“Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.”
Jessica Stone, Yıldızalanı’nın biricik Prenses Amara’sı, hayranlar tarafından uğradığı tacizlerden, bu dizide bir geleceği olamayacağı düşüncesinden ve oynadığı karakterin aldığı kararlardan dolayı hayranların baskısını iliklerine kadar hissederken rolünü dilediğince sevemeyen bir oyuncu…
Imogen, en sevdiği karakter olan Amara’yı kurtarmak (diziye geri döndürmek) için kampanya başlatan sıradan bir hayran.
İkisinin hayatı bir röportaj ile birleşiyor ve ayrılırken birbirlerinin hayatlarından bir şeyleri hayatlarına katıyorlar.
Artık Yıldızalanı göndermelerine alıştığım için canımı sıkmadı ya da zorlamadı ama karşılaştıracak olursak ilk kitabı daha çok sevdim.
“Hikâyemin hem kötü karakteri hem de kahramanıydım. Biraz annem, biraz da babam. Bu evrenin bir parçasıydım. Hem İmkânların evreninin hem de İmkânsız evrenin.
Ben, bir hiç değildim.”