• Siyah üstü beyaz umutlar 
    Çalkalanır yüreğimde yarınlar 
    Mahcup sevdalar kaldı bize, 
    Mahzun yürekler, 
    Ateş dolanmış şeker pamuğu yalanlar, 
    Saçak kenarı ıslak sokaklar kaldı bize 

    Dilimizden düşmeyen şarkılar, 
    Yalan yanlış hatıralar, 
    Kırık dökük bu satırlar, 
    Keşkeler kaldı bize, 
    Birde yara kaldı, birde dert kaldı bize 

    Gece yarısı buluşmak varmış, 
    Gün batımlarında ağlaşmak, 
    Tan yerine sevdalık, 
    Bir garip düşünce, kaldırmak farzmış 
    Birde adamlık, 
    Birde ortada kalmak, 
    Ve tokat ağlatan, acı sözler varmış 

    Naylon aşklar kaldı bize, 
    İki yüzlü gün kaldı, 
    Katran sarılmış geceler, 
    Bir yüzü hep sahte günler, 
    Ay ışığı vurmuş caddeler kaldı bize 

    Yüreğimizde tükenmeyen dostlar, 
    Hatırı sayılır arkadaşlar, Birlikte pişti dediğimiz mekanlar, 
    Hayaller kaldı bize, 
    Birde ahlar, birde tühler kaldı bize 

    Uzakmış, yakınmış, 
    Gitmek koşmak varmış, 
    Sarp yamaçlarda vuruşmak, 
    Cana can varmış 
    Cepteki üç kuruşu paylaşmak, 
    Birde kardeşlik, 
    Birde kardeş kurşunu yemek varmış, 
    Ve kurşun öldüren pusular varmış 

    Sahte kullar kaldı bize, 
    Posta pusu kuranlar, 
    Kuzu postlu kurtlar, 
    Bir yanı hep çorak, 
    Güneş açmamış bozkır tarlalar kaldı bize 

    Siyah üstü beyaz umutlar, 
    Çalkalanır yüreğimde yarınlar 
    Güneş değmemiş bozkır tarlalar, 
    Ve kurşun öldüren pusular varmış 

    Ay ışığı vurmuş caddeler, 
    Saçak altı ıslak sokaklar, 
    Yara kaldı, dert kaldı bize, 
    Ve tokat ağlatan acı sözler kaldı 
    Bir de ahlar, bir de tühler kaldı bize



    #Muratİnce

    https://youtu.be/t0PKs_slMyM
  • "Kadınlar, âşık olana dek en iyi psikiyatristtirler.
    Âşık olduktan sonra da en iyi hasta olurlar..."
  • Doris Lessing'i belki 25 sene önce okumuştum ilk kez, Türkü Söylüyor Otlar çok ilginç, gerilimli ama bir yandan sessiz bir kitaptı, iyi hatırlıyorum. Lessing'in Altın Defter'ini de okumaya çalışmış ve benden beklenebileceği gibi yarıda bırakmıştım. Kedilere Dair adlı eserinin ilk on on beş sayfası ise kitabı okumaya devam etmemem için yetti de arttı, zira Zimbabwe doğumlu yazarın Afrika'daki çocukluk günlerinde yabani ve evcil kedilerle ailecek yaşadıkları "sıkıntılar" şu yaşımda taşıyabileceğim birşey değil, yeterince kötü şey oluyor ve sayıları fazla diye çiftliklerinin etrafındaki 50-60 kediyi yok etmek için önce kloroform bulmaya çalışan ve bunu yapamayınca kedilerin tamamını odaya doldurup yazarın babası tarafından tüfekle katledilmeleri gibi "hatıralar" da bana hiç kaldırabileceğim birşey gibi gelmiyor. Bugün sosyal medyada sadece canı istediği için yavru kedinin gözlerini oyup bir de resmini çekip her yerde paylaşan çocuk yaşta bir pisliğin haberi vardı. Ayrıca bir de su hortumunu eşeğin makatına sokarak hayvanı öldüren sapıklar aranıyordu... Kitapla ilgili birk aç yere baktım, bazıları güzel şeyler söylemiş, muhakkak ki yazar kedilerin hayatındaki yeri hakkında olumlu ve güzel şeyler söyleyeceği noktaya doğru götürüyordur hikâyesini; ama bir başka okurun yazdığı gibi, kedi sevenlerin dayanabileceği gibi bir eser de olmayabilir, her 5 dakikada bir kedi ölüyor çünkü, daha 15 sayfa içerisinde tüfekle kedi katliamı dışında yılan öldürelim derken tüfekle vurulan ve kalbi dışarı çıkan yavru kedi, şahinler tarafından kapıp kaçırılan yavru kedi gibi bir sürü olaya tanık oluyoruz. Yani kedilerle ve hayvanlarla küçük yaşta bu kadar kötü deneyimler yaşayan birisinin ileride kedi ve hayvan sevgisi ile dolması- tabii ki hüsn-ü niyetle söylüyorum- mümkünse, âlâ... Doris Lessing'in kedi ölüsü dolu kitabı bana hitap etmedi açıkçası. Belki de çok soğuk bir şekilde bahsetmesi sebebiyle de olabilir bu. Entelektüel manada onların değerini kavramış ve ifade ediyor olsa bile duygusal manada soğuk kaldığı için, ya da bana öyle geliyor belki de.

    Kitabı okumayı düşünenlere iyi okumalar.