Üniversitenin 2. sınıfında hocamın tavsiye ettiği bir kitaptı. O zamanlar okumamıştım, hatta ''Bunun dersimizle ne alakası var ki? Siyasi bir romana benziyor.'' diye düşünmüştüm. Büyük cahillik etmişim, şimdi bu cümleleri pişmanlık içerisinde yazdığımda anladım . O zamanlar bir Türkçe Öğretmeni adayıydım. Şuan tavsiyenin nedenini çok iyi anlıyorum ve bu nedenle kitapta yer alan ''dil'' konusunu eğilmek istiyorum.
Baskıcı yönetim sistemi, insanların zihinlerinin kontrol altına alınması, yönetime dair yapılan birçok eleştirinin yanı sıra kitapta dikkatimi çeken en önemli noktalardan birisi '' Yeni Söylem '' adıyla üretilmiş yapay bir dilin varlığı oldu. Yeni Söylem'in temel amacı insanların dille birlikte kültüre ve düşünceye bağlılıklarını zedelemek ve devlet düzeninin aksine düşünmelerini yani düşünce suçunu engellemekti. Bunu da şöyle bir yargıyla destekliyor, yeni oluşturulan dil sayesinde artık insanları kontrol altında tutmak için izlemeye gerek yoktu; çünkü dil öylesine içi boşaltılmış hale getirilecekti ki, insanlar artık mevcut yapıya aykırı düşüncelerini ifade edemeyecekti ya da ifadeleri etkisiz kalacaktı. Bu durumun bir milletin köklerinin dil ve geçmiş olduğunu bize anlatması açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her bireyin dilini en iyi şekilde korumasının ve kullanmasının aslında ne kadar önemli bir durum olduğu da gözler önüne seriliyor.
"Geçmişini unutanlar geleceğe uzanamazlar; bu ikisi arasındakindaki köprü ise dildir.
''Türkçe, Türk milletinin zihnidir, kalbidir.''
Mustafa Kemal Atatürk.