• Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan ibaretse insanların ölmelerine engel olmak niye?
  • 396 syf.
    ·7 günde·Beğendi·8/10
    Bu kitabı yaklaşık bir yıl önce elime almıştım. Ama tam okuyamamıştım yarim bırakmıştım,Çünkü;başları çok ağır ilerlemişti, doğrusunu söylemek gerekirse okumaktan sıkılmıştım.
    Yarım kalan kitaplar , yarim kalmış yaşanmışlıklar gibidir,bazen yaşanmışlıkları tamamlayamazsam da en azından ,yarim kalmış bir kitabı bitirebilirim deyip tekrar okumaya başladım.Sanırım iyikide böyle yapmışım.
    Evet şimdi kitaptan konuşabilirim kendimce...
    Kitabın başlarında Londra'dan Konya ya bir rapor hazırlamak için araştırma yapmaya gelen Keranin başından geçenleri anlatıyor gibi ama daha çok yıllar önce eşini ve kızını bırakıp gitmiş bir dervişin öyküsü anlatılıyor.Ama bu arada dervişleri , mürşit ve müritlerin anlatıldığı kitapta; Mevlana ve Şems tebrizin büyük bagimliliklarinida bolca yer vermekte kitapta.Manevi aşk için kızını bırakan dervişin sırlı hikâyesi,kızıda bu hikâyenin büyük kahramanı bana göre.
    Olaylar sırlarla devam etmekte, polisiye den ,mistik öğelere birçok olay ve olguyu barındırıyor.Özellikle Mevlana ile Şems Tebrizin hayatlarından güzel ayrıntılar, güzel kesitler içeriyor aşklarinin sırrını anlatmakta birçok bilgiyi aldim diyebilirim. Kâmil insan olmanın derecesi, ölçüsü, hayattan kopup maneviyata yükseltilmesini ,Mürit ile Mürşidlerin olağan dışı bağımlılıklarını kitaptaki bu alıntıyla paylaşmak isterim :

    Birgün bir müride sordular.
    Senin mürşidin mi daha iyidir yoksa ,Bistamlı Beyazıt mı?
    Mürşit düşünmeye bile gerek duymadan yanıtladı.
    Mürşidin daha iyidir.
    Ya mürşidin mi daha iyidir yoksa,hâşâ Hazreti Muhammed mı?
    cevap aynıydı:
    Mürşidim.
    Ya mürşidin mi daha iyidir yoksa Tanrı mı ?
    Ağzından çıkan söz değişmedi.
    Mürşidim.
    Böyle söyleyerek günaha girmiyor musun ?
    Mürit kendinden emin ve gururla açıkladı:
    Girmiyorum: Çünkü bana Allah'ın varlığını, birliğini, tüm üstün niteliklerin onda toplandığını, eşi, benzeri bulunmadığını öğreten mürşidimdir.Çünkü mürşidi olmayanın imami şeytandır.




    daha çok mistik hikâyeler, dini konular üzerinde durmakta.Kitapta polisiye tarzıda çokça var,Ben okurken merak ögeside hep en başta oldu, akışı güzel bir kitap,iyi okumalar...
  • 76 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10
    "Kırılganlık içimizde yaşar ve insan olma durumumuzun bir parçasıdır" der Borgna. Bu yüzden hayatın içinde var olan ve olağan bir duygu olarak yaşatır kendisini. İnsanı yıkar, acıtır, sarsıntıya uğratır; ama önemli olan insanın kendi içindeki ve diğer kişilerin kırılganlığını tanıması ve eğitmesi gerekliliğidir. Kırılganlık sözcüklerde, çekingenlikte, umutta, yalnızlıkta, ölümde, hastalıkta, mutsuzlukta, korkuda, sevinçte insanın hissedebileceği her duyguda var eder kendisini. Hatta "sevinç duyguların en saf olanıdır" der. Çünkü "sevinçte insanın gerçek halinin, kalbinin gerçek donanımının ortaya çıktığını" Rilke’nin sözleriyle anlatır. Kırılganlıklar duygularla bir var olma biçimidir. Gizemli yollarla belirlenir. Acısı geçer ama yaşanmışlığı her zaman insanın içinde derin izlerini ölesiye kazıyıp bırakır. Kırılganlığın anlamını yorumlayabilmek onu kendimizi ve başkalarındaki duyguların sezilmesini kolaylaştırır. Bu yüzden "acıyı hafifletmek için bazen tek bir tebessüm bile yeter" der, anlaşılmazlığın dışında olmayan, anlaşılırlığının kolaylığını göstererek… Ama bir tebessümden daha kırılgan hiçbir şey de yoktur ve gözyaşlarıyla dolu bir gözde yeniden filizlenen bir imgede yeniden ortaya çıkartır kendisini.
  • 95 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10·
    Çağdaş İran edebiyatı’nda okuduğum ilk kitap: Kör Baykuş.
    Kör Baykuş; okuduğum diğer romanlara bakarak olağandışı bir eser. Zaman kavramını ortadan kaldırmış yazar. Olayın hangi zamanda geçtiğini okura bırakmıştır. Yazıldığı dönem İran’ da yasaklansa da diğer ülkelerde beğeniyle karşılanmış.
    Olağan romanlardan ayıran farklardan bir de kahraman dahil hiçbir karakterin özel bir isminin olmaması. Öyle ki karısına bile kahpe diye hitap ediyor. Okurken dikkat çeken diğer bir konu ise tüm karakterlerin kitabın kahramanın düşüncelerinde fazlasıyla yer etmesi. Kahramanının şizofren bir kişilik bir olduğunu söylemek o kadar da yanlış olmaz.
    Son bir söz söylemek gerekirse depresyonda olan okurların okumaması tavsiye olunur :))) keyifli okumalar...
  • "Her sokak köşesinde, her evde, ölümcül bir günah görüyoruz ve hoşgörüyoruz. Hoş görüyoruz çünkü sıradan, çünkü olağan. Sabah, öğle ve akşam hoşgörüyoruz."
    -Seven (1995)