Şerif Hüseyin, daha önce İngilizlerin isteğiyle, Sykes-Picot Antlaşması’ndan haberdar olmadan Picot ve Sykes ile Cidde’de defalarca Suriye’yi görüşmüştü. Osmanlı Devleti’ne karşı tiyatro oynarken kaderin adil tecellisiyle İngiliz tiyatrosunda figüran olmuş, iplerini tutan elin yönlendirmesiyle rolünü ustalıkla oynamıştı.
Hüseyin geçmişte hac ibadeti için Hicaz'a gelen Müslümanlar üzerinde sömürü düzeni kurmuş ve hacıları bir gelir kaynağı haline getirmişti. Bu sefer de aynı uygulamayı yapacağı belliydi. Nitekim Hüseyin, Osmanlı Hükümeti'nin kutsal şehirlerin bakımı için kendisine ödemekte olduğu hibelerin şimdi İngiltere tarafından ödenmesini istiyordu.