Hayat bazen öyle insafsız ki
Küçük bir boslugundan yakalar
Hissettirmek en zayıf anında
Seni yaaa yüreğinden yaralar
Ellerim kolllarim baglansada
Başımda kasirgalar kopsada
Sen tüm gucunle karşı koysanda
Seni acımasız sevdaya salar
Sende benim kadar gerçekleri biliyorsun
Beraber olamayız benim gibi biliyorsun
Bir başka dünyanın insanisin yavrucagim
Sen kendi dünyanın toprağında buyuyorsun.
Haklısın biraz geç karşılaştık
Oysa hiç konuşmadan anlaştık
Bazı şeyler var ki söylenmiyor
Biz senle sözleri susurak aştık
İnsan acılarla kivransa da
Ve o aşkta bir daha dogsada
Hayatını yeniden kursada
Düşlerle gerçekler ayrı ayrı Yaşar
"Kandile karşı çıkanlar çoğu zaman meseleyi "Bid-at" kelamını yanlış ve sert bir yorumun ile ele almalarından kaynaklanıyor. Oysa İLİM ehlinin yaklaşımı bu tür mevzular da daha sakin olmayı gerektirmez mi? Önce şu ayrımı yapmak gerekir;
İSLAMİYET'te farz ve vacip olan ibadetler bellidir. Bunun dışında kalan, nafile olan ibadetler ise niyete göre değer kazanır. Kandil gecelerinde kılınan namaz, edilen dua, yapılan tövbe kimseye "Bunu yapmazsan dinden çıkarsın" diye dayatılmıyor. Burada en fazla yapacağımız tartışma usül tartışması olur. Ve unutmayalım dua her vakit helaldir, tövbe her vakit kapısı açık bir rahmettir. Bir ademoğlu "Bugün Miraç, gönül kabemi toparlayayım" demişsen, bunda ne kötülük yahut ne yanlışlık vardır? Velhasıl demem o ki; Kandil gecelerini dua, tövbe ve tefekkür ile geçirmek ne yasaktır, ne de kötüdür. Zira zaten asıl mesele gönül kabesinin niyetinin istikametidir. Niyet RAHMETE dönükse, yapılan iş de RAHMETE çıkar. İLİM ile bakınca mesele bu kadar nettir. Cümleten HAYIRLI KANDİLLER☺️
m.youtube.com/watch?v=Os1X2Wl...
Ama olmayan şeyleri anlatmak ve olmyan şeylere inanmak garip değil mi dua her zaman değerli zaten.iste bugün su kadar namaz kıl hiç günahın kalmaz su kadar tesbih çek duan kabul olur ben artık inanmıyorum özel günlerin olduğuna benim için her gün özel