Sema Koçak Akdoğan profil resmi
Sema Koçak Akdoğan kapak resmi
Televizyon çok eğitici bir alettir.Ne zaman bir odada televizyonun açık olduğunu görsem başka bir odaya geçip kitap okurum...
Evli
Hemşire
Lisans
Ankara
22 Eylül 1992
Kadın
97 okur puanı
20 Mar 2018 tarihinde katıldı.
Televizyon çok eğitici bir alettir.Ne zaman bir odada televizyonun açık olduğunu görsem başka bir odaya geçip kitap okurum...
Evli
Hemşire
Lisans
Ankara
22 Eylül 1992
Kadın
97 okur puanı
20 Mar 2018 tarihinde katıldı.
  • Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Çocuk Kemik İliği ve Kök Hücre Nakil Ünitesi'nde yatmakta olan Beyza Şen için AB Rh pozitif donöre gereksinim vardır. Kan ve kan komponentleri-Trombosit bağışı için gönüllü olacak 18-50 yaş grubu sağlıklı erkek vericilerin Cebeci Kampüsü Serpil Akdağ Kan Merkezi ile bağlantıya geçmeleri önemle rica olunur.
    3125956714
    3125956000
  • “Lütfen anlamlı konuşun, zamanım değerlidir.”
    Douglas Adams
    Sayfa 330 - Alfa Yayınevi
  • 346 syf.
    ·4 günde·10/10
    Níniel ile Túrin : Húrin'in Bahtsız Çocukları... Ziyan olmuş gençlikler, heder olmuş yaşamlar, telef olmuş değerler ile duygular ve en beterinden bir felaket ile yok olmuş bir aile. Bünyesinde çokça acıyı, ayrılığı, ölümü bulunduran Silmarillion tarihinin, en elem yüklü olayıdır bana göre bu hikayede anlatılanlar. Büyük Çocuklar  olarak bilinen Elflerin üç kabilesinin liderlerinden biri olan Finwë'nin, Miriel'den doğma oğlu Fëanor tarafından Valinor ağaçlarının ışığını içinde bulunduran Silmarillerin yapılması ile başlamış olan Silmaril tarihinin Küçük Çocuklar olarak bilinen İnsanlar'ın üçüncü hanedandan kralı Húrin'in biri kız öteki erkek iki çocuğunun ve eşiyle birlikte kendisinin kötü yazgısını  anlatan bir hikayedir kendisi. Birbirlerini sadece ismi ve cismi olarak tanıyan, daha önce hiç karşılaşmamış, kendilerini bir kere olsun görmemiş bu iki kardeşin, Arda'daki bütün iyiliklerin ve güzelliklerin düşmanı olan Morgoth'un sırf tüm yaşamlara hakim olma arzusu ve yeryüzünün hiçbir köşesinde ona kul olmayan birinin kalmamasına herkesin önünde secde etmesine olan isteği üzerine; kendisini küçümseyen ve aşağılayan Sonsuz Gözyaşı Savaşı sonucunda esir tutulan Húrin tarafından hiç sayılmayı kendine yedirememiş, ona ve ailesine öyle bir lânette bulunmuş ki bu iki kardeşin kaderin cilveli bir oyunu ile karşılaşıp, birbirlerine aşık olup, nikah düşmediği halde evlenmeleri ve sonucunda birlikte olmalarına sebep olmuştur ve ben dahil tüm Orta Dünya'nın hür halklarının üzerine lanetler saçmasına da sebep olmuştur ama bu hiçbir yerde yazılmaz.

    Yukarıda bahsettiğim Silmarillion kitabının ve Beleriand türkülerinin en uzunu Húrin'in Çocuklarının Hikayesi, feleğin dönüp dolaşıp en kötü hali ile kendisini vurduğu, bahtı kara Turambar Túrin'in yörüngesinde dönüyor ve bize girdiği her ortama istemsiz getirdiği uğursuzluğunu, oturduğu her sofrada yarattığı huzursuzluğunu ve güzeli niteleyen bir lafı ile kötünün beterlerine sebep olduğunu, en sonuna kadar hep etrafında dolaşan ama son ana kadar kendisini değil de hep etrafindakileri ve sevdiklerini vuran ölümler ile hayatta kalma ve kaderine razı gelmeme mücadelesini anlatıyor. Genç yaşta kardeşini ve babasını kaybetmek, annesi tarafından daha önce benzerlerine rastlanmadığı bambaşka bir ırkın topraklarına gönderilmek, oradan edindiği yakın arkadaşını yanlışlıkla öldürmek, yer yer haydutların yer yer ormancıların içinde avari avari dolaşmak... Belki de Tolkien'in duyguyu ve iç yaşantıyı diğerlerine göre daha fazla dozda verdiği bu karakterin yaşadıklarına , sırf bu yüzden diğer Orta Dünya felaketlerine oranla daha fazla üzüldüm bilmiyorum ama genel anlamda sarsıntılara sebep veren bir kitap oldu benim için.

    Tolkien, biçemini diğer fantazi yazarlarına nazaran en çok beğendiğim yazar ve bu kitapta ayrıca beğendiğim yüksek biçem olarak adlandırabileceğim kısımlar fazlasıyla oldu. O kadar farklı ki, sanki tüm bunlar gerçek ve biz kendi mitolojimizi okuyoruz gibime geldi her seferinde. Ustaca kullandığı kelimeler ve zihnindeki olayları aktarma şekli dahil olmak üzere birçok ayrıntı ile. Şunu da belirtmek istiyorum ki Tolkien eğer bu diğerlerine nazaran gerçeklik payı olabilecek öyküye benzer daha fazla öykü yazsaydı eminim sadece fantastik edebiyatın kralı değil daha geniş dallarda kendine ilk sıralarda yer bulurdu biz de bu efsanenin dünyasına daha fazla dalabilecek istasyon şansı edinirdik... Her neyse, haksızlığa uğramış, kan lekeli, kadersizliğin kölesi olan kaderin efendisi Turambar Túrin ve kız kardeşi güzeller içindeki Niënor Níniel'in bende hikayesi böyleydi.
    Güzel kaderler dileği ile ...


    #44591017
    #44523888
  • 608 syf.
    ·25 günde·Beğendi·9/10
    MERHAMETLİ DEĞİL MİYİM?
    DEĞİL MİYİM MERHAMETLİ?
    EĞİLMEDİM, RAHMETLİYİM?
    TARİH MELEĞİM MİDYELİM?
    ..... ETLİ TEMA M L Ğ ?......
    ..... MA Tİ Lİ DE MİĞ ? ......
    <HATA>

    Başlarda ben ne okuyorum ya diye kendime sorduğum bir kitabın sonunun beni böylesine etkileyeceği aklıma gelmezdi fakat oldu. Uzun zaman unutamayacağım bir kitaba dönüştü ve beni bitişinden sonra bile etkisi altında tutabilen sayılı kitaplardan biri oldu.


    Ben okurken böyle düşünüyorsam, 'Ne okudum?!' gibi, bu kitabın yazarları acaba ne düşünmüşlerdir yazarken?
    Ben ne okudum ?
    Ben ne yazdım?
    Ben ne için saatlerimi harcadım ?
    Ben ne için yıllarımı verdim?
    Tabi ki bu düşünceler kitabın ilk 70-80 sayfasına kadar benimle birlikteydi . Daha sonra kendimi kitabın atmosferine uydurdum ve su gibi akıp gidecek bir olay örgüsüne dönüştü benim için. Kitabın ilk 70-80 sayfası 'Ne okuyorum?' diye düşünmekle, 90 ile 180 sayfaları arası atmosferi yavaş yavaş tanımakla ve sevmekle, 180 ile 400 artık olayların tam ortasında hissetmenin verdiği yıkım ve heyecan ile ve 400 ile 600 arası ise zaman zaman şaşkınlığa, zaman zaman küfürler savurmaya, yeri geldiğinde karakterin yaşadıklarına karşı hüzünlenmeye veyahut gülümsemeye sevk etmesiyle bitti. Nasıl bitti hala kendime gelmiş değilim.

    İlk başta Ocak ayında 40 sayfa kadar okuyup yarıda bıraktığım bir kitaptı ayrıca çünkü okumaya devam edersem şayet kendimi beyinsiz diye kabul edeceğimden korktum çünkü bir cümlesini bile anlamadığım sayfalar çoğunluktaydı.
    Kelimelerin ağırlığı veya cümlelerin yoğunluğundan değil olayın atmosferini alamayışım yüzünden, sayfaları en az on kere okuduğumu, en az beş kere en baştan başladığımı hatırlıyorum ki yarıda bırakmama sebep bu olmuştu. Lakin bilim kurgu kitaplarını çok sevdiğimden ve reklamlar olsun tanıtımlar olsun kitabın yayımlandığı dönemde arşa çıktığını bildiğimden bu kitabı okumadan edemem diye yeniden başladım ve iyi ki başlamışım.

    Kitabın kapak tasarımından tut, sayfa dizaynına kadar hepsi o kadar farklı ve alışılmışın dışında ki , gören o ne, ne kitabı o , tıp öğrencilerinin kitaplarına benziyor, onu nasıl yanında taşıyorsun gibi şeyler söylediler çünkü boyutu da kendisi kadar kocaman bir roman, ebatı 15x22 şeklinde ayrıca ciltli ve şeffaf kabı ile kitabın kapağının uyumunun da ayrı bir muntazamlığı var.Fantastik ve distopik öğeler barındıran bu romanın baş karakterleri, lise öğrencisi aşıklar Ezra ile Kady, bir anda yaşadıkları Kerenza gezegenini, uzayda hüküm süren şirketlerden birinin saldırısı altında buluyor, olanlar oluyor ve GalaksilerArası bir savaşın ilk tohumları atılıyor. Gezegen istilasından kaçmak için birden ona sığınak olan gemilerinin -Alexander- de korkunç savaş gemisi Lincoln tarafından kovalandığını, yayılan Phobos Virüsüne yakalanan eski insanların bir zamanlar en sevdikleri, en yakınları olanları bile cani yollarla öldürme girişimlerine maruz kalıyorlar. Olayın işine AIDAN girdikten sonra da beni en heyecanlandıran kısımlar başlamış oluyor.Kitabın olayı hakkında daha fazla spoiler vermek istemiyorum ve yeniden yüzeysel yorumlarıma devam ediyorum.

    Yukarı anlattığım kitabımızın konusu ile tasarımının bütünlüğü o kadar uyumlu ki, dışı olsun içi olsun, karşılıklı dialoglar olsun, hazırlanmış tıbbi raporlar, gözetim kayıtları, askeri evraklar, dosyalar, özel mesajlar, şemalar, tasarımlar, AIDAN'ın verdiği <HATA>'lar ve Kady'nin günlüğünden kesitler olsun, her şey mükemmeldi. Çok fazla film izlemediğimden - belki benzerleri vardır- ve daha önce bu şekilde bir kitap okumadığımdan benim için ilginç ve mega bir hayal gücü ile yazılmış olduğunu düşünüyorum ve yanılmıyorum çünkü;
    Kirkus, Yılın En İyi Kitabı, 2015 ;Booklist, Yılın En İyi Gençlik Romanı, 2015 ;YALSA, Yılın En İyi Romanı, 2016 ;VOYA, 2015’in En Çok Okunan Kitabı ; Romantic Times, Yılın En İyi Kitabı ; Amazon, Yılın En İyi Gençlik Romanı, 2015 gibi ödüllere layık olunmuş bir roman. Okurken bir ara öyle şeyler hissettim ki bu kitabın filmini hemen izlemeliyim diye internete koştum ama henüz ne bir film var ne başka bir şey. İlk yayına sürüldüğü zaman Brad Pitt tarafından satın alınmış hakları ama hala beklemekte ve çıkmasını Silmarillion dizisinin çıkmasını bekleyeceğim kadar bekleyeceğim herhalde.

    En sevdiğim karaktere gelirsem; içinde kocaman şehir boyutunda bir beyin yanan Hypatıa motoru, Yapay Zeka AIDAN. Yapay Zeka'nın bir karaktere büründüğü isim ayrıca kendisi. Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin Marvin'i veya Altın Kalp'in motoru gibi.
    Normalde gemiyi ve filoyu koruması gereken yerde tam tersini yani filonun tüm nefes alan canlılarının aleyhine hamleler yapan Über Zeka AIDAN. Kady'ye yaptırdıkları, Kady için yaptıkları, talimatları, duyguları ve en sonda olanlar en sevdiğim olması için küçük nedenlerden birkaçı.

    İşte görenlerin İlluminati kitabı sandığı ama İlluminati ile uzaktan yakından alakası olmayan İlluminae böyle bir kitaptı. Serinin diğer kitaplarını okumayı heyecanla bekliyorum, bu kitapta da olduğu gibi onları da ablamdan araklamayı planlıyorum, şimdiden sağol aşkım :P herkesin senin gibi bir ablası olmalı <3
    Sema Koçak Akdoğan


    ALINTILAR

    #41599166
    #42057681
    #42563474
    #42603543
    #42605472
    #42721544
    #42777196
    #42778339
    #42787069
    #42787650
    #42790267
  • 323 syf.
    ·20 günde·Puan vermedi
  • 168 syf.
    ·7 günde·Puan vermedi
  • 696 syf.
    ·33 günde·Beğendi·10/10
    Silmarillion, bambaşka bir zamanda, bambaşka bir seviyedeki iyilerin temsilcileri ile kötülüğün tiryakileri arasındaki o kıran kırana mücadeleyi, tüm çağların en güzel ürünü Silmarillerin uğruna dökülen kanları, alınan canları, bozulan dünyayı ele alan, pusulasını "Önce Eru vardı, Tek olan, Iluvatar derlerdi Arda'da adına." şeklinde okuyucuyu içine hapsedecek şekilde oluşturmuş, oldukça detaylı, bir o kadar sağlam dil ve üsluba sahip, yüksek edebiyat ürünü bir mitolojik eser. Kitabın temel gücü ve albenisi, dağlara doğru uzanan fantastik öğeleri ile, Fantastik Edebiyat'ın büyük boşluğunu neredeyse tek başına doldurmuş yazarı, fantastik öğeleri öykülerine demirbaş konu yapan ve bu fantastik öğeleri bendinden sıyırıp abartmadan, tıpkı yaşananlar gibi yalın bir tavırla ele alışı onu yücelten şeylerden olan Tolkien'in bile diğer kitaplarına kıyasla fersah fersah ötede olup, her ne kadar kalın olsa da Tolkien Evreni'nin meraklıları tarafından her zaman başvurma gereği duyulacak bir başucu kitabı niteliği taşıyan, kocaman bir zihnin, olağandışı hayal ve düşünme gücünün çok kıymetli bir ürünü.

    Ben Silmarillion'dan önce sadece Yüzüklerin Efendisi serisini okumuş olsam da, diğer okurların sıralama için yorumları Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion yönünde. Çünkü kitabımız Silmarillion; Hobbit ve Yüzük Serisindeki olayların geçtiği 3. Çağdan önceki çağları, bu çağlarda geçen cömert bir hayal gücü ve zekayla beslenmiş olayları anlatıyor. Kısacası Yüzüklerin Efendisi'nde gördüğümüz olayların, mesela Sauron'un neden kötü olduğunu, Sauron'un yanında oyuncak kaldığı Melkor'un ne kadar kötü olabileceğini, Gandalf, Saruman gibi İstarilerin nasıl yaratıldığını, Valar'ın - Maiar'ın , Eru'nun kim ve ne olduğunu, Ak Ağaç'ın, Elflerin, İnsanların, Cücelerin geçmişini, yaratılışını, hepsinden önce Orta Dünya'nın, Güneş'in, Ay'ın, Arda'nın nasıl oluştuğunu, yine bunun gibi birçok ayrıntının özüne inerek anlatan, arka planda kalan geçmişin ve birçok tarihi olayın bulunduğu bir başucu ansiklopedisi niteliğinde bir miras, servet, hediye, birçok sıradan olmayanı niteleyen sıfatların yakıştığı benim için gelmiş geçmiş en olağandışı kitap.

    Silmarillion'u okurken, güya bir yazarın hayal gücü ile yoğrulmuş bir takım enfes olayları, durumları, betimlenmiş bir dünyayı okumuyorsunuz da sanki kendi öz tarihinizi, geçmişte kendi öz atalarınızın efsanelerini, yaptıklarını, çektikleri acıları, gördüğü felaketleri okuyorsunuz hatta okumuyorsunuz orada her şeyi görebileceğiniz bir köşede onları izliyorsunuz. Valinor'un en yüksek kulesinde, Utumno'nun en derin kuyularında, Númenor'daki Ak Ağaç'ın üstünde, Doriath'ı çevreleyen kuşağın en güvenli yerindeymişsin gibi okuyucuya bu hisleri seçtiği kelimeleri ve üslubu ile tam anlamıyla veren Tolkien'in, sanki bu kurguları döktüğü o sayfalar; ormanlardan kesilip kullanılan ağaçların bünyesindeki tüm kuş seslerini; sayısız yağmur, kar, çiy tanesini de almış getirmiş gibi sanki. Valinor'un havası, korkunç Ergenbrand geceleri... Kısacası kullandığı kağıda bir hayat can bahsetmiş gibi yazmış tüm kurguyu. İnsanın arada bir aklına gelen 'BÜTÜN BUNLAR KURGU!' düşüncesi ile başa çıkması çok zor oluyor bu kitabı okurken çünkü, böyle bir hayal gücü nasıl olur da böylesine doğal, böylesine mütevazi bir zihine sığar akıl sır erdiremiyor doğrusu.

    Silmarillion kadar uzun bir destanda, ilk başlarda alınan duygunun, son cümlesine kadar aynı şekilde verilmesi, hatta zaman zaman daha da coşkuyla fakat hiçbir zaman kendi temposunun gram altına düşmeden ilerlemesi hem Tolkien'in hem de oğul Christopher Tolkien'in başarısıdır bana göre. Silmarillion, Tolkien'in ölümünden sonraki dört yıl içinde oğul Tolkien'in derleyip düzenleyip 1977'de yayına sürmesi süreci boyunca, olayları tam anlamıyla sıraya dizmek çok zor bir şey olmuştur zannımca zira Silmarillion'da eğer bir kelime sana yabancı geliyorsa ya bir yeri atlamışsındır ya da kavrayamamışsındır, vermediği bilgiden soru sormaz kısacası Tolkien öğretmenimiz :)) İşte bu yüzden kitabı bu şekile sokmakta baya uzun çalışmalar gerektirmiştir. Buradan Christopher Tolkien'i de yaklaşık kırk iki sene önceki yoğun çalışmaları için tebrik etmek istiyorum.

    Tolkien'in, yaratılışın mükemmel öyküsüne yani Silmarillion'a alışmam hemen kolay olmadı, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi fon müzikleri dinleyerek evreni kabullenmeye çalıştım ve bu Tolkien için de, kendi evreninin mitolojisini yazmak ne kadar eğlenceli olsa da bir o kadar da zor olmuştur, o karakterlerle bütünleşmek, eşleşmek, hepsini tanımak çok uzun zamanlarını almıştır.İşte bu yüzden neredeyse yazmaya başladığı süre boyunca bol bol değiştirmiş, sildiği kısımlar var, eklediği kısımlar var, ve ben kendim bunun sebebinin, gitgide büyüyen hayran kitlesi tarafından kendi iç dünyasının reddedilme tehlikesini de göze alma sürecini atlatmaya çalışma olarak algılıyorum. Silmarillion için: "Onun Yüzüklerin Efendisi kadar sevileceğini sanmıyorum. Tamamen mitoloji ve elflerle dolu,bütün bu ‘yüce biçem’ okuyucunun zevkine pek uygun değildir.” sözleri bile bunu kanıtlıyor. Çünkü Tolkien eğer bu kadar şanlı bir yazar olmasaydı, şanını kendine borçlu bir özgüveni ve zekası olmasaydı, onun yerine bu mitolojik , fantastik hikayenin yazarı başkası olsaydı insanların kafasında kurguladığı bu kadar şeye karşılık kendisinin akıl sağlığı problemlerinin olduğunu düşünüp yazmaktan vazgeçmekte olacağını düşünüyorum. Tolkien hiç mi yaşamadı bu duyguları bilemem ama bir yerde tüm her şeyi zevkine yazdığını okumuştum ve bu adama olan hayranlığımı bin kat daha arttıran etken olmuştu. Gerçekten de bizim bugünlerde ağzımız açık okuduğumuz satırları, Tolkien yazarken ne endişelilere ya da ne heyecanlarla yazdığını düşünüp, günümüzde insanın empati yapması yani kendi gerçek dünyasından başkalarının gerçek dünyasına geçmesi bile oldukça güçken, bunu bir yazarın bir kurgu üzerinde, okuyucuyu içine çekmesi çok daha güçtür. Tek silahı kelimeler ve Tolkien, bunu her romanında, her yazısında gösterdiği gibi, silahıyla yani seçtiği kelimeleri ve üslubu ile bizi kalbimizin tam orta yerinden vuruyor.

    Silmarillion hakkında daha ne yazsam, ne çizsem yetersiz, hiçbir dilde yaşadığım duyguları aktaracağım kelimeler yok, tek bildiğim Tolkien'in bu dünyada gelmiş geçmiş, en inanılmaz insan, en yüce en özel yazar olduğu. Bir usta, bir üstad, ona duyduğum saygıyı kimseye duymadığım bir yazar. Kesinlikle okuyun, okutturun, ilerde çocuklarıma ve öğrencilerime okutacağım ilk ileri düzey yazar Tolkien olacak.
  • 400 syf.
    ·11 günde·Puan vermedi
Televizyon çok eğitici bir alettir.Ne zaman bir odada televizyonun açık olduğunu görsem başka bir odaya geçip kitap okurum...
Evli
Hemşire
Lisans
Ankara
22 Eylül 1992
Kadın
97 okur puanı
20 Mar 2018 tarihinde katıldı.
2019
17/50
34%
17 kitap
4.339 sayfa
3 inceleme
22 alıntı
6 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 2268. sırada.

Şu anda okudukları 3 kitap

  • Sonsuzluğun Sınırında
  • Madame Bovary
  • Harry Potter ve Melez Prens

Okuduğu kitaplar 108 kitap

  • Genç Bir Doktorun Anıları
  • Roanoke Kızları
  • Ağustos Böcekleri Ağladığında
  • Kusursuzlar
  • Kitap Hırsızı
  • Eylül
  • Her Şey İçin Teşekkürler
  • Köpek Kalbi
  • Tom Bombadil’in Maceraları
  • Roverandom

Okuyacağı kitaplar 6 kitap

  • Hobbit
  • Örümcek
  • Ay Işığı Sokağı
  • Yakıcı Sır
  • Gömülü Şamdan
  • Operadaki Hayalet

Kütüphanesindekiler 64 kitap

  • Winter
  • Bir Soru Bir Aşk
  • Korku
  • Sherlock Holmes - Korku Vadisi
  • Sokrates'in Savunması
  • Satranç
  • Otomatik Portakal
  • Aşka Karşı Koyma
  • Hayvan Çiftliği
  • Doktor Ox'un Deneyi

Beğendiği kitaplar 59 kitap

  • Claude'un İtirafları
  • Kusursuzlar
  • Otostopçunun Galaksi Rehberi
  • Kuşlar Yasına Gider
  • Winter
  • Bir Soru Bir Aşk
  • Sherlock Holmes - Ölümle Randevu
  • Oyun - Vadi Serisi 1.Kitap
  • Şeytanın Labirenti
  • Korku

Beğendiği yazarlar 3 kitap

  • J. R. R. Tolkien
  • Douglas Adams
  • İskender Pala