Homerosoğlu'na, Memedce
Anavarza'nın tozunu sen kaçırdın genzimize
Çakırdikenlerini sen sardın ayaklarımıza, dizlerimize!
Sen düşürdün ciğerimize kara sevdayı,
İsyan ateşini yakan sensin kızıl kanımızda!

Atımız senin kaleminde köpük köpük kesildi,
Vurulduk dağın yamacında, nefesimiz kesildi,
Dizginleri elimizde tutmak ne zor işmiş?
Ağalara beylere diklenmek ne yaman şeymiş!

Yaralarımız göz göz oldu durmadı günlerce sızısı,
Anamızın, yarîmizin, gözümüzde tüter buğusu!
Bir top ateş oldun; geceler oldu gün sarısı!
Bir yanımızda mavzer, diğer yanımız it zulası!

Sevmeyi kimden öğrendin a çelimsiz çocuk!
Savaşmayı kimden, direnmeyi kimden?
Sakalın bile tellenmemiş senin çocuk?
Öldürmeyi kimden öğrendin,ölmeyi kimden?

https://www.youtube.com/watch?v=zSSLdnTXqm0

Göknur T., bir alıntı ekledi.
 11 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

1. Tek istediğim kimseye yük olmadan yaşayıp gitmek. (s. 14)
2. Ne günah diye bir şey var, ne de sevap diye! Yalnızca millet ne yapıyorsa o var.. Hepsi aynı bütünün parçası. (s. 30)
3. "Şey.. O vaftiz sana yaradı mı? Daha iyi bir insan oldun mu?
- Yoo, pek bir değişiklik hissettiğimi iddia edemem.
"Peki daha kötü oldun mu? İyi düşün."
- Hiçbir etkisi olmadı ne iyi ne kötü. Yalnızca eğlenmiştim o kadar. (s. 31)
4. Umutlarının öyle fazla coşmasına izin vermezsen, hayal kırıklığına uğrmazsın. (s. 111)
5. Yasa habire değişir, ama zorunluklar sürer gider. İnsanın zorunlu olduğu şeyi yapmaya hakkı vardır. (s. 172)
6. İnsanın bu evrendeki organik olsun, inorganik olsun, başka hiçbir şeye benzememesinin nedeni, yaptığı işin ötesinde gelişmesidir. Kavradığı şeyleri basamak olarak kullanıp yükselir, yapıtlarının çok ilerisine varır. (s. 184)
7. Korkulacak zaman, İnsan'ın bir ülkü uğruna acı çekmeyi ve ölmeyi reddettiği zamandır. (s. 185)
8. İnsan keyfiyle yaşıyor mu, vız gelir ona. Ama zalim, pinti, yapayalnız, mutsuz tiplere bak.. hepsi korkarlar ölümden (s. 254)
9. Aç it gibi durmadan mal mülk toplayanlar arasında hiç mutlusunu görmedim ben. (s. 255)
10. Bence şans ya da uğursuzluk diye bir şey yoktur. Bu dünyada doğruluğundan emin olduğum bir şey var o da, kimse kimsenin hayatına karışmamalı. Her şeyi kendi yapmalı insan. Belki ona yardım edebilir ama şunu yap denemez. (s. 276)
11. Anlatmak insanı rahatlatır ama, aslında günahını başkalarına yaymaktan başka bir şey değildir. (s. 329)

Gazap Üzümleri, John SteinbeckGazap Üzümleri, John Steinbeck

Ölüm Risalesi

Damla damla oluşuyor hayat
Ölüm kımıl kımıl
Duymak kolay
Anlatmak değil

Her an
Farkındayım
Az az öldüğümün

Bilincindeyim doğan ayın
Eriyen karın akan suyun
Ve usul usul tükenen zamanın

Tekrarlayıp duruyor saat
Vakit te mahluktur
Vakit te mahluktur

İşliyor kalbim
Eskiyor saçlarım
Ve gözlerimin en ince hücreleri

Okuyorum hayatı
Toprağın üstünden çok
Altındakilerle var olduğunu

Toprak
Ölüme aç
Ölüme muhtaç
Hayat

Ölüm muhakkak
Ve ölüm mutlak
Tek kapısıdır ölümsüzlüğün

Ölümle tanıştıktan sonra anladım
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın

Kesitler

Mahlukta devinen
Gürül gürül bir ırmaktır ölüm

Babalar ölür
Dolaşır eli ölümün
Saçlarında anaların oğulların

Analar ölür
Kök salar hasret yüreklere
'Bir evlat pir olsa da'
O zaman anlar ancak neymiş öksüzlük

Oğullar ölür
Bir kafes olur ölüm
Ana kalbi bir kuştur
Azad kabul etmez

Sevgililer ölür
Bir hicret olur ölüm
Bir sıla

Mesela arkadaşlar
Arkadaşlıklar vardır okullarda
Bakarsın biri gelmez bir gün
Ve artık hiç gelmeyecektir
Simsiyah bir gölge düşmüştür adeta
Bahçeye koridorlara sınıflara
Bir fısıltı dolaşır dudaklarda
Kimi kirpikleri ıslak
Çökmüş bahçenin tenha bir yerine
Elinde bir çöp resmini çizer toprağa
Anıların
Kimileri öbek öbek toplanıp
Çaresizliği dile getirirler anlamsız sözcüklerle
-Nasıl olur daha dün beraberdik
-Salıncakta İki Kişi'yi izlemiştik daha dün nasıl olur
-Geçen pazar kırlarda dolaşmıştık
''Göçmen kuşlar yerli kuşlardan daha mutlu olmalılar 
Hayatı dolu dolu yaşıyorlar'' demişti unutamıyorum

Sonra bir mezarlıkta Bir çukurun başında
Bir kapının ağzında
Herkez susar
Konuşur ölüm

Ve sürer hayat.

Bazan bir tekerlek altında
Ansızın gelir ölüm
Apansız biter sınav
Bir elektrik kesilmesi gibi
Kesilir tulu emel

Bazan ölüm vardır
Ölümden önce gelir
Mesela bir hapishanede bir hücrede yaşanır
Sorular hep yanıtsız kalır orada
Sadece konuşan rüyalardır
Yahut hayaller suskun duvarlarda
Gözler kabul eder parmaklar kabul eder
Ama beyin hep umuttan yanadır

Bazan akan bir film şeridinin
Tek kare donan bir fotoğrafı gibidir
Ölüm
Karşıda bir manga asker
Gözler namluların karanlık ağızlarını görmez de
Takılıp kalır masmavi gökyüzünde
Asılıp kalmış bembeyaz bir buluta

Ölümden uzak ölümler vardır
Gazete ilanlarında rastlanılan
Dünyaya bağlılığın zavallı
Ve muannit
Bir belgesidir
Daha çok kalanlara ait.

Bir de bir örümcek ağının ortasına düşmüş
Bir sineğin titrek bacaklarında seyretmiştim ölümü

Ölümler vardır: 
Can kuş gibi uçar gider
Bir martının süzülüp
Kaybolması gibi maviliklerde

Bir Portre

Engin sakin berrak bir denize 
Uçsuz bir kumsaldan ağır ağır
Nasıl yürürse insan
Sokrates öyle yürüdü ölüme

Tilmizleri ağlaşırken
O vasiyet ediyordu: 
-Asklepyos'a bir horoz borçluyuz
Unutmayınız.

Ne tuhafsınız dostlar
Güçsüz kadınlar gibi ağlaşmak niye
Yükselmek varken ölümsüzlüğe

İnancına sahip olmak
İnsan olmanın şartı
Kölelikler içinde en onulmaz kölelik
Hayatın ölümcül yanına
Takılıp kalmak değil mi?

İlkin ayaklarında duydu Sokrates
Zehirin soğukluğunu
Ve yavaş yavaş ölüm
Yükseldi göğsüne çenesine

Dudaklarında donan son bir tebessümle
Bir işaret taşı da böylece
Sokrates dikmiş oldu ölüme

Ölümün Sesi

Ölümden bir işaret var her şeyde
Ölümün sesini duyuyorum şarkılarda türkülerde: 
-Kışlanın önünde redif sesi var
Namluların ucunda ölümün sesi!

-Bir ay doğdu geceden oy oy
Karanlığın ağzında ölümün sesi!

-Erzurum dağları kan ile boran
Vadilerin koynunda ölümün sesi

-Ezo gelin durmuş bakar yollara
Umudun ardında ölümün sesi!

-Bir ihtimal daha var
Umuddan da öte ölümün sesi!

Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme

Bir gün öleceğim biliyorum
Bunu her an ölür gibi biliyorum

Anamın yüreğinde bir kor
Ölene dek sönmeyecek bir ateş
Kımıldanıp duracak hep

Karım bomboş bulacak dünyayı
-N'olurdu birlikte ölseydik, deyip duracak
Oysa insan yalnız ölür
Ama o olmayacak dualarla teselli arayacak

Kızlarımın gırtlaklarında bir düğüm
Bir süre kaçacaklar insanlardan
Boşluğa düşmüş gibi bir duygu içlerinde
Sonunda onlar da kabullenecekler öylesine

Ölümüme en çabuk dostlarım alışacaklar
-Yaşayıp gidiyorduk yahu
Ne vardı acele edecek! 
Diyecekler

Biliyorum yaklaşıyoruz her an
Biliyorum oruçlu doğar insan
Ölümün iftar sofrasına

Son Söz

Ve zaman döne döne
Gelmişti başlangıç noktasına
İlk yaratılış düğümüne

Mahlukatın var olduğu
Yüzüsuyu hürmetine
Evrenin Efendisinin
Kavuşmak vakti gelmişti sevgilisine.

Hayatın menbaı
Merhametin son durağı
Madeni, muhabbet ocağının
Ateşler içindeydi
Yatağında.
İltica etmişti sanki Kainat
Kutsal tenine
Hayata şafak olan alnında
Ter taneleri
Her biri insanlık çilesinden
Bir haberdi sanki
Bir an oldu
Aralandı gözleri
Sonsuzu kuşatan bakışları
Süzdü ciğerparesi Fatıma'yı
Süzdü tek tek çevresindeki
Can dostlarını
Kıpırdadı dudakları, dedi: 
-Ebu Bekir kıldırsın namazı
Sonra daldı daldı uyandı
Son defa aralandı
Bakışları
Yöneldi bir noktaya
Karar kıldı bir noktada
Ve dedi: 
-Merhaba ey refik-i ala!

Olacak oldu
Akıllar kamaştı
Kalpler tutuştu
Feryat ve figan gökleri tuttu
Çekti kılıcını Faruk olan
Sıçradı orta yere: 
-Kim derse ''O öldü'', öldürürüm!

Ayrılık ateşinden
Ateşin şiddetinden
Sanki bendler çözülmüş
Felekler çökmüştü
Şuur tutuşmuş
Akıl iflas etmişti.

Sonra Sıddıyk olan
Yetişti geldi
Baktı baktı yatağında hareketsiz yatan sevgiliye
Mağarada arkadaşına Hicrette yoldaşına
Sonra baktı çevresine
Mahşerden önce mahşer hali yaşayan
Ashabına
Aline
Ebu Bekir dedi: 
-Ey nas, susun! 
Kim ki Resulullaha tapmaktadır
Bilsin ki Resul ölmüştür
Kim ki Allaha tapmaktadır
Bilsin ki Allah ölmez
Hayy ve Layemuttur

Ey nas, susun! 
''İnna Lillah ve inna ileyhi raciun''

Sonra eğildi sevgilinin yüzüne
Sürdü bulutlanmış gözlerini
O güzellikler ülkesine
Baktı baktı ve dedi: 
-Hayatında güzeldin
Ölümünde güzelsin
Öldün
Bir daha ölmeyeceksin

|Adil Erdem Bayazıt


>Son Söz https://youtu.be/XMRAAn-uacU

KAÇ AYDIR GÖZLERİME UZAKTIN AMA KALBİME HEP YAKINDIN
AMA BU GÜN HEM KALBİME HEMDE GÖZLERİME YAKIN OLDUN.

Özlem, bir alıntı ekledi.
19 May 14:00 · Kitabı okudu

Bir kibrit çakıp kaplumbağanın altına tutmanın iğrenç bir şey olduğunu söyledi Dill.
"İğrenç falan değil, sırf dışarı çıkarmak için, ateşin içine atmak gibi bir şey değil," diye gürledi Jem.
"Kibritin ona zarar vermeyeceğini nereden biliyorsun?"
"Kaplumbağalar hissetmez, aptal," dedi Jem.
"Hiç kaplumbağa oldun mu?"

Bülbülü Öldürmek, Harper LeeBülbülü Öldürmek, Harper Lee
seramania, bir alıntı ekledi.
 19 May 09:31

--Ne oluyor, Elise, güzelim? Nedir bu mahzun halin? Bana bu kadar umut verdikten sonra? Ben sevincimden uçarken sen sanki matem içindesin. Söyle, pişman mı oldun beni sevindirdiğine? Bana verdiğin sözü zorla mı verdin? Olur a, benim coşkunluğum seni istemeye istemeye sürüklemiş olabilir.
--Hayır Valere, senin için yaptığım hiçbir şeye pişman değilim. Öyle tatlı bir zor ki bana bunları yaptıran, istesem de elimde değil pişman olmak. Ama doğrusunu istersen, bu kadar mutluluk ürkütüyor beni. Seni sevmekte belki fazla ileri gittim diye korkuyorum..
--..beni asıl korkutan ne biliyor musun? Sen, senin kalbinin değişmesi. Siz erkekler bir tuhafsınız: İnsan sizi yüreğinin bütün açıklığıyla sevdi mi, sevgisini gösterdi mi, hemen soğuyuverirsiniz, hem de nasıl! Ölsek kılınız kıpırdamaz.
--Beni başkalarına benzetneye nasıl dilin varıyor? Bende istediğin kötülüğü gör, ama sana bağlılığıma toz kondurma, Şunu bil ki, benim sana sevgim tükenecek sevgilerden değil. Ben yaşlandıkça yalnız sen olacaksın kalbimde.
--Ah Valere, hep böyle derler. Bütün erkekler birdir konuşurken, zamanla anlaşılır her birinin ne olduğu...

Cimri, Moliere (Sayfa 3 - İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi)Cimri, Moliere (Sayfa 3 - İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi)

Bir de Ay düşse
Sürgün olur dayanamam derdime,
Ayrılık yakıyor sözüm yalansız
Sana olan bu hasreti içime,
Birde sessizliği çektim dumansız
Al yanağım üstüne
Yaş olayım tenine, kirpiklerin yol olsun
Birde ay düşse
Sevda içimden gitmiyor, gitmiyor
Şimdi denizlerde yanan sen oldun
Dokunduğum her dalgada titiriyor
Elimle denizi saran ben oldum

Kaynak: Efkan Şeşen
https://www.youtube.com/...hqoxQE2&index=11