Ferdi Bişkin, Yabancı'ı inceledi.
 18 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitabı okuduktan sonra romanın adı neden "Yabancı"dır diye düşündüm. Kelime anlamıyla bir yabancılıktan bahsedilmiyor. Sonra fark ettim ki, yabancılık, romanın kahramanı Meursault'un kendine ve topluma olan ya da toplumun ona olan yabancılığıdır aslında.
Duygularını göstermekte ve belki de yaşamakta başarılı olamayan bir adamın, kendince olağan halinin, idamına nasıl gerekçe olabildiğinin hikâyesi.
Camus'un kısa cümleleri, okuyucuya Meursault'un düşünce yapısının da ipuçlarını veriyor. Annesi dahil kimseyi sevmeyen çünkü sevmesi gerektiğini düşünmeyen ama onlarla birlikte yaşamayı da beceren bir adam Meursault.
Bu kitap için "Kavgada yumruk sayılmaz." sözünün tersini düşündüm. Yani "Kavgada yumruk sayılır. Sadece adedi değil, şiddeti, açısı, etkileyeceği organlar ve akla gelmeyecek her türlü ayrıntı." Meursault'un kendince bağımsız yaşama biçiminin, bir suç işlemesiyle nasıl bir günahlar ve hatalar yumağı olduğunu fark edişi.
Kitabı zevk alarak ve bir gün herkesin Meursault'un durumuna düşebileceğini hissederek okudum. Shopenhauer'in dediği gibi: "Birini eleştirmemizin sebebi, o anda bizim o hatayı yapmamış olmamızdır."

veysel demirkol, bir alıntı ekledi.
Dün 18:08 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Yıllar boyunca hayatıma eşlik etmiş olan, yumuşak, sıcak bedeni bedenime değerek, soluklarımız birbirine karışarak uzun geceler geçirmiş olduğum bir kadın benden kopuyordu ve içimde hiçbir kıpırtı uyanmıyordu; olanlara karşı çıkmıyor veya onu geri döndürmeye çalışmıyordum; bu kadının sağlıklı içgüdüsüyle gerçek bir insandan beklediği olağan duygulardan hiçbiri içimde uyanmamıştı.

Olağanüstü Bir Gece, Stefan ZweigOlağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig
Aybüke Kök, bir alıntı ekledi.
20 May 19:00

Aşk bir anormallik halidir.
Yani normal olmama. Peki ya normal nedir? Olağan, alışılagelen. O halde aşk; olağan seyreden her şeyin dışında kalan farklı duygular ve eylemler bütünüdür.

Kafka Okur Sayı 24, KolektifKafka Okur Sayı 24, Kolektif
gökçe c., Mahalle Kahvesi'ni inceledi.
20 May 12:22 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Ölüye ağlayamayan insanların huzursuzluğu içindeyim. Gülenlere kızıyorum. Halbuki ben yaşamayı severim, delicesine! Öyle şeyler bana vız gelir ki günler boyunca. Düşmanlıklar, iftiralar, yalanlar, ekmek parama göz dikenler, gidip sevgilime beni yerenler, hepsini hepsini sevdiğim günler, saatler vardır. Bütün kinim yirmi dört saat sonra eski zaman havuzları gibi sakindir. Ama bugün yemişlere, çiçeklere bile düşmanım. Karanfil satan adam gülüyor. Ötede simitçi gülüyor. Benden başka hepsi mesut. Topunuzun Allah belasını versin!” (Sayfa 78-İzmir’e)

Sait Faik’in hikayelerindeki karakterler, durumlar, akıldan geçip dile gelmeyenler, gözlemler okuyanı o kadar içine çekiyor ki. Evet kendisi zaten bir gözlem adamı, tahlil kalemi. Kendine özgü anlatımıyla birey için yazarak, toplumu izlettiriyor. Çok uzun yıllardır okumuyordum kendisini. En son nerede kaldık derseniz, okul yılları diyeceğim. Etkinlikler böyle güzel yazarları, kitapları okumak hatırlamak için hoş bir vesile oluyor. Yasemin A. hanıma ve İbrahim (Sisifos) beye çok teşekkürler.

22 tane birbirinden çarpıcı hikayelerin olduğu “Mahalle Kahvesi” sade bir dille yazılmış, halktan her an her yerde rastlayabileceğiniz yurdum insanlarının olduğu, kulak kabartıp dinlediğinizde günlük olağan konuşmalarına, dertlerine, hüzünlerine, tebessümlerine, umutsuzluklarına tanık olursunuz. Sait Faik’in değindiği yaşamlar, kahramanları sıradan, çok ilgi çekmeyecek gibidir. Okurken hikaye nerede başladı, nerede bitti hissini de yaşarsınız biraz. “Uyuz Hastalığı Arkasından Hayal” hikayesinde sinema önünde gördüğü hastalıklı bir garibanı konu etmiştir. “Plajdaki Ayna” da, yine toplumun dram yükünü sırtlanmış temizlikçi bir kadını anlatır. “Kınalıada’da Bir Ev” de hoşlandığı kızın, yaşam şartlarının asgariliğini hayal kurarak gözümüzde canlandırır.

Ben hikayelerde dolanırken, anlatılan olayları da gördüm, kişilerin yüzlerine de baktım. O sandalyede oturdum, o çayı içtim, denizi seyrettim, baharın kokusunu ciğerlerime doldurdum, martının uçuşunu izledim. Onların yakınındaymışım gibi bir hisle okudum, görselleştirdim. En beğendiğim hikayeler “Doktor oldu ama adam olmadı” diye oğullarını anlattığı Müvezziin’in (gazete dağıtıcısı), Kör Mustafa’nın içe dokunan Karanfiller ve Domates Suyu’nu, Kız kardeşinin kötü yola sürüklenmesine neden olan gencin mahalleye dönüşünü anlatan ve kitaba ismine veren Mahalle Kahvesi, Bilmem Neden Böyle Yapıyorum, Gramofon ve Yazı Makinesi, İzmir’e, Bir İlkbahar Hikayesi, Söylendim Durdum, Ermeni Balıkçı ile Topal Martı oldu.

Sait Faik’le tekrar buluşmak, Onu hatırlamak güzeldi. İnsanı saran hikayeler okumak, bulmak gerçekten zor biraz. Böyle önemli kalemleri aradan geçen zaman ne kadar olursa olsun yad etmeli diye düşünüyorum. Ve Onun en çok sevdiğim şu cümleleriyle yazıyı bitiriyorum;

“Hikayelerimi beğenmezler üzülürüm. Beğenirler kızarım. Kendim beğenirim, budalalaşırım.”

İyi ki yazmışsın üstad. Beğenip beğenmediğime gelince bunu bir kere daha düşünmem lazım :)

Herkese Sait Faik’li okumalar dilerim.

Mahmut, bir alıntı ekledi.
20 May 01:45

Biz kac yil yasadik,dile kolay,ölum artik alt edemez bizi. Kac yil yasadiktan sonra yasamak öyle olağan ki...

Dizboyu Papatyalar, Tomris UyarDizboyu Papatyalar, Tomris Uyar
Gülcan Bülbül, bir alıntı ekledi.
19 May 15:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yaşamın olağan akışı dışında kalan her şeyi anlatmaya değer buluyorum.

Baskerville'lerin Köpeği - Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle (Sayfa 51)Baskerville'lerin Köpeği - Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle (Sayfa 51)
Sores, bir alıntı ekledi.
19 May 04:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sorular
Bir susmayı bakışlarda seslendiren,
Hüzünlü yangınsal aşka döndüren nedir.

Beklemeyi özlemlerle süsleyen,
Yalnızlığın kara-ışığını söndüren nedir.

Duyanı ısıtan, kulağını kestiren, güneşe baktıran, Korkusuzluk denizlerinde yüzdüren nedir.

Saraylarda çılgın eden, kentlerde tek bırakan,
Direklere astırıp üzdüren nedir.

Ne varsa yeryüzünde, ne yoksa
Onunla paylaştıran, böldüren nedir.

Her şeyi, ama her şeyi olağan dışında,
Örneğin bir gülü yeşil gördüren nedir.

Gözlere ışıltılı anlamlar bağlayan,
Yaşamı ölüme güldüren nedir.

Kalabalıklar, kalabalıklar içinden
Kişiyi yüceye sürdüren nedir.

Parça-parça büyümüş bir çocukluğu
Olgunluk aşamalarında yaşatırca öldüren nedir.

Dokuza Kadar On, Özdemir Asaf (Yapı Kredi Yayınları)Dokuza Kadar On, Özdemir Asaf (Yapı Kredi Yayınları)
Mehmet Ali Yıldırım, bir alıntı ekledi.
 18 May 11:17 · Kitabı yarım bıraktı

Şeylerin olağan olarak dağıtıldıkları ve ad aldıkları bu birleşik mekanda, adsız benzerliklerin şeyleri, süreksiz adacıklar halinde birbirlerine yapıştırdıkları pıhtılı ve parçasal bir küçük alanlar kalabalığı meydana gelmektedir; bunlar en parlak çileleri bir yana, kırmızıları başka bir yana, yüne benzeyen görüntüleri daha fazla olanları bir tarafa daha uzun olanlarını ve mora çalanları veya yumuşak hale getirilmişlerini de başka bir tarafa yerleşmektedirler. Fakat bütün bu guruplandırmalar, daha taslağı çıkartılır çıkartılmaz bozulmaktadır, çünkü onları destekleyen kimlik alanı ne kadar dar olursa olsun, gene de istikrarlı olmayacak kadar geniştir ve hasta sonsuzda bir araya toplamakta ve ayırmakta, aşikar olanları mahvetmekte, kimlikleri dağıtmakta, farklı kıstasları çakıştırmakta, huysuzlanmakta, yeniden başlamakta, kaygılanmakta ve snonunda endişenin kıyısına varmaktadır..

Kelimeler ve Şeyler, Michel Foucault (Sayfa 16)Kelimeler ve Şeyler, Michel Foucault (Sayfa 16)
Betül Deniz, bir alıntı ekledi.
17 May 22:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'Maç sonunda Tabelada karakter değil skor yazar'
Şükür ki; biz bu kadar sığ bir millet değiliz. Her çorbada azıcık tuzumuz, her konuda iyi kötü bir fikrimiz vardır. Özellikle din, siyaset ve futboldan anlamayan Kimse yoktur bu topraklarda. Bu üç konuda fikir beyan etmek için icazet almaya gerek görmeyiz. Mesela şehirlerarası bir otobüs yolculuğunda sabah namazına durması için şoförden ricada bulunduğunuzda "yolcusun kaza edersin" fetvasını almanız artık olağan hale geldi. Ya da bıraksalar ülkeyi en iyi biz biliriz yönetiriz. Bir misafirliğe gittiğinizde ülkenin iç dış siyasetini yönetip, üstüne bol köpüklü kahve niyetine Ortadoğu'daki savaşları bitirmeden kalkan var mı aranızda?

Mostar Dergisi Sayı 154, Kolektif (Sayfa 54)Mostar Dergisi Sayı 154, Kolektif (Sayfa 54)

Ali Lidar
Hayal kırıklığının uykudaki cocuk ölümleri kadar olağan karşılandığı şehirde sigara külü kadar yalnızım..