• Başım... başımın içinde bir şeyler oluyor... neredeyse çatlayacak... patlayacak... paramparça olacak... Böyle bir şey olamaz...
    Agatha Christie
    Sayfa 162 - Altın Kitaplar Yayınları
  • Öte yandan kişinin soy yolundan ataları olduğu gibi edebiyat dünyasında da ataları vardı ki, bunlar tip ve huy yönünden insana ötekilerden daha yakın oluyor, insan onların etkisini daha kesin fark ediyordu. Kimi zaman Dorian’a insanlık tarihinin tümü onun yaşamöyküsünden ibaretmiş gibi geliyordu: durum ve eylemleriyle, yaşadığı gibi değil de imgelerinin onun için yarattığı gibi, beyninde, tutkularında canlandırdığı gibi. Dünya sahnesinden gelip geçmiş olan o değişik, müthiş kişilerin hepsini tanımış gibi geliyordu; günahı böylesine şahane, kötülüğü böylesine gizemli kılan o kişiler. Onların geçmişte yaşadıkları da -nasıl bilinmez- onun hayatıydı sanki.
    Oscar Wilde
    Sayfa 311 - Can Yayınları
  • Yemin ederim tuhaf şeyler oluyor;insan kendine yuvarlanınca.
  • 240 syf.
    ·5 günde·Beğendi·8/10
    Bu kitabı nasıl anlatsam neresinden başlasam inanın bilmiyorum. Sıradan bir aşk hikayesi gibi başlayıp insanın karanlığına, deliliğine doğru yol aldı yazar. Romana acil doktoru Orhan’ın anlatımıyla başlıyoruz. Acile bir hasta gelmiştir ‘Ece’. Sol göğsünde bir akrep dövmesi vardır. Bu ayrıntı neden bu kadar önemli diye düşünebilirsiniz. Ama bu roman için her ayrıntı önemli çünkü ayrıntılar Orhan’ı gerçekliğe ulaşması için elinde olan tek şeydir. İlk andan itibaren Orhan’da bir tuhaflık var diyeceksiniz. Ki gerçekten var. Ama bu tuhaflık Orhan’ın kişiliğinden mi yoksa gerçekliğinden mi kaynaklı bunu bulmak ancak kitabın sonlarına doğru mümkün oluyor. Açıkçası okuyucunun aklıyla oynayan, gerçekle düşü karıştıran anlatımları her zaman değerli ve okuması zevkli bulmuşumdur. Bu kitap tam da bunu sunuyor okuyucuya. Sanrılar, rüyalar, gerçekler arasında gidip geliyor okuyucu. Birazcık psikoloji bilginiz varsa ya da insanları tahlil etmede başarılıysanız zaten Orhan kendi gerçekliğini ve kuzeni Sarp’ın gerçekliğini sorgularken elinizdeki ayrıntıları kullanarak bir sonuca ulaşabilirsiniz. Ama öyle bir an var ki (en azından benim için öyleydi) daha önce bahsettiğim gibi yazarın okuyucunun aklıyla, kedinin yumakla oynaması gibi oynadığı yerdi. Ve bulduğunuz sonucun yakınından bile geçmeyecek bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu an Karanlığın Aynasında Orhan’ın kendine baktığı, romanın zirveye ulaştığı andı.

    Kurgusu, anlatımı ve felsefesiyle ana dilde okumanın zevkine vardıran bir romandı. Murat Gülsoy’dan okuduğum ilk romandı ve kesinlikle son olmayacak. Sürpriz bozan söylemeden ancak bu kadar anlatabildim romanı. Okuyacaklara keyifli okumalar

    Unutmadan bir ekleme yapayım. Ece Orhan kısımlarındaki cinsellikten rahatsız olanlar olabilir. Kitabın tamamında olan bir durum değil zaten merak etmeyin.
  • 600 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitabi ikinci el kitap satan bir dukkandan aldim.Normalde baska bir kitap almak icin gittigim dukkanda istediğim kitabın olmadığını öğrenince kitaplari karistiriyordum.Yazarini tanıdığım için elime alip incelemeye basladigim bu kitabin ilk sayfasinda gordugum not kitabi almama vesile oldu.Not aynen şu şekilde:

    (Ben cahillik yaptım okudum kardeşim sende cahillik yapıp okuma.)

    Yaklaşık 5 günde bitirdim bu kitabı.
    Soluksuz okudum diyebilirim.Olay örgüsü ve günümüz popülaritesine uygun oluşundan çağa ait olan bir genç kız olarak beni de içine kolayca çekti.
    Genelde yabancı yazarlardan; felsefik,düşündüren,yoğun bir bilinç ve idrak gerektiren kitaplar okuyorum.
    Bu kitabı okumak benim için bir film izlemek gibiydi.Kafan ne kadar meşgul olursa,yorgun olursa olsun okuduğunda çok rahat anlayabileceğin,seni gündelik yaşamdan uzaklaştırabilecek,keyifli vakit gecirmene imkan saglayacak güzel bir kitap.
    Ama bir önerim var Cemil Meriç gibi her cümlesi ile sizi sizden alan buyuk yazarlardan sonra okumayınız.
    Kitap da çok güzel mesajlar da var.Olay örgüsüne ve karakterlere çok güzel bir şekilde yedirilmiş olan bu mesajlar daha önceki okuduğum bir çok kitaptan tanıdık olduğumdan dolayı beynimin sinapslarında ilk titreştikleri anda ki kadar zevk vermese de içimde hatrı sayılır heyecanlar meydana getirdi.Icinden herkesin kendi algısına göre alabileceği şeyler mevcut.Kompleks bir kitap bence bundan dolayı bu kadar baskı yapmış.

    Ha bir de dizisi var bu kitabın.Dizini de izlemiştim ilk çıktığı zamanlarda.Dizi ve kitap birbirleriyle kiyaslanmamali bence.Ikisi de kendi kategorisinde incelendiklerinde güzeller.
    Genelde kitap in diziye göre çok çok daha iyi olduğu söylenip dizi elestirilmisti.Dizinin eleştirilmesini gereksiz buluyorum.Çnku tabiki bir dizi ya da film kitaptaki tüm ayrıntıları size aktaramaz.Eger bir ekrandan bize bunları yansıtmasıni beklersek kitapları küçümsemiş oluruz bence.

    Şimdi ikinci kitap olan "Çİ" yi de aldım onu şimdi okumaya başlayacağım.Eger ikinci kitap da bu şekilde akıcı,sikmadan devam ederse kitabı Bitiririm.Ucuncu kitap ilan "Pi" yi okuyup okumayacagima Çi nin gidişatına göre karar vereceğim.Tek korkum yazarın serinin devamı olan kitaplarda tekrara düşmüş olabileceği.Okumam için sadece olay orgusunun akıcı olmasi yeterli değil çünkü.

    Kitaplardan önce yazarı tanıdım.Su an böyle bir insanı tanıyor olmaktan,böyle bir insanın varlığına tanık oluyor olmaktan gerçekten çok gururluyum.Iyi işler yapan herkesi takdir edebilirim ama her iyi iş yapanı örnek almam.
    Azra Kohen'se hem takdir ettiğim hem de örnek aldigim bir insan.Kitaplarini okumayı düşünmüyorsaniz bile yazarı tanımanizi ve arastirmanizi,fikirlerini duymak için ona bir şans vermenizi tüm kalbimle isterim.Yaşam denen bu yolculukta bir molanizda onunla dinlenebilirsiz bence.
    Yazarın bir çok düşüncesini ben onayladim.Siz onaylar misiniz bilmem ama bence böyle düşüncelerin var olduğunu bilmek bile güzel.

    Bu kitaba ait olan alıntılarima göz atmayı da unutmayın lütfen :)

    Gününde hangi saatinde olursaniz olun huzurla kalın efendim...
  • 208 syf.
    ·Beğendi·9/10
    “Bütün çocuklar karanlıktan korkar”

    Mafalda’nın hikayesi böyle başlıyor. Mafalda dokuzuncu yaşının sonlarında küçük bir kız çocuğu ve karanlıktan korkuyor; ancak onun karanlığı geldiğinde diğer çocuklar gibi tekrar ışığa ulaşma şansı olmayacak, bu yüzden karanlıkla barışmanın bir yolunu bulması gerekiyor.

    Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe kitabı bir hastalık sebebiyle görme yetisi yavaş yavaş kaybeden ve altı ay sonra tamamen karanlıkta kalacağını bilen bir kız çocuğunun hayatla verdiği mücadeleyi anlatıyor.


    Şişman kedisinin ona yol arkadaşlığı yaptığı okul yolunda her gün selamladığı bir kiraz ağacı var ve Mafalda ona varana dek attığı adımları sayarak ne kadar uzağı görebildiğini hesaplıyor. Her geçen gün azalan mesafe aslında onun hayat için olan sevincini sorgulamasına sebep oluyor.

    Arkadaşlığa en çok ihtiyaç duyduğu çocukluk çağında Mafalda; ve onu olduğu gibi kabul etmenin yanı sıra onunla vakit geçirmenin oldukça keyifli olduğunu fark edecek yaşıtları yok. Bu yüzden kendisini oldukça yalnız hissettiği dönemlerde kiraz ağacına biraz daha bağlanıyor.

    Küçük bir kızın gözünden dostluğu, bağları ve güzellikleri görüyoruz bu kitapta.

    Kiraz ağaçlarının, olduğundan farklı davranan arkadaşların, her koşulda birbirine bağlanan ailenin, gri tüylü kedinin, amazon kızlarının gücünün, gökyüzündeki yıldızların, müziğin, karda yapılan yarışların, kitapların, hayatın ve ne olursa olsun hayata tüm gücüyle tutunan insanların anlatıldığı sıcacık bir roman.
  • "Kolay okunabilir her şey içi daha fazla acıtıyor aslında. En kısa cümleler, en can yakan cümleler oluyor..."
    Beyza Alkoç
    Sayfa 435 - İndigo Kitap