“Zenci insan türünün acıklı kaderi daima ilgimi çekmiştir. İdrak gücüm artmaya başlar başlamaz, çocukların henüz düşünmediği bir yaşta, hayatımda ilk kez gördüğüm zenci bir kadının dış görünüşü beni düşünmeye ve rengine dair sorular sormaya sevk etmişti.
(…) Onlar bu insanlara vahşi birer hayvan, Tanrı’nın lanetlemiş olduğu canlılar gibi davranıyorlardı. Fakat yaşım ilerledikçe onları bu korkunç esarete mahkûm eden şeyin güç ve önyargı olduğunu, doğanın bu işte hiçbir parmağı olmadığını ve her şeyin sorumlusunun beyazların adaletsiz ve baskın menfaatleri olduğunu açıkça gördüm.”