• 317 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Kitap Yorumu
    Muhammed Erkan Özcoşar
    #Kayıp
    Gece Kitaplığı
    🥇Ben nasıl harika bir kitap okudum. Ters köşe etti beni Bu kadar harika bir kitap okuyacağımı tahmin etmemiştim. Kesinlikle geleceğin klasiklerine damga vuracak bir kitap olarak nitelendiriyorum. Biraz kafka, biraz tolstoy biraz camus fazlaca dostoyevski...
    🥇 Asaf , Feride ve Leyla'nin hikayesi ...
    Leyla ; Aşırı duygusal ama duygularının üstüne kilit vurmuş , yaşadığı tatsız ilişkiden dolayı başına gelen olaylar ve kalbini tekrar açması... Derin hüzün...
    Feride ; Duyguları arasında gel-git yaşayan ve her defasında pişman olup hiç birşey olmamış gibi davranan Kişiliksiz kişilik...
    Asaf ; Kendi dünyasında yaşayan tüm dünyayı sanki kendi kurtaracak gibi davranan fakat ne kadar dünyaya karşı gelse de toplumun çirkin yüzüyle karşılaşan. Toplumun ülkenin değer yargılarını yargılayan ama o değer yargılarına kendi de yenilen ve bunu hazmedeyip kendini batağa sürükleyen pesimist bir kişilik...
    Dili.anlatimi yalın ve anlaşılır. Kitapta anlatılan şehir hakkında betimlemelerle çok güzel örgü oluşturulmuş. Olay kurgusu harika
    Alıntılar
    "Yaşamın içinde , bilinmeyen bir gizemdi mutluluk. Vicdanı kör olmayan keskin gözler, elbet etrafına baktıklarında görecektir gerçek olanı. Iste huzur ve mutluluk, o gördükleri saflıkta ve masumiyette saklıdır. Insan elinin değmediği, bozmayı başaramadığı, varlığın birbiri ile uyumundaydı mutluluk. Sevmeyi bilmekti , mutluluk. Unutmayı bilmekti, mutluluk. Kendin olabilmekti mutluluk !"
    "Yüreğin korkmasin olacaklardan ;bazen her şey için çok geç olabilir , karşındaki sevgili sana gelmenin yolunu bilmiyorsa sen yürü gelecegim bağlı olacağını düşündüğün sevgiliye !"
  • 207 syf.
    Her insan kendi çağında kendi kaderiyle karşılaşır, Ahmed Arif'in de kaderi Leylâ Erbil olmuş. Aşk, Leylâ Erbil adına göstermiş kendini Ahmed Arif'e... Ve aşk her zaman kendini yaşatacak bir beden arar, sanırım en çok da ıstırabına dayanacak bir ruh.... Nasılda can çekiştiriyor satır aralarında noktasız, virgülsüz... Okurken iniltilerini duyuyorsunuz Ahmed Arif'in... Okudukça Leylâ Erbil'e düşman kesiliyorsunuz, ve bir bakmışsınız Ahmed Arif'e taraf olmuşsunuz...

    Yalnız ;

    Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektuplarında bir sevgiliye yazılmayacak derecede küfürlü ' bipli ' kelimeler geçiyor, ve kitabın sonuna doğru bunun farkına daha varıyorsunuz, bu durum sizi sıkabiliyor.

    Ayrıca ;

    Ahmed Arif'in ve Leyla Erbil'in durumu saf ve temiz bir durum değildir; Evli bir adamın evli bir kadınla aşk muhabbetiyle mektuplaşması pek ahlaki bir durum değildir.
    İncelemenin başında Ahmed Arif'e taraf oluyorsunuz cümlesi, kitabın sonuna doğru yerini tarafsızlığa bırakıyor.
    Topal bir aşkla nereye kadar yürüyebilirsiniz ki; Şayet ben bana ait olmayan birine sevgi adına aşk besleyemem, başkasının karısına mektup yazmak ne sevginin ne de aşkın ahlakında vardır....

    Her şeye rağmen güzel cümleler okudum,
    En güzel cümleleri okumanız dileğiyle...
  • "Bir gömleği dolduramayan beden
    Kendine yetemeyen bir akıl
    Oyalanip  duran bir ömür
    Batıp da ne zaman doğacağını bilmeyen güneş
    Akıp da yolunu bulamayan su
    Bir lastiğin dahi sereflendirmedigi yol
    Yıldızı olmayan bir gece
    Sevgiliye hediye edilmeden solan gül oldum "
  • 184 syf.
    Sakin, anlaşılır hatta kitaptan bahsetmeyi de başaracağım bir inceleme yazmak istiyorum. Yaşadıklarımı anlatsam , şu oldu, bu oldu diye izaha çalışsam da biliyorum ki yine de anlaşılır olamayacağım. Onlarca kez ölmem gerekirdi Fiziken defalarca kez rahatsızlıklar ile mücadele etmiş olsam da ruhumun gücüne binlerce kez minnettarım.
    İnsan, sadece namus kavramıyla değil de eğitim , meslek, hayat standartları ve mutlululuk üzerine önem verilen bir çocukluk geçirip tamamen disiplin üzerine kurulu bir meslekte uzun yıllar çalıştıktan, bir evlilik yapıp devam ettiremeyip ayrılınca , ilişkilere , kadınlara erkeklere dair doktora yapmış gibi oluyor.

    Genç kızlık, evlilik kadınlık, evlilik bitimi dulluk ne çok unvan veriliyor kadınlara. Kim demiş ki adı yok diye?
    Kadınlar bile az biraz geçmişlerinden bahsetmeye başlasınlar ‘’ ben kızken’’ deyimini ne sık kullanırlar. Hiç haz etmediğim kelimelerdir ‘’ ben kızken’’ kadınlığının safhalarını bekarete bağlama ezikliği ve sonrasında ‘’ ben kızken’’ dönemini ‘’ evli barklı kadın olacağım ben ona göre davranmalıyım ‘’ geçiş zavallığı.


    Evlilik geçiş dönemi demişken; uzun yıllar oldu boşanalı birkaç arkadaşımın aracılığı ile dest-i izdivacıma talip olan beyler oldu ve o kadar trajikomik anlar yaşadım ki halen tebessümle hatırlarım.
    ‘’Çoluğum çocuğum evli, eşim beş sene kadar önce vefat etti, emekliyim bir evim ve maaşım var, çocuklarımın eğitimi , evliliği derken bana evlenme sırası gelmedi, eee artık bir ayağımız da çukurda evlenirsek birlikte hacca gider , ibadetimizi yaparız. Siz de kapanırsınız benim çevremde açık kadın pek hoş karşılanmaz ben de gani gani sevaba girerim ‘’ diyen bir beyefendi vardı . İbadetimi Allah için değil de onun sevaba girmesine vesile olmam için isteyen . Ancak tüm bunları istediğini rahatlıkla söylerken çocuklarımın evliliğime dahil olmasını istemediğini gizlemekten çekinmeyen. Açık olmak, ibadetlerini eksik yapmak günah ama çocuklarının varlığından rahatsız olmak, onları kabul etmemek oldukça sevap.
    ‘’ Eşim çok geçimsizdi, ne çok çaba sarf ettim evliliğim sürsün diye , inanır mısınız bir tokat bile atmadım ama kadın deliydi deli. Ne annemi istedi ne de çocuklarına analık edebildi. (Benim akıllı olduğumu düşündü gibi :)) Mecburen boşandım ‘’ diyen adamın geçmişinde eşine şiddet uyguladığı için defalarca uzaklaştırma kararı aldığını , kadının aylarca korunma kanunundan faydalandığını öğrendiğimi bilmeden saatlerce dinledim yalanlarını.
    Kusura bakmasın kimse; ısmarlama aşk, ısmarlama evlilik, ısmarlama kadınlık olmuyor . Daha doğrusu ben yapamıyorum dedim ve oldukça da mutlu bir şekilde hayatıma devam ettim.

    Erkeğin keyfine göre belirlenen anlarda ve hazlarda sevişmek, onu mutlu ediyorken mutsuzluğunu gizlemek, utanç duyuyor olmak, doğurmak isteyip istemediğinin kararını erkeğin tercihiyle seçmek !!! Tabii ki ADINIZ OLMAZ..


    Duygu Asena, cesur bir yazar. Cinselliği ve kadını anlatırken o kadar güzel ifadeler kullanıyor ki kitabı okumadan önce feminist duygulara sahipseniz , düşmansanız ilişkilere, babaya, abiye sevgiliye, eşe , duygularınızda esneklik olduğunuzu hissedeceksiniz. Akıllı, sağlam duruşlu bir kadını yaratmanın fomüllerini veriyor, kendisini, annesini ve kız kardeşinin öykülerini anlatırken.
    Kimimiz yediğimiz kazıklar sonrası akıllanıyor, kimimiz daha doğuştan itibaren aklını temkinli kullanıyor, kimimiz ise bir türlü akıllanmıyor.

    Ama lütfen rica ediyorum bu kitabı;

    Her halinde kendinden memnun güçlü, ayakta durmayı başarabilen kadınlar okusun . Kocasının ya da bir erkeğin arkasına sığınan , yalnızlıktan korkan, bu kadar eziyet yeter artık boşanacağım deyip de ertesinde sosyal medya hesaplarından sahte gülücük pozları veren ADI OLMAYAN KADINLAR okumasın. .

    Kaç yaşına gelirse gelsin ‘’ azıcık aşım ağrısız başım’’ felsefesini reddedip sorgulayan , yargılayan değer verip , değer alabilen kadınlar okusun. Tüm hayatı boyunca bir halt öğrenememişlikleriyle yaşayan, kendini tanımayan , biten bir ilişki sonrası gidene ağlayan , yalvaran karakter yoksunu ADI OLMAYAN KADINLAR okumasın.

    Üç beş fazla mal mülk sahibi olmak için hayallerini , gençliğini , kişiliğini , bunlar yetmeyince de vücudunu satanlar , hemcinslerine ölümcül darbeler vuran o….pular hiç okumasın.
    İsterim ki kadının yanında durmak için çabalayan , ruhuna uygun adımlar ile girmeyi öğrenmek isteyen tüm erkekler okusun.

    Keyifli okumalar..
  • "Sevgili aracılığı ile aşka hizmet et, böylece sevgiliye bağlanmazsın. Ve insan sevgiliye bağlanmayınca aşk en yüce doruklarından birine ulaşır. İnsan bağlandığı anda aşağı düşmeye başlar. Bağlanmak bir türlü yer çekimidir -bağlanmamak ise bir lütuf. Gerçek olmayan aşk bağlanmaya verilen bir isimden ibarettir; gerçek aşk gayet kayıtsız kalır."
    Osho
    Sayfa 11 - Butik Yayınları
  • VUSLAT*

    Bağışlayan'a:

    Sen, dışarıdan anahtar deliği olmayan kalbimin kapılarını, içeriden sonsuza kadar açılmamak üzere kilitleyip en merkezine yerleştin. Ruhumun yönetim merkezini ele geçirip tüm bedenimi, en ufak zerresine varana kadar, her yerini istila ettin. Bütün duyu organlarımın ayarını bozup hâkimiyeti Sen'de olmak üzere kontrolü ele geçirdin. Sen var ya Sen, varlığı bir, kudreti sonsuz olan, eşi ve benzeri olmayan Sen, O'nu bana bağışladın! Hamd-ü senâlar** sana...

    Bağışlanan'a:

    Cennet kokulum, nur yüzlüm, hoşgeldin... Gönlü pak, neşesi huzur olan yârim, hoşgeldin... Hoşgeldin, güzel sultanım, biricik sevgilim, sonsuz ve tek aşkım... Hoşgeldin, varım yoğum, alınyazım, gönlümün şifâsı, canım, cananım hoşgeldin...


    * (Sevgiliye) ulaşma, erişme, kavuşma.
    ** Cenab-ı Hakk'a hamd ve O'nu isimleriyle medhetmek.

    Mehmet Zâhid Eser ﷽
  • Özür dilemen güzel bir şey... Ama ben sen değilim. Bir söz verdim Sözümden dönmem. Ayrıca seninle evlenmem mümkün değil. Sende taptıkların gibi dini nikahı istemezsin ama her zaman bir başka sevgili bulur sonra o kadını kendine aşık ettikten sonra Bir Başka Sevgiliye koşarsın. Nasıl olsa yasalarının sizden yana. Birden fazla evlilik yoluyla iki kadın yasak ama yirminci sevgiliye yasak yok. Sizin bir ölçünüz yok Mehmet ölçünüz... İslami kuralların hepsine Hayır günahların hepsine Evet diyorsunuz. Böylesini bir zihniyete sahip olanlarla tutarlı ve asil bir görüşü olmayan Allah'tan uzak kişilere Ben yakın olamam. Dostça başladığımız işi dostça bitirdik. Güle güle Mehmet. Dilerim faydasız putlardan rahmeti sonsuz mabud olan Allah'a dönersin.