CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
46 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

İnsanın arada kendini bırakması iyidir , böylece zehirden arınmış oluruz.

Requiem, Antonio TabucchiRequiem, Antonio Tabucchi
Murat Ç, Cengiz Han'a Küsen Bulut'u inceledi.
 55 dk. · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Cengiz Aytmatov etkinliği vesilesi ile okuduğum bu güzel eser için, sevgili; Okuma Delisi ve Pınar Yiğitcan ‘a teşekkürlerimi iletiyorum.

Her inceleme yazdığımda kendime bir müzik listesi oluşturur o şekilde incelemelerimi yazarım. Bu sefer liste hazırlamıyorum. Discman’i (Cd Walkman)’i açıyorum ve gözüm kapalı seçtiğim cdlerden bir tane seçiyorum ve şansa elime Modern Talking geliyor. Cd’yi veriyorum fırına ve melodiler akmaya başlıyor.. Ah o nostalji rüzgarları… İşte şimdi sizlerleyim, hazırsanız incelemeye başlayalım?..!

İlk satırları okuduğum da aklıma ilk olarak 007 serisi geldi. KGB ajanları ve öttürülen gizli ajanların hikayesi ile hemen kurguyu kurdum kafamda. Romanı okurken, kitabın dışına çıkmak böyle bir şey. Sonra hemen kendime geldim ve kitabın asıl konusuna odaklandım. Sayfalar hızlıca akmaya başladı ve konunun nasıl Cengiz Han’a bağlanacağını merak ediyordum. Çok güzel bağlandı… Aytmatov okuyorsanız dünya harplerine, Sovyet Rusya’ya , Nazi Almanyası’na biraz hakim olmanızda fayda var. Çünkü fazlasıyla oralarda geçen konuları ele alıyor. Sevdiğim konular üzerinden ilerledikçe daha da keyif almaya başladım..
İzlediğimiz filmlerde her zaman çifte ajanlar, devletin içindeki hainler vs. temalı birçok film izlemişizdir. Bu filmlerin içinde devletinin bekası için çalışan ve bayrak uğruna can veren insanların nasıl kolay şekilde harcandıklarına da şahit oluruz. Biliriz ki, Devlet’in olduğu yerde, daha çok devletçilik oynayan, üne-unvana daha meraklı ve bunu kullanmayı amaçlayan kişiler her zaman olur. Hikaye bu tema üzerine kurulu bir gerçekçilik sunuyor.

Özellikle ikinci dünya savaşı ve sonrasında yükselen Sovyet Rusya, kendi içinde aşırı derece yüksek milliyetçilik duyguları barındırır. İnsanlar kardeşlerini ihbar eder, kardeşler birbirini öldürür, bir parmak seni işaret ediyorsa, istersen dünyanın en mülayim insanı ol, bu soğuk coğrafya da hainsindir ve özel bir işleme bile gerek olmadan hemen kenarda bir duvar varsa kurşuna dizilir, şanslıysan işkence görmeden kafana bir kurşun sıkılırdı. Ailenin geri kalanları işaretlenir ve takibe alınırdı. Bu takip için özel birimlere gerek olmamıştır. Komşu dedikleriniz sizi satacakların en başındadır çünkü… İşte Abutalip Kuttubayev’in hikayesi bu konuların en acılarını barındırıyor. Donmuş Sarı-Özek ovalarında dolaşırken, geriye gidiyoruz.. Cengiz Han’a…

Tanımayanlar veya bilgisi olmayanlar için kısa bilgi: Cengiz Han, Moğol İmparatorluğu'nun kurucusudur. Cengiz Han, 13. Yüzyılın başında Orta Asya'daki tüm göçebe bozkır kavimlerini birleştirerek bir ulus haline getirdi ve o ulusu Moğol siyasi kimliği çatısı altında toplamıştır. Detaylı Bilgi İçin Buyrunuz: https://www.youtube.com/watch?v=uWT5YRa-W8A

İşte hikayemiz birden 13. Yüzyıla gidiyor… Çünkü Abutalip Kuttubayev ‘in yazdığı bir kitap, sorgu yargıcı Tansıkbayev ‘in bu kitabı yazdıysa kesin içinde bir şey vardır demesine yol açacaktır.. Cengiz Han, tam da o sıralarda bir sefere hazırlanıyordur. Bu sefer Avrupa Fethi üzerinedir. Yüce Han’ın karşısında kimse duramıyordur. Han bir buyruk verir fetih başlamadan önce ve kesinlikle uyulmasını emreder. Davullar çalar ve yer gök inler… Bu emirlere uyulmazsa olacak tek şey, ibreti alem olsun diye ölümdür. Bu buyruk ve konu içeriğini anlatmıyorum. O sizinle kitap arasındaki bir konu. Yazarsam spoiler olacaktır. Han, sefere çıkmadan önce onu bir bilge ziyaret eder.. Söylediği şeyler kellesini alabilecekken, ödüllendirilir ve gönderilir. Bu kehanet Bir bulut ve sefer hakkındadır diyor ve konuyu kapatıyorum. İşte tam bu sırada bir spoilerdan daha kurtuluyorsunuz… Şimdi doğaçlama yapıp, kitabı mecazen parçalayalım. Biz hazırız ya siz?

Aytmatov’un diline hayran kaldığımı belirtmek isterim. Yalın bir anlatımla, sizi kitaba bağlıyor. Dil ve örneklemeler usta işi. Ben biraz Dostoyevski tadı aldım. Bu ve benzeri tatları alanlar yorumda paylaşırsa sevinirim. Soğuk savaş dönemi, hesaplaşma dönemidir. Neyin hesaplaşması? Karşı görüşlerin, devlet sistemini eleştirenlerin ve onu yok etmek isteyenlere karşı açılan bir savaş. Biliyorsunuz ki, dışarıda da korku salan bir ordu vardır. İçeride ki ajanlarımız ünlü KGB ajanlarıdır. Bunun üzerine 1950’ler de nelerin yaşandığını detaylı bilirseniz, kitabı okumanız ve sindirmeniz o derece kolaylaşacaktır. Kapalı bir ülkedir Sovyet Rusya.. Komünizm ile yönetilmektedir ve halk bu sisteme inandırılmış, karşı gelenlere bizzat cezalar kesilmiş.. Park cezasından bahsetmiyoruz, toplu halde duvar dibinde kurşuna dizilme cezasıdır. İftiraların atıldığı ve bu iftiralar gerçek olmasa dahi karşılık bulduğu dönemlerdir. Yan bakmak bile Stalin’e karşı gelmek gibi bir eyleme dönüşmüştür. Bilirsiniz işte.. Kraldan çok kralcı olmak, yaranmacı olmaktır. Bunun sonucu para ve mevkidir. Oradan konuyu Cengiz Han’a bağlayalım.. Kudretli hükümdarların olduğu dönemlerde çok farklı değildir. Her zaman kulağa birileri bir şeyler fısıldar. Bu hiçbir zaman diliminde değişmez. Romanda şunu görüyoruz ki bu dönemde yapılan kadın tarifi, bizim şuan hoşuma gitmeyecektir. Özellikle savaş seferi tarifi yapılırken, kadının ayak bağı olduğunu betimleyen yazılar silsilesi bölümü.. Çünkü erkeklerin hakimiyeti her dönemde hissedilmiştir. Unutmayın, ilk insanlar dahil olay şu şekildedir; Erkek avlar, kadın bakar. Bu kadar basit. Neyse ki modern Dünya’da sıkıntılar olmasına rağmen, Kadının yeri çok daha güzel… Bu dönem işlenirken biraz, hoşunuza gitmeyecektir, belirtmek isterim. 1950 ler de geçen hikayemize döndüğümüzde ise Kuttubayev’in fazla seçeneği yoktur. Eğer o zindanlara düşmüşseniz; melek olsanız dahi yalan beyanlar verip, olmayan şeyleri itiraf etmeniz gerekmektedir. Ne yaparsanız yapın, sonu belli olan bir durumdur. İşin acı tarafı gerçek hayatta yaşanmış olaylar olduğundan içiniz acı ve keder dolacaktır. Gerçekler'in yerini yalanların aldığına insanlardır.. Bu hücrelerde kimin, kimi satacağı belli değildir, çünkü; acıya katlanmak hiçte kolay değildir....

İncelemeyi toplamam gerekirse; Sovyet Rusya’nın o dönemleri fazla seçenek sunmuyor. İtaat edecek, devlet için ve en önemlisi Stalin için çalışacaksın. Onu baş tacı edecek, anandan, babandan, çocuğundan önce tutacaksın.. İyi bir Yoldaş olacaksın.. Yoksa vatan haini bir yoldaş olarak sonunu hazırlayacaksın….!!

Bu eser, Gün Olur Asra Bedel’in kahramanlarından Kuttubayev’i anlatır. Aslında bu roman, o dönem itibari ile asıl romandan çıkartılır ve ileri ki yıllarda yani tehlikenin geçtiği yıllarda ayrı olarak yayınlanır.

Etkinlik için tekrardan teşekkür eder, Aytmatov okumayanlara hızlıca okumalarını tavsiye ederim..

Herkese iyi okumalar….

her şey geçiyor gerçekten.. zaman unutturamıyor belki ama acıyı hafifletiyor..yaşadıklarımız bize zor gelebilir, büyük bir çıkmaza da girebiliriz ama gerçekten her gecenin bir sabahı var. En fazla ölürüz değil mi? neden bir gün öleceğimizi unutuyor gibi yaşıyoruz? sanırım bunun bize sürekli olarak hatırlatılması gerek...hepimiz vakti geldiğinde öleceğiz, peki ama neden birbirimizi kırıp üç günlük dünya için kahroluyoruz?

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Padişah bu ânı değerlendirmek için,

"Hiçbir fırsat tanınmazsa padişahlığımızın ne hükmü kalır?" diye devam etti, "zulmü ve sayısız cinayetleri yüzünden mahkûm olmuş her vezirin arkasından asker böyle bayrak açıp ayaklanırsa, devlet düzeni kalır mı? Siz Hafız Ahmed Paşa gibi bir masumu katledersiniz, ocağınıza canını ısmarlamış Osman Han gibi bir padişahı katledersiniz, haklı olursunuz da, biz fetva üzre kısas yaptığımızda haksız mı oluruz? Sizler hakim, biz mahkûm muyuz?"

Kalabalık pek de farkında olmadan,

"Haşa Padişahım!" diye mırıldandı.

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu

KUR’ÂN, ACABA BİZİM KALPLERİMİZE İNSE NE OLURUZ?
Kur’ân’ı Cibril aleyhisselam getirdi, bununla meleklerin en faziletlisi oldu.

Kur’ân, Muhammed aleyhisselam’a indirildi, Muhammed aleyhisselam bununla yaratılmışların efendisi oldu.

Kur’ân, Muhammed Ümmeti’ne geldi, Ümmet-i Muhammed bu sayede ümmetlerin en hayırlısı oldu.
Kur’ân, Ramazan ayında indi, Ramazan bununla ayların en hayırlısı oldu.

Kur’ân, Kadir Gecesi’nde indi, Kadir Gecesi bununla gecelerin en hayırlısı oldu.

mdh, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okudu

Hak ettiğimiz şeyi alırız, Carey. Fakat bazen alanlar­dan bazen verenlerden oluruz.

Eğer Beni Bulursan, Emily MurdochEğer Beni Bulursan, Emily Murdoch
Ali Rıza MALKOÇ, Felsefe 101'i inceledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı : Felsefe 101
Yazarı : Paul Kleinman
Çeviri : Şükrü Alpagut
Yayınevi : Say yayınları
Baskısı : Nisan 2018/ 288 Sayfa


Felsefe dünyasına adım atmak için önce felsefe terim ve kavramları hakkında kısa ve öz bilgiler edinmek gerekiyor. Düşünce tarihi ve devamında düşünürleri okuduğumuzda, daha verimli bir çalışma yoluna giriliyor böylece. Felsefe hakkında ön bilgi veren okuduğum bu altıncı kitap.
Bazen tekrara da kaçılsa, her yazardan, çevirmenden farklı deneyimler kazanıyor okur. Giriş için güzel bir başlangıç.
Devamında filozof ve diğer düşünürlerin dünyasına büyük bir ilgi ve merakla girmek isteyeceksiniz.
Öncelikle ülkemizin yetiştirdiği düşünürlerden başlamanızı öneririm.
Örneklendirmek gerekirse: Afşar Timuçin, Takiyettin Mengüşoğlu, Ioanna Kuçuradi,
Betül Çotuksöken
Bu kitap felsefeye ısınma turları sayılabilir. Yeni bir fikir, öneri, yöntem geliştirebilmemiz için, düşünceler tarihinde, daha önce ne tür fikirler, tartışmalar ve sonuçlar çıktığını görebilmemiz gerekiyor.
Felsefe terazisi zayıf olan, yaşamda bu eksikliği hissedecektir. Veya kendisi farkında olamasa da çevresine bunu hissettirecektir. Kimiz, burada niçin varız, nasıl olursak başarılı ve mutlu oluruz, başkalarına nasıl faydalı oluruz, toplumsal mutabakatı nasıl sağlarız, diğer evrensel canlı ve ögelerle iletişim ve etkileşimimiz nasıl olmalıdır, bilim, sanat, etik ve estetik anlayışımız nasıl olmalıdır?
Bu ve benzeri sorularda bize, felsefenin bilgi, deneyim ve metafizik dünyası yardımcı olacaktır.
Neyi bilip, neye inanıyorsanız; daha bilinçli, ona daha mutlu sarılacaksınız.
Belli bir istihdam hacmi olan resmi ve özel kurum, şirket ve kuruluşlarda üretim, kalite ve sosyal verimliliği artırmak için; endüstri mühendisi, sosyolog, psikolog ve felsefeci de görevlendirilmesi
Kurumun verim, güven ve mutluluk düzeyini artıracaktır.
İhtiyaca göre bu kadrolar ayrıca idareci, iletişimci, insan kaynakları, etik kurulu üyesi gibi tamamlayıcı görevler de yapabilirler.
Kurum; eğitim, üretim, yönetim, insan kaynakları, planlama ve gelişme süreçlerini bu takım ruhunun da desteği ile sürdürmesi yerinde olur.
Mantık zinciri içerisinde, felsefi bir öngörüye/ilkeye dayanmayan hiçbir öneri/öğreti etik değildir.
Nisan 2018’de dilimize ve kitap dünyamıza kazandırılmış bu kitap ile, yeni bir bakış açısı ile
Tanışacağınıza inanıyorum.
23.05.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis

Yunus, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Düşüncemizi ve inancımızı bize veren iktidardır; bizi en iyi hizmet göreceğimiz biçime sokan odur. Bazen savaşçılara ihtiyacı olur ve biz asker oluruz; bazen de devlet adamları, hukukçular, papazlar ya da tüccarlar ister ve bu gereksinime uygun biçimi verir bize."

Köle, Hans Kirk (Sayfa 55 - Yordam kitap)Köle, Hans Kirk (Sayfa 55 - Yordam kitap)
Dilara Nakaç, Ölümle Randevu'yu inceledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sherlock Holmes adlı polis danışmanı/dedektif birinin üstün zekası ve gözlem yeteneğiyle çözdüğü zor ve karmaşık davaları yardımcısı ve arkadaşı John Watson'ın kaleminden okuyoruz.Hikayeler başta karmaşık gelse bile o kadar sürükleyici ve harika bir kitap ki başınızı kaldıramıyorsunuz.Sürükleyici olayları okurken bir yandan siz de çözmeye çalışıyorsunuz bir süre sonra ama şahsen ben olayı kafamda kurana kadar Sherlock hemen olayı çözüyor bir de üstüne nasıl çözdüğünü anlatmaya başlıyor.Umarım hepimiz bir gün Sherlock gibi üstün gözlem yeteneklerine sahip oluruz....

Güler Deniz, bir alıntı ekledi.
18 saat önce

Bir akşam hiç uyanmamacasına uyutmalıyız, tüm mutlu insanları, uykuları sırasında, benden söylemesi, böylece de onlardan ve mutluluklarından ilelebet kurtulmuş oluruz. Ertesi gün artık onların mutluluklarından söz edilmez olur ve gönlümüzce mutsuz olma özgürlüğüne kavuşmuş oluruz.

Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 241 - YKY)Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 241 - YKY)