaşımı yeterli sayıda gördükten sonra artık o ne kadar tekrar paylaşılsa da akışınızda üste çıkmıyor. Bu sayede herkes istediğini elde edip mutlu oluyor. :)
304 syf.
Hadi Ahlak Sarsalım - Cinsel Sağlık Üzerine Okuma Etkinliği
Gelin bir miktar yargı kıralım, seks – vajina – penis diyerek prim kasalım, ne var bu bilgileri okusak da sussak kimselere söylemeden içimize doğru bilgilensek? Ama sen konuşmazsan, ben konuşmazsam, o konuşmazsa nasıl aydınlanacak bu karanlık zihinler? Nasıl kendilerini keşfedecek kadınlar, erkekler? Affedersiniz, erkeklere açık bu sektör, o yüzden incelemem boyunca penise ve erkeklere evin dış direği muamelesi göstereceğim :D bu erkeklerin suçu diye değil, sadece kadınların kendi keşfi olması gerektiğini düşündüğüm için; daha doğrusu ‘öncelikle’ kendi keşifleri olmalı. İncelememde, seks – vajina – penis – mastürbasyon vs. diyeceğim, bu kelimelerin imledikleri nesnelerle her gün muhatap olup burada okuyunca duyar kasacaklar duyarlarını benden uzakta kassınlar, aksi halde ben onları duyar manyağı yaparım, bilgilerine.. :) Öte yandan bu inceleme aynı zamanda bir etkinlik incelemesidir, daha önce yapıldı mı bilmiyorum ama bu incelemeyi etkinliğe dönüştürme fikri geldi aklıma, genel olarak cinsellik ve kadın-erkek cinselliği üzerine yaptığım okumalarda bu fikir aklımdaydı, yani Cinsel Sağlık Üzerine Okuma Etkinliği, dolayısıyla sizleri bu etkinliğe davet ediyorum. İnceleme biterken önereceğim kitaplar dahil olmak üzere, siz de bildiğiniz ve önerdiğiniz kitaplarla bu inceleme etkinliğine katılabilirsiniz. Yorum kısmından bildirmeniz yeterli, ayrıca inceleme – alıntılarla da desteklerseniz bilinçlenme konusunda müthiş olur. İnceleme etkinliği süresi sınırsız. Ben ölene kadar açık arkadaşlar, ben öldükten sonra Dora ile devam edersiniz.. :D Küçüklükten itibaren durmadan kullanmak zorunda kaldığımız (dışkılama için) bir noktada orada olduğunu yadsıdığımız bir organımız var, cinsel organ. Cinsel organ çünkü cinsiyete özgü olarak değişiyor, erkeklerde bu penis iken kadınlarda vulva olarak adlandırılıyor, fakat bilinen adıyla vajina da denebiliyor. Ben vajina diyeceğim yazı boyunca siz anlayın ki salt vajinal açıklıktan bahsetmiyorum, vulvanın tamamından bahsediyorum. Anatomi haliyle incelemek isterseniz diye buraya Vikipedi sayfasındaki genel ve bilinen haliyle resim ve bilgiyi ekliyorum, tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1n_%C3... Tüm kadınların kendi cinsel organlarını tanıması gerekiyor (en az erkekler kadar), hem sağlık hem cinsel yaşamları için. Bu kitap her ikisi için de bilgilere sahip, erkekler genellikle penisleriyle içli dışlılar, demek istediğimi anlıyorsunuz durmadan ona bağlı onunla bir hayat yaşıyorlar, kadınlar ise vajinalarını unutarak yaşıyorlar, unutmaya zorlanıyorlar. Dolayısıyla cinsel organları ile kadınlıkları arasında kocaman bir duvar örülüyor, o duvara biz toplum diyelim. Toplum kadının kendisini bu açıdan tanımasını istemiyor ama ileride yaşayacağı her türlü cinsel problemde kadını suçluyor. Benim burada ana problemim öncelikli olarak genç kadınların kendi cinsel organlarını ve dolayısıyla kadınlıklarını keşfetmesidir. Dolayısıyla bu öncelikle kişisel araştırma, okuma, bilinçlenme ve en sonunda o organ ile tanışmayla gerçekleşir. O organı, dışkılama – mastürbasyon - seks – doğum için kullanmanın ötesinde kadınlığınızı simgeleyen bir imge olarak tanıyın. Özellikle bir namus olgusu söz konusu kadınla vajinası arasında. Namusunuzun ölçüldüğü organı görmezden gelerek ‘’namuslu’’ olmak aman şimdi felsefe okursam dinden çıkarım demek kadar iki yüzlüce geliyor bana. Önce şunu anlayalım; o organ sizin namus organınız değil, aynı erkeklerin penisleriyle namuslarının ölçülmemesi gibi kadınların da vajinalarıyla namusları ölçülmez, aksini iddia eden zihinsel ve bedensel namussuzdur. Namus kavramına ait sevgili Sezen Aksu’nun Namus şarkısını dinlemenizi naçizane öneririm. Hakiki namus cinsel organla, bekaretle, sizin cinsel hayatınızla ilgili konuşmaz. Namus sizin erdemliliğiniz, dürüstlüğünüz, adaletliliğinizle ilgilenir, namus sizin beyninizin bakir(e)liği ile ilgilenir. Oysa toplumun yarattığı bozuk namus, yine toplumun insanları bir fanusa tıkarak kendi arzularını o insanlar üzerinden yürüttüğü basit bir kelime olarak insanları baskılamaktadır. O nedenle rica ediyorum kendi bedeninizi keşfederken; dinden, namustan, ahlaktan ve bilumum baskı kodlarından sıyrılın. Doğarken tek doğdunuz ölürken de tek öleceksiniz. O beden sizin ve tek sahibi de sizsiniz. O sizin mülkiyetiniz, bir başkasının değil. O nedenle o bedene yapacağınız ve o bedenle diğer bedenlerin izni dahilinde yapacağınız her türlü eylem sizi ilgilendirir başkasını değil. Öte yandan kadınların erkeklerden bu konuda daha fazla baskılandığı aşikar, bir zamanlar ‘alınıp-satılan’ kadın tabii ki kendi bedenine yabancı bir geçmişe sahip. Penis ne kadar dışarıda ve belirginse, vajina o kadar içeride ve belirsizdir. Gizlenmiştir, bunun illa ki biyolojik ve korumaya dayalı alt sebepleri var fakat bu şu demek değil; kadın kendi bedenine yabancılaşmalı. Vajina Monologları diye bir kitap okumuştum bakabilirsiniz, orada bir soru vardı, daha önce dediğim gibi penis kadar önde ve belirgin bir organ değil kadınların cinsel organı dolayısıyla kadının onu keşfetmesi için ayna benzeri bir nesneye ihtiyacı var, ''Kendi cinsel organınıza aynadan baktınız mı'?' sorusu soruldu kadınlara, ''..ya da hiç gördünüz mü?'' Çoğu kadın, ‘’Hayır.’’ cevabını verdi. Ne kadar acı ki kendilerine ait bir organa yabancılaşmış milyonlarca kadın var. Şu an bu dediklerimi kadınlar çok iyi anlayacaklar, hadi benimle birlikte bir yaşam serüvenine adım atalım; doğuyoruz, kız bebek olarak bu dünyaya geliyoruz. Türkiye bazında konuşacağım, daha bebek – çocuk iken oğlanlar ‘pipi’leri ile fıldır fıldır gezerken kızlar tuvalete girdiklerinde bile anneleri tarafından hep bir korumaya alınıyorlar. (Lütfen bunu tecavüz ile bağdaştırmayın zira oğlan çocuğuna da tecavüz edildiğine çok şahit olduk, mevzu korumak değil mevzu kodlama.) Daha sonra, oğlan çocuk penisiyle oynamaya başlıyor, kendi çevresinde onun büyüklüğüne göre değer görmeye başlıyor, işeme yarışında en uzağa işeyerek bir değer kazanmaya çalışıyor. Ki penis sertleşme ve boşalma ile zaten oğlan çocuğunu kendini daha hızlı keşfetmeye zorluyor. Hele sünnet var ki dillere destan, ‘erkeklik’ için (Sağlık diyenler de mevcut ama benim konum penisin ‘ucundan’ kesilip kesilmemesinin sağlıksal sonuçları değil.) ucundan azıcık veriyorlar sonrası zurnalı davullu düğün, resmen oğlanlara düğün yapıyor bu toplum, kız çocukları kanadıklarından utanırken… Hem de kanama sebepleri üremek iken. Devam ediyoruz, kız çocuğu ve oğlan çocuğu yavaş yavaş ergenliğe yaklaşıyor, erkekler kendi aralarında yine bir penis mücadelesine girerken aynı zamanda ‘milli’ olma olayı yani ilk kez seks yapma olayı ile yine bir güç yarışına giriyorlar, ne gücü bu? Daha fazla döl atımı gücü. Çünkü ne kadar çok kadınla birlikte olurlarsa o kadar değer görüyorlar toplumda. Neyse, genç kızlar ise o dönemde regl olmaya başlıyorlar, nedir regl? Bazı erkeklerin, ‘’Iyyy..’’ dediği, ama döl atıp üremeye çalışırken işe yarayan ölü (döllenmeyen) yumurtaların atılma süreci.. Genç kızların çoğunun korkuyla karşıladığı, kanları giydikleri kıyafete geçtiğinde deli gibi utandıkları, pedleri bile nerelerine gizleyeceklerini bilemeden tuvalete koştukları döneme regl dönemi deniyor. Ha bir de şiddetli ağrıların ve hormonsal sıkıntıların, duygusal baş dönmelerin eşlik ettiği bu dönemde, genç kız kadın olmanın sancısını çekiyor. Hem de düğünsüz :D eğlence yok yani, ooo bizim genç kızımız kadın mı oluyor diye ödüllendirme yapılmıyor çoğu ailede. Bize ‘’ödüller’’ de verilmiyor, aksine dışlanıyoruz yine ya da yobazsa çevremiz, evlendiriliyoruz. Evet genç kızın kadın olma ödülü aşağılık zihniyetlerde evlilikle ödüllendiriliyor. Çünkü onların gözünde çocuk pırtlatan kocaman bir delik kadınlar, o delikte kaybolmaları dileğiyle.. Dolayısıyla bu süreçte eğer yobaz bir zihniyete sahip ailenin içindeyseniz genç kızlar için evlilik yaşının geldiği anlamına geliyor çünkü artık ‘kadın’ yani eşittir ‘anne’ olabilir anlamına eş oluyor. Dolayısıyla bazı anneler kızlarının regl oluşlarını babadan gizlerler. Yani yine bir gizlenme var, kadın o organa elinden gelse düşman olacak, hem kanıyor hem namus bekçiliği yapıyor hem içinde lanet olası bir zar var onun yırtılması demek toplumda aşağılanma, linçlenme ve yer yer ölüm demek. Hakikaten kadın nasıl tanışsın ki bu organla? Resmen toplum bir ip takmış kadının vajinasına, oradan oraya onunla değerli kılıp onunla değersizleştiriyor. Son zamanlarda sırf bu ip yüzünden kızlık zarı diktirme ameliyatlarının arttığını söylemiş miydim? O. diye adlandırılmamak için özgürce yaşadıkları cinselliğin toplum gözünde geldiği anlama kendilerini teslim etmemek için, yine kadınlıklarıyla toplumun bezini birbirine diktiriyor bu kadınlar. Toplum; ‘’Evlenene kadar bakireyse değerli, değilse değersiz. Evlendikten sonra çocuk yapabiliyorsa değerli, yapamıyorsa değersiz. Evlendikten sonra doğurduğu o çocuklara iyi bakabiliyorsa değerli, bakamıyorsa değersiz.’’ Farkında mısınız? Vajina ile değerliyiz ve değersiziz. Kendinize dokunamazsınız, neden dokunamazsınız biliyor musunuz? Çünkü herkes kodlarınızda sizi izler, anne – baba – akrabalar – din ulan tanrı bile işi gücü bırakır gelir oturur köşeye ki siz kendinize dokunacak mısınız dokunmayacak mısınız ona bakar :D neden? Çünkü siz kadınsınız, kadınlar anne olmak için varlardır, kadın olmak kendi bedenlerini tanımak için değil. Ama peki erkekler? Onlar daha pipileriyle kıçlarını sallaya sallaya gezerken 1-2 yaşında erkeklerdi zaten, onlar için babalık döl atımı, bir görev değil. En azından toplumun gözünde seks açısından bakıldığında kadınlarınki kadar ciddi bir görev değil. Onların da cinsel açıdan pek çok sıkıntısı oluyor bu toplum denen varlığın baskısında, belki onu da başka bir incelemede bir erkek okur anlatmak ister. :) O nedenle kendinizi tanımak adına bir şeyler yapmak isterseniz, günahı-toplumu-ahlakı ve mümkünse erkekleri dışarıda bırakarak biraz kendinizle tanışın ve bu kitabı okuyun. Kitapta kadınlar açısından hem cinsel sağlık hem de öğütler mevcut. Özellikle bir anne dilinden anlatıldığı için bana samimi geldi. Zaten bu kitabı anne-kız yazıyor, o nedenle de içerisinde eğlenceli diyaloglar da mevcut. Dili esprili ve net. Yani sizi bir şeyleri açıklamak için bulmacanın içine sokmuyor. Kitabın içerisinde regl, bakım, seks, mastürbasyon, hamilelik, kürtaj, menopoz, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hamilelikten korunma, rahim sorunları vs. anlatılıyor. İncelemelerimi okuyanlar bilir aslında, ben incelemeyi kitabı anlatmaktan ziyade kitaba ve kitabın ana mesajına dair kendi görüşlerimi anlatmak için kullanırım. Dolayısıyla kitapta okuyacağınız şeyleri burada size ancak mini şekilde özetleyebilirim ve sizi bu tarz kitapları okumaya teşvik edebilirim. İçerisinde anne kızın konuşmaları da var, ben okurken sanki annem benimle bu konuları konuşuyor gibi hissettim, arada yazar kendi hastalarından – danışanlarından örnekler vermiş, gebelikten korunma için kullanılan doğru ve yanlış yöntemlerden bahsetmiş. Keza cinsel yolla bulaşan hastalıklardan nasıl korunulması gerektiğini anlatmış. Orgazm ve seks sırasında yaşanabilecek aksaklıklardan söz ederek mevcut olasılıkları okura en sade şekliyle anlatmış. Ayrıca yazarımız 82 yaşında ve hiç orgazm olmamış bir nineye taktik verip orgazm olmasını sağlayacak kadar idealist. :D Mastürbasyon yöntemlerinden ve bunun cinsel sağlık açısından önemine değinmiş. Seks ve seksin içeriğinden (anal – oral) bahsetmiş. Külot seçiminden, vajinal egzersizlerden, vajina temizliğinden, vajina üzerine yapılan dövmelerden vs. bile bahsetmiş. Rahim hastalıklarından, kürtajdan ve yumurtalık borusundan bahsetmiş. Ayrıca vajina üzerine mitlerden de söz ederek beni güldürmüştür. :D Gerçekten öğrenmek açısından ideal bir kılavuz diyebiliriz Bir incelemenin daha sonuna gelirken, hepinizi tekrar Cinsel Sağlık Üzerine Okuma etkinliğine davet ediyorum, malum beni bilen bilir ben pek kuralları sevmem hele de bu kuralları koyanlar kimsenin görmediği yerde bu kuralları yıkan insanlar Nietzsche'nin deyimiyle ahlaksız ve namussuz ''ahlak ve namus şövalyeleri'' ise. :) Yorumlara etkinliğe katılmak istediğiniz kitapları yazabilirsiniz, ben de yorumda önereceğim kitapları ekleyeceğim. Bu kitabı okumak isterseniz yine yorumda mail adresi yazarsanız gönderirim. Hemcinslerim, lütfen bedeninizin her organının sadece sizin için var olduğunu unutmayın, kendinizi keşfetmekten çekinmeyin. Özellikle de bu kişisel bir tercih değil de bir başkasının, toplumun, ahlakın ya da dini inancınızın baskısı ise bunu kırın. Eğer siz kendinizi tanır, kendinizi sever ve kendinizle mutlu olursanız inanın, ailenizle, arkadaşlarınızla, eşinizle ve üremek isterseniz (üremeyin! :D) çocuğunuzla da daha doğru ve daha mutlu bir ilişkiniz olur. Vajinanızla kadınlığınızın arasındaki o iğrenç perdeyi kaldırın, cinsiyet özgürlüğünün en önemli adımı kendini keşfetmektir. Keşfinizin hızlı ve başarılı olmasını ümit eder, hepinizin 82 yaşındaki teyzenin azminden faydalanmanızı temenni ederim. :D mega.nz/file/sbgyzBTZ
Vajina Kılavuzu
8.8/10 · 53 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Okur puanı nedir? Nasıl hesaplanır?
Okur puanınız, 1000Kitap üzerinde yaptığınız bütün etkinliklerin belirli oranlarda etki etmesiyle kendiliğinden hesaplanır. Okur puanına kitap okuma kayıtlarınız, bir gönderiyi beğenme etkinliğiniz, paylaşımlarınızın aldığı etkileşim oranı gibi 100'den fazla etki eden kriter vardır. ❗Özel olarak okuduğunuz kitapların okur puanınızı artırabilmesi için okuduğunuz kitabın %10'u adar inceleme eklemeniz gerekmektedir. Örneğin 100 kitap okuduysanız, en az 10 inceleme eklemelisiniz. İnceleme/kitap oranınız %10'un altına düştüğü zaman puanınız azalır. ❇️ Okur puanının reklam kapatma seçeneği dışında 1000Kitap'ı kullanımınız üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Sadece profilinizi ziyaret eden okurların, profiliniz hakkında ilk bakışta bir bilgi olmasını sağlar. ❇️ 1000 okur puanına ulaştığınızda web sitesi üzerinden artık reklamları kapatabiliriz. Reklamları kapattığınızda, siz açana kadar bir daha hiçbir şekilde 1000Kitap üzerinde hem web sitemizde hem de mobil uygulamamızda reklam görmezsiniz. - 1000 okur puanına ulaştıktan sonra 1000kitap.com/ayarlar/reklamlar burayı ziyaret edebilirsiniz. Konu ile ilgili sorularınızı yorumlara yazabilirsiniz değerli okurlar. İyi okumalar. ❤️
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.