birinsanbirduygu, bir alıntı ekledi.
18 May 02:07

İnsan, yaşamını ölümün gölgesinde sürdürür, yaşamı sevip onun nimetlerine sevinen kişinin tehdit edici sondan korkması gerekir. Yüzünü ölümden çok yaşamın vaatlerine çevirir. Ölüm ve ölümün inkârı -ölümsüzlük- bugün de olduğu gibi insanın düşleri içinde her zaman en yakıcı temayı oluşturur.

Büyü, Bilim ve Din, Bronislaw Malinowski (Sayfa 37 - Kabalcı, Mayıs 1990)Büyü, Bilim ve Din, Bronislaw Malinowski (Sayfa 37 - Kabalcı, Mayıs 1990)
Kürşad Yavan, Ölümsüzlük'ü inceledi.
17 May 02:02 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Varoluşculuk'u, Fransız ekolünden çıkaran yazar ve kitap. Ölümün planlandığı gibi gerçekleşmeyeceği edimi, yüzümüze rüzgar gibi çarpmaktadır. Belki de ölüm, ölümsüzlüktür.

sleepsleeslesls, bir alıntı ekledi.
09 May 11:16

yarını düşünmek, kendine bir amaç seçmek, yeğlemeleri olmak, tüm bunlar özgürlüğe inancı gerektirir, bazı bazı insan onu duymadığını iyice anlasa bile. ama şu anda bu üstün özgürlüğün, bir gerçeğe temellik edebilecek tek şey olan var olma özgürlüğünün, evet, işte bu özgürlüğün bulunmadığını çok iyi biliyorum. ölüm tek gerçek olarak durmaktadır önümde. ondan sonra iş işten geçmiştir. sürüp gitmekte de özgür değilim, tutsağım, hem de ölümsüz devrim umudu bulunmayan, horgörüye başvuramayacak olan bir tutsağım. devrim ve horgörü olmayınca da kim tutsak kalabilir? ölümsüzlükveni olmayınca, tam anlamıyla hangi özgürlük var olabilir?

Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 71 - can yayınları)Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 71 - can yayınları)
Kaan Çeribaş, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u inceledi.
03 May 02:14 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Jose Saramago'dan yine muhteşem bir kurgu!
Bu sefer ölüm, ölümsüzlük ve insanların bunlara karşı tavırları karşımızda. Hem de bizzat 'ölüm' kanlı canlı olayların içinde.
..
Roman 'Ertesi gün hiç kimse ölmedi' cümlesiyle başlayıp ve de yine aynı cümle ile sonlaniyor. Ölüm bir yeni yıla girerken adı verilmeyen ülkede işini bırakıyor. Artık insanlar asirlardan beri arzuladiklari 'ölümsüzlük' ideasina kavusmuslardir. Başta herkes mutludur. Ancak bir süre sonra sigorta şirketleri, huzur evleri, emekli maaşlarının sonsuza kadar artacağını anlayan devlet, yatalak ya da çok ağır ölümcül bir hastalari olan insanlar aslında durumun sevinilecek bir yaninin olmadığını görürler. Bu arada her durumdan kendisine fırsat çıkaran 'maphia' is basindadir. Bu ülkede ölmeyen insanları komşu ülkeye götürerek olmelerini sağlayarak devlete pazarlik etmiş ve anlasmislardir. Kilisenin de cikmaza düşüşü gözler önüne serilir durum karsisinda.

..SPOİLER..ANALİZ..

Kitabın yarısından sonra bir varlık olarak karşımıza çıkan 'ölüm' ün unuttuğu viyolonsel ile aralarında gelişen aşk ya da buna her ne denirse ölümü çıkmaz sokağa itiyor. Zaten ölümün viyolonsele yaklaşmak için insan kılığına girdikten sonraki davranışları üzerinde kendisinin yaptığı açıklama aslında özetliyor durumu 'aslında ben böyle insanlari kucumsemez ve böyle şeyler yapmazdim. Heralde insan kılığına girmenin getirdiği bir durum bu'. İnsan kılığına girmenin getirdiği diğer bir durum ise aşk! Aşk da çoğu zaman insanın yaptığı en büyük hatadir. Ve peşine gelen gitmek bilmeyen ümit duygusu. Ölüm ile viyolonselin yattiktan sonra ölümün zarfı koyacak yer ararken karar değiştirip zihniyle yani 'ölüm' gibi yakabilecegi zarfı 'insan' gibi kibritle yakmasi geri donulemez yola girdiğini gösteriyor. İnsan olmak aşık olmaktır. Aşık olmak hata yapmaktir, mantığın ve düşünmenin geri plana itilmesidir. Ve tercihinin sonunda hiç uyumayan ölüm artık bir kadın olarak uykuya dalar. Ve,
'Ertesi gün hiç kimse ölmedi' diyerek aslında dünyadaki ölümlerin de bitmesinin çaresi olarak 'Aşk'ı ve 'sevgi'yi yani insan olmanın dolu tarafina teslim olmaktan geçtiğini işaret ederek bu muhteşem eser biter.

Bay_X, bir alıntı ekledi.
 01 May 20:52 · Kitabı okudu

Ozellikle yakın tarihli olmak üzere tüm felsefenin en büyük temel sorularından biri düşünce ve varlık arasındaki bağlantıyla ilgilidir. Kendi vücudunun yapısı hakkında tamamen cahil olduğu eski zamanlardan bu yana insan, rüyalarda gördüklerinin tesiriyle düşünme ve hissetme aktivitelerinin vücudu tarafından değil, içinde bulunan ve ölüm esnasında bedeni terk eden başka bir ruh tarafından gerçekleştirildiğine inanagelmiştir. O günden beri inatla, ruhu ve
dış dünya arasındaki ilişki hakkında derin derin düşünmüştür. Eğer ruh ölümle birlikte vücudu terk ediyor ve var olmaya devam ediyorsa ruh için ayrı bir ölüm icat etmeye lüzum yoktur. Böylelikle ölümsüzlük kavramı ortaya çıkmıştır. Oluşum safhasındayken henüz bir teselli olarak değil, mücadelenin beyhude olduğu bir akıbet, veya Yunanlarda görüldüğü gibi kati bir felaket olarak görülmüştür. Varlığı bir kere kabul edilince, ruha ölümden sonra ne olduğuna dair insanlığın evrensel cehaleti ve din dış teselli bulma arzusu arasındaki ikilem genel anlamda bezdirici bir kişisel ölümsüzlük fikrini doğurmuştur.
Aynı şekilde ilk tanrılar doğadaki güçlerin kişileştirmeleri olarak ortaya çıkmıştır. Dinlerin gelişim sürecinde bu tanrılar git
gide daha da dünya dışı varlıklara dönüşmüş ve insanın entelektüel gelişiminin doğal bir sonucu olarak neredeyse saflaştırma diyebileceğimiz bir soyutlama süreci sonunda insan zihninde az çok sınırlı ve birbirini sınırlayan çok sayıda tanrıdan
tek tanrılı dinlerin tam yetkili Tanrı'sı doğmuştur.

Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Friedrich Engels (Sayfa 23 - Altı kırkbeş yayınlari)Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Friedrich Engels (Sayfa 23 - Altı kırkbeş yayınlari)
Cem temel, bir alıntı ekledi.
24 Nis 20:58

Kızın arzuladığı şekliyle ölüm bir yok oluşa değil, bir redde benziyordu. Kendi kendini redde. Hayatında hiçbir gün, söylediği hiçbir söz onu memnun etmemişti. Hayatın içinde kendini nefret ettiği ve bir türlü kurtulamadığı ağır bir yük gibi taşıyordu. Bu yüzden de tıpkı buruşturulmuş bir kağıdı atar gibi, tıpkı çürük bir elmayı atar gibi kendi kendini atıp reddetmek istiyordu.

Ölümsüzlük, Milan KunderaÖlümsüzlük, Milan Kundera
betül, bir alıntı ekledi.
18 Nis 15:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ölümsüzlük anlamsızdır; insan dışında bütün yaratıklar ölümsüzdürler, çünkü ölümden habersizdirler; tanrısal, korkunç, anlaşılmaz olansa, kendi ölümsüzlüğünü bilmektir.

Ölüm ve Pusula, Jorge Luis BorgesÖlüm ve Pusula, Jorge Luis Borges
Hatice, Parfümün Dansı'ı inceledi.
17 Nis 00:15 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

1k uygulamasının bana ve hayatıma kattığı çok güzel, şimdiye kadar okumadigim fantastik tarzda bir kitap okumuş olmaktan çok mutluyum. Bu uygulamayı bu yüzden o kadar çok seviyorum ki:))

Kitap mükemmel bir kurgu, 4 farklı ortamda geçiyor fakat bunlardan birisi var ki yüzyıllarca zaman farklılığı var diğer 3 ortamdan. Kitabı ilk 100 sayfada zor okudum diyebilirim, karakterleri hayal gücünde oluşturmak ve olayların geçtiği ortamları beynim sekillendirmekte biraz zorlandı.

3 ana karakter; alobar, kudra ve kutsal dinlerden önceki çok tanrılı dinlerdeki tanrılardan biri olan eğlence ve şehvet tanrısı Pan... Alobar bulunduğu ülkede bir kral ve bu ülke geleneklerine göre kralın saçında ya da sakalında bir tek beyaz kıl oluştuğunda kral zehirli bir yumurta yedirilerek ölmesi bir tören ve şenlik olarak kutlanıyor. Alobar bu geleneği kabul etmek yerine eşlerinden wren in yardımıyla çok profesyonelce mezarından çıkarılıyor ve o günden sonra Alobar ölümü yendiğini düşünerek ölümsüzlüğü arıyor. Farklı farklı coğrafyalarda , farklı insanların çeşitli gelenekleriyle karşılaşıyor. Kudra da onun gibi kendi ülkesindeki bir gelenekten kaçıyor, yolları Alobarla kesişiyor ve bu yolculukta onlara keçi kokusu ve toynak sesleriyle Pan eşlik ediyor.

Bu fantastik hikaye daha sonra mükemmel bir kurguyla seattle, new orleans gibi günümüz şehirlerine kadar ulaşıyor.

Kitap genel itibariyle mükemmel bir dil ve zaman zaman mizahi, seksi ifadeler içeriyor ama yerinde ve ayarında. Ölüm üzerinde öyle güzel tespitler var ki... ölüm yaşının insanın kendi elinde olabileceğine okuru ikna ediyor ve ben pancar yiyerek sonsuza kadar yasayabilecegime inanıyorum:))))

Şiddetle tavsiye ediyorum, okurken keyif alacağınız bir kitap. azim ölümsüzlük , kararlılık ve yüzyıllar boyunca bıkmadan tek kişiyle nasıl yaşanabileceğinin anlatıldığı enfes bir kitap. Keyifli okumalar diliyorum ;)

Appa, bir alıntı ekledi.
14 Nis 17:31 · Kitabı okumayı düşünüyor

Şimdilerde yaşamın amacı, zengin olmak ve sonsuza kadar yaşamak. İdeal ölüm, ani ölüm.
Ölümden sonraki yaşama duyulan ilginin yerini, ölümsüzlük arzusu almış. Türümüz, ölümlerin uzamasıyla övünüyor. Herkes genç görünmeye, genç yaşamaya çalışıyor. Bize daha az iş ve daha çok eğlence vaat ediliyor. Robotlar hepimizin köle sahibi olmasını sağlayacak. Aylaklık edeceğimiz, sürekli tüketeceğimiz zaman hiç durmadan, hiç durmadan artacak. Öyle umuyoruz.

Cehenneme Övgü, Gündüz Vassaf (Sayfa 28)Cehenneme Övgü, Gündüz Vassaf (Sayfa 28)
TSena_gl, Ölümsüz Ölüm'ü inceledi.
14 Nis 16:46 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu seriye olan beğenim her kitapla biraz daha artıyor, yani Ölümsüz Ölüm'ü de çok beğendim. Yazarın, yazımı ve kurgularının güzelliği hakkında daha fazla yorum yapmama gerek yok, diye düşüyorum. Kitabın oldukça sürükleyici ve meraklandıran bir konusu vardı. Bu kitapta duyguların ve olayların temposu oldukça yüksek ve karmaşıktı.
Eve, bu kitapta birçok olayla baş etmeye çalışırken, diğer taraftan da duygularıyla boğuşuyor, yani oldukça zor bir kitaptı her iki açıdanda ama güçlü karakterimiz Eve, birkaç sıyrıkla da olsa her iki durumunda üstesinden gelmeyi başarıyor.
Eve, karakteri sebebiyle, çoğu zaman kendi içinde bile çatışmalar yaşayan biri ama her yeni kitapla güzel bir değişime doğru gidiyor, tabii özünü korumaya da devam ediyor ve bu durum çok hoşuma gidiyor.
Roarke, Eve'nin değişimiyle birlikte duygularını daha rahat göstermeye başladı ve bu Roarke'i daha aşık olunası yaparken, çift olarak da daha da iyi oluyorlar.
.
Eve'nin arkadaşı Mavis, ünlü model Pandora'yı öldürmekle suçlanmaktadır; arkadaşını kurtarmak ve asıl katili bulmak için aldığı bu dava, başka cinayetler ve yasadışı olarak kabul edilen, ölümsüzlük olarak adlandırılan bir maddeye dayanan uzun ve karmaşık bir olayları da beraberinde getirir.
En yakın arkadaşının durumu Eve'yi, duygusal olarak fazlasıyla etkilerken, geçmişin kalan parçalarının da tamamlanmasıyla iyice tükendiğini hisseder ama sevdiği insanlar buna izin vermemekte kararlıdır.

Çoğu zaman kötü şeyler, arındında güzel şeyler saklar ve bize de güzellik evresine geçene kadar sabretmek ve güçlü kalmak düşer.