rascal

rascal
@olcayonurd
benim kitaplara, gölgenin ışığa var olmak için ihtiyacı var.
Genellikle okur, bazen yazar.
343 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Oblomov
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Bazı insanlar dünyaya fazla gelir, bazılarıysa hiç gelemez. Oblomov ikincisindendi. O, yaşamanın değil, yaşamayı seyretmenin tarafındaydı. İnsanlar sokaklarda, fabrikalarda, pazarlarda koştururken o
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Reklam
7/10
·84 syf.··
2025 23. kitabı
Bu kitap, bir şiir toplamından çok bir kaçış manifestosu. Ah Muhsin Ünlü, şiiri elinde bir valiz gibi taşıyor; bazen otobüs bileti, bazen eski bir mektup, bazen de kirli bir iç hesaplaşma gibi önümüze bırakıyor. “Gidiyorum Bu”da şiir, süslü cümlelerden değil; yan sokaklardan, sigara dumanından, uykusuz gecelerden kuruluyor. Muhsin Ünlü’nün dili, bir çocuğun saflığıyla bir serserinin küfrünü aynı potada eritiyor. Hem masum hem kirli, hem absürt hem içten. Şiirler, hayattan çekip alınmış rastgele cümleler gibi görünüyor ama aslında hepsi içimize dokunan bir “gitme hali”ni işaret ediyor. Gitmek bazen sevgiliden, bazen şehirden, bazen de insanın kendinden kaçışı. Gidiyorum Bu, edebiyat rafında değil, sırt çantasında taşınacak bir kitap. Okurken neye güleceğini, neye ağlayacağını kestiremiyorsun. Belki de en güzeli bu: şiirin ciddi olmaktan kurtulup hayat kadar dağınık, hayat kadar kirli, hayat kadar gerçek olması.
Gidiyorum BuOnur Ünlü (Ah Muhsin Ünlü) · Sel Yayınları · 20116bin okunma
Dünyanın En Güzel Arabistanı – Turgut Uyar
5/10
·88 syf.··
2025 21. kitabı
Turgut Uyar bu kitapta, aslında bir coğrafyadan değil, insanın iç çölünden söz ediyor. Arabistan, susuzluğun, yalnızlığın ve yabancılaşmanın simgesi. Her şiir, parçalanmış bir ruhun farklı yönünü işaret ediyor: aşkın kırıklığı, varoluş sancısı, topluma sığamayan bireyin boşlukta kalışı. Şiirler, İkinci Yeni’nin tipik özelliği olan yoğun imge örgüsüyle yazılmış. İlk bakışta dağınık gelen satırlar, aslında tek bir şeyin etrafında dönüyor: insanın dünyaya karşı çaresizliği. Uyar’ın dili çok katmanlı; bir yandan lirizm, bir yandan keskin bir yalnızlık var. Yeraltı edebiyatındaki karanlık hissin karşılığı burada “susuzluk” ve “yorgunluk” olarak çıkıyor karşımıza. Arabistan en güzel çünkü gerçek: insan kendi çölde debelenirken hem kayboluyor hem de kendi hakikatini buluyor.
Dünyanın En Güzel ArabistanıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20161,796 okunma
666 – Küçük İskender
6/10
·212 syf.··
2025 20. kitabı
Bu kitap temiz insanların midesine dokunmaz. Çünkü temiz insanlar zaten kapağını açmaz. 666, kutsala küfredip günaha methiye düzen bir taşlama değil sadece; içimizde bastırdığımız bütün gölgelerin kan revan içinde dans etmesi. İskender burada şiir yazmıyor, resmen iğne batırıyor derimize. Satırlar yanık bir apartman boşluğundan yükselen duman gibi, gözlerini yakıyor, ciğerlerini boğuyor. Beden diye bir hapishanenin içinde çırılçıplak dolaşan arzuların, sistemin kirli duvarlarına çarpıp geri sekmesi… Erotizm burada bir fantezi değil, bir yara. Damarından sızan öfkeyle birlikte okurun suratına sıçrayan kan gibi. 666, sadece edebiyat değil; bir meydan dayağı. Toplumun kutsal bildiği bütün masaları deviriyor. Sana öğretilmiş ahlaka, dayatılmış dine, sahte erdeme suratına tükürür gibi saldırıyor. Her satırında “Ben buradayım, siz de bu pisliğin içindesiniz!” diyen bir isyan var. Ve işin ironisi şu: Kitabın adı tesadüf değil. 666, şeytanın rakamıysa eğer, bu kitap da şeytanın kalemi. Yaktığı şey cennet değil; içimizdeki sahte huzur.
666Küçük İskender · Sel Yayıncılık · 2012405 okunma
9/10
·240 syf.··
2025 19. kitabı
Ali Lidar’ın kalemi, hayatın en küçük ayrıntılarından koca bir iç dünya kuruyor. Tesirsiz Parçalar da tam olarak bu bakışın ürünü: sıradan gibi görünen anıların, mahalle köşelerinin, eski arabaların, sokak lambalarının ve kırık dökük aşkların içimize işleyen bir şiirselliğe dönüşmesi. Kitap, klasik anlamda bir roman değil; parçalı bir anlatıya sahip. Anılar, günlük notlar, aforizmalar, şiir tadında pasajlar… Hepsi bir araya gelip okurda bütünlüklü bir his bırakıyor. Adı her ne kadar “tesirsiz” olsa da, aslında okuyan herkesin içinde küçük bir iz bırakıyor. Ali Lidar’ın dili yalın ama derin; edebiyatın süslü katmanlarına yaslanmadan, samimiyetle ve yeraltı edebiyatına yakın bir duruşla yazıyor. Bu yüzden satırlar, bir öğretmenin, bir dostun, bir abinin kulağına fısıldadığı cümleler gibi geliyor. Okurken bazen çocukluk mahallene dönüyor, bazen ilk aşkını hatırlıyorsun, bazen de gece vakti bir sigaranın dumanına dalıp gidiyorsun. Tesirsiz Parçalar, adına inat, iz bırakan bir kitap. Bitirdiğinde büyük olay örgülerini değil, küçük ama derin anların hayatımıza nasıl tesir ettiğini hatırlıyorsun. Ali Lidar, “gündelik hayatın kırıntıları”ndan koca bir edebiyat kurabilmenin en güzel örneklerinden birini sunuyor.
Tesirsiz ParçalarAli Lidar · Müptela Yayınevi · 20145,6bin okunma
Reklam