“Aradan çok geçmemiş olmalıydı çünkü radyoda hala Sealed with kiss çalıyordu. Derken benim tarafımdaki kapı açıldı. Bağırışlar, haykırışlar duydum. Biri başıma vurdu. O anda dönüp Filiz’e baktım. Niye daha önce o tarafa dönmedim bilmiyorum. Belki de o kadar vakit geçmemişti. Her şey birkaç saniye içinde olup bitmişti. Dışarıdan vuran ışıldak Filiz’in yüzünü bir an aydınlatıyor, sonra karanlık geri geliyordu. Sonra bir daha aydınlık, bir daha karanlık, sonra bir daha aydınlık, bir daha karanlık… Son sözleri “Can can!” olmuştu, sesinin olanca sıcaklığı ve sevecenliğiyle yüklü bir “Can can!” Bir daha hiç kimse bana öyle seslenmedi.